İstanbul 13°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

İnce'yi izlerken

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Şubat 12, 2021

İnce'yi izlerken

Lafa Muharrem İnce’nin CHP dışında siyaset yapma isteğine, arzusuna ve hakkına sonuna kadar saygı duyduğumu ve CHP’den ayrılmasına da hak verdiğimi söyleyerek başlayayım da, yazıyı ona göre okuyun okuyacaksanız. Gerçi CHP her şeyiyle aynı olup tek fark olarak Muharrem İnce’yi vitrine çıkarsa ya da “Cumhurbaşkanı adayımız ne Mansur Bey ne Ekrem Bey olacak. Yine sen olacaksın” dense Muharrem İnce yine böyle davranır mıydı bilemeyiz ama biz yine de bu soruyu sormazdan gelelim. Muharrem İnce dün Habertürk TV’de sorulara yanıt verdi, görüşlerini aktardı. Yer yer sıkıldım, yer yer dinledim. Açıklamaları Muharrem İnce ile ilgili olarak yıllar önce Teke Tek’te konuk ettiğim zaman oluşan yargımı değiştirmedi. Yıllar Muharrem Bey’i değiştirmemiş. Ağzı iyi laf yapan ama derinliği olmayan bir siyasetçi. Böyle olup da başarılı olmuş siyasetçi yok mu? Çooook! Hele bu son dönemlerde. Yeni siyasette bu artık lehte bir unsur bile olabilir, belirli bir dozun altına düşmedikçe ve bu bilgisizlik ve hatta cehalet süslü cümlelerle, tepeden bakışla cilalanmış cesaret ve dahi cürete dönüşüp, benzer yapıdaki seçmeni etkileyecek bir güç haline gelebiliyor. Yani siyasi açıdan çok da büyük sıkıntı değil. Ancak İnce’nin laf ebeliğinde artık bir tutarsızlık da başgöstermiş. Mesela bir cümlesi çok dikkatimi çekti. Darbeci General Dişli’nin kardeşi Şaban Dişli’nin büyükelçi yapılmasına şiddetle karşı çıktı, tepki gösterdi. Bir darbecinin kardeşini nasıl oraya atadınız dedi. Bu bana birkaç gün önce yazdığım “Sippenhaftung” başlıkla yazımı hatırlattı. İlkel bir hukuk anlayışı olan ve son olarak Hitler ve Stalin tarafından uygulanmış bir Sippenhaft’ı. Yani suçlunun yakınlarının da hiçbir dayanak olmadan sadece aile ya da kabile bağı nedeniyle cezalandırıldığı ilkel hukuk türünü. İnce, bir yandan iktidarı eleştirdi bir yandan da bunu savundu. Oysa “Siz muhalifler söz konusu olunca bir kadını kocasından dolayı suçluyorsunuz ve yakınlığı suç haline getiriyorsunuz ama işinize geldiği zaman bunu bir darbecinin kardeşini büyükelçi olarak atayabiliyorsunuz” deseydi ilkel bir hukuk anlayışını değil, doğruyu savunmuş olurdu! ***

Beau Shérif

Dünkü programı izleyince Muharrem İnce bana tarihi bir kişiliği hatırlattı. Mehmet Şerif Paşa’yı. Bir süre Mekteb-i Sultani’de okuyan, sonra Fransa’da St. Cyr Askeri Akademesi’ni bitiren Mehmet Şerif Paşa, Avrupa’da çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Türkiye’ye döndü ve İttihat ve Terakki’ye katıldı. İttihatçıların iktidarı ele geçirmesinden sonra en büyük isteği Paris ya da Londra’ya büyükelçi atanmaktı. Ama İttihatçılar kendisini bu görevlerden birine atamayınca kızdı. İttihat ve Terakki’den ayrıldı. Avrupa’ya gitti. Avrupa’da kendisine “Beau Sherif” adı uygun görüldü. Neyse çok detay verip canınızı sıkmayayım. Çok merak ediyorsanız google’e Mehmet Şerif Paşa yazın. ***

Rezalet mi felaket mi?

Önceki akşam evde aşı meselesini tartışıyorduk aile içinde. Uzay’a gidecek astronotumuzu çok uluslu bir uzay aracına koymamızın mümkün olmayacağını çünkü astronotumuzun o sırada henüz corona aşısı olmamış olduğu için kabul edilmeyeceği üzerine geyik yapıyor ve ülkede yapılan aşılama sayılarına bakıyorduk. Türkiye’de garip bir durum vardı. Açıklanan aşı yapma kriterlerine göre ilk partide gelen aşılardan vatandaşlara uygulanmış olması gereken yaklaşık 200 bin kadar aşı kimseye yapılmamıştı. Biz bunu tartışırken CHP'li Murat Emir'den de benzer bir açıklama geldi. 10 milyonluk yeni bir parti geldiğine göre bu 200 bin civarı aşı yapılabilirdi ama yapılmamıştı, yapılmıyordu. Bu aşılar ya bilmediğimiz birilerine yapılmıştı ve saklanıyordu. Ya da bu miktara denk gelen aşı kırılmış kaybolmuş ya da flakonların dibinde kaldığı için yapılamamıştı. Birinci seçenek yani bunların bilinmeyen birilerine yapılmış olması bir rezalet olurdu. Bu miktarda aşının kırılmış, dökülmüş, ziyan olmuş olması ise yüzde 7 civarında bir fire demekti ki, bir başka felaketti. Şimdi haklı olarak Bakanlık’tan bir açıklama bekliyoruz. Hangisi diye. Rezalet mi, felaket mi? ***

Düzeltme

Sevgili okurlar. Bin özür. Dün Erzurum’da yapılmakta olan teleskoptan bahsederken “en yüksek” demişim. Bu doğru değil. En yükseklerden biri demem gerekirken hatta belki orada “en” kelimesini bile kullanmadan yüksek irtifaya kurulmuş teleskoplardan biri demem lazımken “en yüksek” demişim. Bu doğru değil. Ama “en” olmasa da optik teleskoplar arasında ilk sıralarda yer aldığı doğru. Bir ara en yükseğe yerleştirilmiş teleskopları da yazarım isterseniz. ***

Bulu bana kimi hatırlattı

Önceki gün sohbet ettiğim bir grup akademisyenden biri Boğaziçi’nin atanmış rektörü Melih Bulu hakkındaki fikrimi sordu. “Hangi açıdan” dedim. “Genel olarak” dedi. Düşündüm. Melih Bulu ile ilgili biraz önyargı gibi görünse de, içimde oluşan duygu şu: Böyle birinin çevremde, yakınımda olmasını istemem. Bazı insanlar bende böyle bir duygu uyandırıyor. Fikirlerine zerre katılmadığım hatta didiştiğim insanlar olur bazen. Ama çevremde olmaları beni hiç rahatsız etmez. Bilirim, tanırım, hatta bazılarını sever saygı da duyarım. Birçok kusuru olan insanlar da vardır çevremde. Kusurları ile kabul ederim onları. Hiç rahatsız olmam. Ama bazı tipler vardır yakınımda bulunması beni rahatsız eder, kendimi iyi hissetmem. Kirli hissederim çevreme girdiklerinde. Pek az insan bu duyguyu uyandırır bende. Mesela aynı duyguyu birkaç yıl önce yine hissetmiştim. Seçim çalışması için beni ziyaret eden bir belediye başkan adayıydı. Geldi uzun uzun kendini anlattı. Dinledim. Sonunda kendisine “Şansınız var ki benim bölgemde aday değilsiniz. Size oy vermem ve çevremdeki herkese de size oy vermemesini tavsiye ederdim” demiştim. O kişi Beşiktaş Belediye Başkan adayı Murat Hazinedar’dı (Seçimi kazandı sonrasında görevden alındı). Melih Bulu da bende aynı duyguyu uyandırdı nedense. ***

Yerli ve Hindi

Fenerbahçe’nin yeni transferi Mesut Özil, şu ana dek futbol sahasında Fenerbahçe’ye ciddi bir katkı sağlamış değil. Forma girip kendini bulmasını hasretle bekliyor Fenerbahçeliler. Buna karşın Mesut Özil’i sosyal medya hesabı üzerinden izleyenler Özil Fenerbahçe’ye futbolcu olarak mı geldi yoksa Fenerbahçe Camii’ne imam mı oldu ayırt etmekte zorluk çekebilirler. Çünkü Mesut Özil bol miktarda İslami paylaşım yapıyor. Hemen birileri kendini ortaya atıp “Ne o İslami paylaşımlardan rahatsız mı oldun” falan demesin. Hiç ama hiç olmadım. Beni ilgilendiren bir şey değil sonuçta. Selefi alimlerden paylaşımlar yapması “Cumhuriyet değerlerinin yılmaz bekçisi” olduğuna inandığım Fenerbahçe Spor Kulübü’nün sorunudur, benim değil. Ancak bugün Cuma münasebetiyle yaptığı paylaşım, benim “Mesut Özil ne yerli ne de millidir” fikrimin doğruluğunu kanıtlar nitelikte. Mesut, dünyadan milyonlarca kişinin takip ettiği sosyal medya hesabına Fenerbahçe forması ile ellerini açıp bir cami önünde dua ettiği bir fotoğraf koydu. “Ne güzel” diyecekseniz demeyin. Çünkü Mesut Özil’in önünde dua ettiği camii Türkiye’den değil. Türkiye’deki onlarca dünya güzeli camii dururken, Ayasofya, Süleymaniye, Selimiye, Sultanahmet gibi her biri bir başyapıt onlarca şahane camimiz varken ve milyonlarca uluslararası takipçili bir hesapta Türkiye’nin tanıtımına bir nebze olsun katkı yapmak mümkünken, Özil koya koya Hindistan’dan Jama Camii’nin fotoğrafını koyuyor. Ben de haliyle “Acaba bir sonraki transfer Hindistan’a mı acaba” diye düşünüyorum. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bazılarına yaptığımız bir nitelemenin bit yavrularına haksızlık olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026