İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Pili yerli, motoru mecburen Bosch

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2020

Pili yerli, motoru mecburen Bosch

TOGG gezimize ve CEO Gürcan Karakaş ile sohbetimize kaldığımız yerden devam edelim. Karakaş, tablonun başına geçti ve anlatmaya başladı. “Önce ne yapacağımıza karar vermeliydik. Sizin de defalarca yazdığınız gibi C segmentinde bir SUV olmalıydı aracımız. Çünkü hem en büyük pazar payına sahip segment ve araç olmaya gidiyordu hem de en hızlı büyüyen pazardı. Mega trendlere göre potansiyeli tespit emek gerekiyordu ve bunu yaptık. Target cost yani hedef maliyet ortaya çıkardık. Buna göre tedarikçileri tespit ettik. Ve tedarikçi adayları ile masaya oturduk. İlk şartımız risk primi eklenmemesi oldu. Ekipteki herkes pazarı çok iyi bildiği için burada çok net bir tavrımız oldu. Tedarikçilerde de bir hedef maliyet vardı tutturmamız gereken. ÜRÜN MÜ TÜKETİCİYİ DOĞURUR TÜKETİCİ Mİ ÜRÜNÜ Bir yandan bunu yaparken bir yandan da tüketici beklentilerini araştırmaya başladık. Daha önce yapılan araştırmalar ve kendi oluşturduğumuz veri setleri ile araştırmalar yaptırdık.” Burada yine itiraz ediyorum. “Bu bir hata değil mi? Yepyeni bir ürün ortaya çıkaracaksınız ve sektör yeniden dizayn edilirken tüketici ne istediğini nasıl bilebilir! Siz ona bilmediği bir dünya ile ilgili ne istersin diye soruyorsunuz? Sizin ona önerilerle gitmeniz gerekmez mi?” Gürcan Karakaş bununla ilgili daha detaylı bilgiyi aşağıda vereceklerini söylüyor ama yine de ekliyor, “Zaten öyle yaptık diyebiliriz.” ÖNCE 5 MODEL Kaldığı yerden devam ediyor Karakaş: “15 yıllık planlamamız hazır. C SUV ile başladık. C sedan hazır. C hatchback, B SUV ve C MPV gelecek. Şu anda ikisinin yani SUV ve sedanın prototipleri elimizde. Bunu gösterdik zaten. Erken safha prototipten öte bir ürün sunduk.” Lafa dalmazsam olmaz ya, “Türkiye’de bir de hafif ticari gerçeği var. Üstelik de Türkiye’nin uzmanı olduğu bir konu. Yerli ve millici kitlemizin de en fazla talebinin olduğu segment bence.” CEO Karakaş’ın yanıtı hazır: “Bu segmentte Türkiye zaten üretim üssü. Bütün dünyaya Türkiye’den üretiliyor diyebiliriz. Bunu biz de tartıştık ama bu araçların yenilenme döngüsü içinde daha sonra yer almamız mümkün. Önceliğimiz değil!” Benim inadım sürüyor. “Ama bu araçlar esnaf ve küçük sanayide kullanılıyor. Burada elektriklinin maliyet avantajı o kesimin çok işine yarar.” Ama anlıyorum ki, hafif ticari konusu stratejik bir karar olarak atiye bırakılmış. TÜRKİYE’DEN UMUDU OLMAYAN START UPLARA UMUT OLDUK Gürcan Karakaş devam ediyor... “Sizin daha önce yazdığınız gibi tedarikçi anlaşmalarımızın hemen hemen tamamı bitti. Pek çok start up’ı devreye soktuk. Ürünlerini Türkiye’de asla pazarlayamayacağını düşünüp yurt dışında ofis açan veya açma niyeti olan start up’lara ilaç gibi geldik. Pek çoğu ile beraber çalışıyoruz” diyor. Ben de yerli ve yabancı tedarikçilerle olan oranların belli olduğunu ama bunun parasal olarak hangi oranda olduğunu merak ettiğimi söylüyorum. “Verdiğimiz ve sizin daha önce yazdığınız oranlar parasal oranlar zaten. Parça sayısı değil, parasal karşılığından söz ediyoruz” diyor. USE CASE DE NE? “Maliyet unsurlarımız şeffaf, rekabete açık. 102 farklı parça veya parça bütününün maliyet analizini yaptık. Sonra tedarikçilerle oturduk. Bu yüzden tedarikçi ile rahatız. Gizli kapaklı bilinmeyen bir şey yok. Ne alacağımızı, maliyetinin ne olduğunu biliyoruz. Onlar da bizim bunları bildiğimizi biliyor.” Karakaş’ın sürekli vurguladığı bir şey var. “USE CASE Mobility” Bunun anlamını merak ediyorum. Anlatıyor. “Kullanıcı odaklı, Akıllı, Empatik, Bağlantılı, Otonom, Paylaşımlı ve Elektrikli” Yaptıklarının bir otomobil değil, cep telefonu gibi mobilitenin bir parçası olduğunu düşünüyorlar. Tüm derdi bununla. Bunu “Global USE CASE Mobilitiy” olarak telaffuz ediyor. “Biz bir Global USE CASE Mobility şirketiyiz” diyor. Gelir projeksiyonlarını da buna göre yapmışlar. Bugün otomobil üreticilerinin gelirlerinin yüzde 99’unun satış ve satış sonrası servis ve parça geliri olduğunu söylüyor Karakaş. Gelecekte ise mobil hizmet gelirlerinin toplam gelirin yüzde 40’ını oluşturacağını ve asıl iddialarının burada olduğunu belirtiyor. “Kârlılık üretim ve satıştan değil, nesnelerin internetinden gelecek. Otomobil alışverişinizin fatura ödemelerinizin, sağlık sisteminizin, günlük rutinlerinizin bir parçası olacak” diyor. Planlarına göre üretecekleri araç kentsel mobilitenin bir parçası olacak. Her anlamda. “İki TOGG park edildi. Birinin bataryaları yüzde 70 dolu, diğeri yüzde 10 dolu. Yüzde 70 dolu, yüzde 10 doluya enerji aktaracak. Alt yapıdan alacaklı hale gelecek. Böylelikle kent altyapılarına ani yüklenmeler olmayacak” diye anlatıyor. Bu arada bir yanlış anlamaya da değiniyor: “Kentlerdeki elektrikli otomobil şarj altyapılarını biz kurmuyoruz. Bunlar yerel yönetimlerin ve merkezi idarelerin işi. Çünkü sadece biz olmayacağız bu enerjiyi talep eden. O yüzden kimse bu şarj istasyonlarını bizim işimiz zannetmesin” diye o noktaya da bir açıklık getirme ihtiyacı hissediyor. Anlattıkları yabancı olmadığım konular. Ama Türkiye’nin gündemi içinde sanki Mars’tan bahsediyormuş gibi. Ancak anlattığı araç fikri, bana F 35’i hatırlatıyor. Nasıl ki, F 35’lere içindeki bilgisayar gücü ve iletişim olanakları nedeniyle “Uçan karargah” diyorlarsa yerli otomobil de fikir olarak benzer bir şekilde tekerlekli iletişim aracı gibi görünüyor gözüme. YAN SANAYİ HAMALLIK YAPIYOR Burada da sorularım var haliyle. Hatta bir dizi sorum var. Önce tedarikçilerden başlıyorum sormaya: “Türkiye’de ciddi bir yan sanayi birikimi var. Bu birikim size büyük kolaylık sağlıyor mu?” diyorum. Hiç ummadığım bir yanıtla karşılaşıyorum: “Ne yazık ki hayır” diyor. Yan sanayiden birkaç örnek veriyor: “Türkiye’deki yan sanayi şirketleri ile oturup ‘Bize şu parçaları üretir misiniz?’ diye soruyoruz. ‘Tabii üretiriz’ diyorlar ve hemen blue print’leri istiyorlar, tüm detayları almak istiyorlar. Bu kötü bir yan sanayi. Yabancı otomotiv şirketleri yan sanayiyi çok kötü bir noktaya çekmiş. Robotlaştırmış. Siz her şeyi veriyorsunuz, onlar üretiyor. Fikri bir katkı, dizayn katkısı, mühendislik katkısı sunmuyorlar. En azından büyük bölümü sunmuyor. Buna tam anlamıyla yan sanayi demek doğru değil o yüzden. Şimdi onları da düşünmeye teşvik edecek bir proje ortağı haline getirmeye çalışıyoruz. Gelecekler. Ama emin olun ki, iyi bir noktada değiller. Üretim kabiliyetleri var ama bir tür hamallık yapıyorlar. Düşük katma değerli bir hamallık.” İkinci sorum daha global. 5 G İLE İLETİŞECEKLER “Global USE CASE Mobility şirketiyiz dediniz. Güzel bir tanım. O zaman global bir merakımı gidermek istiyorum. Elektrikli araçlarla birlikte dünya değişecek. Özellikle de otonomi otomobillerin sayısını azaltıp, penetrasyonu yükseltecek. Burada bana göre en acil sorun otomobillerin kullanacağı dil. Ortak dil belirleme çabaları var mı? Bu telefon GSM. (Elimdeki telefonu gösteriyorum) Evrensel ortak dil. Bu yüzden tüm telefonlar ortak çalışıyor. Birbirlerini anlıyor. Otomobiller özellikle de otonomi için bir ortak dil geliştirmek zorundalar. Burada bir çalışma var mı?” Anlıyorum ki, yok. Ancak GSM ile paralel bir dil olacak sanki. Çünkü Karakaş burada 5G teknolojisine atıf yapıyor. BATARYA YERLİ OLACAK Bir sonraki sorum bataryalar üzerine. “Gürcan Bey, ilk açıklamanızı çok eleştirdim. Bataryaya en son karar vereceğiz, bir yerden alırız dediniz. Ben de çok kızdım. Batarya yoksa elektrikli otomobil yok. İşte Mercedes. Geçen sene EQ serisi otomobillerden planladığının yarısı kadar üretebildi çünkü batarya bulamadı. Herkes batarya peşinde olunca çok sıkıntı olacağı açık. Nasıl böyle bir şey söylediniz?” diye soruyorum. “Evet, beni çok sert eleştirdiniz. Beni yanlış anladınız ya da ben yanlış ifade ettim belki. Benim kastım her şey sıra ile demekti. Batarya o günün meselesi değildi. Ama şimdi size müjdeyi vereyim. Batarya yerli olacak. Türkiye’de üretilecek. Bizim Gemlik’teki tesisin içinde olacak. Bataryayı, batarya peketini, batarya kontrol ünitesini, hepsini kendimiz üreteceğiz. Bu kadarını söyleyeyim. Çok da detaya girmeyelim. Bakın bu kata çıkan ilk sivilsiniz. O kadar koruyoruz sırlarımızı” diyor gülerek. Doğrusu en sevindirici haber bu. Göreceğiz. İnşallah. MOTOR ADET NEDENİYLE BOSCH Hemen bir başka takıntılı mevzumu açıyorum. “Bataryadan daha kolay olan konu elektrik motoru. Evet verimlilik oranı yüksek ve biraz değişik. Boyutları, ağırlığı daha azaltılmış fakat sonuçta 150-160 yıldır insanların yaptığı bir şey. Faraday nasıl işleyeceğini buldu, yanlış hatırlamıyorsam Davenport da ilk elektrik motorunu yaptı. 1830’larda. Bunu niye kendimiz yapmıyoruz? Tesla bir modeli için motorları wmagna’dan alıyor ama diğer motorlarını kendi üretiyor. ” Karakaş hemen hemen beklediğim yanıtı veriyor: “Ölçek ekonomisi. Beni Bosch’dan motor almakla suçladınız. Beni suçlayın, kızın hatta sövün ama burada çalışan bunca arkadaşıma haksızlık etmeyin. Tek ricam budur. Motor konusu önemli. 400 kg batarya paketi ve bir ya da iki motor. Belki bazı modellerde daha da fazla. Burada bir toplamdan söz ediyoruz. Elektrik motoru, redüktörleri, bağlantıları. Bir bütün. Yapılabilir mi? Tabi iki yapılır. Ama Bosch bunu herkesten daha iyi yapıyor. Bizim üretim ölçeğimizde yapmaktansa almak daha iyi. Biz birkaç yüz binlik üretimlerle başlamıyoruz ki! Birkaç binle başlıyoruz. Yükselecek ama başlangıçta binli rakamlar. Bu motoru üretmenin mantığı yok. Almak her açıdan daha verimli. Ha, sayılar artar üretmek daha iyi olur o ayrı mesele. Ama her şeyi de açık açık konuşamayız zaten bugünden. Sonuçta bu bir iş, Ticari meseleler var. Bugün Bosch’tan almak daha mantıklı. “ PLANLARDA ZARAR YOK Bir alt kata inmek ve CMO, Chief Marketing Officer Talin Yıldız’la toplanmak üzere yola çıkarken son bir şey sormak istiyorum. “Elektrikli araç üreticilerinin hiçbiri henüz para kazanmıyor. En havalı, en büyük pazar payına sahip Tesla bile hala büyük zararda. Milyar dolarlar mertebesinde zarar açıklıyor. Ama bu zararı hisse değeri ile telafi ediyor. Çünkü halka açık ve yatırımcılar projeye inandığı için hisselerinden para kazanıyor. Zararı emiyor. Bizde o kadar para olduğunu zannetmiyorum. Beş babayiğit de bir yere kadar. Sizin 15 yıllık hazırlığınızda zarar projeksiyonunuz ne ve bu zararı nasıl kapatmayı düşünüyorsunuz?” Biraz sert bir soru. Yanıt ilginç. Zarar düşünmüyorlar. “Şirketin 2022 yılındaki ödenmiş sermayesi 3,5 milyar TL olacak. Bu aynı zamanda o tarihte ödenmiş sermayesi en yüksek otomotiv şirketi yapacak TOGG’u. Toplam yatırım maliyeti ise teşvik belgesinde de söylendiği gibi 22 milyar TL olacak. Ortaklar ilk 15 yıl hiç temettü almayacaklar. Bugüne dek yatırım rakamları dışında hiç zarar rakamı konuşulmadı” yanıtını alıyorum. Bence zurnanın zırt diyeceği yerlerden biri burası olabilir. Temennimiz olmaması ama yine de bir planlama gerektiğini düşünüyorum. Ya da var ama şimdilik konuşmak için erken. Bilmiyorum. Merdivenlerden aşağıya doğru yola çıkıyoruz. Talin Hanım bizi bekliyor. Tüketici beklentilerini, focus grup çalışmalarını, markayı anlatacak. Sonra da otomobillere bakacak, dokunacak ve daha sonra da onların fabrika demekten özenle kaçındıkları tesisi öğreneceğiz!

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
Osmanlı'da modernleşme görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026