İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

En büyük sorun gettolaşma ve yer değiştirme

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Şubat 23, 2022

En büyük sorun gettolaşma ve yer değiştirme

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Türkiye Temsilcisi Philippe Leclerc, çok önceden planladığımız bir sohbet için önceki gün Habertürk’e geldi. Hemen hemen 13 aydır Türkiye’de görev yapan Leclerc’in daha önceki görev yeri ise 5 yıl aynı görevle bulunduğu Yunanistan’dı ve Leclerc 32 yıldır UNHCR çatısı altında çalışıyor.   Tecrübeli diplomat, bu 32 yıllık geçmişe dayanarak olsa gerek, Türkiye’nin mülteci ya da göçmen adı her ne ise, mevcut sığınmacı akımının altından görülmedik bir başarı ile kalktığı düşüncesinde. Bunu “Türkiye çok enteresan bir yer. Dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülke ve bunu diğer tüm ülkelerden farklı bir şekilde ama çok iyi bir biçimde halletti. Sorunlar yok ve yaşamadı demiyorum ama bu işin altından çok iyi kalkıyor” diyor. Ben de buna karşılık “Bu kadar enteresan bir ülke olmak istemiyoruz” diyorum. Gülüyor. O benim fikirlerimi öğrenmek istiyor, ben ise onun. Ben bunca mültecinin Türkiye için uzun vadede bir güvenlik sorunu olacağını, Türkiye’nin zaten sorunlu bölgelerinde etnik yapıyı değiştirdiğini ve bunun uzun vadede çok daha derin ve ülke bütünlüğü ile ilgili sorunlar yaratacağını düşündüğümü anlatıyorum. Türkiye’de bir kesimin mültecilere “modern köleler” gözüyle işgücü olarak baktığını, sosyal güvencesiz çalıştırılmalarından büyük rahatsızlık duyduğumu, oldukça hızlı artış gösteren nüfuslarının giderek gençleştiğini buna mukabil doğru düzgün eğitim almıyor olmalarının da başka sorunların kaynağı olabileceğini ve gettolaşmalarının hem kendi güvenlikleri hem de yaşadıkları kentlerin asayiş sorunu olacağını söylüyorum. Pek çok konuda hemfikiriz. Daha önce görev yaptığı ve kendi ülkesi olan Fransa’da da benzer göçmen sorunlarının yaşandığını anlatıyor. AVRUPA TÜRKİYE’NİN TAVRINDAN MEMNUN Ben ise Afrika’daki eski sömürgelerden gelen göçmenlerin, Fransa için bir iç güvenlik sorunu olabileceğini ama Türkiye açısından beka meselesi olduğunu, çünkü bölgede hala sınır değişikleri olmasından endişe duyduğumu, Osmanlı sonrası sınırların hala belirsizliğini koruduğunu söylüyorum. Bu konuda benden çok da farklı düşünmediğini görüyorum. Avrupa’nın Türkiye’deki göçmen meselesine nasıl baktığını soruyorum. Mevcut durumdan Avrupa’nın memnun olduğunu, Türkiye’yi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın göçü durduran ve Avrupa’yı bu dalgadan koruyan adam olarak gördüklerini söylüyor. Türkiye’nin mültecileri silah gibi kullandığı günlerin geride kaldığına inanıyor. Ancak bu kadar yoğun bir mülteci varlığının Türkiye’nin AB üyeliği ile ilgili yeni bir sorun kaynağı olabileceğine işaret ediyor. Leclerc Türkiye’nin göçmen meselesini kamplarda değil, göçmenleri kentlere entegre ederek çözmesinin çok saygıdeğer olduğuna değiniyor. “Şu anda Türkiye’de resmi sayılara göre 4,5 milyon civarında göçmen var. Biz de resmi sayılara göre davranmak zorundayız. Ve bunların 50 bin kadarı kamplarda. Gerisi kentlere yayıldı. Bu aslında iyi bir durum. Çünkü elimizdeki veriler kamplarda yaşayan göçmenlerin yaşam beklentilerinin çok da uzun olmadığını gösteriyor. Kamplarda ortalama yaşam süresi 13 yıl ve kamplar çok acılı yerler. Türkiye bu nedenle çok insani ve Türkiye bu göçmenlere benzersiz bir sağlık hizmeti de sunuyor. Bu çok önemli ve çok saygıdeğer bir tutum” diyor. UNHCR temsilcisine mülteci akınına uğrayan ülkelerdeki en önemli sorunların ne olduğunu soruyorum. EN ÖNEMLİ SORUN GETTOLAŞMA İlk sıraya gettolaşmayı koyuyor. “Bunun önüne geçmek şart ve Türkiye bu konuda adım attı. Çok doğru bir hareket. Gettolaşma uzun vadede çok büyük sorunlara neden oluyor. Bunu engellemek şart” diyor. Gettolaşmayı İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük kentlerde çözebileceğimizi ama Kilis, Antep, Şanlıurfa, Hatay gibi nüfusa oranla göçmen sayısının çok yüksek hatta yer yer yerli nüfustan daha fazla olan yerlerde nasıl çözebileceğimizi soruyorum. “Haklısınız. Oralarda bunu çözmek çok daha zor. Kilis’te çoğunluk halindeler, Şanlıurfa’da yüzde 20’nin üzerinde bir orana sahipler. Buralarda ister istemez gettolaşma olacak” diyor. Hatay içinse “Orası bambaşka bir hikaye, çok farklı. Ciddi mesele” diyor. Leclerc, 1 yıl içinde 31 ile gitmiş. Yerinde incelemeler yapmış. SURİYE'YE GİDİP GELMELERİ TÜRKİYE’NİN LEHİNE İkinci önemli konu olarak göçmenlere yönelik seyahat kısıtlaması gerektiğini söylüyor. “Ülke içinde ellerini kollarını sallayarak, bir yerden bir yere taşınamıyor olmaları lazım. Sabit bir ikamet gerekiyor. Elbette faşist bir uygulama ile yerlerine sabitlensinler demiyoruz ama eğer il veya ikamet değiştirecekse bunun nedenleri olması lazım. Yani önce iş bulduğunu çalışabileceğini belgeleyecek ve gideceği yere de bilgisi verilecek. Kafasına göre yer değiştirme olmamalı” diyor. Biz Türklerin çok kızdığı, bayramlarda ülkelerine gitme alışkanlıklarına ise Leclerc çok farklı bakıyor. “Bazıları madem gidebiliyorlar, geri gelmesinler diyor. Böyle demeye devam edilirse o zaman gitmezler. Bu da Türkiye’nin lehine olmaz. Orada bağlarını korumaları lazım ki, bir gün geri gidebilsinler. Çocukları geldikleri ülkeyi bilmeli, oradaki malları mülkleri durmalı. Aksi takdirde bağlantı tamamen kopar ve bir daha gitmezler. Emin olun bu gidiş gelişler Türkiye’nin lehine” diyor. Suriyeli mülteci çocuklarının nasıl bir eğitim alması gerektiğini soruyorum. “Türk eğitimi mi, Suriye eğitimi mi almalılar” diyorum. Kararsız. “Bu çok tartışmalı bir mesele. Türkiye’ye intibakları açısından Türk eğitimi almaları daha iyi ama kendi ülkelerine döndükleri zaman ne olacak sorusu var. Kesin olan şu, bir eğitim almaları gerek. Aksi takdirde çocuk işçi oluyorlar. Zaten bir de erken evlilik gibi kendi geleneklerinden gelen bir sorun varken, okula gitmeleri gerek. Eğitimsiz kalmaları Türkiye için çok daha büyük sorun olur” diye fikrini belirtiyor. KAYIT DIŞI TALEBİ KARŞILIKLI Kayıt dışı çalışmaları ile ilgili fikrini almak istiyorum. “Sizin de vurguladığınız gibi sosyal güvence içinde olmaları gerek. Ancak bazen işverenler daha düşük maliyetli olsunlar diye göçmenleri kayıt dışı çalıştırmayı tercih ediyor ama genelde de göçmenler biraz daha fazla para alabilmek ya da kendilerine yapılan sosyal yardımları kaybetmemek için kayıt dışı çalışmayı tercih ediyorlar” diyerek kayıt dışı talebinin tek taraflı olmadığını belirtiyor. Göçmenlere Türk vatandaşlığı verilmesi ile ilgili fikrini soruyorum. Resmi açıklamalara göre bu sayının çok da fazla görünmediğini ancak bu konunun Türkiye’nin kendi kararı olduğunu söylüyor. Vücut dilinden bunu çok da doğru bulmadığını hissediyorum. Yunanistan’ın insan haklarını ayaklar altına alan “geri itme” davranışını da sormadan edemiyorum. “Çok yanlış ve çok çirkin” bulduğunu söylüyor. AVRUPA YUNANİSTAN’IN AYIBINI UMURSAMIYOR Ben geçmişte bir dönem İtalya’nın de böyle bir ayıba imza attığın belirtince “Evet ama kısa bir süre. Sonra ilgili bakan değişince bu ayıptan vazgeçtiler” diyor. İnsan hakları konusunda çok hassas görünen Avrupa’nın Yunanistan’ın bu insanları ölüme iten tavrı hakkında ne düşündüğünü soruyorum. “Sıradan halkın haberi bile olmuyordur. Olanlar da görmezden geliyor, ilgilenmiyordur. Pek çok siyasetçi de siyasetçiler de benzer bir umursamazlık içinde” diyor. Ben gelenlerin geri gitmesi konusundaki umutsuzluğumu tekrarlıyorum. HER GÖÇÜN FARKLI HİKAYESİ VAR Londra’da UNHCR komiseri ile yaptığım sohbette yüzde 70-80’inin Türkiye’de kalacağını söylediğini, dünya örneklerinin böyle olduğunu belirttiğini aktarıyorum. “Her zaman öyle olmuyor. Her göçün, her mültecinin kendine özgür ayrı bir hikayesi var. Mesela Güney Afrika’da apartheid rejiminden kaçan mülteciler sonra hızlı geri döndü. Taliban’dan kaçıp İran’a sığınan 2 milyona yakın Afgan vardı. Hatta kadınları İran’da eğitim almışlardı. Onların da büyük bölümü geri döndü. Irak’tan kaçıp Suriye’ye sığınanlar vardı geçmişte. Onlar da döndüler. Duruma göre değişiyor. Tabii Türkiye bölgesinde zengin, sanayileşmiş ve çok daha konforlu bir ülke. Ben yine de Suriye tam olarak normalleşince geri dönüşlerin artacağını düşünüyorum” diyor. Ben ısrarla özellikle sınır bölgelerindeki etnik değişimin, uzun vadeli bir planın parçası olduğunu ve bunun ilerde Türkiye’nin aleyhine veya lehine bir sınır değişikliği ile sonuçlanabileceğini, eski Osmanlı coğrafyalarında sınırların hala netleşmediğini söylüyorum. Tecrübeli Birleşmiş Milletler çalışanının bu düşünceme itiraz etmediğini de görüyorum. ***

Rahatlayın, aday değil

Kemal Kılıçdaroğlu sonunda müjdeyi verdi. Sadece ittifak ortaklarının seçmenlerinin değil, pek çok CHP seçmeninin de kabusu haline gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı meselesine artık nokta koyuldu. Kemal Bey, bir soru üzerine “Eğer diğer 5 lider beni aday olarak görmek isterlerse bundan gurur duyarım ve elbette aday olurum” dedi. Bundan çıkan net sonuç şu: Aday eğilim. Çünkü çok açık ki, Temel Karamollaoğlu CHP’li bir adaya değil ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı. Çünkü çok açık ki, Meral Akşener nezaketen tek kelime etmemiş olsa da tabanı ve örgütünden gelen bilgiler ışığında Kemal Bey’in adaylığının çok da doğru olmayacağını biliyor. Çünkü çok açık ki, Ahmet Davutoğlu AK Parti’den koparmaya çalıştığı kitleyi Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeye ikna edemeyeceğini biliyor. Ali Babacan ve Gültekin Uysal’ın ne düşündüklerini tam olarak bilememekle birlikte en azından 5 liderden üçünün istemediğinden eminim. Peki aday kim olur? Ne bilirim, ne karışırım. Ancak şunu söylemem mümkün, ki aylar önce de söyledim. Kemal Kılıçdaroğlu ile Tayyip Erdoğan karşı karşıya gelirse Tayyip Erdoğan çok büyük ihtimalle ilk turda kazanır. Ekrem İmamoğlu ile Tayyip Erdoğan karşı karşıya gelirse, çok büyük ihtimalle ikinci tura kalır. Mansur Yavaş ile Tayyip Erdoğan karşı karşıya gelir ise çok büyük ihtimalle ilk turda Yavaş kazanır. ***

Söyleyen Bill değil, Bilim

Bill Gates, COVID 19 salgınının giderek sona yaklaştığını ama başka salgınların kaçınılmaz olduğunu söyledi diye adama demediklerini bırakmayanlar var. Tabii türlü komplo teorisi ile birlikte Oysa Bill Gates son derece bilinen ve bilimsel bir gerçeğe işaret ediyor. Tüm bilim dünyası biliyor ve hemfikir ki, önümüzdeki dönemlerde çokça salgın göreceğiz. Ve bunun sorumlusu Bill Gates ya da karanlık küresel güçler, İllimunati falan değil. Tamam doğal. Bundan birkaç yıl önce, daha ortaya Corona salgını falan yokken yaptığımız bir Teke Tek Bilim programında insanlığın sonunu getirecek tehlikelerden bahsederken, göktaşı çarpması mega volkan patlaması gibi felaketlerden çok daha büyük olasılık olarak salgınları ve insanlarda yeni ortaya çıkacak virüslerden söz etmiştik. Hatta adlı adınca söyleyerek “Birkaç yıl içinde mutasyon geçirmiş bir corona virüsünün bir salgın yaratacağını” anlatmıştı bilim adamlarımız ama bunun insanlığın sonunu getirecek boyutta olmayacağını da belirtmişlerdi. Bill Gates söylese de söylemese de, hatta Bill Gates bundan 10 yıl önce ölmüş olsa da fark etmez. Ne yazık ki, önümüzdeki 10 yıllar boyunca dünya virüs tehditleri ile karşı karşıya kalacak. Sorumlusu ise artan insan nüfusunun başka canlıların yaşam alanlarına ve yaşamlarına saldırması. Ama kesinlikle Bill Gates değil. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bilgi ile inancı karıştırmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026