İstanbul 16°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Datça'yı yakan belli, hesap soracak mısınız!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 18, 2022

Datça'yı yakan belli, hesap soracak mısınız!

Datça’daki ormanı kimin yaktığı belli oldu. Eğer alkollü bir meczup olsa idi, şimdi boy boy fotoğraflarını görüyorduk gazetelerde. Kendisini anında derdest eden bakanlarımız demeç üzerine demeç patlatıyorlardı. Alkollü olduğu, sarhoş olduğu özellikle yüksek perdeden vurgulanıyor olacaktı, emin olun. Ama bu seferki yangın kişisel değil, kurumsal. Yangının nedeni bir elektrik trafosu. Muğla bölgesinin elektrik dağıtım işini alan AYDEM Enerji’ye ait bir trafo. Trafoda çıkan yangın, ormanı yakmış. Yangının müsebbibi işte bu firma. Yok merak etmeyin, bu firma 5 müteahhitten birine ait değil. Ama son yıllarda hızla büyümüş. Elektrik projeleri yapan bir mühendislik firması iken hızla büyümüş. Bildiğimiz kadarı ile milyar dolarlık borçları da var ama sürekli ertelenen, yapılandırılan borçları. Denizli kökenli ama Denizli başta olmak üzere bölgedeki sanayicilerin de yaka silktiği bir şirket. Belli ki, Yeni Türkiye’nin gözdelerinden. Bu işin sorumlusunun bir AYDEM isimli şirket olduğunu ben uydurmuyorum.

Tarın ve Orman Bakanı Vahit Kirişci açıkladı, “Yangını başlatan bir trafo arızası” diye. Niye dersiniz! Büyük ihtimalle şirketin kamudan devraldığı eski bir trafo da ondan. Trafo yangını durduk yere çıkmaz. Bakımsızlıktan çıkar, eskilikten çıkar, yetersizlikten çıkar. Belli ki, AK Parti döneminde yapılan özelleştirmelerden bu enerji dağıtım şirketlerini satın alanların büyük bölümü, aldıkları şebekelere yatırım falan yapmıyor. Onlar sadece tahsilat kısmını özelleştirildi zannetmişler. Şebekelerin geliştirilmesi, yenilenmesi, güçlendirilmesi görev tanımlarında yokmuş gibi davranıyorlar. Sözleşmelere uyup uymadıklarını, gerekli yatırımları yapıp yapmadıklarını denetleyen olmadığı için son derece rahatlar. Bütçelerinde yatırım diye gösterdikleri harcamalar ise sadece yeni abonelere enerji ulaştırılması ile ilgili masraflar ve zaten onun da büyük bölümünü abonelere yıkıyorlar. Ama eski şebekelere, trafolara, nakil hatlarına yatırım falan yaptığı yok çoğunun. Gidip bir görseniz, hiçbir güvenlik önlemi olmadan, ormanın, ağaçların içinde yer alan trafolar. Yerlere inmiş açık elektrik hatları. Yıkılmış, yamulmuş direkler Üstelik de geçen seneki yangınlardan sonra bölgedeki elektrik dağıtım şirketlerine ek bütçeler verilmiş, yatırımlar için. Nasıl kullanıldı, nereye kullanıldı, kullanıldı mı denetleyen yok ki!
Denetleyen olmayınca haliyle gidip hesap soran da olmuyor, olmayacak. Bu şirketler sayesinde kışın Isparta elektriksizlikten donacak, yazın Muğla’nın ormanları elektrikten yanacak. Dediğim gibi, ormanı yakan bir dev şirket değil de, bir zavallı olsa idi. Devletimiz, bakanlarımız nasıl da aslan gibi kükrerdi. Ama şimdi… Hepsi süt dökmüş kedi. ***

Datça izlenimleri: Doğru müdahale orman kurtarır

Datça’daki yangınla ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı’na teşekkür etmiştim. Yangını başladıktan dakikalar sonra haber veren Datça’da mukim mektep arkadaşım Cenk de aynı fikirde. Şöyle demiş: “Yangının başlamasından sonra 15-20 dakika içinde ilk olarak helikopterler geldi. 1 saat içinde ise aralarında THK uçaklarının da bulunduğu uçaklar yangının üzerindeydi. Çift pervaneli büyük helikopterler de vardı. Bir ara 15 helikopter ve 3 uçak aynı anda müdahale ediyordu. Bunun sonucu olarak da çok kuvvetli rüzgara rağmen, çok makul bir sürede yangın kontrol altına alındı. Gece fırtına etkisi ile hızlı bir tutuşma olan iki farklı noktaya gece görüşü olan helikopterler ile gece yarısında müdahale edildi. Benim de aralarında bulunduğum sahile sıkışmış insanları boşaltmak için 2 çıkartma tahliye gemisi ve 2 sahil güvenlik botu yangın boyunca bekledi. 200 kadar itfaiye aracı, 6 TOMA, sayısız dozer, binlerce gönüllü çalıştık.” Bu arada yangın bölgesinde görülemeyen tek kişinin, Muğla Belediye Başkanı olduğunu da kendisine oy vermiş olanlar bildirdi. Herhalde o da İstanbul’da tatilde idi. ***

Yerli ve milli çöplük

Biliyorsunuz, bu yıl tatilimi Fransa’da küçük bir kasabada geçirdim. Türkiye’de benzer imkanları sağlayabilecek tüm tatil yerlerinden daha ucuz ve daha temiz olduğu için. Tatil süresince en dikkat ettiğim şey, çöp meselesi oldu. Cam atıkları, pet ve plastik atıkları ve organik atıkları dikkatli biçimde ayrı ayrı biriktirdim. Hepsini tek tek kendilerine ayrılan çöp tenekelerine boşalttım. Hatta bir ara eşim, “Vallahi atık ayrıştırma tesisi gibi oldun. Hiçbir konuda bu denli özenli görmemiştim seni" diye dalga geçti. Ben ise bunu vatanseverlik gereği yaptım. Çünkü o çöplerin hepsi, bir süre sonra benim canım vatanıma gelecekti. Eğer doğru ayrıştırma yapmasa idim, ülkemi kirletecektim. Çünkü Avrupa, çöpünü Türkiye’ye boşaltıyordu. Ancak anladığım kadarı ile sadece evsel atıklarla yetinmeyecekler. İngiltere’nin Dışişleri Bakanı ve Başbakan adayı Lis Truss, Başbakan olursa göçmenleri Türkiye’ye yollayacağını açıkladı. Aslında fikir yeni değil.
Geçen sene de İngiliz İçişleri Bakanı Priti Patel aynı açıklamayı yapmış ve “Göçmenleri Türkiye’ye yollayalım” demişti. Onunki temenni idi. Truss’unki ise söz. Ne de olsa Dışişleri Bakanı olarak bu konuyu Türkiye ile müzakere etmiş olmalı. Gerçi İngiltere AB üyesi olmadığı için geri kabul anlaşmasına dahil değil. Ama sorun olmaz. Düşük faizli bir kredi anlaşması ya da birkaç milyar dolarlık bir swap anlaşmasının açamayacağı kapı yok. O kapıdan yüz binlerce yeni göçmen girecek olsa da. ***

Eczacılardan Bakan'a itiraz: Katkı payı artacak

Sağlık Bakanı ile yaptığımız konuşmadan sonra pek çok tepki geldi. Bunlardan biri pek fazla konuşulmayan bir grubun temsilcisi olduğu için bunu paylaşma gereği duyuyorum. Aşağıda okuyacağınız satırların yazarı Gaziantep Eczacı Odası Başkanı Ecz. İrfan Demirci’dir: “Fatih Bey merhabalar, ben Gaziantep Eczacı Odası Başkanı İrfan Demirci, Sayın Sağlık Bakanı ile röportajınızda eczacılık sektörünün sorunları ile ilgili Sayın Bakan’a soru yöneltmiş olmanız beni çok mutlu etti. Ancak Sayın Bakan’ın yanıtında gerçekten düzeltilmeye muhtaç ciddi yanlış bilgiler bulunmakta. Bu hususta kendimi, mesleğin içinden birisi olarak, doğru bilgileri size iletmek zorunda hissediyorum. Sayın Bakan’ın bahsetmiş olduğu, ilaç firmalarının vermediği şey eczacının kâr payı değil, devletle firmalar arasında yapılan anlaşmadan doğan kamu kurum iskontosudur. Firmaların kamuya taahhüt ettiği indirimi ilaç fiyatlarına yansıtmaması sonucu bahsi geçen tutar vatandaşın cebinden çıkmakta, ilaçlarını temin eden hastalarımızdan, katılım payı, muayene ücretleri ve reçete hizmet bedeli adı altında ödedikleri ücretlere eklenerek tahsil edilmektedir. Ancak röportajda bahsedildiği gibi eczacının kârı ile ilgili bir durum bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra Sayın Bakan’ın söylediği kur artışı ve barem artışı konusu da günün gerekliliklerinden çok uzakta, ekonomik olarak eczacıya nefes aldırabilecek düzeyin çok altındadır. Kademeli olarak uygulanan ilaç kârlılık baremlerinde yapılan iyileştirme ortalamada %2’yi bile bulmamış, üç haneli sayılar oranında artan eczane giderlerine ilaç olamamıştır. Halen ülkemizdeki eczanelerin yarıya yakını iflasa ve kapanmaya doğru sürüklenmektedir.Sayın Bakan’ın belirttiği bir husus daha var ki, reelde söylediğinin tam tersi bir durum vardır. Artık katkı payı istenmeyeceği ya da çok cüzi olacağı konusundaki değerlendirmesi son yapılan kur güncellemesi ile birlikte daha da artmış, vatandaşın ilaç alırken ödemesi gereken tutarlar yükselmiştir. Birçok ilaçta kamu tarafından karşılanan tutarların yanı sıra hastanın ödemesi gereken fiyat farkları çıkmaktadır. İsmini hepimizin bildiği parasetamol içeren bir çocuk şurubu için muayene ücreti, reçete hizmet bedeli, katılım payı ücretlerinin üzerine her bir kutu için 22 ₺ fiyat farkı çıkmaktadır. 2-3 adet çocuk şurubu için hastaların ödediği tutar son birkaç yıl içerisinde 3-4 kat yükselmiştir. Emekli bir kalp hastası, ritim bozukluğu için kullandığı bir ilacı birkaç yıl önce hiç ücret ödemeden almaktayken bugün 115 ₺ ödeme yapmak zorundadır. Yani gerçekler Sayın Bakan’ın söylediğinden çok farklı yaşanmaktadır.1. Basamak sağlık hizmet sunucusu olarak tanımlanan eczanelerdeki durum hakkında Sayın Bakan’ın ne kadar yanlış ve yetersiz bilgilendirilmiş olduğunu görmek bizleri ziyadesiyle üzmüştür.” ***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Çok değerli koltuklara, ederi o koltuğun fiyatı kadar olmayan adamları oturtmadığımız zaman.

Ne zaman insan oluruz?

Çok değerli koltuklara, ederi o koltuğun fiyatı kadar olmayan adamları oturtmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Golü ye, tehlikeyi atlat
Köşe Yazıları
Golü ye, tehlikeyi atlat

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2026

Dostu olmayan adam
Köşe Yazıları
Dostu olmayan adam

Fatih Altaylı

Mayıs 21, 2026

Hiçbir şey yeni değil
Köşe Yazıları
Hiçbir şey yeni değil

Fatih Altaylı

Mayıs 20, 2026

  • Videolar

Tümü
"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 03:27 Atatürk hakkındaki kitaplar 05:52 Lord Kinross'un "Atatürk" kitabı 11:13 Nutuk 12:38 Afet İnan'ın "Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler" kitabı 20:25 Edward Casey "Mekânın kaderi" kitabı 21:26 Turan Farajova'nın "İstanbul Apartmanları" kitabı 24:21 Fabio Grassi'nin "Atatürk" kitabı 26:07 Ahmet Kuru'nun "İslam" kitabı 34:29 19 Mayıs 36:56 Şiir kitapları 39:12 Kapanış #işbirliği
Mayıs 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum” görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Alper KulFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:22 Trabzonlu olması 05:10 Amerika'da neden tiyatro okumaya gitti? 07:34 Boş vakitlerinde hammallık mı yapıyordu? 11:23 Ferzan Özpetek'le Hamam filmindeki rolü neydi? 13:00 BKM'nin kuruluşundan beri orada mı? 19:50 Oynadığı diziler neler? 23:49 Askerlik anıları 29:00 Güldür Güldür'de oynamak yorucu değil mi? 33:53 Güldür Güldür'den neden ayrıldı? 35:33 Barselo oyunu nedir? 38:15 En sevdiği branş hangisi? 39:38 Çocuklarının isimleri 40:27 “Erkekler kendini ifade etmekte zorlanıyor” cümlesi 43:43 Evlilik nasıl gidiyor? 48:21 Ticari girişimlerindeki başarısı? 1:00:11 Şu anda olan oyunları neler? 1:01:09 Ortam sanatçı açısından zorlayıcı mı? 1:04:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 17, 2026
Hantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi? görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Önder Ergönül & Fatih AltaylıHantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:08 Hantavirüs nedir? 08:22 Hantavirüs türleri 10:29 Hantavirüs yayılan gemideki ilk vakalar ve dünyadaki geçmişi 24:01 Türkiye'deki hantavirüs vakaları 27:22 Hantavirüsün belirtileri 31:49 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 37:58 Hantavirüs yayılan gemideki insanların karantinaya alınması gerekiyor mu? 39:26 Bu gemideki hantavirüs solunum yolu ile mi yayılıyor? 40:26 Dünya Sağlık Örgütü gemideki insanların durumlarını tek tek takip ediyor mu? 41:38 Koç Üniversitesi'ndeki çalışmaları nasıl gidiyor? 44:38 Hantavirüs ismi nereden geliyor? 45:33 Önümüzdeki dönemlerde korkmamız gereken yeni virüsler olacak mı? 46:27 Grip ve zatürre aşıları 47:46 Aşıların kalp krizi yapma riskleri var mı? 51:03 Kapanış
Mayıs 17, 2026