İstanbul 13°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Yeni bir parti, yeni bir söylem

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 4, 2021

Yeni bir parti, yeni bir söylem

İyi Parti’den ihraç edilen ve yargı kararı ile geri döndüğü partiden bir kez daha ihraç edilmek istenen Prof. Ümit Özdağ’ın ihracı beklemeden istifa edeceği haberleri yazıldı medyada. O da etmiş bugün. İyi mi yaptı, kötü mü yaptı bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. Prof. Ümit Özdağ yeni bir parti kurmaya hazırlanıyor. Ümit Özdağ’a göre, Türkiye’de şu anda gerçek bir muhalefet partisi yok. İyi Parti’nin bir tür “sarı muhalefet” yaptığını, aslında AK Parti'yi hiç ama hiç rahatsız etmediğini, muhalefet etme imkanlarını bilerek ve isteyerek yeterince kullanmadığını söylüyor Özdağ ve bunu yakın çevresi ile paylaşıyor. Tüm dünyada ve Türkiye’de tırmanın milliyetçilik rüzgarlarından İyi Parti’nin yararlanamadığını, yelkenlerini bu rüzgarla dolduramadığını düşünüyor. Prof. Özdağ’a göre İyi Parti, Ak Parti ile aslında flört ediyor. Özdağ bu nedenle yeni bir partinin gerekli olduğu inancında. Partisinin ilk seçime yönelik temel söylemini ise Türkiye’nin göçmen politikasının yanlışlığı üzerine kurmayı planlıyor Özdağ. Kontrolsüz 7 milyon göçmenin Türkiye’de kısa vadeli sosyal ve ekonomik problemler yarattığını ama asıl sorunun, Türkiye’nin uzun vadeli güvenlik sorunu olduğunu düşünüyor Özdağ ve toplumda da bu yönde büyük rahatsızlık olduğu inancında. Suriyeli göçmen sorununun yaşandığı illerde AK Parti’nin hala çok güçlü olmasını ise “Çünkü bu sorunu çözeceğini söyleyen bir muhalefet yok. Bu göçmenleri ülkelerine geri yollayacağını söyleyen bir muhalefet olsa, seçmen hemen oraya yüzünü dönecek“ diyor. Bu söylemle sadece AK Parti seçmeninden değil, durumdan son derece rahatsız olan HDP seçmeninden bile oy alınabileceğini, geçmişte Gaziantep’te bunun görüldüğünü söylüyor Özdağ. Özdağ’ın görüştüğü ve büyük olasılıkla beraber yola çıkacağı isimler arasında CHP’den umudu kesmiş ulusalcı ve Atatürkçü bildik, tanıdık ve sert söylemli isimler de olacağını duyuyorum. Muharrem İnce ile bir beraberliği ise asla ve asla düşünmüyor Özdağ. Bunlar ilk duyumlar. Gerisini öğrendikçe yine paylaşırım. ***

Aynı film

Önlemlerin yumuşatılması ve sözde “kontrollü normalleşmeye” geçilmesi sonrası göze çarpan en büyük değişiklik lokantaların açılması ve sokakların kalabalıklaşması oldu.
Ne yalan söyleyeyim, hepimizin içinde bir sevinç var.
Sanki salgının üstesinden gelmeye çok daha yakınmışız gibi.
Bu duygu çok tehlikeli ve gerçekçi olmadığını bildiğimiz bir duygu.
Adı kontrollü de olsa, normalleşmeye başladığım günden beri vaka sayılarında yüzde 30’u aşan bir artış var ki bu artış daha normalleşmenin etkilerini yansıtmıyor.
Ve şunu gözlemliyoruz, toplumlar asla ve asla yaşadıklarından ders almıyor.
Almış gibi yapıyor ama almıyor.
Dün biraz dolaştım.
En lüks lokantadan, en şirininden esnaf lokantasına kadar.
Her yerde müthiş bir kalabalık. Belli ki özlemişiz lokantayı, dışarda eşle dostla buluşmayı.
Ama kontrollü lafının palavra olduğu da çok açıktı.
Öğlen gittiğim esnaf lokantası, corona önce nasılsa aynı öyle idi.
“Bu ne hal, bu mu yüzde 50” dedim. Aldığım yanıt “Abi, müşteri böyle istiyor” oldu.
Sonra bir kahve içmek için  İstanbul’un sembol kafelerinden birine uğradım.
Durum farksız.
15 masaları vardı. 14’e düşürmüşler.
Bayağı kontrollü normalleşmişsiniz dedim.
“Fatih Bey biz zaten çok sıkışık nizam değildik” dediler.
Yani anlayacağınız, yaz sonunda durum ne ise bugün de o.
Oysa biz bu durumu birkaç ay önce yaşadık.
Yaşadık ve bedelini ödedik.
Hatırlayın, yaz sonunda buradan defalarca uyardım, “Yapmayın. Akmasa da damlıyor. Böyle yaparsanız mecburen yeniden kapanmalar gelecek” diye.
Kimse dinlemedi.
Sonucu hep birlikte yaşadık.
Şimdi kısa süre önce gördüğümüz bir filmi yeniden izliyoruz.
“Nasılsa bir daha kapanma olmaz” diye düşünüyor herkes ve saldım çayıra mevlam kayıra durumu oluşuyor yine.
Ben söylemiş olayım, bu aya kalmaz yeniden 20 binleri aşar günlük vaka sayıları.
Yazık.
Bunca ayın sıkıntısı boşuna çekilmiş olacak.
Belki aşılanan riskli grupların artması nedeniyle ölüm sayıları daha az olur.
Biz de bununla teselli buluruz. ***

Şarj

Avrupa ve ABD ve hatta Çin’deki kadar olmasa da Türkiye’de de elektrikli araç sayıları artıyor. Tam elektriklilerin yanı sıra “Plug in hybrid” denilen ve fişe takılarak şarj edilince günlük en az 60-80 km arası yolu içten yanmalı motorun yanındaki elektrik motoru ile alabilen araçlar da yaygınlaşıyor.
Bunların kent içi hava kirliliği açısından yaratacağı etkinin yanı sıra ekonomik avantajları da ortada.
Zaten bunu farkına varan Türk hükümeti tüm dünya bu araçlara teşvik verirken, Türkiye’de elektrikli araçlara vergiyi arttırdı.
Ne var ki vergi artarken hizmeti de arttırmayı düşünen olmadı.
Bugün hala bırakın taşrayı, İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde bile elektrikli araçlara yönelik alt yapıda en küçük bir ilerleme yok.
Allah muhafaza bu araçlardan bir tane edinirseniz başınıza gelecek olan şey muhtemelen yolda kalmaktır.
Çünkü bu aracınızı eğer kendinize ait bir otopark ve bu otoparkta kendi kurduğunuz bir şarj sistemi yok ise asla şarj edemezsiniz.
Çünkü neredeyse hiçbir yerde otomobilinizi şarj edebileceğiniz bir şarj istasyonu yok.
Var ama tek tük.
Bulmanız, rast gelmeniz mümkün değil.
Vatandaştan değnekçi gibi para kesen İspark benzeri belediye kuruluşlarının bu konuda bir gayreti, bir yatırımı hiç ama hiç göze çarpmıyor.
Sözde 2 yıl içinde elektrikli yerli otomobilimiz piyasaya çıkacak.
Ama emin olun şarj edemediğiniz için hiçbir işinize yaramayacak. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Duyulmayan sesi çıkarmış sayılmadığımızı anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026