İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Betonu hastane yapan doktordur

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 9, 2022

Betonu hastane yapan doktordur

Dikkat ettiniz mi bilmem ama dikkat çekmeyecek gibi değil. Yeni “sözde” sağlık sistemi içinde, hiç hekimden söz edilmiyor. Hastane reklamları var. “Odalarımız şöyle güzel, ameliyathanelerimiz böyle şahane, aletlerimiz öyle muhteşem ki” diyen. Hastanelere yapılan yatırımları, harcanan paraları, mobilyalarını, dekorasyonunu, kaç şubeleri bulunduğunu anlatan ama o binaları hastane yapan insanlardan hiç bahsetmeyen yeni bir "sağlık" anlayışımız var. Hiç kimse merak etmiyor mu, o aletleri kullanan, o ameliyathanelerde hastalara ömür katmaya çalışan, betonu ve arasına sıkıştırılmış teknolojiyi sağlık hizmetine çeviren kim! Ne büyük bir yanlış değil mi! Hepimiz zaman zaman hastalanıyoruz, küçük büyük. Siz hiç “En iyi ameliyathane hangi hastanede” diye soran hasta gördünüz mü! Ya da “En şık oda hangi hastanedeyse beni oraya yatırın?” diye tercih yapan? İlk düşündüğünüz, ilk aradığımız yetkin, ehil bir doktordur, aklımıza gelen hastane o doktorun bulunduğu hastanedir. Herkes bildiğini düşündüğü kişiye “doktor” sorar, “Bu işten en iyi hangi doktor anlar” diye. Mobilya sormaz, ameliyathane sormaz, o hastanenin kaç ilde kaç ülkede şubesi olduğuyla hiç ilgilenmez. Doktor yoksa hastane yoktur. Doktor yoksa sağlık yoktur. En azından uzunca bir süre daha böyle olacağı da aşikardır. Sağlığımızla ilgili bir sıkıntı yaşamaya görelim, hemen doktor peşine düşeriz. En iyisi kimse, ulaşabildiğimiz en iyi hekim hangisi ise ona ulaşmaya çalışırız. Ameliyat olacağımız zaman, en ehil ellere teslim olmak isteriz. Bazen yasaları zorlamak, kuralları esnetmek pahasına bile olsa, ona ulaşmaya çalışırız. Çünkü doktor önemlidir. Kim olursak olalım, hangi koltukta, hangi makamda oturursak oturalım, en iyi doktoru ararız haklı olarak. Hepimiz için önemlidir doktorlar. İyi doktorlar. İyi doktor kolay yetişmez. Kimse bir günde iyi doktor olmaz. Parayı verip iki senede en güzel şehir hastanesini bir müteahhide yaptırabilirsiniz. Ama istediğiniz kadar para verin, iki senede iyi bir doktor yetiştiremezsiniz. O yüzden doktoru değersizleştirmek doğru bir şey değildir. ***

Avcı: Bu saçma iddialar bize de soruldu

Dün Emine Şenlikoğlu’nun Türk Milli Eğitimi’nin 1923’te 100 yıllığına ABD’nin kontrolüne verildiği yalananı eleştirip, AK Parti dönemi bakanlarından bu konuda bir kelam etmelerini rica edince, sağolsun her zamanki duyarlılığı ile Prof. Nabi Avcı aradı. “Fatih Bey, bu nevi komplo teorilerine dayalı zırva sorular bizlere de sıklıkla soruldu ve biz de gereken yanıtları verdik. Ne yazık ki bunun sonu bir türlü gelmiyor” dedi ve bana bir süre önce katıldığı bir söyleşinin kaydını yolladı. Burada eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya, ABD’nin Fullbright üzerinden Türk milli eğitimini kontrol edip etmediği, yönlendirip yönlendirmediği soruluyor. Nabi Hoca da çok açık biçimde, Fullbrihgt anlaşmasının yapıldığı 1947’yi bilemeyeceğini ama kendi bildiği dönemlerde Türk Milli Eğitimini Türklerin yönlendirdiğini, Fullbrihgt’ın ise Türkiye’de akademisyenlere burs veren bir teşkilat olduğunu ve kime vereceği konusunda Türk Milli Eğitim Bakanlığı’na danıştığını, bunun da yanlış bir şey olmadığını söylüyor. Ancak Nabi Avcı şunu da söylemeden edemiyor, “Türk Milli Eğitim sistemini milli olmaktan uzaklaştırmak için Amerikalılara ya da başka yabancılara gerek yok. Kendi aramızdan çıkan bazıları milli eğitime darbe vuracak düzenlemeler yapabiliyor ve yapmışlar. 28 Şubat’ta yapılan bu tarz bazı düzenlemeleri biz fazla da duyurmadan zaten düzelttik” diyor. Keşke o düzenlemelerin neler olduğunu da açıklasaydı Nabi Hoca. ***

Hay ağzınıza sağlık Tayyip Bey

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, eşini 23 yerinden bıçaklayan ve mahkeme tarafından serbest bırakılan kişi ve bu saldırganı serbest bırakan yargı hakkında söyledikleri tam anlamıyla yüreğimin yağını eritti. Cumhurbaşkanı "Düşünün, 23 yerden bıçaklıyor. Ey hakim, sen nasıl oluyor da böyle birisini serbest bırakıyorsun? Hakim böyle bir tasarruf yapıyor. Ondan sonra yargıya hakaret. Ne hakareti ya? Eğer ben bu ülkede Cumhurbaşkanıysam, sen de 23 yerden eşini bıçaklayan böyle bir adamı serbest bırakıyorsan bununla ilgili söylenmesi gereken neyse bunu ben sana söylerim.” Hay ağzınıza sağlık. Cumhurbaşkanı bununla da yetinmiyor ve bu kararı veren hakimse hakim, savcı ise savcı bununla ilgili “Bakanına” talimat verdiğini ve bu rezaletin peşini bırakmayacağını söylüyor. Bu tavır eğer sürekli olacaksa ve gerçekten bu rezalet kararın takipçisi olunacaksa çok önemli bir devrimdir. Çünkü benim de bu gibi kararlarda içimden gecen budur ve her kelimesine katılırım ama bu cümlelerin yarısını biz söylediğimiz zaman hakkımızda hemen dava açılırdı. Ama şimdi bunu Cumhurbaşkanı söylüyor, hem de tek imza ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen Cumhurbaşkanı. Hadi bakalım şimdi ne diyecekler. ***

Biz dikmedik ki, kesme hakkımız olsun

Başlıktaki cümle, bir okuruma ait. Sahip olduğu zeytinliklerden söz ederken ve babasıyla bu zeytinliklerin geleceğini tartışırken bu cümleyi kurmuş. Öyle güzel, öyle anlamlı, öylesine vurucu bir cümle ki! Bana yolladığı mektubu sizinle paylaşmadan duramadım. “Merhaba; Bursa Gemlik’te TOGG otomobil fabrikası yakınlarında 1200 ağaç zeytinim mevcut. Aslen Rumeli göçmeniyiz. Rahmetli dedemin babası, buraları Rumlardan satın almış. Aslında bölgemizdeki pek çok ağaç da Rumlardan kalma. Çocukluğum buralarda geçti. Şehirde yasadığımız için hafta sonları babam ile birlikte istemeye istemeye giderdim zeytinliğe. Gerçekten de beden kuvveti gerektiren bir iş ve herkes hafta sonları sokakta top oynarken benim burada çalışmak hoşuma gitmezdi. Gel zaman git zaman bu işten zevk almaya başladım. Artık bu bölgeler arazi olarak değerli olduğu için, şimdilerde ciddi paralara alıcı bulunabiliyor. Bizim zeytinliğimize de epey bir bedelle alıcılar talip oldu. Kimi villa yapmak kimi yatırım adı altında. Babam ile bu konuda ciddi tartışmalara girdik ama sonunda bana hak verdi. Babama bu ağaçların bizim olmadığını, bizim dikmediğimiz ağaçları, bizim kesemeyeceğimizi, hele hele bir de buradan gelecek paraya ciddi bir gereksinim duymadığımızı anlatıp, buradaki hatıralarımızdan söz edince bana hak verdi, satmamaya ikna oldu. Konumuza gelirsek aslında bu arazilerin imar ya da madencilik her türlü yok oluşa açılmasına hiç şaşırmadık. Olayın bugünlere zaten bilinçli olarak getirildiğini siz daha iyi biliyorsunuzdur. Maliyetlerin çok yükseldiğini, işçiliğin çok fazla olduğunu ve hasat zamanı istenilen paraların kazanılamadığını, hatta zarar edildiğini biliyoruz. Düşünün 1200 ağaç zeytinliğimize bakması için bir köylüye verdiğimde karşılığında 75 lt yağ ve 60 kg zeytin alıyorum. Ama biliyorum ki bakan köylü de çok fazla para kazanmıyor ve aman tamam ses çıkarma ya bu adam da bakmazsa sonra orman gibi olur diyorum. Yıllardır zeytin doğru düzgün para kazandırmadığı için zeytinlik sahipleri bu olaydan memnun olacak, zeytinliklerini ya satacaklar ya da kesip ekolojik dengeleri de bozacak değişik meyve ağaçları ekecektir. Anlayacağınız bu senaryo uzun zaman önce yazılmış. Saygılar.” ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kalıcı olmadığımızı unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Milli piyango mu bu!
Köşe Yazıları
Milli piyango mu bu!

Fatih Altaylı

Temmuz 7, 2026

CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026