İstanbul 11°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Sınır boyundan beka uyarısı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 15, 2022

Sınır boyundan beka uyarısı

Ukraynalı mülteciler üzerinden yapılan seviyesiz ve cinsiyetçi yorumlar, medyadan siyasete her yere egemen oldu. Kervana son katılan ise CHP’nin Milli Görüşçüsü Mehmet Bekaroğlu oldu. Bekaroğlu, Suriyeli ve Afganlı mülteci tehlikesine dikkat çeken tavrıyla bilinen Ümit Özdağ’ı hedef alarak “Ümit Özdağ’ın Ukraynalı mültecilere bir şey dediğini duyan oldu mu?” diyerek seviyesizliğe katkısını yaptı. Ancak Bekaroğlu’na yanıt, Hatay’dan geldi. Üstelik de siyasi açıdan kendisi ile benzer bir yol izlemiş olan Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’tan. AK Parti’den CHP’ye geçmiş olan Savaş, Hatay’daki tehlikeye dikkat çekerek, “Hatay’ın nüfusu 1 milyon 600 bin. Resmi göçmen sayımız 500 bin ama gerçekte 800 bin. İlimizde doğan her 1 Türk çocuğa karşılık, 3 Suriyeli göçmen çocuğu doğuyor. 12 yıl sonra buranın Suriyeli bir belediye başkanı olur. Atatürk’ün Türkiye’ye kazandırdığı son toprak parçası elden gidiyor. Haberiniz olsun” dedi. Benim ve benim gibi düşünenlerin baştan beri işaret etmeye çalıştığı tehlike budur. Türkiye’nin demografik yapısı, özellikle zaten ince bir denge üzerinde duran etnik dağılımı. Sadece Hatay değil, başta Kilis, sonrasında Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere buralarda ciddi bir demografik değişim söz konusu. Ve bizim asıl “beka” sorunu dediğimiz sorun da buralarda. Önce demografik değişim, sonra bunun siyasi coğrafyaya etkileri. Ve sonra buna karşı tepki gösterdiğin anda, “Hooop, saldırgan tutum” iddiaları, Batı medyası aracılığı ile şeytanlaştırılma ve dışlanma. Suriyeli göçmenler belki İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de asayiş sorunudur ama Hatay’da, Antep’te, Kilis’te ülkenin beka ve toprak bütünlüğü sorunudur. Bunun farkında olmadan, bunu değerlendirecek öngörüye, bırakın ön’ü, herhangi bir görüye sahip olmadan meseleyi Ukraynalı göçmenlerle eş tutmak en hafif tabiriyle cehalet olabilir. Üstelik de, Ukrayna’nın Türkiye ile sınırı olmaması bir yana, toplamı 1 milyonu biraz geçen ve küçük bir bölümü Türkiye’ye gelen Ukraynalılar ile Türkiye’deki 5 milyonu Suriyeli 8 milyon göçmeni karşılaştırmak ne akılcı ne de iyi niyetli bir yaklaşımdır. Ukrayna’dan gelen ve savaş bittiğinde Avrupalı olması muhtemel olan ülkesine dönecek olan eğitimli Ukraynalılar ile Suriye’den gelen büyük bölümü eğitimsiz ve Türkiye’den gitmeye hiç ama hiç niyeti olmayan kalabalığı karşılaştırmak bile olanaksızdır. Dahası Türkiye, imza attığı uluslararası anlaşmalarda Doğu ve Güney’den gelenlere mülteci statüsü vermeyeceğini beyan etmiş, Batı’dan gelenlere ise bu hakkı tanımıştır. Yani yasal olarak da durumları aynı değildir. Dahası Ukraynalı mülteciler meselesini böyle cinsiyetçi bir tavırla ele almak, kişinin aklının başında değil başka bir bölgesinde olduğunun da göstergesidir. ***

Seçim yasası kimi kurtarmış

AK Parti ile MHP’nin uzun süredir aralarında tartışıp, bir türlü uzlaşmaya varamadıkları yeni seçim yasası sonunda TBMM’ye geldi. Yeni seçim yasası diyoruz ama aslında Cumhur İttifakı’nın yapmaya çalıştığı değişiklik sadece Seçim Kanunu’nda değil, 4 farklı yasada değişiklikleri öngörüyor. Ve maksadı çok açık biçimde Millet İttifakı’nı parlamento seçimlerinde zora sokacak bir ortam yaratmak, geniş ittifakları verimsiz hale getirmek, CHP’yi dezavantajlı kılmak, geniş ittifaklardaki küçük partilerin büyük ortağa katkısını sınırlamak. TBMM seçiminde etkili olacak olan bu değişikliğin Cumhurbaşkanlığı seçimine ise etkisi olmayacak gibi duruyor. Yani sonucu olsa olsa İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediyelerinde son yerel seçimde ortaya çıkan durumun bir benzerini, 2023’te ülke genelinde ortaya çıkarması olabilir. Kesin olan sonucu ise bir erken seçim ihtimalini ortadan kaldırmış gibi görünmesi. Yapılacak değişimin seçimlerde uygulanabilmesi için seçimin en az 1 yıl sonra yapılması gerek. Bu da 2023 Nisan’ından önce bir seçim olmaması anlamına geliyor. Peki bu değişiklik ne sonuç verir? Bunca yılın ve deneyimin verdiği tecrübeyle şunu söyleyebilirim. Vadesi dolmuş bir iktidarı, seçim yasalarında yapılan değişikliklerin kurtardığı asla görülmemiştir. Seçim Yasası değişikliği ile “devri iktidarını” uzatmayı başaran olmadı, Özal bile bunu başaramadı. Burada mesele iktidarın vadesinin dolup dolmadığıdır. Eğer doldu ise seçim yasası beyhude çabadır. Böyle değişikliklerin tek getirisi istikrarsızlık olmuştur. Fazlası değil. ***

Doktor düşmanları

Amma hekim düşmanı varmış meğer memlekette. Ben hekimleri savundukça “Sen o doktorların ne mal olduğunu bilmiyorsun. Gel bir devlet hastanesine de gör” diyenler mi ararsın, hekimlerin ilaç firmaları ile yaptıkları işbirliklerini yolsuzluk olarak görenler mi istersin, hekim hatalarından dem vuranlar mı! Bu eleştirilerde haklılık payı var mıdır! Elbette vardır. Ama empati payı yoktur. Çok eleştirilen kamu hastanesi doktorları meselesi mesela. Doğrudur, kimi kamu hastanesi çalışanları hastalara zaman zaman kötü muamele yapıyor gibi algılanabilir. Ama unutulmamalıdır ki, o doktorlar da etten, kemikten, sinirden yapılmış insanlardır. Abuk sabuk yasalarla doktorları zırva bir sayısal performans kriterine mahkum ederseniz, günde 100 hatta 200 hasta bakmak zorunda bırakırsanız, o doktor da bir yerde patlar. Hadi biriniz de günde yüzlerce can derdine düşmüş insanla uğraşın bakalım. Bir gün dayanabiliyor musunuz! Burada kızılması gereken kişi doktorlar değil, bu saçma sistemi kuranlardır. Hekim hataları da vardır, doğrudur. Hepimizin başına gelebilir. Gelmiştir de. Özel kamu ayrımı olmaksızın hem de. Peki başka mesleklerde hata yok mudur! Hekimlere en azından "malpractice" davası açılır, büyük tazminatlar öderler, siz hatalı karar veren, hatalı işlem yapan başka bir kamu görevlisini dava edebiliyor musunuz! Hekimlerin ilaç firmaları ile etik dışı parasal ilişkilerine gelirsek. Elbette kabul edilebilir değildir ve bu satırların yazarı, yani bendeniz, geçmiş yıllarda bu konu ile ilgili pek çok yazı yazmış, pek çok yolsuzluğu ortaya çıkarmışımdır. Bir uluslararası ilaç devinin Türkiye genel müdürü bu yazılardan sonra istifa etmiş, üyesi olduğu Etik Değerler Vakfı’ndan atılmıştır. Bu, Sağlık Bakanlığı’nın en sert biçimde mücadele etmesi gereken bir konudur. Ama bununla ilgili söylenenler bu ülke açısından komiktir. Yolsuzluğa bu denli duyarsız bir toplumun, üstelik de yolsuzluğa en az duyarlı kesiminin, ilaç şirketleri ile ilişkiler üzerinden doktor eleştirisi yapması gülünçtür. “Çalıyor ama çalışıyor” lafını motto edinenlerin sadece tıp etiği konusundaki duyarlılıkları pek de inandırıcı değildir. ***

Utanacak mısın!

90 yaşındaki bir doktoru, Atatürk Anıtı’na çelenk koymak isterken engelleyip, tartaklayıp, yerlerde sürünmesine, karlı buzlu zeminde çamur içinde kalmasına neden olan, Allah muhafaza bir yerlerini kırmasına neden olabilecek o genç güvenlik görevlisi arkadaş. Birisi senin babana, dedene bu muameleyi yapsa ne hissedersin? Açık söyle, ne hissedersin? Babana, dedene o muameleyi yapana karşı nasıl duygular beslersin? Doktor o doktor. “Aslında teröristti, terör örgütleri ile bağlantılıydı” diyerek işin içinden sıyrılabileceğin, vicdanını temizleyebileceğin biri değil. Bir ömrü insanlara şifa dağıtmaya çalışmakla geçirmiş bir insan o. Bir doktor. Yarın öbür gün, kendinin, bir sevdiğinin bir derdine deva bulabilmek için bir doktorun önüne dikildiğinde, bir doktorun muayene masasına, ameliyat masasına yattığın zaman tartakladığın o 90 yaşındaki doktor gözünün önüne gelecek mi! Vicdan azabı duyacak mısın bir damla! Ve o doktorun senin yaptığın bu rezilliği hiç ama hiç düşünmeden seni tedavi etmeye çalışması, utanmana neden olacak mı! ***

Verilemez

Siloah Yazıtı ile ilgili olarak "Emsal olabilir" uyarısı yapmamın ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan bir açıklama geldi. İsrail basınında Cumhurbaşkanı Herzog'un yaptığı görüşmelerin sonucu atfen ortaya atılan İsrail'in yıllardır istediği Siloah Yazıtının bir iyi niyet, bir barışma hediyesi olarak İsrail'e verileceği iddiasına Bakanlık, "Yasal olarak bu yazıt Türkiye dışına çıkarılamaz. Mülkiyetine ilişkin hiçbir tereddüt söz konusu değildir. İsrail basınında çıkan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır" yanıtını verdi. Yasal olarak mümkün olmayan bir şeyin, fiili olarak da mümkün olmayacağına inanarak, bu açıklamadan memnuniyet duyduğumu belirtmeliyim. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Cehaletle yükselen bir ülke olmadığını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026