İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Mısır'da da inat mı?

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Mart 1, 2021

Mısır'da da inat mı?

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin haklı tezleri ve bu tezlere dayanan hukuki uygulamaları oldu yakın zamanda. Mavi Vatan kavramı ile de oldukça önemli avantajlar sağladı. Ancak sözde müttefiklerimiz olsun ya da parçası olmaya çalıştığımız AB ülkeleri olsun tüm uluslararası camia Türkiye’nin karşısına dikildi. Sonuçta Türkiye, Doğu Akdeniz’de haklı olarak hak iddia ettiği bölgelerden şimdilik kaydı ile de olsa çekilmek, araştırma gemilerini Antalya Körfezi’ne çekmek durumunda kaldı. Türkiye Mavi Vatan konsepti ile kendi karasuları ile Libya karasuları arasında kendi deniz sınırları ile orantılı bir ekonomik alan oluştururken, Mavi Vatan fikrini geliştiren akılların ortak bir söylemi vardı. “Mısır ile ilişkileri normalleştirir isek, aynı anlaşmayı Mısır’la da yaparak hem Mısır’a hem de Türkiye’ye büyük bir avantaj sağlayabiliriz.” Ancak o ilişkiler bir türlü normalleşmedi ve bu arada Mısır, bizim Libya ile yaptığımız anlaşmanın bir benzerini Yunanistan ile yaptı. Ama yine de Türkiye’nin çok da damarına basmak istemediği için Meis Adası’nı bu anlaşmanın kapsamı içine almadı. Türkiye’ye “Sana çok da düşmanca davranmıyorum” mesajı veriyordu. Şimdi Mısır, Türkiye’ye bir kez daha göz kırpıyor. Üstelik de anlaşması olan Yunanistan’ı kızdırmak pahasına. Mısır, Doğu Akdeniz’de hidrokarbon yani doğalgaz arama ihalesine çıkıyor. Ancak ihaleye çıktığı bölgenin sınırlarını belirlerken Türkiye’nin ilan ettiği hassasiyetlere tamamen uyuyor ve Türkiye’nin “Münhasır ekonomik bölge” sınırlarına uyarak, bu alanları ihale kapsamı dışında tutuyor, buralarda bir hak iddia etmiyor, buraları arama kapsamına almıyor. Çok net biçimde Türkiye’ye kapı aralıyor. "Sana saygı duyuyorum, senin tezlerine karşı çıkmıyorum" diye neredeyse bağırıyor. Bu sesi Yunanistan duyuyor ve tepki gösteriyor. Türkiye'nin duyup duymayacağını ise henüz bilmiyoruz. Ama Mısır ile ilişkileri normalleştirmenin Türkiye’ye sağlayacağı faydalar ortada iken... Bu normalleşme her iki ülke açısından da iktidarın çok sevdiği “Kazan-Kazan” sonucunu doğuracağı herkesin kabul ettiği bir gerçekken... Acaba meşhur “inat” burada da mı geçerli olacak! Mursi'nin hatırı ağır mı basacak! ***

Okulları kapaçmayabiliriz!

Herkes gibi yapıp, Milli Eğitim Bakanlığı’nı okulları açmak ve açmamak kararsızlığı yüzünden eleştirmeyeceğim. Durumlarını anlamaya çalışıyorum. Karar almak kolay değil. Aklım keşke MEB de merkezi bir karar almak yerine bölgesel kararlar alsa. Vaka sayılarının belirlenen oranın altında seyrettiği illerde okulları açmaya başlasa diyor. Milli Eğitim’de eleştireceğim konu okulları açıp açmaması değil. Açmaya karar verip sonra bundan vazgeçmesi de değil. Benim yanlış bulduğum bunu yapma biçimi. Okulları açmaktan vazgeçme kararı gece yarısı mı alınır kardeşim! Ne bu, gece aniden bastıran kar yağışı mı da gecenin bir saatinde okulları açmaktan vazgeçiyorsun ve bunu gece yarısı velilere bildiriyorsun. Daha doğrusu bildirdiğini zannediyorsun. Millet o saatte ya yatmış ya evde başka işle meşgul. Kimin aklına gelir ki o saatte okulların açılmasından vazgeçilecek ve ertesi gün okula gitmek için hazırlanan çocuklar aslında okula falan gidemeyecek. Yanlış olan bu. ***

Saçma hale gelmiş bir yasak

Hafta sonları sözde sokağa çıkma yasağı var. Büyük bir palavra. Yasak masak yok. Herkes sokakta. Sokaklar hafta içi günler kadar kalabalık. Trafik hafta içine yakın yoğunlukta. Ne yasağa uyan var ne de bunu doğru düzgün denetleyen. Zaten denetlemek de mümkün değil. Bu kadar kalabalığa ceza kesmek dahi imkansız. Hafta sonu yasağının tek etkisi AVM'lerin açılmıyor olması, esnafın para kazanamıyor olması. Bunun dışında kurala uyan yok. Bu yüzden de bu saçma sapan hale gelmiş, uygulaması olmayan yasağı kaldırın da, kurallara saygı duyan az sayıdaki vatandaşı üzmeyin, mağdur etmeyin. Çok sayıda vatandaşa da yasaları ve kuralları çiğnemenin normal olduğu hissini yaşatmayın. ***

Cehalet videoları

Büyük bölümü youtube üzerinden yayın yapan bazı televizyonlar var. Bunların işi gücü sokak röportajları yapmak. Normal röportajlar değil, sokaktaki insanın bilgi seviyesini ölçen röportajlar. “Dindarım” diyenin Din’in kurallarından haberinin olmadığını, “Askerliğimi Kıbrıs’ta yaptım tabii ki bilirim” diyenin Kıbrıs’ı Karadeniz’de bir ada zannettiğinin ortaya çıktığı “cehalet” röportajları. Bunu izleyenlerin kimileri gülüyor, kimileri ise cehaletin boyutuna ve yaygınlığına hayıflanıyor. Ben ise bu röportajların cehaletin ve cahilin lehine olduğunu düşünüyorum. Bu röportajlar cehaleti normalleştiriyor, yaygınlaştırıyor, kabullenilmesine neden oluyor! Sosyal medya vasıtasıyla zaten normalleşen ve çoğunluk olduğunu anlayarak cüretini arttıran cehalet, bu gibi röportajlar vasıtası ile daha da kabul edilebilir bir durum haline geliyor. Geçmişte, “pre sosyal medya” dönemde cehalet utanılacak bir şeydi. Cahil genel olarak daha az konuşur, görüş belirtmekten kaçınır, bilgiye saygı duyardı. Cahil gelişme ihtiyacı içinde olurdu çoğunlukla. Kendisi değilse bile çocuklarını geliştirmek isterdi. Sosyal medyanın icadından sonra cehalet bu çekingenliğinden vazgeçti. Çoğunluk olduğunu, yaygın olduğunu fark etti. Tekil olarak rastlanılan “cahil cüreti” yaygın toplumsal bir olay haline dönüştü. Çoğunlukçuluk geçerli olmalıydı ve çoğunluk onlardaydı. Yanlış anlamayın sakın, bu bize özgü bir durum da değil. Amerika’da kongre basanlar da bunlar, Fransa’da sarı yelek giyerek sokağa inenler de! Hatta Avrupa’da ırkçılığı yükseltenler de! Bu nedenle izlediğiniz o videoları gülmeyin. Onlar cehaleti normalleştiriyor. Normal olanın yayılması kolaylaşıyor. ***

Yoldan geçirmek

Kamu özel sektör işbirliği ile yapılan otoyolların bir yandan Hazine’yi, bir yandan da vatandaşı soyduğu artık tartışılmayan bir gerçek. Hazine üzerinden ve dolara bağlı yüksek fiyatlar nedeniyle zaten bu otoyolların sahibi müteahhitler tarafından soyulan vatandaşın bir de “ekstradan” kazıklanması ise açgözlülüğün sınır tanımaması. Diyelim ki, bu yollar veya köprülerden geçiyorsunuz. Ancak OGS ya da HGS bakiyeniz yetersiz. İşletmeci kısa bir süre bekliyor ve arkasından 10 katı cezayı geçiriyor. Böyle bir insafsızlık, böyle bir hukuksuzluk yok. Olamaz da. Ya da yolu sık kullanmadığınız için yanlış bir gişeden geçtiniz. OGS’niz veya HGS’niz olduğu halde nakit gişesinden geçtiniz. Hop yine ceza. Hem de ne ceza. Yahu fotoğrafı çekmişsiniz, plaka belli HGS veya OGS’den düş değil mi! Hayır. Böyle yapmıyor. 10 liralık geçişe 100 TL ceza. Anında. İadesiz taahhütlü. Bazı gişelerde ise kaça geçtiğiniz ya da size kaç lira geçirdikleri de belli değil. Sözde orada geçiş ücretini göstermesi gereken bir led tabela var ama hiçbir şey yazmıyor. Ücret Allah’la otoyol işletmecisi arasında. Bunca şikayete, bunca isyana rağmen kimse de kılını kıpırdatmıyor. Ne de olsa o müteahhitlerin dokunulmazlığı var memlekette. Yolların sahibi de onlar olurca siz mi yoldan geçiyorsunuz, yol mu sizden geçiyor belli değil. Ama sanki ikinci seçenek daha gerçekçi gibi. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Söylediğimiz şeylerden bugün, söylemediğimiz şeylerden yarın sorumlu olacağımızı unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026