İstanbul 28°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Kol gibi bir şey

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 24, 2021

Kol gibi bir şey

Epeyce bir süredir bir “5. kol faaliyeti” lafıdır gidiyor. Son olarak Ruşen Çakır’ın Medyascope’u vesilesi ile yine bir “5. kol” iddiası, iması gündeme geldi. İyi de sürekli olarak tekrarlanıp duran bu 5. kol faaliyeti nedir kimse merak ediyor mu ya da herkes biliyor mu? Bu terim yani 5. kol tanımı ilk kez İspanya iç savaşı sırasında kullanıldı. İsyancı general Franco’nun güçlerine direnen başkent Madrid’e 4 koldan başlatılacak saldırı ile eş zamanlı olarak, kent içindeki Franco sempatizanı güçler bir isyan başlattılar ve böylelikle Franco, Madrid’i fazla bir direnişle karşılaşmadan ele geçirdi. Franco kent içindeki sivil güçlerini “5. kol” olarak tanımlayınca bu terim ortaya çıkmış oldu. Genellikle fiili olarak ele geçirilemeyen bir toplumu ya da devleti kara propaganda, casusluk, sabotaj, korkutma, sindirme, ürkütme yolu ile ele geçirme altyapısı oluşturmayı tanımlar. Tarihteki bilinen en eski örneği “Truva atı”dır. Hanibal’ın Roma’ya karşı kullandığı bir taktiktir. Nazi Almanya’sı da hem ülke içinde hem de işgal edeceği ülkelerde özellikle korkutma ve sindirme yöntemi olarak 5. kol faaliyetinden faydalanmıştır. Şimdi Türkiye’de de moda her türlü hoşa gitmeyen gazeteciliği ve sivil toplum oluşumunu 5. kol faaliyeti olarak adlandırmak. Elbette bunlar arasında böylesi faaliyetler de olabilir. Hatta bunların ille de muhalif olması da gerekmez. Yani Türkiye’de hiçbir yabancı güç 5. kol faaliyeti yürütmüyordur diyemem. Bu konudaki tedirginliği de anlarım. Ama 3 bin kişinin okuduğu bir internet sitesini bir 5. kol faaliyeti olarak görüp kabul edenlerin, Türkiye sınırlarına binlerce kilometre öteden getirilen yüz binlerce göçmeni normal görmesini ya da sınırımızın hemen dibinde göç yoluyla bir etnik temizlik yapılarak, oradaki milyonlarca insanın Türkiye’ye gönderilmesi suretiyle yanı başımızda bir terör devleti oluşturulmasını hayatın doğal akışına uygun görmeyi anlayamam. Hele hele buna inanmaya hazır bir kitleyi hiç ama hiç anlamam. Ve bana sanki asıl bunun normalleştirilmesi 5. kol faaliyeti gibi gelir. ***

Sorun iki devlet değil, birinin Türk olması

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs’ta Maraş ve iki devletli çözüm ile ilgili yaptığı açıklamaları kınamış. Hadi ordan. Pabuçlarımı kınasınlar. Arsızlar. 47 yıldır süren bir sorun var ortada. Sorunun çözülmemesinin temel nedeni ise şimdi bizi kınayanlar. Avrupa Birliği’nin kendi ilkelerini yerle bir ederek Kıbrıs Rum Kesimi’ni Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla üyeliğe kabul etmesi bu sorunun çözümünü imkansız hale getiren en önemli adımdır. Komşularla sorunsuz ilişkileri bile üyelik kriteri olarak gören AB, bölünmüş ve kendi içinde sorunlu bir ülkeyi AB’ye kabul ederek bu sorunun çözümünü imkansız hale getiren en önemli adımı atan taraftır. Sonrasında bugün bizi kınayan Birleşmiş Milletler’in o zamanki Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs’ta tek devletli çözümü getirmek için aslında Türk tarafının aleyhine pek çok unsur içeren bir çözüm planı hazırladı. Kıbrıslı Türkler, Türkiye’deki AK Parti iktidarının da desteği ve talebiyle, her şeye rağmen bu planı referandumla kabul ettiler. Buna karşın AB tarafından şımartılmış Rumlar plana hayır oyu verdiler. Ve buna karşın hiçbir bedel ödemedikleri gibi şımartılmaya da devam ettiler. Bu şımarıklıkla tam bir çözümsüzlüğü dayattılar. Artık iki devletli çözümden başka bir çözüm umudu kalmamışken Türklerin bu yöndeki çabalarını kınayan ve kendi planını reddeden Rumlardan yana tavır alan bir Birleşmiş Milletler. Arsız dememin nedeni de bu zaten. Kıbrıslı Rumlar BM'ye köpek muamelesi yapıyor, onlar hala oraya yaltaklanıyor. Niye mi! Çok açık. Avrupa’da hiç sorunsuz devletlerin bölünmesine kimsenin gıkı çıkmazken, fiili olarak bölünmüş bir ülkenin bunun yasal hale getirilmesine gösterilen tepki bölünmeye değil, taraflardan birinin adının başındaki “Türk” kelimesinedir. İşin içinde Türkler olmasa idi Birleşmiş Milletler adayı kendi eliyle, törenle böler iki tarafı ayrı ayrı üye yapardı. Bu saatten Kıbrıs’ta BM’yi falan takmamalıyız. Çünkü çok açık ki, takmayan kazanıyor. ***

Bahçesinde kebap yapılan bir Saray

Kıbrıs demişken, eski Cumhurbaşkanı Akıncı’nın siyasi görüşlerine pek katılmam. Hatta Fazıl Küçük’ün, Rauf Denktaş’ın mirasına, Kıbrıs Türklerinin 60 yıllık davasına ihanet ettiğini düşünürüm. Ama ne yalan söyleyeyim, son yaptığı açıklamayı doğru buldum. Devletlerin itibarının binalarının ihtişamı ile ölçülmeyeceği barizdir. Kıbrıs’a hiç gittiniz mi, Başkanlık Sarayı'nı hiç gördünüz mü bilmiyorum. Doğru eskidir. Doğru küçüktür. Ama çok şirin bir binadır. 320 bin nüfuslu bir ülke için de bana göre yeterlidir. Yıllar önce iş için Kıbrıs’ta idim. Nur içinde yatsın Rauf Denktaş Kıbrıs’ta olduğumuzu duymuş. Asistanı telefon açtı. “Eğer müsaitseniz yarın akşam Sayın Denktaş yemeğe bekliyor” diye. Biz “Tamam” deyince ekledi. “Çok da geç kalmayın. Akşam üzeri gelin.” Biz de hava kararmadan bir taksiye atladık ve Başkanlık Sarayı’nın yolunu tuttuk. Saray dediğim 1939 yılında Lefkoşa Valisi için yapılmış, 1960’tan sonra Türk toplumu liderlerine konut olarak tahsis edilmiş büyükçe, güzel bir kolonyal villa. Taksiyle “Saray”ın avlusuna girdik. Bir de ne görelim. Avlunun bahçeye bakan köşesinde rahmetli Rauf Bey. Önünde bir mangal. Elinde bir karton. Mangalı tutuşturmuş, kartonla yelleyerek ateşi yakmaya çalışıyor. Bizi görünce “Erken dedikse bu kadar demedik” dedi gülerek. Kömürlü ellerini uzatmak istemedi. Bahçe hortumu ile ellerini çalkaladı. “Size Kıbrıs kebabı yaptırdım” dedi. Mangalı birine devretti. Başkanlık Sarayı’nın içine girdik. Debdebesiz bir yaşanmışlığın verdiği bir sıcaklık vardı konutun içinde. Biraz anneannemin evi gibiydi. Yıllarca birikmiş anılar duvarlara, sehpaların üzerine, büfelere, gümüşlüklere sinmişti. Yeni hiçbir şey yoktu ama her şey pırıl pırıldı. O konutun içinde kendimi mutlu hissetmiştim. Hatırlıyorum. Rauf Bey’den sonra bir daha gitmek nasip olmadı. Şimdi orada eski çalışma arkadaşım Ersin Tatar oturuyor. Umarım oradaki anılara sahip çıkıyordur. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Beceriksizliğimizin faturasını başkalarına çıkarmaya çalışmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLC görseli
FatihAltaylı
Bugün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke Tek140 yıllık mirasın sonucu! Mercedes-Benz yeni GLCMercedes-Benz’in 140 yıllık inovasyon ve mühendislik yolculuğu, otomobilin geçmişinden geleceğine uzanan güçlü bir hikâye. DİREKSİYONDA TEKE TEK’in bu bölümünde Fatih Altaylı’dan Mercedes-Benz’in 140 yıllık tarihini ve bu yolculuk boyunca şekillenen inovasyon anlayışını dinliyoruz. Ardından, bu köklü mirasın geleceğe uzanan temsilcisi Yeni Elektrikli GLC’yi direksiyon başındaki deneyimleriyle keşfediyoruz. Mercedes-Benz’in geçmişinden geleceğine uzanan bu yolculuğa siz de eşlik edin. #MercedesBenzTürkiye #DireksiyondaTekeTek #YeniElektrikliGLC #işbirliği Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:11 Mercedes-Benz’in tarihi ve GLC’nin üretimi 03:20 800 Volt mimarisi nedir? 04:26 Dış tasarım 07:22 Yan görünüm ve içine ilk bakış 09:41 Kokpit tasarımı 11:43 Teknik bilgiler ve sürüş izlenimi 15:25 Cam tavan ve multimedya 16:20 Otonom sürüş kabiliyeti 17:05 Konforu arttıran detaylar 20:31 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli
Ağustos 21, 2026
Osmanlı'da modernleşme görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026