İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Yeni "Yetmez ama evet" ortaklığı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2022

Yeni "Yetmez ama evet" ortaklığı

Siyasal İslamcıların ve her kritik dönemeçte İslamcılarla “Yetmez ama evet” işbirliğine giren liboşların çıkarcı romantizmi göçmen sorununu perdelemeye, gündemden düşürmeye yetmiyor. Hatta tam aksine onların göçmen yanlısı tavrı ve onlardan korkan “dandik muhalefetin” bu konudaki tavırsızlığı, Zafer Partisi ve liderinin yükselmesine ve bu yükselişten gaza gelerek giderek daha radikal bir göçmen karşıtı söylem tutturmasına neden oluyor. Göç dalgasının kontrol dışı kaldığı ilk günden bu yana bunun uzun vadede büyük bir sorun hatta ulusal güvenlik ve beka sorunu olacağı konusunda siyaseti uyaran benim gibiler ise kuyruğu dışarıda, kimi fondaş sözde aydınlar tarafından “faşistlikle” suçlanıyoruz. Ancak ülke dengelerini bozacak oranda göçe karşı dünyanın her yerinde tepki var. Suriyeli göçünde Türkiye, Avrupa’ya kendini siper ettiği için bu göçün ağır tablosu ile karşı karşıya kalmayan ve sadece Almanya’ya yılda 100 milyar avroluk bir fatura çıkarması muhtemel bu göçü Türkiye’ye üç beş milyar avro atarak çözen Avrupa Birliği ise şimdi göç gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalıyor.

Ve Türkiye’nin Suriyelilerle yaşadığını, şu anda Avrupa Ukraynalı mülteciler sayesinde hissetmeye başladı. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrası 3.5 milyon Ukraynalı Polonya’ya geçti. Ve daha birkaç ay geçmeden Polonya’da ve tabii tüm Avrupa’da rahatsızlıklar başladı. Türkiye’nin 11 yıldır çektiği göçmen sorununa, birkaç ay dahi katlanamayan AB üyesi Polonya’da birkaç gün önce göçmen karşıtı büyük bir gösteri yapıldı. On binlerce Polonyalı ellerinde Polonya bayrakları ile yollara ve meydanlara çıktı. Sloganları ise “Burası Polonya’dan Ukrayna değil” idi. Ve ne Polonya medyasında ne de Avrupa medyasında bir tek kişi bile çıkıp “Polonyalı faşistlerden göçmen karşıtı eylem” demedi. Üstelik de, Polonya’ya kaçan Ukraynalı göçmenler ne toplu taşıma vasıtalarında Polonyalı kızların eteklerinin altını videoya alıyor, ne Varşova’da gettolaşarak kendi kültürlerini buralara yayıyor, ne Leh alfabesini tanımayarak, Polonya’da Ukrayna’nın Kiril alfabesini kullanıyor, ne de suç çeteleri oluşturarak asayiş sorunu yaratıyordu. Polonya’daki bu göçmen karşıtı gösteriler ne yazık ki, Türkiye’de haber bile olmuyor. Çünkü toplumda büyük bir rahatsızlık yaratan göçmen meselesini, küçük ama azgın bir azınlık yok sayıyor ve yok saydırıyor. İlginç olan toplumda yarattığı tüm sıkıntıya ve karşıtlığa rağmen, tek bir oy için her şeyi yapmaya hazır görünen iktidar bu konuda halktan gelen tepkileri duymazdan geliyor. Bu da “Bu göçmen işinin arkasında bir iş var” duygusunu güçlendiriyor. Sözde liberallerin bu konudaki tavrı da üzerine koyulduğu zaman sanki bir dönemin “Yetmez ama evet” işbirliği benzeri yeni bir işbirliği izlenimi doğuyor. ***

Rezilliğin arşı alası

Sedat Peker yine sarstı. Yine vahim bir iddia. Aslında iddia da değil, daha ötesi... İtiraf ve tanıklık. Ve ne yazık ki, yine sıfır tepki. Bu iddia Türkiye Cumhuriyeti’nde benim duyduğum en rezil olaylardan birini anlatıyor. Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı dahil önemli bakanlıklar ve başbakanlık yapmış biri, üstelik de ana muhalefet partisi lideri olduğu dönemde o sıralarda henüz 26 yaşında olan bir suç örgütü üyesi ya da liderinin şantajına maruz kalıyor. Şantaj yapan suç örgütü üyesi ile pazarlık yapıyor ya da yaptırıyor. Bu pazarlık sonucunda bu kişiye 5 milyon dolar rüşvet veriyor. Dahası yine bu pazarlık sonucu suç örgütü üyesi hapisten salıveriliyor. Aracı ise o zamanlar Mesut Yılmaz’ın en yakın işadamı olan ve her iktidara yakın olmayı başaran Mehmet Cengiz. Adı geçen bir diğer kişi ise Kamuran Çörtük. Bu benim hayatımda duyduğum bir devlet adamının, bir siyasetçinin içinde olduğu en rezil işlerden biri. Ve ilginçtir, kimsede bir şaşırma falan yok. Bu çok açık biçimde toplumsal çürümüşlüğün işareti. Peker tarafından dile getirilen magazin ve seks mevzuları bile bu rezillikten daha fazla ilgi topluyor, tepki görüyor. Ben ise bu olayda adı geçen hemen herkesle zaten o dönemlerde papaz olmuşum. Mesut Yılmaz’ı en fazla eleştiren gazeteci olmuşum, Kamuran Çörtük ile defalarca karşı karşıya gelmişim, hakkımda davalar açmış. Aleyhinde yazdıklarım arşivlerde duruyor. Mehmet Cengiz ile vaziyetimiz ise malum, neredeyse yumruklaşacak hale gelmişiz. Yani anlayacağınız bu satırların yazarının durduğu yer başından beri belli. Sonunda bu yere gelenlere de hoş geldin diyoruz. Geç olsun ama güç olmasın. Son söz olarak şunu da söylemek isterim. Ertuğrul Özkök’ü çok eleştirdim, çok ağır yazılar yazdım hakkında. Ama Sedat Peker’in bahsettiği olayda adı geçen kişilerden prim aldığını hiç ama hiç zannetmiyorum. Ama Peker bunu da belgelerse. Vah ki vah! ***

Ağlatan gençler

Üniversitelerin yönetimleri ne kadar tel tel dökülüyor ve üniversitenin evrensel anlamını bilmekten ne kadar uzaklaşarak umutlarımızı kırıyorsa, üniversiteli gençlerimizin en azından bir bölümü o kadar umutlarımızı yeşertiyor, korkularımızı azaltıyor. İstanbul Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde pırıl pırıl bir genç kızımız çıkıp meydan okuyor. Üniversite yönetiminin baskısına, tepkisine rağmen bir adım geri atmıyor. Konuşuyor. Arkadaşları da ona destek veriyor. Bir başka üniversitede, okul birincisi mezuniyet töreninde okul yönetimine ve akademiyaya ders niteliğinde bir konuşma yapıyor. Üniversiter özgürlükten, akademinin siyasete değil, bilime kulak vermesi gerektiğinden olabildiğince nezaketle bahsediyor. Okul yönetiminin kendisini kürsüden indirme ve susturma çabasına kibarca kulak asmazken, törene katılan diğer öğrencilerin yoğun desteği ile yöneticiler konuşmasını tamamlamasına izin vermek zorunda kalıyorlar. Ve öğrenci sözlerini Atatürk’ün cümleleri ile tamamlıyor. A mıdır, B midir, Z midir, Y midir hangi kuşaktır bilmem ama çok umut veren bir gençlik geliyor. Güvenimizi arttırıyor. Bu satırları yazarken gözlerimi yaşartıyor. Ne yaşartması basbayağı ağlatıyor beni. Var olun çocuklar. ***

Git dediler gidiyorlar

AK Parti’nin en başarılı olduğu alan gibi görünen sağlıkta da artık çöküş başladı. Gelin bir kamu hastanesine gidelim. İçeride yüzlerce Suriyeli, Afganlı göçmen. Randevu ile gelen Türk vatandaşlarının doktora, hekime ulaşması bile mümkün değil. Hadi ulaştılar. Canından bezdirilmiş, tehdit ve tehlike altında çalışmaktan bunalmış, yoğunluktan fenalık geçiren bir hekimle performans kriterinden ötürü birkaç dakikalık kısa bir görüşme. Sonrasında doktorun radyolojik tetkik isteği ile odadan çıkma. Ardından haftalar hatta aylar sonrasına verilen bir radyoloji randevusu. Giderek artan katılım payları. Bulunmayan ilaçlar. Eczanelerin ilaçlar için istediği giderek artan ve ödenemeyecek noktaya gelen fark ücretleri. Bu tablonun anlık ve görünün yüzü. Görünmeyen yüz ise daha tehlikeli. “Giderlerse gitsinler” denilerek hakarete uğrayan doktorlar, devlete olan saygılarından olsa gerek bu “Gitsinler” emrini ciddiye almışlar. Gidiyorlar. Hem de giderek artan bir süratle. 2012 yılında yani 10 yıl önce yurt dışında çalışabilmek için Türk Tabipler Birliği’nden iyi hal kağıdı alan doktor sayısı 59 olmuş. Ancak “Giderlerse gitsinler” emrinden sonra sayılar patlamış. 2021’da 1405 hekim yurt dışında çalışabilmek için TBB’ye başvurmuş. 2022’nin sadece Mayıs ayındaki başvuru sayısı 200’ü aşmış durumda ve TBB verilerine göre bu yıl da 1709 hekim Türkiye’yi terk edecek. Ve tahmin edeceğiniz üzere, gidecek olanların büyük bölümü de en iyiler olacak muhtemelen. Uzun vadede Türkiye’de yaşamayı düşünüyorsanız, çocuklarınızın ve torunlarınızın bu ülkede yaşayacağını ümit ediyorsanız bu sayılar sizi korkutmalı. Yok eğer bana ne bu ülkeden diyorsanız. Vurun arkalarına rahvan gitsinler! ***

Yok daha neler!

Yok daha neler dedim. Gerçekten dedim. Dışişleri Bakanlığı hiçbir geçerliliği olmayan bir genelge yayınlayarak belediye başkanlarının yabancı ülke temsilcileri ile görüşmelerini Dışişleri Bakanlığı iznine bağladı. Seçilmiş bir belediye başkanı, bir büyükelçi ya da başka bir ülkeden gelmiş bir bakan, bir siyasetçi ağırlamak için, bunlarla oturup konuşmak için Dışişleri Bakanlığı'ndan izin alacak. Böyle bir karar konsoloslar, büyükelçiler Güneydoğu Anadolu'da fink atıp, HDP'li belediyelerle sabah akşam görüşürken dahi alınmamıştı. Ama şimdi büyükelçiler CHP'li belediyelerle görüşmeye başlayınca "Görüşemezsiniz" diye kural getirmeye çalışıyorlar. Gücünü hiçbir yasadan almayan ve uyulmaması halinde hiçbir yasal müeyyidesi olmayacak bir karar. Bu kuraldan benim anladığım şudur. İktidar açısından CHP'li belediyeler, HDP'li belediyelerden daha tedirgin edici. Bu açıdan bakarsanız gelecekte neler olabileceğini de daha iyi anlarsınız. ***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Seçilmişleri atanmışlara yedirmeyiz diye gelenler, bürokrasi sofrasına seçilmişleri koymadığı zaman.

Ne zaman insan oluruz?

Seçilmişleri atanmışlara yedirmeyiz diye gelenler, bürokrasi sofrasına seçilmişleri koymadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026