İstanbul 12°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Dezözelleştirme olmasın sakın

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Şubat 16, 2022

Dezözelleştirme olmasın sakın

İçten içe bir hazırlık var sanki ve içten içe sanki kamuoyu yeni bir şeye hazırlanıyor. Neye mi! 10 yıl önce özelleştirilen elektrik dağıtım şirketlerinin geri alınmasına. Yemin ediyorum, böyle bir korkum var. Bunu niye mi söylüyorum? Basit. Aklını ve kalemini kiraya vermiş ve iktidarın hoşuna gitmeyecek tek kelime etmeye yüreği yetmeyen, hükümet kalemlerinden bazıları “Bu özelleştirmeler yanlış oldu” demeye başlamışlar bile. Bunlar bir yerden sinyal almadan değil iktidarın yaptığı bir şeyin yanlış olduğunu söylemek, kendi isimlerini bile yazamazlar. Belli ki, işaret gelmiş. “Yazın. Biz de buradan yeni bir kahramanlık hikayesi çıkaralım” diye. Ardından iktidarın diğer ortağı “Bu özelleştirmeler halkın belini bükmüştür. Elektrik dağıtım işi kamu eliyle yürütülmelidir. En azından yüzde 70'i kamuda olmalıdır” diye bir çıkış yaptı. Tamam dedim geliyor. Belli ki, bu elektrik işinden yeni bir kahramanlık hikayesi çıkarılmaya çalışılacak. Zaten zor durumda olan, zaten hesapsız ve öz kaynaksız alımlarla dolar borcu batağında debelenen, bu yüzden de fahiş elektrik zamları ile kurtarılmaya çalışılan hükümet destekli müteahhit taifesine belli ki el uzatılacak. Çünkü daha önce de defalarca yazdığım gibi dağıtım şirketlerini alan müteahhitler, o gün dolarla borçlandılar. (Pek azı daha sonra bu borçlarını TL’ye döndürmeyi becerdi.) Ardından dolardaki hızlı artışla müthiş bir kur farkı zararına uğradılar. YİD projelerinde hep “Hazine garantili” kredi kullanan müteahhitler burada Hazine garantisinden mahrum oldukları için batmaktan elektriği iktidar tarafından yapılan fahiş zamlarla kurtarılmaya çalışıldılar. Ancak bu da toplumsal tepkiye neden oldu. Elektrik fiyatlarındaki fahiş ve mantık dışı artışın bu müteahhitleri kurtarmak maksatlı olduğu açıkça ortaya çıktı. Ve vatandaş bunun faturasını iktidara çıkarmaya başladı. Peki şimdi ne yapılabilir! Buradan müthiş bir kahramanlık öyküsü çıkarılabilir. Nasıl mı! Çok basit. Bu şirketler yeniden kamulaştırılabilir. Satıldığı fiyata, yani 13 milyar dolara geri alınsa iyi. Tabii ki, öyle olmaz. Bu müteahhitlere 10 yıl boyunca yaptıkları “sözde” yatırımların bedeli de hesaba eklenir ve en nihayetinde bu şirketler milyarlarca dolarlık borçlarıyla birlikte kamuya geri döner. Sonra da “Bakın işte biz halkımızı öyle seviyoruz ki, elektrik fiyatını düşürmek için bu şirketleri geri aldık” denir. Faturalar düşer, herkes sevinir. Faturaları düşüren kahraman ilan edilir. Bütün suç o dönem özelleştirmeyi yapan bakan kimse ona yüklenir. Bu arada en az 20-25 milyar dolarlık yük Hazine’ye yüklenir. Müteahhitler kurtulur. Vatandaş ucuz elektrik ödüyorum zannederken aslında kazığın büyüğünü yer. Bu kazık sonra maaşlara yapılmayan zam, öğretime ayrılmayan para, emekliye verilmeyen para, emekliye ayrılamayan EYT’li, ödenmeyen ilaç paraları, sağlık hizmetlerinde düşen kalite olarak size geri döner. ***

Adaletin kadar saygınsın

Adam Belçika’da ailesinden 4 kadını öldürüyor. Yakalanıyor. Yargılanıyor. Müebbet hapse mahkum oluyor. Ve yurt dışında mahkum olan pek çok Türk gibi ülkesine iadesini istiyor. 4 kadının müebbet hapis cezasını çekmek üzere Türkiye’ye iade ediliyor. İadesinden 3 yıl geçmeden serbest bırakılıyor. İnsan içine karışıyor. Yeniden evlenme hazırlığına başlıyor. Ve biz bunu BBC’nin haberinden duyuyoruz. İşte memleketimin hali. Peki ben bunu duyunca şaşırdım mı! Hayır. Hiç şaşırmadım. Çünkü Türkiye’nin hali pür melali bu artık. Bu ülke hiçbir zaman kusursuz, her şeyin tıkır tıkır işlediği bir ülke değil ama hiçbir zaman da böylesine hakkın hukukun olmadığı, yol geçen hanına döndürülmüş, kim kime dum duma bir ülke de değildi! Şaşırmadım çünkü böyle şeylerin olmakta olduğunu değil ama olma olasılığı olduğunu hep içten içe hissediyordum. Hukukun her türlüsünün güvenilmez hale geldiğini, adaletin değil mum, projektörle aransa bulanamadığı bir ülkede infaz hukukunun doğru düzgün olmasının mümkün olmadığını, infaz hukukunun da uygulanmadığından hep şüphe duyuyordum. Şimdi siz bir Batı ülkesi olsanız, bu ülkeye bir daha suçlu iade eder misiniz! Şimdi siz Batılı bir şirket olsanız, hukukun böyle uygulandığı bir ülkeye yatırım yapmaya gelir misiniz! Siz şimdi Batılı veya Doğulu medeni bir ülke olsanız bu ülkenin hukukuna güvenir misiniz! Hepsini geçtim. Bu ülkenin vatandaşı olarak, bu Adalet'le, bu hukukun altında yaşamak ister misiniz! ***

Kum tepesi ve rüzgar siyaseti

Eski Dışişleri Bakanlarından rahmetli Vahit Halefoğlu”nun güzel bir lafı vardı. O coğrafyayı iyi bilen Halefoğlu şöyle derdi: “Arap dünyasında politika kum tepeleri gibidir. Esen rüzgara göre her gün değişir” Belli ki, rüzgar bugünlerde farklı esiyor ve Türk mallarını boykot eden, Türk dizilerini yasaklayan, Türkiye’ye her fırsatta ağır hakaretler eden Birleşik Arap Emirlikleri ile bal börek bir döneme girdik. Bu kez da aşırı övgülerle dolu bir yaklaşım içindeler. Tabii bizde de durum farklı değil. Dün her türlü hakarete ettiğimiz, hem siyasetçilerin hem de siyasete bağlı medyanın “Darbenin arkasındaki güç, darbe girişiminin finansörü, FETÖ’nin hamisi ve finansörü” ilan ettiği ülkeye en üst düzeyde resmi bir ziyarette bulunuyoruz. Üstelik de yüzümüzde güller açtıran bir tebessümle. Ülkeler arası sorunların çözülmesi gerektiğine inananlardanım. Uluslararası ilişkiler kan davası haline gelmemelidir elbette ama bu kez dönüş hızı baş döndürücü. Sanki biz de Araplaşmışız gibi. Bir gecede yer değiştiren kum tepeleri. Ama hala yeterince Araplaşmayan, Araplaştırılamayan sıradan vatandaşlar merak ediyor. Ne oldu da böyle oldu? Yeni ne öğrendiniz? Darbenin arkasındaki güç değiller miymiş! FETÖ’nün hamisi ve finansörü değiller miymiş! Türkiye düşmanı değiller miymiş! Değillerse biz bunlarla niye kavga etmişiz yıllardır. Hani o sırada Ahmet Davutoğlu falan Başbakan olsa suçu ona atıp kurtulabilirdiniz ama o zaman bir Ahmet Davutoğlu da yoktu. Yoksa BAE ile ilişkileri bozan da aslında cehape miydi! ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Aynı apartmanda oturduğumuz için komşunun suçunu ya da ayıbını hoş görüp ortak olduğumuz zannedilmediği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Yüzde 39
Köşe Yazıları
Yüzde 39

Fatih Altaylı

Nisan 8, 2026

BYD’ye ceza yolda
Köşe Yazıları
BYD’ye ceza yolda

Fatih Altaylı

Nisan 7, 2026

Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026