İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Ayetullah'i-Uzma

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 16, 2021

Ayetullah'i-Uzma

Diyanet İşleri Başkanı Başkanı Ali Erbaş coronaya yakalanıp hastaneye yatınca oluşan boşluğu doldurma görevini anladığım kadarı ile Ayasofya Camii Baş İmamı Boynukalın üstlendi. Bu görev kendisine verildi mi, yoksa fiili olarak mı orada bilmiyorum. Ancak beyefendinin bu göreve hatta bu görevden de de öte doğrudan “Şeyhülislamlığa” soyunduğunu görebiliyorum. İmam Boynukalın, artık çok açık biçimde Diyanet İşleri Fiili Başkanı’dır. Üstelik de bu görevi yasal olarak değil fiili olarak yaptığı için de en uç fikirlerde dolaşmayı, Anayasa’ya aykırı fikirler öne sürüp, taleplerde bulunmayı, siyasetin alanına girmeyi kendinde hak görmektedir. Her ne kadar Sünni mezhebinden olsa da davranış biçimi olarak Mehmet Boynukalın bir Ayetullah gibi davranmaktadır. Belki de kendini “Ayetullah'i-Uzma” olarak görmekte ve ona göre davranmaktadır. Bu gidiş hayra alamet değildir. Pek yakında kendini siyasetin de üzerinde, Cumhurbaşkanı’nın da yukarısında ülkenin dini lideri olarak görmeye başlaması pek ala mümkündür çünkü bunun sinyallerini vermektedir. Benim merak ettiğim ise Diyanet İşleri Başkanı’nın hastaneye yatarken talep ettiği duayı, Mehmet Boynukalın’ın edip etmediğidir. ***

Al Hasan'ı vur Enver'e

Hep diyorum ya, ne siyaset erbabının ne de siyaset erbabının çevresinde kümelenmiş grubun birbirinden zerre farkı yok. Siyasetçileri köpek balığına benzetirsek, çevrelerinde onlarla birlikte yüzen ve onların artıklarından beslenen ve Fransızların genel olarak “poisson pilot” dediği ve en bilinen türü vantuz balığı olan bir balık türü vardır. Bunlar köpek balığının altına yapışır, onun gücüyle seyahat eder, onun yakalayıp parçaladığı balıklardan etrafa saçılanlarla beslenir, “tufeyli” yani asalak bir yaşam sürerler. İster sağ olsun, ister sol, ister merkez olsun, ister aşırı uç sistem aynıdır. Siyasetçiler ve yancılar. Parti adının hiç önemi yoktur. Hepsi üç aşağı beş yukarı aynıdır. CHP ve CHP’ye yakın duran muhalif yazarlar uzunca bir zamandır, haklı olarak AK Parti’yi eleştirip duruyorlardı. Yancılarını sürekli besliyor diye. Tek değil ama bilinen bir örnek olarak hatırlatayım, mesela Hasan Kaçan sürekli olarak AK Partili belediyeler aracılığı ile gösteri yapıyor, ders, kurs açıyor, partili belediyelere yüklü miktarda fatura kesiyordu. CHP’liler de Hasan Kaçan ve benzerlerini haklı olarak eleştiriyorlar, halka ait kaynaklarla yandaş beslenmesine karşı çıkıyorlardı. Bunun dışında bir de yarı siyasetçi beslemeler oluyordu. Bunlar belediye başkanı ya da yerel siyasetçi iken AK Partili bir ismin yanına yanaşıyor. Onun yükselişi ile birlikte yükselişe geçiyor, sonunda hiçbir birikimleri olmayan konularda dahi danışman, genel müdür, müsteşar oluyor, arpalık tabir edilen yönetim kurullarına giriyor hatta zaman zaman kayyum bile oluyorlardı. Bu durum da muhalefet tarafından haklı olarak eleştiri konusu yapılıyordu. Ama bugün bir kez daha gördük ki, bu eleştirilerin nedeni ilkesel değil. Mesele işin yanlışlığından çok karşı taraf tarafından yapılıyor olması. "Ben yapamıyorum sen niye yapıyorsun” eleştirisi. Çünkü buldukları ilk fırsatta aynısını parti ayrımı olmaksızın hepsi yapıyor. İşte ortaya çıkan İzmir Büyükşehir Belediyesi ile muhalif gazeteci Enver Aysever ilişkisi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bilmem ne kursu için ihaleye çıkıyor. Kimin alacağı belirsiz bir ihale. Ama tek şartı var. Kim alırsa alsın, işi Enver Aysever’e yaptıracak. Tam bir rezalet. Enver Aysever ise açıklama yapıyor, “Ben ihaleye falan girmedim” diye. İhaleye girse daha iyi, en azından iyi kötü bir yarışma olacak. Burada o da yok. Kim kazanırsa kazansın Aysever kazanacak. Şimdi söyleyin bana, bunun Hasan Kaçan’ın yıllardır yaptığından ne farkı var, parti adı farkından başka. Ha AK Parti, ha CHP, ha Hasan, ha Enver. Al birini, vur öbürüne. Sadece bu mu? Örnek çok. AK Partili vakıftan, okuldan, Kartal İmam Hatip’ten gelen arkadaşını zirveye taşıyor, CHP’li ilçe belediyesinde yanına aldığını büyükşehir belediyesinde bilmem kaç şirketin yönetim kuruluna atıyor. Arpalığın adı değişiyor, sahibi değişiyor ama senin benim vergilerimden gelen arpayı birileri haksızca yiyor bu değişmiyor. Kafa aynı kafa. Avantacılık aynı avantacılık. Liyakatsizlik aynı liyakatsizlik. Arada varsa varsa fiyat farkı var. AK Partililer büyük götürüyor. CHP’liler ise hala eski Türkiye fiyatları üzerinden. Ve dün Hasan Kaçan’a sessiz kalanlar, bugün Enver Aysever’e kükrüyor, Hasan Kaçan’ı eleştirenler ise Enver Aysever’e ses çıkarmıyor. Sonra da seçmene kızıyorlar. ***

Fikir yakın olabilir, cüzdan olamaz

Şimdi Enver Aysever diyecektir ki, "Yahu bu benim işim. Ben böyle kurslar verip para kazanıyorum. Ne suçum var." Ama Hasan Kaçan da, ya da benzerleri de aynı şeyi söyleyebilir. Üstelik de Hasan Kaçan en azından gazetecilik yapmıyor. Bir yandan dürüst gazetecilik iddiasında olacaksınız, bir yandan da partilerle siyasetle parasal ilişki içinde olacaksınız. Bu olmaz. Gazeteci gazetecilik yapacak. Fikri olarak birilerine yakın olabilirsiniz elbet. Hiç sakıncası yok. Ama bu yakınlık cüzdan ortaklığına dönüşmeyecek. Dönüştü mü gazetecilik biter. ***

Yetti bu ayrıcalık

Bunu yazdım diye yine birileri bana faşist. ırkçı falan diyecektir ama konunun bununla ilgili olmadığını kötü niyetli olmayan herkes biliyor ya da farkında. Konu memleketteki Suriyeliler. Biliyoruz ki, corona yasakları ülkemizde bulunan yabancıları kapsamıyor ve onlar özellikle de sokağa çıkma yasağı gibi yasaklardan muaflar. Bunun temel nedeni Türkiye’nin bir turizm ülkesi olması ve sokağa çıkma yasağının turizme olumsuz etki etmemesi. Fakat bu ayrıcalıktan turistlerden daha fazla yararlanan ise bu ülkede mukim ve en az bizim de kadar hatta bizden de fazla bu ülkenin yerli ve milli unsuru haline gelmiş olan Suriyeli mülteciler. Sokağa çıkma yasağı olan günlerde Suriyeli sığınmacılar sokakları diledikleri gibi işgal ediyor, parklarda piknik yapmaktan, Boğaz ya da Haliç kıyısında denize girmeye, bu pazar olduğu gibi Galata Köprüsü’nden denize atlamaya kadar her şeyi kendilerinde hak görüyorlar. Ve bunları kimse gıkını çıkarmıyor. Sanki bunlar bu hastalıktan ve hastalığı bulaştırmaktan muafmış bir gibi tavır sergiliyor Devlet-i Ali’miz. Biliniz ki, Suriyelilere tanınan bu ayrıcalıklar artık milletin boğazına dayandı. ***

Sui misal

Coronadan bahsetmişken çok sevgili Demet Akbağ’ın bu fotoğrafı beni hayli üzdü. Akbağ gibi çok sevilen, örnek bir sanatçı böyle bir görüntü vermemeli idi. Bu fotoğrafta Demet Akbağ, bir maske nasıl takılmamalı bunu çok açık biçimde gösteriyor. Eğer burnunuz maskenin içinde değil ise bu maskeyi takmanızın hiçbir anlamı ve gereği yok. Takmayın daha iyi. Demet Akbağ gibi her açıdan örnek biri maskeyi böyle takıp dolaşırsa, bilinç düzeyi daha düşük vatandaşlarımıza bunun doğrusunu anlatmamız mümkün değil.   ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Emsal olacağımızı unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Milli piyango mu bu!
Köşe Yazıları
Milli piyango mu bu!

Fatih Altaylı

Temmuz 7, 2026

CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026