İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

TOGG'dan TBMM'ye davet

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Kasım 9, 2021

TOGG'dan TBMM'ye davet

TOGG’un önce Gemlik’teki fabrika inşaatını ardından da Bilişim Vadisi’ndeki merkezini gezimle ilgili izlenimlerimi dün yazdım. Sağ olun sizler de belli ki merakla okudunuz. TOGG'da son durum: Fabrika Mayıs'a bitecek, üretim Ağustos'ta başlayacak Dünkü uzun yazıya koyamadığım bazı bilgilerle bugün de biraz devam etmek istiyorum. TOGG’un Türkiye’de ürettiği ilk şasi, motor ve pillerden oluşan araç bazı, üzerine koyulan derme çatma bir kaporta ile teste yollandı. Bu tüm otomobil üreticilerinin geliştirmekte oldukları araçlar için yaptığı bir uygulama. Aracın altyapısı, şasi ve süspansiyonu böylece test edilir ve bu araca “Mule” yani “Katır” denir. TOGG’un “Mule”u da MIRA’ya (Motor Industry Research Association) yol testlerine gönderilmiş. MIRA’nın İngiltere’deki test yollarında yapılan denemelerden sonra altyapı ile ilgili rapor oluşturulmuş. MIRA’ya göre, TOGG’un Mule’u şimdiye kadar denedikleri en hazır Mule olmuş. Tabii bana bunu söyleyen TOGG yöneticileri. Kulağımla duymadım. TOGG çalışanlarını epey üzen bir gelişmeye de ayrıca değinmek istedim. TBMM’de gündeme getirilen “plaka” meselesine. TOGG’un test araçları yasa gereği trafikte tescil edilmek zorunda, yani plakalanmak zorunda. TOGG’un şu anki merkez adresi İstanbul’da göründüğü için, araç plakaları da haliyle 34 olarak çıkmış. Bursa milletvekilleri de buna tepki gösterip, “Üretim Bursa’da, plakalar niye İstanbul” demiş ve bunu TBMM gündemine kadar getirmişler. Memleketin bunca meselesi varken, sorun diye bunu TBMM’ye taşımak bana göre komik ama milletvekillerinin bir bildiği var herhalde. Bu TOGG yönetimini çok üzmüş. “Biz Bursa şirketiyiz. Merkezimizi Gemlik’e taşır taşımaz bütün plakalarımız da 16 olacak” diye garanti verdiler. Ve bu vesile ile Gürcan Karakaş bir de çağrı yaptı. Bir TBMM heyetini TOGG’a davet ediyor. Tüm partilerden temsilcilerin olacağı bir grubu ya da en azından TBMM Sanayi, Ticaret, Bilim ve Teknoloji Komisyonu üyelerini TOGG’da ağırlamak, hem merkezi hem de fabrikayı göstermek, hangi aşamada olduklarını anlatmak istiyor. Bence çok medeni bir teklif. Kamunun büyük destek verdiği bir projenin ne durumda olduğunu görmek, halkın temsilcilerinin hakkı olmalı. ***

Siyasetçi vatandaşa hakaret edemez, nokta!

İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın kendisine tepki gösteren ve şehit yakını olduğu söylenen bir kişiye küfür etmesine karşı ne düşünüyormuşum! Bazı okurlar ya da troller gerek Habertürk’e yolladıkları mailler gerekse sosyal medyadan bunu soruyorlar. Ne düşünmemi bekliyorsunuz Allah aşkına! “Ağzına sağlık” mı diyeceğim! Tabii ki rezalet. Hem de büyük rezalet. Söyleyen ya da söylenen kişiden bağımsız olarak düşüncem şudur. Halk içine çıkan, halka karışmayı bir üslup olarak benimseyen siyasetçiler, sinirlerine hakim olmayı da bilmeliler. Bırakın şehit yakını falan olmayı, bir siyasetçi ister bakan olsun, ister milletvekili olsun veya görevi ne olursa olsun vatandaşa hakaret edemez. Vatandaşa ve yakınlarına söz söyleyemez. Vatandaşı yollarda dövemez, dövdüremez, tekmeleyemez, tokatlayamaz, fiske bile vuramaz. Sinkaflı veya sinkafsız küfür edemez. Bunlar çok açık provokasyon bile olsa, ki olabilir, muhtemeldir ve o da siyasetin çirkin de olsa bir parçasıdır, vatandaşla itişemez. Fikir tartışmasının ötesine geçemez hatta doğrusu ayak üstü fikir tartışması bile yapmamasıdır. Sonuç olarak Lütfü Türkkan haksızdır. İster bazılarının dediği gibi İstanbul Beyefendisi olsun, ister külhanbeyi olsun fark etmez. Haksızdır. Sinirlerine hakim olamayan siyasetçi sokağa çıkmamalıdır. Tabii sinirlerine hakim olamayan siyasetçiler de kimliğine de bakılmadan eleştirilmelidir. Benim siyasetçim hakaret edebilir ama seninki edemez diye bir anlayış da olmamalıdır. Değil mi arkadaşlar! ***

Emekli MİT'çinin MİT'te işi ne

Deli saçmalarına yanıt verip vermemek konusunda bazen kararsız kalıyorum. Genelde ciddiye almamak gerektiğini düşünüyor ve abuk sabuk kişilerin zırvalarını duymazdan geliyorum ama bu kez bazıları bunu kullanmaya kalkıyor. O yüzden bu haftanın zırvasına küçük de olsa bir yanıt vermek lazım. Geçmişte Habertürk’te çalışmış bir muhabir sosyal medya hesabından kendisinin işten çıkarılmasını beni MİT’e çağıran eski MİT Müsteşar Yardımcısı Mikdat Alpay’ın söylediğini ve benim de bunun üzerine kendisini işten çıkardığımı yazmış. Bunu da ona son görevi kumarhaneler kralı Sudi Özkan’ın korumalığını yapmak olan bir eski ve şaibeli MİT mensubunu söylemiş. Bu zırvaya yanıt vermek ihtiyacı hissetmemin nedeni, bu eski MİT’çi ne zaman ortaya atılsa ve ortalığı karıştırmaya kalkışsa, Türkiye’de işler karışır, tatsız olaylar olur. Lube Ayar Habertürk’te çalıştığı dönemde “Daha önce elimde olan ve hiç kimsenin yayınlayamadığı haberleri burada yayınlayabildim” demiş bir muhabirdi. Ancak daha sonra çalıştığı yöneticiler, Lube Ayar’ın büyük bir spor kulübü başkanı ile çok yakın ilişkisi nedeniyle neredeyse onun sözcüsü ve özel muhabiri gibi davranmaya başladığını belirterek. O kişi ile ilgili haberlerini ve yazılarını şüpheyle karşılamaya başladılar. Bu kişiyle ilgili haberlerini haber masasından uzak tuttular. Lube Ayar da bir süre sonra istifa etti. Yani işten atılma kararını veren ben değilim, kendisi. Kendisini işten çıkarmamı isteyenin MİT müsteşar yardımcısı Mikdat Alpay olduğu iddiası ise komik. Habertürk’ün kuruluş tarihi 2009. İlk yayını 2009 1 Mart günü. Tam ne zaman Habertürk’ten ayrıldı hatırlamam mümkün değil ama bu hanımefendi de muhtemelen 2011 yılı sonlarında ayrıldı. Beni MİT’e çağırarak “Lube Ayar’ı kovun” talimatı verdiği öne sürülen Mikdat Alpay ise Habertürk gazetesi kurulmadan yıllar önce emekli olmuştu. Yani Lube Ayar ve onu kullanan eski MİT’çiye göre emekli olmuş bir MİT mensubu, beni MİT’e davet etmiş ve bir muhabirin işine son vermemi söylemişti. Komik ötesi, saçma ötesi bir iddia anlayacağınız. Böyle bir saçmalığa, araştırmadan, o sırada kim hangi görevde bakmadan, işine geldiği için, kendisini gündeme taşıyacağı için inanan bir muhabirin Habertürk’ten ayrılmış olması ise Habertürk adına bir kayıp değil kazanç olmuş. Kendisine teşekkür ederim ve kullanışlı bir muhabir olmaktan artık vazgeçmesini tavsiye ederim. Tabii bu muhabirin bunu gündeme getirmesinden sonra yabancı fonlarla beslenen ne kadar site ve gazeteci varsa hepsinin de “Acaba” diye araştırmadan bunun üzerine atlaması da ayrı bir mesele. Ona da bir ara değiniriz. NOT: Bu arada şunu da söyleyeyim. Gazetecilere dava açmayı pek sevmememe rağmen avukatlarım Lube Ayar'ı bugün mahkemeye veriyorlar. Deli saçması iddialarını kanıtlaması için kendisine bir fırsat tanımaya karar verdim. Mahkemeye gelsin ve belgelerini, tanıklarını sunsun. İnsanlara iftira atmak bu kadar kolay olmamalı. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Havanın puslu olduğunu çakalların ortaya çıkmasından anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026