İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Ak'ım derken

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 13, 2021

Ak'ım derken

Türkiye’de savaşı aşı karşıtları kazanıyor. Bilimsel şeffaflıktan oldukça uzak olduğunu salgın sürecinde gördüğümüz Sağlık Bakanlığı, sırası gelen yaş ve iş gruplarında aşı olma oranının ne olduğunu açıklamıyor ama sağlık çalışanlarından gelen saha bilgileri, randevu alanlardan bile epey bir gelmeyen olduğunu söylüyor. Randevu dahi almayanların sayısı ve oranını ise hiç bilmiyorum. Tahminler yüzde 30’lar civarında olduğu. Dün bir Ege kasabasında domates aldığım 65 yaşlarındaki köylü teyze bu duruma oldukça sinirliydi, “Zorla yapacaksın zorla. Yoksa bu bela başımızdan gitmeyecek” diyordu. Ama zorla aşılama diye bir şey ne demokrasilerde ne de yarı demokrasilerde mümkün olan bir şey değil. Zorla aşılama ancak baskı rejimlerinde, insan haklarına saygının olmadığı yerde olur. Kimsenin bir başkasının vücuduna zorla bir şey zerk etme hakkı olamaz, bunun şifa olduğu kesin olsa bile. Bu yüzden ancak isteyen aşı olur, istemeyen olmaz. Bildiğimiz şu ki, aşı olmayı reddedenlerin yüzde 30’u civarında bir oran bu hastalığa yakalanacak. Onların da yaklaşık yüzde 1’i ölecek. Yine aşı olanların sayısı arttıkça aşı olmayanların da hayatta kalma ihtimalleri artıyor. Aşı karşıtlığı böylesi yüksek bir seviyede iken siyasetçilerin hatalı açıklamaları da bu karşıtların ekmeğine yağ sürüyor. Birkaç gün önce Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank yerli aşı daha az zararlı olacak ya da hiç zarar vermeyecek gibi bir cümle kurdu. Bakan aslında yerli aşı çalışmalarının geldiği noktayı vurgulamak ve yerli aşıların kaliteli olduğunu söylemek istiyordu ve Türkiye'de geliştirilen aşının, seçilen virüs nedeniyle daha avantajlı bir aşı olduğunu anlatmaya çalışıyordu ama söyledikleri tam tersi bir etki yaptı. Çünkü o kadar detayı kimse görmedi, okumadı. Sadece "Daha az zararlı" bölümü başlığa çıktı ve akıllarda sadece o kaldı. Aşı karşıtlarının “Bakın Bakan da söylüyor kullanılan aşılar zararlı” demelerine zemin hazırladı. Üstelik de Bakan Varank’ın cümlesinin hiçbir bilimsel temeli yok. En azından şimdilik. Çünkü yerli aşıların en ilerlemişi şu an 2. faz denemelerinde. Büyük bölümü 1. fazı tamamlamaya çalışıyor. Yani şu anda uygulanmakta olan aşılara nazaran ne durumda olduklarını bilmemize imkan yok. Bırakın zararlı olup olmadığını, etkili olduğunu bile henüz bilmiyoruz. Bu nedenle benim sorumlu konumdaki kişilere tavsiyem sorumlu davranmaları. Çünkü bazen "Akım" derken tam tersini de söylemiş olabiliyoruz. Sayın Bakan ne der bilmiyorum ama biz buna “mefhumu muhalif” diyoruz. ***

Nepotik işsizlik

İşsizlik şu anda toplumun muhtemelen en önemli sorunu. Resmi sayılar bile gelişmiş ülkelerin 6-7 katı işsizlik oranları gösteriyor. Gayrı resmi rakamlar ise çok daha büyük bir felakete işaret ediyor. 20 yıl boyunca para betona, asfalta gömülünce sonuç kaçınılmaz olarak bu oluyor. Sanayi yatırımı yapmayan, üretime dönük reel sektörü büyütmeyen, hizmet sektörüne yaslanan bir ülkede başka beklenti zaten olamazdı. Bu sonuçta herkesin payı var, bugün ekonomik mesih olması umulan Ali Babacan’ın da. Ancak gördüğüm kadarı ile işsizlik oranlarında ekonominin yönlendirilmesi hataları kadar “nepotik” etkenler de söz konusu. Diyeceksiniz ki “O da ne?” O şu: Her gün iktidara yakın birilerinin “ballı maaşlar” aldığı ortaya çıkıyor. Yani birden fazla işe sahip. Bir yerde yönetim kurulu üyesi, diğer yerde genel müdür hatta bazıları üç dört işi aynı anda yapıyor. Daha doğrusu hiçbirini yapmıyor da, yapıyormuş gibi gösterilip üç dört yerden maaş alıyor. Eskiden bankamatik memurlar vardı. Şimdi bankamatik koleksiyonuna sahip memurlar çıktı ortaya. Öyle ki farklı farklı kamu kurumlarından ya da kamu ile bağlantılı kurumlardan aldığı maaşların toplamının 160 bin TL’yi bulanların bile olduğu ortaya çıkıyor. Yeni anlayacağınız sadece bu bile işsizlik oranlarında bir etken. Buna “Nepotizme bağlı işsizlik” diyebiliriz. Yakın çevreye işler üçer beşer dağıtılmasa işsizlik oranları muhtemelen iki üç puan aşağı gelecektir. Ama önemli olan işsizlik oranlarını düşürmek değil, yakın çevreyi zengin etmek olduğu için bu böyle gider. Ne zamana kadar sorunun yanıtı ise basit. Sonuna kadar. Ya iktidarın, ya ülkenin! Birinden birinin geleceği kesin. Hangisi önce gelirse. ***

Sıyrık balata, bir tabak makarna

Bir hazır gıda üreticisinin ton balığı reklamını görünce yemin ediyorum ki, birilerinin seciyesiz bir espri yaptığını zannettim. Bir firma, ciddi bir işletme, yılların kurumu böyle bir “seviyesizlik” yapamazdı. Vallahi de, billahi de internet şakası zannettim. Kurumdan bir kişi “Aaa ne güzel fikir” diye onay verse şirketten birisi en azından patron “Delirdiniz mi, böyle bir reklam mı olur” diye reklamı veto eder, böyle bir saçmalığın, böyle bir terbiyesizliğin yayınlanmasına izin vermezdi. Ama şuursuz bir reklam ajansı bunu fikir diye sunmuş. Şuursuz bir yönetici bu fikri beğenmiş. Ve bu ayıplı reklam yapılmış. Aynı firmanın birkaç ay önce ürünleri elle paketlere doldurmasına bile pek takılmamış biri olarak bu duruma “Yuh artık” dedim doğrusu. Böyle bir reklamın düşünülüp, kabul edilip yayınlanmış olması milletçe kafayı yediğimizin ya da seviyeyi hepten kaybettiğimizin çok açık bir kanıtı. Gerçekten artık balatayı sıyırmışız. Toptan. Kayış kopmuş. Görmeyenler için söyleyeyim, reklam şu, bir tabak ton balıklı makarna görseli ve üzerinde “Bu akşam makarnaya koyuyoruz” cümlesi. İşin daha da vahimi akşamki maçın sonucu. Şimdi Barilla “Beğendiniz mi makarnadaki üç sosisin tadını” diye bir reklam yayınlasa milletçe ne düşünürüz acaba! ***

Hadi herkes konuşsun

Mesleğimizin düşürüldüğü durumu ibretle ve çok üzülerek izliyorum. Gazetecilerin, gazetecilik yaparak, farklı mecralarda yer alarak para kazanmaları ayıp değildir. Ama gazeteci adı altında gazetecilik dışı faaliyetlerden para kazanmaları, para kazanmaya çalışmaları ayıptır. Ayıptan öte ahlaksızlıktır. Mesleğe ihanettir diyemiyorum çünkü böylesi ahlaksızların mesleği gazetecilik değildir. olamaz. Gazetecilik kullanılarak iş takibi, şantaj gibi yöntemlerle kazanç elde etmenin, mesleği lobicilik için kullanmanı, kendini birilerine kullandırarak zengin olmanın özürü olamaz. Bu gazeteci kılıklı sahtekarların ortaya çıkmasını, çıkarılmasını istiyorum. İster Sezgin Baran Korkmaz olsun, ister Sedat Peker, ister siyasetçi ister iş adamı, ister sanatçı, ister ünlü, ister ünsüz, herkes ama herkes bu şerefsizleri afişe etmeli. Danışmanlık adı altında parayı götürenleri, sözde konferanslarla malı indirenleri, avanta karşılığı yazılarında sürekli markaları kullananları dahil. Herkesi. Temiz toplum temiz toplum diye bağıranlar. Hadi. Biliyorum anlatmayacaksınız. Pislik gazetecilerle yaptığınız işbirliklerini saklayacaksınız. Ama çocuklarınızı düşünüyorsanız anlatırsınız. Sedat Peker kadar bile mi olamıyorsunuz! Anlatın. Düşsün maskeler. ***

Bilmediğini yapmaya çalışmak

Birçok futbol üstadı şahane Milli Takımımızın İtalya'ya niye yenildiğini anlatmaya çalışıyor. Oysa çok basit bir nedeni var. Bildiğini oynamak yerine bilmediğini oynamak. Türk Futbol Milli Takımının bu kadrosunun en iyi bildiği şey hücum futbolu. Daha doğrusu atak oynamak, rakibi şaşırtmak, korkutmak. Bizimkiler oynamayı bilir. En bilmediği şey ise rakibi oynatmamaya çalışmak ve savunmaya kapanmak. Savunma ağırlıklı bir oyunla tek gollü bir galibiyet elde etmeye çalışmak. İtalyanların en iyi bildiği şey ise kapalı savunmalara karşı oynamak, kapalı savunmaları aşmak. Biz en bilmediğimiz futbolu oynadık ve rakibin çözmeyi en iyi bildiği şekilde oynadık. Futbolda olur böyle şeyler. Teknik direktörlük hatasıdır. Hepsi yapar zaman zaman. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Ticarethanelerin kapanmasını ibadethane açarak engelleyemeyeceğimizi anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026