İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

HDP meselesi

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Haziran 19, 2020

HDP meselesi

Zannedersin, tüm ekranlarda her gece sabaha kadar HDP’liler konuşuyor, anlatıyor da bir Habertürk ekranı kendilerine kapalı. “HDP’yi konuşuyoruz, HDP’liler niye yok?” sorusuna Didem Arslan Yılmaz’ın verdiği “Biz özel sektörüz” yanıtı zaten yeterince manasızdı. Bir de üzerine Veyis Ateş ile Mehmet Akif Ersoy’un “Terörle aralarına mesafe koymadıkları için onları konuk etmiyoruz” sözleri gelince sanki HDP’lilere sansür uygulayan tek Kanal Habertürk’müş gibi bir hava yaratıldı. Yahu bu insanları hiç kimse ekrana çıkarmıyor, sadece Habertürk değil! Ayrıca ben yayın organlarının ideolojik tavır alabileceklerine inanırım hep. Mesele A Haber sadece HDP’lileri değil CHP’lileri de çıkarmıyor ekrana. Kılıçdaroğlu’na da yer vermiyor. Vermez vermez. Kendi bilecekleri iş. Bazen de partilerin temsilcileri bazı kanallara çıkmıyorlar. O da onların bileceği iş. Bana göre bunların tamamı basın özgürlüğü kapsamındadır. Ama kendini merkezde, herkese eşit mesafede, tarafsız olarak gören bir yayın organı iseniz, böyle kısıtlamalarınız olmaz. Olmamalıdır. Şimdi haliyle ve haklı olarak okurlar bana da soruyor, “Veyis Ateş gibi düşündüğün için mi HDP’lileri ekrana çıkarmıyorsun!” Hayır efendim. Veyis Ateş gibi düşünmüyorum. Ben daha eski bir gazetecilik geleneğine mensubum. Böyle düşünmem, düşünemem. Böyle düşünmediğimi anlayın diye de onların bu açıklamaları yaptığı gün ben Öcalan’la röportaj yaptığımı yazdım. Ama kanalın da “korkudan” bu röportajı yayınlamadığını da ekleyerek. Korku derken “Yasa” korkusuydu. Ortada geniş bir Terörle Mücadele Yasası vardı ve istediğin tarafından çekerek, her şeyi suç haline getirebiliyordu “güç sahipleri.” O gün o röportajı yayınlasaydı Kanal D muhtemelen yayın durdurma, kapatma gibi cezalar alacaktı. Muhtemelen ben de! Şimdi de HDP’lilere ekranlar kapalı. Ben gazetecinin ucunda kamu yararı, toplumun bilgilendirilmesi gibi yararlar var ise şeytanla bile görüşebileceğini düşünürüm hep. Sakın HDP’yi şeytanla özdeşleştirmeye çalıştığımı da düşünmeyin. Ben HDP’nin Türkiye’de AK Parti’den sonra en iyi organize olmuş parti olduğunu düşündüm hep. Ama PKK’nın askeri vesayetinden kurtulamayan bir parti olarak gördüm. Bana kalsa ben HDP’li konuk da alırım. Konuğunuz ile aynı fikirde olmanız gerekmiyor ki! Her görüşten konuk alıyorum. Oradan niye almayayım. Dediğim gibi Öcalan’la konuşmuşum, HDP’li ile mi konuşmayacağım. Ancak Habertürk’ün yayın politikasını ben belirlemiyorum. Buranın bir yönetimi var. Ve 2015 yılındaki “hendek kalkışması” sonrası Habertürk yönetimi şöyle bir tasarrufta bulunmaya karar vermiş: “2015 seçimleri sonrası PKK’nın barış sürecini paramparça etme, siyasi çözümün önüne terör ve kanla tıkamasına karşı kılını bile kıpırdatmayan, bunun yanlışlığına dair tek kelime bile etmeyen, hatta binlerce insanın ölümüne yol açan bu silahlı kalkışmayı ‘çağın direnişi’ şeklinde tanımlayıp selamlayan bir partinin temsilcileri objektif olarak teröre destek mahiyetindeki bu görüşlerini ekranlarımızda açıklayamazlar.” Anlayacağınız hendek kalkışması sonrası Habertürk ekranları HDP’lilere kapanmış. Buna karşı bir tavır alamadıkları için. Benden istenen de kanalın bu kararına saygı göstermem. Katıldığım değil, uyduğum bir karar. 20 küsur yıl önce nasıl kanalın kararına saygı gösterdiysem. Sonuçta sırtında yumurta küfesi taşıyanlar yöneticiler. Ben değilim. ***

Asıl mesele neydi?

Saygı Öztürk, AK Partili bir kadın milletvekili ile evliliği sayesinde hızla yükselen bir belediye işçisinin hikayesini yazıyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Saygı Öztürk’e hakaret ediyor. Çünkü milletvekilini evlilik dışı ilişkiye giren biri gibi gösterip, namusuna dil uzattı diye. Bu bir Türkiye özetidir. Haksız bir yükseliş, başkalarının haklarını gasp önemli değildir. Orada bir namus aranmaz. Namusu hep farklı yerde ararız. Asıl mesele, tali meselenin içinde kaybolup gider bu ülkede. ***

Sokak tabelası

Belediyelerden bir talebim var. Öyle mega proje, dev yatırım, süper hamle falan değil. Tam aksine tüm belediyelerden ricam mega projeleri rafa kaldırsınlar. Biraz insani projeler yapsınlar, kenti büyütmeye değil, kentteki konforu arttırmaya yönelsinler. Bu manada talebim de çok basit bir talep. Çok masum bir istek. Ne istiyorum biliyor musunuz? Yol ve sokak tabelaları. Her sokağın köşesine, her caddenin bir başka cadde veya sokakla kesiştiği yerine bir tabela. Belki size önemsiz gibi gelebilir ama çok önemli bir medeniyet göstergesidir. Nereye gittiğimizi, nerede olduğumuzu gösterir. İnsanın yerini bilmesi çok önemlidir. Yerini bilirsen hedefine daha rahat gidersin. Kaybolmazsın. Birilerine sormak zorunda kalmazsın. Bilmeyenler tarafından yanlış yönlendirilmezsin. ***

Sınav

Prof. Mehmet Ceyhan’la ilgili yazımdan sınavın ertelenmesini ya da yapılmamasını istediğim yönünde bir algı çıkmış. Salı akşamı yaptığım televizyon programını izlemi olsaydınız, böyle düşünmediğimi görürdünüz. Ben bu saatten sonra böyle bir şeyin çok yanlış olacağını söyledim ve söylüyorum. Sınav yapılmalı. Benim kızdığım zaten gergin ve endişeli olan çocukların endişesini arttıranlar. Bu sınav olacak. Ben sadece çocuklar için en az endişe verici şekilde olmasını, ÖSYM’nin bunu sağlamasını istiyorum. Salı akşamı Teke Tek’te “O gün sabah saatlerinde sınava giden öğrenciler ve yanlarında bulanacak bir veli dışında öğlene kadar sokağa çıkma yasağı” önerisi geldi mesela. Belli ki, karar vericiler izlemiş. Uygulanacak. İl pandemi kurullarının, sınav yapılacak yerleri önceden denetlemesini ve şartlar için “Uygundur” veya “Uygun değildir” demesini önerdik. Umarım yapılır. Üniversite giriş sınavının ilkokul sınıflarında yapılmamasını önerdik. Sınav gözetmenlerinin sınav öncesi corona testi yaptırmasını önerdik. Ama asla ve asla sınavın yapılmamasını önermedik. Hatta bu yönde konuşan konuklarıma da “Artık yapılacak ve çocukları tedirgin etmeyelim” dedim. Keşke bu çocukları corona olsa da olmasa da hayatlarını tek sınava endeksleyen bu sistemden kurtarsak o ayrı. Ama bu yıl için artık çok geç. ***

Arife tarif

Bugün muhafazakarlığa yakın durmaya çalışan ve uzun zamandır sayfalarını kadın fotoğraflarına kapatan medyamızda ilginç bir haber var. “Amber Heard, Cara Delevingne ve Elon Musk arasında üçlü ilişki varmış.” Bunu 1. sayfadan ballandıra ballandıra duyurmuşlar. Acaba muhafazakar okurlar için içeride bir de tarif vermişler midir? Nedir bu 3’lü ilişki diye! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Samimiyet cezasız kaldığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026