İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Ne muhalefet soruyor ne savcılar

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 25, 2021

Ne muhalefet soruyor ne savcılar

Sezgin Baran Korkmaz’ın çevresinde şekillenen skandalda olayların göbeğindeki isim, belki de organizatör olan İnan Kıraç’ın sessizliği sürüyor. Söylediğinin tam aksine Sezgin Baran Korkmaz’a önce kendisinin hisse sattığının, Korkmaz’ın Jan Nahum hisselerini daha sonra aldığının ortaya çıkmasına, ortak olmaktan rahatsız olduğunu iddia ettiği Sezgin Baran Korkmaz’la ele ele diz dize sergi gezip, dostluk yaptığının anlaşılmasına, şirketlerinin Sezgin Baran Korkmaz’la yaptığı anlaşmalara ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu gereği KAP’a yaptığı açıklamalar ile şimdilerde yaptığı sözlü açıklamaların tutarsız olduğunun görülmesine ve yalan söylediğinin kesinleşmesine rağmen İnan Kıraç sessizliğini koruyor. Beyaz bir Türk'ün kara para ile bu denli iç içe olması hiç konuşulmuyor, hiç sorulmuyor. Kıraç ancak ve ancak soru sormayacak gazetecilerle bir araya geliyor. Sorulara yanıt vermemeyi tercih ediyor. Aynı durum Jan Nahum için de geçerli. Üstelik Jan Nahum’la ilgili bir suçlama da yok. Ama tüm bu ortaklık hikayesini anlatabilecek kişi o. Suçlamaya muhatap olmadığı için de açıkça anlatabilir. Ve tabii Sezgin Baran Korkmaz’ın ülke dışına kaçması ile ilgili Claude Nahum tarafından uyarıldığı ya da en azından uyandırıldığı iddiası. Bu da Baran Korkmaz’ın kaçmadan önce kimlerle konuştuğu, Claude Nahum ile konuşup konuşmadığı HTS kayıtları ile ortaya çıkar. Ama niyeyse bu kişiler suskun. Ve tek bir savcı bile kalkıp bu isimleri “Gelin bir anlatın bakayım" diye çağırmıyorsa ve daha da kötüsü muhalefet bile bu konuda tek kelime etmiyor, susuyorsa bunda bir iş vardır. Ve bu işler eninde sonunda bir gün ortaya çıkar. ***

Liyakatsizlik işe yaradı

Üniversite kalitesinin “Bululaşmasından” söz ederken Boğaziçi Üniversitesi yönetiminin “Cehaletinden” bahsetmemek olmaz. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin demokratik haklarını, barışçı bir biçimde kullanmasından rahatsız olan “Bulu yönetimi” bir grup öğrencinin burslarını kesmiş ve bu durumu öğrencilere bir tebligatla bildirmişti. Bu çirkin durum üzerine, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu bursları belediye imkanları ile devam ettireceğini açıklamıştı. Ancak buna gerek kalmadı. Çünkü memleketin dört tarafını gırtlağa kadar saran cehalet, bilgisizlik ve hepsinden önemlisi liyakatsizlik burada da kendini gösterdi ve bu kez bir işe yarayarak öğrencileri kurtardı. Üniversite yönetiminin, öğrencilerin burslarını kesmek için gerekçe gösterdiği yönetmeliğin, aslında var olmadığı, 2004 yılında çıkarılan bu yönetmeliğin, 2008 yılında değiştirildiği ve öğrencilerin burslarının kesilmesine dayanak gösterilen maddenin bu değişiklikle yönetmelikten çıkarıldığı ortaya çıktı. Üniversiteyi yöneten kafadan çok daha gelişmiş olduğu anlaşılan bir öğrencinin yargıya yaptığı itiraz sonucu ortaya çıkan bu gerçek karşısında öğrenciler burs haklarını korumuş oldular. İnşallah bu gelişme ile birlikte bu liyakatsiz atamaları yapanlar da, layık olmayanları sağa sola atayarak bu ülkeyi yönetemeyeceklerini anlamış olurlar. ***

Sağlık Bakanı Koca'dan özür diliyorum

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan özür diliyorum. Samimiyetle. Aşılama konusunda çok ciddi bir mesafe katettik. 18 yaşa kadar indik. Bu önemli bir başarı. Gerçi Sinovac ısrarını eleştirmiş, aşıda çeşitlendirme yapılması gerektiğini söylemiş ve Biontech ile bir türlü anlaşma sağlanamamasına kızmıştık ve haklıydık ama sonuçta eleştirileri ciddiye alan, samimiyetle çözüm arayan, Fransa’nın 70 milyon dozluk siparişini iptal etmesini Türkiye için fırsata çeviren ve Özlem Türeci ile Uğur Şahin’in vatanseverliklerinden istifade anlaşmayı sağlayan da yine Bakan Koca oldu. Biraz gecikme ile de olsa sonunda iyi oldu. Aşı meselesini en iyi çözümleyen ülkeler arasına girdik böylece. Ancak aşıdaki ret oranını ne yazık ki şimdilik bilmiyoruz. Yüzde 30’lar civarında olduğu söyleniyor. Düşük değil. Aşıya şüphe ile bakanları da anlıyorum. Şüphecilik kötü bir şey değildir. Ancak hep sorduğum bir suali tekrarlıyorum. Kuduz bir köpek tarafından ısırıldığınız zaman da aşı olmayacak kadar cesur musunuz! Elbette kimseyi aşı olmaya zorlayamayız. Böyle bir hakkımız yok. Ama salgın etsini tam anlamıyla kaybedinceye kadar aşılanmamış olanlara bazı kısıtlamalar getirebiliriz. Aşılı olmayanların ücretsiz izne çıkarılması, toplu taşımadan yararlanmalarının engellenmesi, konaklama tesislerinde kalmalarına izin verilmemesi gibi kısıtlamalar getirilebilir. Hem kendilerinin hem de toplumun iyiliği için. Salgın bitinceye kadar. ***

Hayret anlamış

Epey bir zamandır kendisini muhatap almam için çırpınan bir gariban var. Bir yazısında adını anmam, kendisini yazar yerine koymam için yırtınıyor. Derdi dili benimle. Ha babam beni yazıyor, ha babam benden söz ediyor. Adını bir kez kullanmam için ölecek neredeyse. Bir kez adından bahsetsem, tüm ezikliğini atacak sanki üzerinden. Ben ise bu kişinin ne yazdıklarını takip ediyorum ne de söylediklerini. Eğer birileri bunun sözlerini alıp bana iletirse haberim oluyor ancak çırpınışlarından, hezeyanlarından. O ise sürekli bir yakarış içinde. “Beni an, beni an, beni an” diye yalvarıyor. Oysa benim sadece muhataplarımda değil, düşmanlarımda bile aradığım bir kalite sınırı, bir insanlık çıtası var. Bunun altına düşmeye, ne denirse densin bir zaviyenin altındakileri muhatap almaya hiç ama hiç niyetim yok. Ve anladığım kadarı ile kendisi de bu durumu artık anlamış ve dün en sonunda kendisini niye muhatap almadığımı kendisi şu sözlerle itiraf etmiş: “Asla bir domuzla güreşme, çünkü üstün başın çamur olur. Ama işin kötüsü bu domuzun hoşuna gider.” Konuyu çözdüğü ve kendisini niye asla muhatap almadığımı bu kadar açıkça anlattığı için kendisine teşekkür etmek isterdim. Ama onu da yapmayacağım. Çünkü ben asla bu kadar terbiye dışı bir şekilde ifade etmezdim bu durumu. Ben daha çok “İnsanların aptallıklarını düzeltmek konusunda yeteri kadar etkili olamayacaksanız bunu yapmaktan vazgeçmeli ve kendinizi korumalısınız” diyen filozofa katılırdım. Ya da Mark Twain gibi “Cahil insanla tartışmayın, önce sizi kendi seviyesine çeker sonra tecrübesiyle yener” derdim. Belki de, İmam Gazali’nin dediği gibi, “Cahillerle tartışmayın, ben hiç galip gelemedim” diyerek noktalardım. O ise domuzluğu seçmiş. Ayıp etmiş ama kendi bileceği şey. Başta da dediğim gibi. Zaviye meselesi. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Cehalet geri dönüşü olmayan hatalar yaptırmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026