İstanbul 16°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Bu çocuğu belediyenin vurdumduymazlığı öldürdü!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2020

Bu çocuğu belediyenin vurdumduymazlığı öldürdü!

Benim gözümde siyasetçilerin bir süre dokunulmazlığı vardır. O süre seçilmelerinden sonra 1 yıl ya da 500 gündür. Bu süre içinde seçilmiş ve yönetmeye başlamış siyasetçileri pek eleştirmem, iş yapış yöntemlerine karışmam. Ortada bir yolsuzluk, büyük bir haksızlık, bir ahlaksızlık yok ise izlerim sadece. Hatta belli ölçüde de destek olmaya çalışırım, kendi çapımda. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu da koltukta 1 yılını doldurdu ve benim için artık dokunulmazlığının sonuna geldi. O yüzden de bundan böyle bu köşede zaman zaman Ekrem İmamoğlu’nu önce yumuşak sonra da giderek sertleşen biçimde eleştirdiğimi görürseniz sakın şaşırmayın. Bir süre önce Habertürk’ün yerel yönetimler yazarı Esra Boğazlıyan, İstanbul Boğaz sahilindeki bazı uygulamaları eleştiren yazılar yazdı. Boğaz sahili tarihinde hiç olmadığı kadar denetimsiz ve özensiz biçimde kullanılıyordu. Sahiller piknik alanına döndürülmüştü. Sahili piknik alanına dönüştürenler burada yürüyüş yapanlara, gelip geçenlere hiçbir saygı göstermiyordu. Corona dönemi için riskli sayılabilecek bir kalabalık buralarda kontrolsüz biçimde yiyip içiyordu. Bunlarla ilgili ne bir güvenlik önlemi vardı ne de olası olaylara karşı alınmış herhangi bir tedbir. Ve bana göre tüm bunlardan daha vahim olmak üzere bütün boğaz sahili anlaşılmaz biçimde plaja çevrilmişti. Medeni bir ülkede buralarda denize girmek yasaklanırken, bizde ise tam tersine denize girenlere kolaylık olsun diye sahile merdivenler yapılmıştı. Çoluk çocuk genç ihtiyar herkes buralardan denize atıyordu kendini. Ama ne bir cankurtaran ne de yüzülecek alanı belirleyen bir şamandıra çizgisi olmadığı için yarım yamalak yüzme bilen çoluk çocuk, gezi motorlarının, sahile yakın geçen teknelerin, gemilerin arasında yüzüyordu. Esra Boğazlıyan bu rezalete dikkat çekti ve “Buralar plaj değil” dedi. Önlem alın dedi. Bari yüzme alanına belirleyen bir sınır çizin dedi. Cankurtaran koyun dedi. Belediye ne yaptı? Hiiiiç! Bir kibir abidesi gibi yükselen ve kendisine oy verenlerin başka partilerde eleştirdiği ne varsa hepsini kendine hak gören İmamoğlu ekibi yanıt bile vermedi. Ve ne oldu? Dün o sahilde bir çocuk boğularak öldü. Günlerdir uyaran Esra Boğazlıyan haklı olarak isyanda. Ve biliyoruz ki, bu rezalet devam ederse yaz sonuna kadar en az 10 kişi ölecek. Kimi boğularak, kiminin üzerinden motor geçmesi suretiyle. Çok açık söyleyeyim, bu kaza değildir. Bu açık bir cinayettir. Türlü uyarıya rağmen, önlem alınmadığı için. Vurdumduymazlıktır katilinin adı. Her kim ise o vurdumduymaz. ***

Halk ne istiyorsa o olur mu?

Toplumdaki cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik önemli bir adım olarak görülen İstanbul Sözleşmesi “erkek tarafının” baskıları nedeniyle bir süredir tartışmaya açıldı. Neymiş efendim, “Ailenin birliğini bozuyormuş”. Yapma yaaa! Ailenin birliğini sağlayan şey kadına karşı maddi veya manevi şiddetin sürmesi, kadının ekonomik olarak ezilmesi, kadının erkeğin arkasında durmaktan öte bir işlevi olmaması, kadının hakkının her ortamda yenmesi, kadının aile içinde en değersiz varlık olarak görülmeye devam etmesi ise bırakın bozulmayı, batsın öyle aile birliği. Aileden anladığınız bu mu sizin! Erkeğe karşı haksızlıkmış. Yok öyle bir şey. İstanbul Sözleşmesi erkek kadın demiyor. Aile içinde eşitsizliğe ve şiddete karşı çıkıyor. Ve eğer yıllardır alıştığın haksız üstünlüğü koruyamamak ise haksızlık diye yırtındığın, buna haksızlık denemez. Ve şimdi “Halk buna karşı ise bunu gözden geçirin” demiş Cumhurbaşkanı Erdoğan. Hani başkası dese anlarım. Ya da Erdoğan başka bir konuda böyle bir talimat verse yine anlarım. Ama gözümüzün önünde yaşadığı son 25 yılında bir gün bile eşini yanından eksik etmemiş, ona değer verdiğini her fırsatta gösteren üstüne üstlük iki kızı olan ve o iki kızına olan sevgisini asla saklamayan birinin böyle bir cümle sarf etmesini anlamam. Bildiğim, anladığım şudur: Kalabalıklar her zaman haklı değildir. Halk şiddet istiyor diye şiddet meşrulaştırılamaz! ***

Kadına el kaldırmanın bahanesi olamaz

Kadına şiddet uygulayanlar kervanına Ozan Güven de katıldı. Tam da İstanbul Sözleşmesi’nin gözden geçirilmesi talimatının verildiği günlerde. Bu talimata gıkını çıkaramayanların, Ozan Güven’e saldırmalarını ayrı bir tarafa koyarsak, Güven’in iler tutar tarafı yok. Kendini savunmak istedi: “O da bana şiddet uyguladı” dedi. Olabilir. Kadına şiddet uygulayamazsın! “Kavga ettik. O sırada oldu. Abajur geldi, o geldi bu geldi” dedi. Olabilir. Kadına şiddet uygulayamazsın! “Mağdur olan benim” demiş. Olabilir. Kadına şiddet uygulayamazsın. “Olaydan sonra barışmıştık. O gece benimle kaldı. Sonra bunları paylaştı” demiş. Olabilir. Kadına şiddet uygulayamazsın. “İkimiz de alkollüydük. Kontrolü kaybettik” demiş. Zurna gibi olabilirsin. Kadına en kaldıramazsın. Kadın delirmiş olabilir, üzerine saldırabilir, seni dövmeye kalkışabilir. Yine de kadına vuramazsın. Baktın olmuyor, olay yerini terk eder gidersin. Baktın olmuyor polise haber verirsin. Baktın olmuyor karakola sığınırsın. Ama kadına şiddet uygulayamazsın. İster Ozan Güven ol, ister Ahmet Kural ol, ister İbrahim Tatlıses ol. Fark etmez. KADINA ŞİDDET UY GU LA NA MAZ. Nokta. O yüzden Ozan kardeş sus. Yapacağın tek şey “Nedamet getirmek” olmalı. Çıkıp “Özür dilemelisin”. Hem elini kaldırdığın kadından hem de kötü bir örnek oluşturduğun için herkesten. Hatta zor durumda bıraktığın en yakın dostlarından. Kadına şiddette “Yaptım ama niye yaptım” diye bir savunma olmaz. Çok içten, çok derin bir özür ve pişmanlık dahi yeterli olmaz ama en azından şimdiki savunmandan iyidir. ***

Sinan görse üzülürdü

Levent’te Merkez Bankası’na ait çok değerli arazi üzerine Levent Camii’nin temeli atıldı. Gerçi inşaat epey önce başlamıştı ama temel corona sonrası normalleşme sürecinde atılabildi. Temeli atılan caminin projesine baktığım zaman Ayasofya’yı yapan İsidoros ve Athemios’un üzerine pek bir şey koyulamadığı, aradan geçen 500 küsur seneye rağmen Mimar Sinan’ı bir adım geçecek bir şey yapılamadığını görüyoruz. Madem bu kadar para harcıyoruz, dev camiler yapıyoruz bari öyle bir şey yapalım ki, çağdaş İslam sanatının ve mimarisinin geldiği noktayı yedi düvele gösterelim diyecek bir şeyimiz yok çok şükür. Büyük Sinan’ın taşla yaptığını, şemdi hazır betonla yapmayı marifet sanıyoruz. Bu arada sakın yanlış anlamayın karışmak haddim değil, hatta isterseniz her mahalleye 50 bin kişilik yeni bir cami yapın, sizin bileceğiniz şey de... Merak ettiğim bir şey var. Ataşehir’e ve Çamlıca’ya yaptığınız iki “Çakma Sinan” camiine giden kaç kişi var? Kızmayın. Meraktan sordum sadece. Cemaat garantisi vermediğiniz için belki de saymıyorsunuzdur bile! ***

Kimi yıllanır şarap olur, kimi yıllanır bozuk sirke olur

Kimi güzel yaşlanır, kimi ise çevresindekilerin ağzında kekremsi bir tat bırakarak ihtiyarlar. Kimi şarap gibi yaşlanır, kimi dibinde tortu bırakmış bir sirkeye döner. Kötü yaşlananlara en sağlam örnek herhalde Özdemir Erdoğan’dır. Bazı şarkılarını çok sevdiğim sanatçıyı dinlemek üzere 20 yıl kadar önce o zaman sahne aldığı Baro Han’daki Çatı restorana gitmiştik eşimle. Tam da Türk popunun patlama yaptığı, Kenan Doğuluların, Tarkanların, Burak Kutların ortalığı kasıp kavurduğu dönemlerdi. Özdemir Abi sahneye çıktı, bir şarkı söylüyor 10 dakika genç popçuları “Bokluyor”. Bir şarkı daha söylüyor ardından bir 10 dakika daha boklama faslı. Böyle sürüp gitti. Hoş da olmuyor. Belli ki büyük bir kıskançlık, büyük bir haset. İçime fenalık geldi. Sonunda ara verdiğinde yanına gittim, “Özdemir Abi, sen başkasın onlar başka. Bak buraya seni dinlemeye geldik. Son çok değerlisin. O çocuklar senin yaşına geldiğinde belki senin kadar önemli olmayacaklar ya da bazıları olacak. Sen onları boklayarak değil, onlara abilik, mentorluk yaparak daha da büyürsün, ne olur böyle yapma” kabilinden bir şeyler söyledim. 10 dakika sonra sahneye çıktı tekrar ve aynen devam. Biz de çıkıp gittik. Aradan geçmiş bilmem kaç sene. Özdemir Erdoğan hâlâ aynı yerde. Yazık. Ona değil. O kendi ediyor kendi buluyor. Giderek tatsız, berbat bir ihtiyar oluyor. Ama bana yazık. Artık çok sevdiğim Kumsalda’yı, Bana Ellerini Ver’i, Küçük Bir Aşk Masalı’nı, Pervane’yi dinlemeyeceğim. Dinlerken Özdemir Erdoğan gözümün önüne gelecek. Bu güzel şarkılardan bile keyif almayacağım. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Çoğunluğun istediğini değil doğru olanı yaptığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Golü ye, tehlikeyi atlat
Köşe Yazıları
Golü ye, tehlikeyi atlat

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2026

Dostu olmayan adam
Köşe Yazıları
Dostu olmayan adam

Fatih Altaylı

Mayıs 21, 2026

Hiçbir şey yeni değil
Köşe Yazıları
Hiçbir şey yeni değil

Fatih Altaylı

Mayıs 20, 2026

  • Videolar

Tümü
"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 03:27 Atatürk hakkındaki kitaplar 05:52 Lord Kinross'un "Atatürk" kitabı 11:13 Nutuk 12:38 Afet İnan'ın "Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler" kitabı 20:25 Edward Casey "Mekânın kaderi" kitabı 21:26 Turan Farajova'nın "İstanbul Apartmanları" kitabı 24:21 Fabio Grassi'nin "Atatürk" kitabı 26:07 Ahmet Kuru'nun "İslam" kitabı 34:29 19 Mayıs 36:56 Şiir kitapları 39:12 Kapanış #işbirliği
Mayıs 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum” görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Alper KulFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:22 Trabzonlu olması 05:10 Amerika'da neden tiyatro okumaya gitti? 07:34 Boş vakitlerinde hammallık mı yapıyordu? 11:23 Ferzan Özpetek'le Hamam filmindeki rolü neydi? 13:00 BKM'nin kuruluşundan beri orada mı? 19:50 Oynadığı diziler neler? 23:49 Askerlik anıları 29:00 Güldür Güldür'de oynamak yorucu değil mi? 33:53 Güldür Güldür'den neden ayrıldı? 35:33 Barselo oyunu nedir? 38:15 En sevdiği branş hangisi? 39:38 Çocuklarının isimleri 40:27 “Erkekler kendini ifade etmekte zorlanıyor” cümlesi 43:43 Evlilik nasıl gidiyor? 48:21 Ticari girişimlerindeki başarısı? 1:00:11 Şu anda olan oyunları neler? 1:01:09 Ortam sanatçı açısından zorlayıcı mı? 1:04:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 17, 2026
Hantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi? görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Önder Ergönül & Fatih AltaylıHantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:08 Hantavirüs nedir? 08:22 Hantavirüs türleri 10:29 Hantavirüs yayılan gemideki ilk vakalar ve dünyadaki geçmişi 24:01 Türkiye'deki hantavirüs vakaları 27:22 Hantavirüsün belirtileri 31:49 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 37:58 Hantavirüs yayılan gemideki insanların karantinaya alınması gerekiyor mu? 39:26 Bu gemideki hantavirüs solunum yolu ile mi yayılıyor? 40:26 Dünya Sağlık Örgütü gemideki insanların durumlarını tek tek takip ediyor mu? 41:38 Koç Üniversitesi'ndeki çalışmaları nasıl gidiyor? 44:38 Hantavirüs ismi nereden geliyor? 45:33 Önümüzdeki dönemlerde korkmamız gereken yeni virüsler olacak mı? 46:27 Grip ve zatürre aşıları 47:46 Aşıların kalp krizi yapma riskleri var mı? 51:03 Kapanış
Mayıs 17, 2026