İstanbul 23°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

O görüntüyü yayına kim verdi

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 22, 2021

O görüntüyü yayına kim verdi

Önceki gün Cumhurbaşkanı’nın genel başkanı olduğu partinin mensuplarına yönelik bayram mesajı, Anadolu Ajansı eliyle medyaya servis edildi. Mesaj Cumhurbaşkanlığı tarafından kaydedilmiş, Anadolu Ajansı ve TRT’ye verilmişti. Anadolu Ajansı da bu mesajı tüm medyaya servis etmişti. Birçok televizyon ajanstan gelen bu görüntüyü kullandı. Bayramlaşma mesajını izleyenler gözlerine inanamadı. Cumhurbaşkanı, sözlerinin ortasında derin bir iç çekiyor ve gözlerini kapatıyor, uyuklar gibi oluyor ve bir an, sanki içi geçmişçesine susuyordu. Banttaki bu durum TRT tarafından banttan kesilmişti. Ama görüntüyü Anadolu ajansından alan diğerleri aynen yayınladılar. Hiç ama hiç iyi bir görüntü değildi. Bu durumun nedenlerini bilemem. Aşırı yorgunluk, rahatsızlık veya başka bin türlü şey olabilir. Aklım ermez. Ancak bu görüntülerin yayınlaması gerçek anlamda bir rezalettir. Bu bir canlı yayın olsa anlarım. Yapacak bir şey yoktur. Ama çekilmiş, montajlanmış ve servis edilmiş bir bantta böyle bir durumun gösteriliyor olması çok ama çok fenadır. Açık biçimde, çok yakınında birilerinin Cumhurbaşkanı’nı zor duruma düşürmek istediğine, zayıf göstermeye çalıştığına işaret eder. Sonuçta bu görüntüyü sadece kendi vatandaşları ya da partilileri değil, tüm dünya izlemektedir. Dünyanın hiçbir ülkesinde, o ülkenin liderinin böyle bir görüntüsü göz göre göre banttan yayınlanmaz. Çünkü bu liderin durumunu dünya çapında tartışmaya açar. Açık bir zafiyet göstergesi haline gelir. Bu durumdan haberdar olup olmadığını sorduğum muhafazakar bir gazeteci arkadaşıma Anadolu Ajansı ve TRT’den “Görüntünün doğrudan Beştepe’den geldiği ve kendilerini de zor duruma düşürdüğü” yanıtı verilmiş. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Tam aksine bence bir ulusal güvenlik sorunudur. Ama muhtemelen bu konuda hiçbir şey yapılmayacak, Cumhurbaşkanı’nın böyle bir görüntüsünün yayınlandığından haberi dahi olmayacaktır. ***

Medyanın mali kaynakları açık olmalı

Bağımsız ve tarafsız görünen kimi yayın kuruluşlarının, özellikle de “bağımsız gazetecilik” yaptığını iddia eden bazı internet haber sitelerinin ve Youtube yayınlarının gelir kaynaklarının ve sponsorluklarının açıklanması gerektiğini söylemiştim. Bunların pek çoğunun yabancı vakıflardan veya sözde sivil toplum kuruluşlarından büyük fonlar aldığını, bunun da bilinmesi gerektiğini belirtmiştim. Çünkü bu gibi gelir kaynakları bu kurumların haber yapma veya haberleri ele alma biçimini etkiliyor olabilirdi. Okurların bağımsızlığın nereye kadar olduğunu bilmesi gerekirdi. Hele hele destekçi vakıf ve sivil toplum kuruluşlarının yabancı istihbarat örgütleri olma ihtimali çok yüksekken. Dün bu konuda bir haber patladı. Ruşen Çakır’ın Medyascope adlı Youtube kanalının yabancı bir vakıftan yıllar içinde toplam 450 bin dolar civarında bir destek aldığı "büyük haber” olarak servis edildi. Elbette bu bilgi önemliydi ama olaya yanlış yerden girilmişti. Çünkü Medyascope destek aldığı vakıf veya dernekleri zaten “resmi” sitesinde açıklıyordu. Gizlisi saklısı yoktu. Belki de gizlisi saklısı olmayan tek “bağımsız haber” platformuydu. Hiç değilse gelir kaynaklarının bir bölümünü biliyorduk. Ama zaten açık açık beyan edilen bir durum “Ortaya çıktı” diye haberleştirilmiş, sanki gizli kapaklı bir iş ortaya çıkarılmış havası yaratılmıştı. Ancak gerçekten gizli kapaklı olanlardan ise hiçbir haber yoktu. Ben hala ve ısrarla “bağımsız haber platformlarının” gelir ve sponsorluk kaynaklarını açıklaması gerektiğini söyleyeceğim, bunu talep edeceğim. Sonuçta düdüğü kimin çaldığını bilmek okur olarak hakkımız. Bu arada Medyascope’un veya başkalarının çeşitli kaynaklardan gelir elde ediyor olması kıçını iktidara ve kamu kaynaklarına dayayarak gazetecilik, yayıncılık yapanları da aklamaz. Sağa sola saldırarak kendilerini Ak’layamazlar. ***

Oyu da Suriyelilerden alacaksınız galiba

Türkiye'deki yasa dışı göçmenlerin sayısı giderek artıp 8 milyona dayanınca, AK Parti de kendini giderek bu göçmenlerin partisi olarak görmeye başladı galiba. Öyle olmasa "Bu yasa dışı göçmenlere bir çekidüzen verin. Artık bunları ülkelerine geri yollamanın zamanı geldi" diyenlere "Önce Türkler geldi önce onlar gitsin" diyerek 1000 yıldır savaşa savaşa aldığımız, kanla koruduğumuz bu vatandan, önce bizi göndermeye kalkmazlardı. "Önce Türkler gitsin" diyen AK Parti sözcüsüne sormak isterim, "Savunduğunuz Suriyeliler topraklarımızı savaşarak mı bizden aldılar. Yoksa savaştan kaçarak mı!" Yoksa savaşı bir sonraki aşamada bize karşı mı yapmayı düşünüyorlar? Madem sözcüleri oldunuz. Bunu da açıklayıverin lütfen. ***

Dingo kimdir?

Geçen gün Türkiye’nin yasa dışı kaçak göçmen sorunu ile ilgili yazarken, sınırlarımızdaki kontrolsüzlük nedeniyle ülkenin “Dingo’nun ahırına” döndüğünü belirttim. Pek çok okur, özellikle de genç okurlar “Dingo’nun ahırı da ne ki!” diye sordular. Belli ki, hızlı kentleşme ile sözlü kültürün bazı unsurları unutuluyor, en azından yayılmıyor. Dingo’nun ahırı da öyle olmuş. Unutulmuş. Merak edenler için Dingo’nun ahırının öyküsü anlatalım. 19. yüzyılın sonlarına doğru, 1870’lerin ortasında, Payitaht İstanbul yeni bir ulaşım aracı ile tanışır. O ulaşım aracının adı “Atlı Tramvay”dır. İki at tarafından çekilen tek bir vagon. Motoru at olan bir tür halk otobüsü. Tabii büyük ilgi görür. İlk açılan hat Azapkapı-Ortaköy hattıdır. Vatandaşın talebi üzerine kısa zamanda başka hatlar da açılır. Özellikle de Pera hattında yoğunluk vardır. Karaköy’den Şişhane ve Büyük Pera Caddesi üzerinden Kurtuluş’a giden hat büyük talep görür. Ancak tramvayları çeken atlar canlıdır ve yorulurlar. Bu yüzden de atların dinlendirilmesi ve değiştirilmesi için Taksim’de bir ahır kurulur. Fransız Konsolosluğu'nun arkasında, bugün de nostaljik tramvayın garajının olduğu yerde. Atlar bir iki seferde bir dinlenmeleri için buraya bırakılır. Ahırda dinlenmiş atlar tramvaya koşulur. Ahırın sorumlusu da Dingo lakaplı bir Rum vatandaştır. Ne var ki, Dingo ayyaş serkeş bir adamdır. Sürekli içer, hep sarhoştur. Bu yüzden de ahıra ne giren bellidir ne çıkan. Atların kayıtları da yoktur, kuyutları da. At dinlenmiş mi, hangi saatte girmiş, hangi saatte çıkmış belli değildir. İşte Dingo’nun ahırı deyimi de bu Dingo’dan gelir. O gün bugündür, girenin çıkanın belli olmadığı, bir düzensizliğin hüküm sürdüğü yerler için söylenir. Bizim sınırlarımız da buna iyi bir örnektir. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Üzülünecek durumlara sevinmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLC görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLCMercedes-Benz’in 140 yıllık inovasyon ve mühendislik yolculuğu, otomobilin geçmişinden geleceğine uzanan güçlü bir hikâye. DİREKSİYONDA TEKE TEK’in bu bölümünde Fatih Altaylı’dan Mercedes-Benz’in 140 yıllık tarihini ve bu yolculuk boyunca şekillenen inovasyon anlayışını dinliyoruz. Ardından, bu köklü mirasın geleceğe uzanan temsilcisi Yeni Elektrikli GLC’yi direksiyon başındaki deneyimleriyle keşfediyoruz. Mercedes-Benz’in geçmişinden geleceğine uzanan bu yolculuğa siz de eşlik edin. #MercedesBenzTürkiye #DireksiyondaTekeTek #YeniElektrikliGLC #işbirliği Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:11 Mercedes-Benz’in tarihi ve GLC’nin üretimi 03:20 800 Volt mimarisi nedir? 04:26 Dış tasarım 07:22 Yan görünüm ve içine ilk bakış 09:41 Kokpit tasarımı 11:43 Teknik bilgiler ve sürüş izlenimi 15:25 Cam tavan ve multimedya 16:20 Otonom sürüş kabiliyeti 17:05 Konforu arttıran detaylar 20:31 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli
Ağustos 21, 2026
Osmanlı'da modernleşme görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026