İstanbul 13°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Cennet vatan

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2021

Cennet vatan

Milleti dolandırıp yurt dışına kaçtığında “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta” olan Tosuncuk, yurt dışında fethedecek yer bulamamış olsa gerek ki, memlekete geri döndü. Brezilya’da Türk konsolosluğuna teslim olmak suretiyle geri döneceğini açıkladı. O kadar uyanık ki, geri dönüş biletini bile milletin üzerine yıktı. Şimdi herkes merak ediyor, “Niye teslim oldu, niye geri döndü” diye. Oysa ortada merak edilecek hiçbir şey yok. Eğer suçlu iseniz, eğer hırsızsanız sizin için Türkiye’den daha iyi hiçbir ülke yok. Güvenilir olmaktan çıkmış yargı sistemi, mali suçları suçtan, mali suç işleyenleri suçludan saymayan yasal düzenlemeleri, tüm bunlara rağmen kendi mahkum ettirmiş olanları içerde pek de uzun tutmayan infaz yasaları ve ortalama iki yılda bir çıkan aflarıyla bir suçlu için Türkiye’den daha iyi bir yer olabilir mi! Yurt dışında yakalanan ya da sıfırı tüketen her suçlu Türkiye’ye dönmek istemedi mi bugüne kadar! Tosuncuk da onlardan biri sonuçta. Ne de olsa kaçak yaşamak zor. Sürekli senden para koparmak isteyenler olacak, kaçak bir özgürlük masraflı bir. O da baktı çaldıkları hızla eriyor. Paranın bir kısmını bitirdi. Muhtemelen bir kısmını da sağlam bir yere park etti ve “En iyisi ben 'Cennet' ülkeme döneyim" dedi. Şimdi 4 gün sorgulanacakmış. Neyin sorgusu ise. Sonra da hakkında dava açılacak. Yargılanacak. Acayip bir ceza istenecek. Bunun çok daha azına mahkum olacak. Toplamda uzun görülen cezanın infazı aslında çok çok kısa olacak. Ve Tosuncuk dediğimiz “koyun çobanı” birkaç sene sonra aramıza katılacak. Herhalde bu girişimci ruhuyla edebiyle bir yere girip bizim gibi üç kuruş maaşa talim edecek hali yok. Ticarete, yatırımcılığa devam edecek. Yeni çiftlikler kuracak. Yeni koyunlar yetiştirecek. Aynı filmi tekrar tekrar seyredeceğiz. Türkiye’de bu hep böyle oldu. Banker Kastelli'de de, Jet Fadıl’da da. Daha onlarcasında da. Söylemedi demeyin, eğer yeterince büyük çalamamışsa, bakın pek yakında Thodex vurguncusu diğer tosun da arzı endam eder “Cennet” vatana. Siz “Yeni Türkiye” söylemlerine falan da inanmayın. En azından bu konuda Türkiye hep eski Türkiye’dir hatta beteridir. Bu gibiler için cennetten bile güzeldir. Bilmez olur mu! ***

Bizden iyi bilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa ülkelerinde aşının para karşılığı yapıldığını iddiasını sürdürüyor. Geçen hafta İngiliz hükümetinin aşıyı vatandaşlarına 100 pounda yaptığını söylüyordu. Bu hafta damping yaparak bunu 50 pounda düşürdü ama listeye kara Avrupası’nı ekledi, fiyatı da 100 euro olarak açıkladı. BBC ve bu ülkelerin sağlık kurumları “Hayır bizde aşı bedava. Para mara almıyoruz. Nerden çıkıyor tüm bunlar” diye bağırsalar da Erdoğan’ın “Para alıyorlar” ısrarı değişmiyor. Yunanistan gibi bazı ülkelerin aşı olmak istemeyen gençleri aşıya ikna etmek için aşı olanlara 150 euro yani 1550  TL “harçlık” verdiğini ise hiç söylemiyor. Peki Erdoğan bunları bilmiyor ve Avrupa’da aşıların parayla yapıldığına inanıyor olabilir mi! Hiç zannetmiyorum. Bilmemesi mümkün değil. Ama Erdoğan şunu biliyor. Ondan başkasına inanmayan, onun söylediklerinden başkasına itibar etmeyen bir kitlesi var. Paraya aşı yapılıyor iddiasını onlara söylüyor Erdoğan. Ve o kitle bunun böyle olmadığını ne duyuyor ne biliyor. Onların tek haber kaynağı Erdoğan. Başkasına kulak asmıyor. Duysa da inanmıyor. İnandırmaya kalkana da kızıyor. Bu nedenle o iddianın hedefi biz değiliz. Onlar. ***

Tasarrufta emsal

Pazar pazar biraz gençliğime, hatta çocukluğuma döneyim, biraz o yıllardan söz edeyim istedim. Bu isteğimin nedeni, tasarruf genelgesi. Gençler için bu kavram pek bilinmeyen bir şey olabilir ama bizim çocukluk ve gençliğimizde tasarruf geleneği vardı. İsten zengin ol, isten fakir tasarruf etmek bir erdemdi. İster inanın ister inanmayın tasarruf şampiyonu o zaman da Türkiye’nin en zengin adamlarından biri olan “Vehbi Koç” idi. Tüm zenginliğine rağmen rahmetli Vehbi Bey israftan, bırakın israfı gereksiz gördüğü tek kuruşu harcamaktan kaçınırdı. İtibarı harcamada değil, yatırımda arardı. Asla lüks otomobile binmez, şirketlerinin ürettiği Anadol’la gezerdi. “Kendi ürettiğimize biz binmezsek başkalarını binmeye nasıl ikna ederiz” derdi. Ailesinin de lüks tüketiminden hoşlanmaz ve onlara kendini örnek yapardı. “Size gereksiz harcama yapmayın diyorum ama ben de harcamıyorum. Beni örnek alın” tavrını benimsemişti. Ele talkın verip, kendi salkım yutanlardan değildi. Gereksiz yanan tek bir lambaya bile tahammülü yoktu. Bir akşam grubun o dönemki tepe yöneticilerinden Erdoğan Karakoyunlu’nun odasında oturmuş Galatasaray konuşuyorduk. Kapı aralandı. Vehbi Bey başını uzattı içeri. Işığın yandığını görmüş, o saatte boş olması gereken odada ışık yandığı için söndürmeye gelmiş. O kadar dikkatli idi bu konularda. Kılık kıyafet harcamalarında bile çok dikkatli olduğu bilinirdi. Giyime gereksiz harcamaya kızar, “Çaputa harcanan paraya yazık” dediğini duyardık. Büyük yokluklardan kurulan bir Cumhuriyet'in kurucu ruhuydu belki de bu. Çünkü biz de ailemizde öyle gördük açıkçası. Ailenin en büyüğü dedem, her şeyin "yeterince" olanından yanaydı. Az olmalıydı, gerekli olmalıydı, kaliteli olmalıydı. Sonradan "minimalist" diye bilinen akımın öncüsü olabilirdi. Rahmetli babam da ona göre önemli olmayan taleplerimizi hep ertelerdi. Hep bir koşula bağlardı. Kitap dışında alınabilecek her şeyin bir zamanı vardı ona göre. Bir kabanımız varken ikincisi gereksizdi. Elbiseler ve ayakkabılar ise sezonluktu. Bisiklet istediğimiz zaman değil, kırıksız karne getirdiğimiz zaman alınabilirdi mesela. Ülkede ekonomik bunalım dönemleri olduğunda aile içinde kemer sıkma dönemi başlardı. Ve babam rahmetli bunu hep kendinden başlatırdı. Öncelikle kendi harcamalarını kısar, bize örnek olmaya çalışırdı. Sıkıntı dönemlerinde kendini har vurup harman savurup, çocuklarından, ailesinden kısan olmayı ayıp görürdü. Kısılacaksa kendinden başlardı. İyi babalığın, örnek babalığın böyle bir şey olduğunu ondan öğrendim. Ve bize ve kendine en büyük kısıntıları yaptığı dönemlerde bile hayır işlerinden tek kuruş bile kesmediğini ise ancak ölümünden sonra görebildim. Şimdi bakıyorum da, güzel zamanlarmış. Büyüklerin küçüklere sui misal değil, emsal olduğu zamanlarmış. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Makam kabalaştırmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026