İstanbul 14°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

G23

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Nisan 21, 2022

G23

İktidarımızın hedefi Cumhuriyet’in kuruluşunun 100. yılında yani 2023’te Türkiye’yi dünyanın en büyük ilk 5 ekonomisi arasına sokmaktı. İddialı hatta çok iddialı bir hedefti ama sonuçta bir hedefti. Aslına bakarsanız Türkiye zaten çok uzun zamandır dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alıyordu. Dünyanın petrol krizinin pençesine düştüğü 1970’li yılların ortasında Türkiye, dünyanın en büyük 21. ekonomisi idi. 1979’da ise 5 sıra yükselerek dünyanın en büyük 16. ekonomisi olmuştu. Sonrasında da hep ilk 20 ekonomi arasında yer aldı. Sıralamadaki yeri 17.’likle 20.’lik arasında gidip geliyordu. Türkiye’nin en ağır krizlerinden birini yaşadığı 2001 yılında, yıllar sonra ilk kez 20’nin dışına çıkıp 21. sıraya geriledi. Ancak bir yıl sonra yani 2002’de yeniden ilk 20 içine girmeyi başardı. Ama bu durum bile o günün iktidar ortaklarını kurtaramadı, yeni kurulan AK Parti dışında o gün TBMM’de bulunan tüm partileri ortak sorumlu gören millet, 2002’de AK Parti’yi iktidara taşıdı. AK Parti yönetime geldiğinde Türkiye, dünyanın en büyük 20. ekonomisi idi. AK Parti iktidarında 4 sıra daha tırmanarak bir ara 17. büyük ekonomi oldu. Ama bunun üzerine çıkamadı. 2023 hedefi olan 5.’liğe doğru yükselmeyi başaramadı. Ve bugün itibarı ile Türkiye, uzunca bir aradan sonra ilk 20 ekonomi arasındaki yerini kaybetti. Yeni açıklanan verilere göre iktidar, Türk ekonomisini devraldığı yerden 3 sıra daha aşağı düşürerek 23.’lüğe geriletti. Artık ekonomik olarak G20 içinde değiliz anlayacağınız. İlk 10 hedefinden ise artık 7 değil 13 sıra daha uzağız. 1970’lerden bu yana ilk kez bu kadar aşağılardayız. Bu da bizim “Alım gücümüz hiç bu kadar düşmemişti” demekte haklı olduğumuzu gösteriyor. Bu aynı zamanda “Herkes zor durumda, kriz her yerde” söyleminin de iflası. Evet herkes zor durumda. Ama belli ki biz çok zor durumdayız. İçeride istatistik yayınlanmasını tek elde toplayarak, gerçek bilgiye yasak koyarak, doğruyu suç ilan edebilirsiniz. Ama yine de engelleyemezsiniz. ***

Hadi faşist desenize

Yasa içi, yasa kenarı ve yasa dışı sığınmacı ya da göçmen adı her ne ise meselenin Türkiye açısından bir beka sorunu olduğunu yıllardır yazıp duruyorum. Her türlü hakarete, her türlü suçlamaya, edepsizlerin “faşist” yakıştırmalarına rağmen. Çünkü benim gidecek yerim yok. Çocuklarımı Türkiye’de geçerliliği olmayan yabancı okullarda okutup geleceğe hazırlamıyorum. Biz bu topraklarda yaşadık, çocuklarımız bu topraklarda yaşayacak. Ben yazdıkça, bu büyük sorunu inkar edenler, görmezden gelenler ve hatta kendi lehlerine siyaseten kullanma amacında olanlar bile artık konuya kayıtsız kalamaz hale geldiler. “Hiçbir yere göndermeyeceğiz”den, “İnşallah gidecekler”e evrildiler. Tabii, tüm rotaları iktidar tarafından belirlenen fikri olmayan ama lafı çok olan taife şimdi panikte. Nasıl “Onurlu bir dönüş yaparız" hesabındalar. Oysa onurlu bir dönüş yapmalarına gerek yok. Fetullah övgülerini, FETÖ sövgülerine döndürdükleri süratle mülteciler gitsin demeye de başlayabilirler. Zaten kimsenin onlardan onurlu bir dönüş beklediği falan da yok. Benim anlamakta en zorlandığım mesele ise Osmanlı’nın son döneminde yaşanan göçler ile şimdiki sığınmacıların aynı kefede değerlendirilmesi. Bir yanda Türk soyundan gelen ve yaşadıkları topraklarda yeşeren etnik milliyetçi akımlardan ötürü katliama uğrayan İmparatorluğun Türk ve Müslüman tebaasının İmparatorluğun elinde kalan topraklara dönerek canlarını kurtarma çabası ya da 1980’lerde olduğu gibi Bulgaristan’da faşist Jivkov yönetiminin isim ve din değiştirme baskısından kaçarak Türkiye’deki akrabalarının yanına dönmeye çalışan Bulgaristan Türkleri. Diğer yanda ise bu topraklarla hiçbir bağı olmayan ama ya güvenlik ya da ekonomik nedenlerle Türkiye’ye kaçmak zorunda kalmış ama Türklükle alakası olmayan gruplar. Bunları nasıl aynı kefeye koyup bir değerlendirme yapabilirsiniz. Hangi vicdana sığar bu? Hadi vicdan yok hangi akla mantığa. Hiçbir şey değilse çok büyük ayıptır. ***

Deli Dumrul

Çanakkale Köprüsü’nden geçerken tek bir otomobile bile rastlamadığımı yazdım. Yazmaz olaydım. Bugün itibarı ile Çanakkale Boğazı'nı geçmek için vatandaşların kullandığı arabalı vapur seferlerine zam yapıldı. Yüzde 40’ın üzerinde. Zammı yapan kim? Valilik. Yani devlet. Amaç belli. Milleti zorla köprüye yönlendirmek. Ama bizim en başından beri söylediğimiz üzere, feribotları toptan kaldırsanız, tek seçenek köprüyü bıraksanız yine 45 bin araç olmaz, yine olmaz, yine olmaz. Vapurla geçen sayısı belli. Verilen garantinin 4’te biri bile değil. Hesapsız iş yapmanın, birkaç müteahhidi zengin etmenin bedelini vatandaşa zorluk çıkartarak, zaten ekonomik krizle boğuşan yurttaşa hem köprü hem de fazladan akaryakıt parası ile ödetemezsiniz. 45 bin günlük garanti demek köprüden 2 saniyede bir araç geçmesi demek. Yani benim köprüyü geçtiğim yaklaşık 4 dakikalık sürede köprü üzerindeki bir gözlemcinin en az 120 araç görmesi demek. Üstelik de hesapsızlıktaki tek vukuatınız da bu değil. Mesela hesabınızın en çok şaştığı Kütahya Zafer Havalimanı ortada. Hesabınızın şaşma oranı yüzde 98. Böyle bir hatayı okulda, matematik dersinde yapsanız sınıfta kalırsınız. Ama siz hala övünüyorsunuz. Hadi arabalı vapurları durdurup, Çanakkale Köprüsü’ne birilerini zorla yönlendirdiniz diyelim. Zafer Havalimanı'nı ne yapacaksınız? Kütahya ve Afyon’un şehirlerarası yollarını mı kapatacaksınız? ***

Ülke değil absürt komedi sahnesi

Dün öğrendim ki, Behçet Cantürk adı bir caddeye verilmiş. Gençler bilmez. Hatırlatayım. Bir dönem Türkiye’de faili meçhul cinayetler oldukça fazla idi. Tansu Çiller’in Başbakan olduğu yıllardı ve Türkiye’ye devlet içindeki bazı çeteler hakimdi. Bunlar sözde vatan adına cinayetler işlerdi. Ama asıl neden rant paylaşımı idi. Kılıf ise terörle mücadele. Bu cinayetlerden biri de de Behçet Cantürk’ün öldürülmesi idi. Adı uyuşturucu ticareti ile anılan, çeşitli organize suç örgütleriyle bağlantılı bir kişiydi Cantürk. Biraz Escobar tarzıydı. Sevenleri çoktu. Hatta bazı gazeteciler ile bile kankaydı. Ama o zamanlar “Kürt mafyası” diye bilinen grubun önemli bir ismiydi aslında. Polis olduğu söylenen kişiler tarafından kaçırıldı ve öldürüldü. Cinayetin nedeni Cantürk’ün PKK’nın finansörü olduğu iddiasıydı. Öyle bile olsa, yani PKK’nın finansörü bile olsa bir devletin bir cinayet işletmesi, yargısız infaz yapması kabul edilecek iş değildi ama o günler karanlık günlerdi, Çiller Türkiye’siydi, Susurluk öncesiydi. Ama Türkiye ifratla tefrit ülkesi. Dün teröre destek verdiği iddia edilen, uyuşturucu kaçakçılığı ile anılan kişinin adı bugün bir caddeye veriliyor. Ama saçmalık burada da kalmıyor. O günlerin başbakanı Tansu Çiller, bugün o caddeye Cantürk’ün adını veren iktidarı destekliyor. Gel çık işin içinden çıkabilirsen. ***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kar yağması mümkün dağlara değil, adalete güvendiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
Köşe Yazıları
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı

Fatih Altaylı

Ekim 1, 2026

  • Videolar

Tümü
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026
Yapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emre Onur Kahya & Fatih AltaylıYapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi?00:00 Giriş 01:34 Yapay zeka üzerine çalışma yapmak için yurtdışına gitmesi 04:36 Jacob Coxon'un paylaştığı twit ve yapay zeka tehlikesi 20:51 Hugging Face saldırısı 36:33 Hugging Face nedir? 39:41 Hugging Face bu saldırıyı farketmese ne olurdu? 46:52 Yapay zeka devletlerin elinde daha mı güvenli? 55:41 Yapay zekanın gelişimi insanlara gösterilenin daha mı ilerisinde? 1:13:33 Yapay zeka çok tehlikeli hale gelmesi durumunda fişini çekmek mümkün mü? 1:19:03 Kapanış #işbirliği
Eylül 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ali Türkkan & Fatih AltaylıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:33 Dünya Gençler Şampiyonluğu ne demek? 02:30 Kaç pilot yarışıyor? 03:37 Ralli pahalı bir spor mu? 04:33 Otomobil sporuna nasıl başladı? 06:42 Bu işten ne zaman para kazanmaya başladı? 07:01 Neden ralliyi tercih etti? 08:59 Ralli mi, pist mi daha zor? 10:09 Dünya Şampiyonası’na nasıl katıldı? 11:29 Sponsorları az mı? 13:07 Yarışlarını nasıl izleyebiliriz? 14:37 Bu seneki hedefi ne? 17:57 WRC ile WRC2 arasında ne fark var? 19:18 Rallide araç kullanımında başka bir boyuta geçiliyor mu? 21:22 Dünya şampiyonu olunca ne hissetti? 22:48 Eğitim hayatı nasıl ilerledi? 23:59 Kariyer planlaması nasıl olacak? 25:20 Ford ile şampiyon olmaya devam edebilir mi? 26:55 Bir yıllık çalışma takvimi nasıl ilerliyor? 27:52 WRC2’de hedefi ne? 28:22 Federasyon yeterince destekliyor mu? 30:01 Formula 1 izliyor mu? 30:30 En zor otomobil sporu hangisi? 32:12 Nasıl bir antrenman programı izliyor? 33:14 Özel hayatını nasıl etkiliyor? 34:37 İşin duygusal boyutu nasıl? 38:54 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 27, 2026