İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Hollanda aşının önemini kanıtlıyor

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Kasım 14, 2021

Hollanda aşının önemini kanıtlıyor

Hollanda’da COVID 19 vaka sayılarındaki artış nedeniyle bazı kısıtlamaların yeniden getirilmesi gündemde. Futbol maçlarının seyircisiz oynanmasına bu hafta başlanıyor. Diğer önlemler de sırada. Hollanda’da aşılanma oranının yüzde 82 olmasına rağmen vaka sayılarının artmaya devam etmesi, aşı karşıtlarına neredeyse zil takıp oynatacak. “Aşı aşı dediniz bakın ne oluyor. Hastalanan sayısı artıyor” diye sosyal medyada keyif yapıyorlar, aşıyı savunanlarla kendilerince dalga geçiyorlar. Aşı karşıtlığı ile ünlü kişilerin yoğun bakım görüntülerini, ölüm döşeğinde nedamet getirmelerini ve hatta ölmelerini gündeme taşımayıp, Hollanda’daki vaka artışlarından medet ummaları komik. Gelin isterseniz hep beraber Hollanda’daki duruma bakalım. Hollanda’da önceki gün açıklanan vaka sayısı 18 bin 728. Nüfusa oranla hayli yüksek. Türkiye’de ise dün açıklanan vaka sayısı 22 bin 583. Hollanda’da aynı gün açıklanan ölüm sayısı 33. Türkiye’de aynı gün açıklanan ölü sayısı 215. Yani Türkiye’de vaka sayısı yüzde 20 daha fazla iken ölü sayısı yüzde 700 daha fazla. İşte aradaki bu farka “Aşı” deniyor. Hollanda’da hayatını kaybeden 33 kişinin sadece 1’i 0-49 yaş aralığında. 3’ü 50-59 yaş aralığında. En büyük bölümü ise 80-89 ve 90 üzeri yaş grubunda. Türkiye’de bu detayları bilemiyoruz çünkü bilime değer veren bir ülke olmadığımız için bu detaylı verilere ulaşmamız mümkün değil. Anlayacağınız Hollanda’da artan vaka sayıları “Neden aşı olmamamız” değil, “Neden aşı olmamız” gerektiğini gösteriyor. O yüzden isterseniz olmayabilirsiniz. Hiç karışmam. Ama cehalet dolu yorumlarla aşı karşıtlığını savunmayın. Sonra aşı olmama ile zeka arasında bağlantı kurarlar, üzülürsünüz. ***

Ayıp olmasın diye dili varmıyor

Eski bakanlardan Cemil Çiçek, son dönemin parlak gazetecilerinden Aytunç Erkin’e konuşmuş. Cemil Bey’i uzun yıllardır tanırım. ANAP’la başlayıp, Fazilet Partisi ile devam eden ve AK Parti ile noktalanan, 7 dönemini milletvekili ve bunun büyük bölümünü de 4 defa bakanlık yaparak sürdürdüğü siyasi hayatında hep göz önünde oldu. Ben kendi adıma siyasetçilikten devlet adamlığına doğru evrildiğini ve çok ihtiyaç duyulan bir dönemde sık sık “aklıselimin sesi" olmaya gayret ettiğini de görüyorum. Aytunç Erkin’e verdiği röportajda da çok önemli şeyler söylemiş. Çiçek’in sözlerini okuyunca iktidar partisinde uzun süre egemen olan ortak aklın artık kalmadığını, istişare geleneğinin uzunca bir zamandır terk edildiğini, başkanlık sistemi ile ilgili partinin eskilerine ve büyüklerine asla danışılmadığını, sistem oluşturulurken, eski bir Adalet Bakanı ve hukukçu olan Cemil Çiçek’ten dahi fikir alınmadığını anladım. Cemil Bey, tek tek tane tane anlatmış partinin içinde bulunduğu duruma nasıl geldiğini. Ve başkanlık sistemi ile ilgili de bir değerlendirme yapmış. Diyor ki, “Başkanlık sisteminde 50 artı 1 problem yaratır.” Yani Cemil Çiçek’e göre millete tüm bir Anayasa referandumu boyunca “Sistemin en iyi özelliği” diye anlatılan, “Koalisyonları bitirip istikrarı getireceği söylenen” 50 artı 1 aslında problemmiş. Fransa’da tıkır tıkır işleyen ve rejimi koruyan sistem Türkiye’de niye problem, anlamam mümkün değil. Ama bence Cemil Bey’in de söylemek istediği aslında başka şey. Cemil Çiçek, başkanlık sisteminin problem olduğunu söyleyecek de ona dili şimdilik varmadığı için böyle diyor. Aynen “Yok diyeceksin ama dilin varmıyor” diyen Bektaşi fıkrası gibi. ***

At başından başkasının sorunu olsun

Samuray kılıcı ile gencecik bir kızı katleden alçakla ilgili gelişmeleri öğrendikçe delirecek gibi oluyorum. Allah o kızımızın ailesine sabır versin. Yemin ederim, bir baba olarak düşündükçe ihkakı hak diyesi geliyor insanın. Ama aklıselim öne geçip, adalete güvenmek gerek diyor yine de. Bu olayda beni kılıçlı katilden daha fazla delirten ise bu katilin ailesi, ana babası. Baba sözde büyük bir üzüntü ile anlatıyor, çocuklarının sineği bile incitmeyen biri olduğunu ama kılıç, bıçak topladığını, sorunları olduğunu, yalnız yaşadığını, her gün ofisine alarak destek olmaya çalıştığını falan. Benim bu anlatılanlardan anladığım ise şu. “Bizim sorunlu bir çocuğumuz var. Biz bununla baş etmektense başımızdan savdık. Ona bir ev tutup evden attık. Arada biraz ilgileniyorduk ama çok sorunlu idi. Ama bu kadarını beklemiyorduk.” Çok açık bir şekilde kendi sorununu başından atıp, sorunu toplumun sorunu haline getirmiş ve bir genç kızın ölümüne neden olan süreci umursamamış bir aile görüntüsü. Ne bir tedavi girişiminden söz ediliyor ne de bu konuda aranıp da bulunamayan bir destekten. At başka bir eve kurtul. Sonra yalandan üzül. Elbette böyle bir evlat kolay değil. Ama bu kadar sorumsuzca davranmak da doğru değil. Sen hasta çocuğunu tedavi ettirmeye çalış, olmayacak gibi ise destek iste, devleti yardıma çağır. Tüm sorumluluklarını yerine getir. Yine de bunlar oldu ise o zaman ağla. Şimdiki ağlaman boşuna. Kendi sorumsuzluğunu unutturma gözyaşları bunlar. Ama kurtarmaz. En azından vicdanlarda kurtarmaz. Evet katil katil. Ama ana babanın sorumsuzluğu da yenilir yutulur gibi değil. ***

Helal meselesi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Helalleşme” kampanyası başlattı. Kampanyanın tam içeriğini henüz anlayamadım. Helalleşmek değerlidir elbette ama hukuki bir kavram olmadığı için siyasetteki anlamını çözemedim. Genelde musallada, cenaze namazı sırasında helallik istenir. Acaba CHP’yi gömmeye mi hazırlanıyor da helallik istiyor diye de düşünmedim değil. Göreceğiz. Bu nedenle içeriği tam anlamadan bu konuda bir yorum yapamayacağım. Ancak gördüğüm bir şey varsa, o da CHP liderinin giderek eleştirdiği kişiye benzemeye başlamış olması. Gittikçe daha fazla “Ben” diyen. Giderek kendini daha çok öne çıkaran. Bir partinin genel başkanı gibi değil, bir genel başkanın partisi varmış gibi görünmeye başlayan bir tavır. Acaba helalleşme sırasında “Helal olsun bu tavra” da denmesini bekliyor mu merak ediyorum! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yeterince sağ parti olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026