İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Yine ağa yine maraba

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Temmuz 16, 2021

Yine ağa yine maraba

19 yıllık AK Parti iktidarının 19 yıldır bir türlü vazgeçmediği bir uygulama biçimi var. O da şu. Bir konuda yanlış olduğu baştan belli, üzerinde düşünülmemiş ve birilerinin etkisi ile alındığı belli olan bir adım atıyor, bir iş yapıyorlar. Anında uyarılıyorlar. Ama dinlemiyorlar. Bu adım ya da iş ülkede ciddi bir gerilime neden oluyor. En azından ciddi tartışmalar çıkıyor, bazen sokak hareketleri meydana geliyor. Parti içinde bile yapılanın yanlış olduğunu söyleyenler oluyor. Bunlara da kızılıyor. Gerilim tırmanıyor. İnatlaşma sürüyor. Sonunda AK Parti yönetimi yanlıştan vazgeçiyor ama aradan bazen haftalar, bazen aylar geçmiş oluyor, ülkenin enerjisi boşa harcanıp gidiyor. Ben de bu durumu her seferinde “Ağa ile maraba” hikayesini hatırlatarak eleştiriyorum. Bu kez de öyle oldu. Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan “yakışıksız” Melih Bulu, asla kabul görmediği rektörlükten alındı. Ve yerine vekaleten Prof. Naci İnci atandı. Boşu boşuna harcanmış 7 aydan ve onca gerilimden sonra başlangıç noktasına geri dönüldü. Hem de tam başlangıç noktasına. Birinci kareye. Çünkü biliyor musunuz ki, aslında YÖK’ün 7 ay önceki atama sırasında Cumhurbaşkanı’na önerdiği rektör adayı Prof. Naci İnci idi. Boğaziçi Üniversitesi’nin önemini ve hassasiyetlerini bilen YÖK yönetimi, üniversitenin sıkıntı olmadan kabul edebileceği isim olarak üniversite içinden birini, Prof. Naci İnci’yi 1 numaralı rektör adayı olarak Cumhurbaşkanı’nın önüne koydu. Prof. Naci İnci de bu durumdan haberdardı. Ancak son anda devreye bir AK Partili milletvekili girdi. Allem kallem Cumhurbaşkanı’nı ikna etti. Prof. İnci’nin MHP’ye yakın olduğunu, Prof. Bulu’nun ise AK Parti’ye daha yakın bir isim olacağını, rektörlük tecrübesine sahip olduğu için daha başarılı olacağını anlattı. Cumhurbaşkanı da bunun üzerine Prof. Bulu’yu atadı. Öyle ki, atama YÖK yönetimini bile şaşırtırken Prof. İnci’de de büyük hayal kırıklığı yarattı. Daha sonra Naci İnci’ye rektör yardımcılığı önerildiği zaman Prof. İnci uzun süre bunu kabul etmedi. Sonunda çok üst düzey ısrarlarla Prof. Naci İnci rektör yardımcılığına ikna edildi. Ve şimdi "yakışıksız” Bulu gidince Prof. İnci başta kendisi için düşünülen koltuğa “vekaleten” oturdu. Şimdi asaleten de atanır mı bilmiyorum. Ama ne yazık ki, üniversite öğretim üyeleri açısından İnci’nin üzerine de istemeye istemeye kabul etmek zorunda bırakıldığı rektör yardımcılığı yüzünden Melih Bulu pisliği bulaştı. AK Parti bir kez daha kaş yapacağım derken, gözden de etti. ***

Bari Suriye'den döneceklerden PCR isteyin

Avrupa Birliği Suriye’de iç savaşın resmen bittiğini ilan ettiği için artık bu ülkeden göçmen kabul etmediği gibi, mevcutları da geri göndermeye çalışıyor. Türkiye’deki Suriyeliler ise artık toplumun saygın bir parçası ve Türkiye’nin böyle bir geri gönderme çabası olduğunu söylemek mümkün değil. Ülke içine yayılan Suriyeleri geri göndermek artık pek mümkün görünmüyor. Pek çok ilde Suriyeli gettoları, Suriyeli mahalleleri ve hatta Suriyeli semtleri oluştu. Artık pek çok büyük kentte “Küçük Suriyeler” var. Suriyeliler o kadar “bizden” oldular ki, şimdi de onlar gelen Afganları istemiyorlar. Kendi mahallelerine yerleşmeye çalışan Afrika kökenli göçmenleri kovalıyorlar. Ve her bayram olduğu gibi bu bayramda da Suriyeli göçmenlerimiz ülkelerine bayram tatiline, bayram ziyaretine gitmeye başladılar. Savaş bittiği için bu yıl bayram ziyaretine gidenlerin her zamankinden daha çok olması ve sayının 200 bini aşması bekleniyor. Şimdiden 130 bini aşkın Suriyeli Suriye’ye gitmiş bile. Şimdi tartışma şu: Madem bayramda gidebiliyorlar ve bir güvenlik riski yok, o zaman niye buradalar. Toptan gitsinler. Kimileri de “Gidenleri geri almayın” diyor. Mültecilerin haklarını koruduğunu iddia eden gruplar ise “Savaş bitti ama ülkede taş üstünde taş kalmadı. Bu gidenlerin orada ne evleri kaldı ne işleri. Nasıl orada kalacaklar” diye dönüşlerini savunuyor. Devletin bu konudaki politikası ise bu gidip gelişlere izin vermek yönünde. Böylelikle Suriyeli göçmenlerin ülkeleri ile bağlarının devam etmesini ve geri dönüş için motivasyonlarının sürmesini sağlayacaklarını düşünüyorlar. Türkiye “idare edilen” değil “yönetilen” bir ülke olsa idi bugün AB ve Suriye ile oturmuş ülkenin yeniden imarını konuşuyor, bu sürece göçmenleri de dahil ederek, bu amaçla kaynak oluşturmaya çalışıyor olurdu. Ama ne yazık ki böyle bir çabamız yok. Biz şimdi Afganistan’a gidiyoruz. Suriye'ye bayramlaşmaya gidenlerle ilgili benim talebim ise olmayacak bir şey değil. Bari dönüşlerinde bir PCR testi isteyin. Şu corona salgınını bir de Suriye üzerinden azdırmayın. Bu kadarını yapabilirsiniz herhalde değil mi! Buna da faşistlik demezsiniz herhalde değil mi! Sizi gidi FETÖ artıkları. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yanılarak değil öngörerek yönettiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026