İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Basın kartı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 21, 2022

Basın kartı

Türkiye’de basın kartlarının verilmesinden sorumlu kurum, yılların gazetecisi Tuğrul Eryılmaz’ın basın kartını iptal etmiş. Seversiniz, sevmezsiniz, Tuğrul Eryılmaz’ın gazeteciliği, basın kartını iptal edenlerin yaşından eskiye dayanır muhtemelen. Üstelik Eryılmaz’ın basın kartı eskiden “basın şeref kartı” denilen, sonrasında “süresiz basın kartı”na çevrilen türden. Bir gazetede çalışsa da, çalışmasa da hayatının sonuna kadar taşımaya hak kazandığı türden basın kartı. Zart diye iptal edilmiş. Niye belli değil. Hani yüz kızartıcı denilen türden bir suç falan işler de anlarım. Böyle bir şey de yok. “Ben seni sevmedim” türünden bir iptal. Ve son zamanlarda basın kartı iptal edilen, basın kartına hak kazanmasına rağmen verilmeyen ilk ve tek isim de Eryılmaz değil. Pek çok genç gazetecinin de basın hak kazanmasına rağmen ya verilmiyor ya da politik duruşuna bağlı olarak iptal ediliyor. Gazeteciler de bu duruma kızıyor, öfkeleniyor, eleştiriyor. Bu da beni 37 yıl önceye götürüyor.

Bundan tam 37 yıl önce o zamanlar “sarı basın kartı” denilen, şimdilerde iktidara en yakın medya grubunun rengine bürünerek “turkuaz kart” haline gelen basın kartını almaya hak kazandım. Bir dilekçe ile Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne başvurmam yeterliydi. Ardından Basın Kartı Komisyonu gazetecilik yaptığımı gösteren evrakları inceleyecek, kadrolu olup olmadığıma, 212 sayılı yasaya göre sigortamın yapılıp yapılmadığına bakacak ve kartımı verecekti. Asla böyle bir başvuru yapmadım, basın kartı almayacağımı açıkladım. Gerekçelerim basitti: 1. Biz basın olarak siyasetçiler başta olmak üzere kimi meslek gruplarının ya da kişilerin ayrıcalık sahibi olmasını eleştirirken, kendimiz ayrıcalıklı bir grup oluşturacak şekilde hak sahibi olamazdık, olmayı talep edemezdik. Bunu söylememin sebebi şuydu. Basın kartı sahibi olduğunuz zaman o zamanlar vatandaşların evine telefon bağlanması yıllar süren bir sıraya bağlı idi. Basın kartınız var ise evinize hemen telefon bağlanıyordu ve yüzde 50 indirim yapılıyordu. Otobüse, vapura, trene bedava biniyordunuz. THY’dan uçak bileti alırken de yüzde 50 indiriminiz vardı. Otomobilinize verilen bir kart sayesinde otoparklara para vermiyordunuz. Basın kartı taşıyan araçlara bazı cezalar uygulanmıyordu. En başta buna karşıydım. 2. İkinci gerekçem ise basın kartının Başbakanlığa bağlı bir kurum tarafından verilmesine karşı olmamdı. Bir kişinin gazeteci olup olmadığına siyasi bir kurum karar vermemeliydi. Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası hatta bunlara bile gerek kalmadan, çalıştığı basın kurumu bu kartı vermeliydi. Medeni dünyadaki uygulama buydu zaten. Devletten ya da iktidardan onaylı gazetecilik diye bir şey olamazdı. 3. Ve son olarak da gazete sahiplerinin gerçek gazetecileri kadrosuz çalıştırıp, basın kartı alma haklarını ellerinden alırken, gazetecilikle uzak yakın alakası olmayan yakınlarını ya da bazı iş adamlarını gazete çalışanı gibi gösterip bunların basın kartı almasını sağlıyorlardı. Buna da tepkiliydim.
Tüm bu gerekçelerle 37 yıl önce hak kazandığım basın kartını almayı reddettim. Alsa idim ben de çoktan basın kartı iptal edilen Tuğrul Eryılmaz gibi süresiz basın kartı sahibi olacaktım. Benim basın kartını bu gerekçelerle almayışım gazetecilerin bana çok kızmasına neden oldu. Yıllarca beni eleştirdiler. “Tabii senin tuzun kuru. Garibanlar ne yapsın” gibi cümleler sarf ettiler. Ben de “Gariban fabrika işçisine, dar gelirli memura verilmeyen hakları gazeteciler niye talep eder” diye karşı çıktım ve en azından asıl itiraz noktam olan kartların Başbakanlık tarafından verilmesine karşı çıkmalarını istedim. Yapmadılar. Ve şimdi Türkiye’nin geldiği noktada pek çok şerefli, onurlu medya mensubunun kartları ya iptal ediliyor ya hiç verilmiyor. Benim de ne kadar haklı olduğum ortaya çıkıyor. Ve ne Cumhurbaşkanlığı ne de başka bir kamu kurumu benim basın kartımı iptal edemiyor. Çünkü yok. Ama benim gazeteci olduğumu okurlar söylüyor. Başkasının onaylamasına gerek yok. ***

Kabalık, sabalık ve özür

Dün bir savcı ile ilgili bir yazı kaleme aldım. İntiharını araştırdığı bir polisin eşiyle ilişki yaşamış, bu ilişkiyi kaydetmiş, şikayet üzerine inceleme başlamış ve savcının daha pek çok kadınla yaşadığı ilişkileri kaydedip, dağıttığı ve neredeyse bir porno sistemi kurduğunu anlatmıştım. Eleştirim ise HSK’ya idi ve sisteme idi. Bu savcı 3 ay süreyle açığa alınmıştı. Oysa soruşturma ve yargılama tamamlanana kadar açığa alınması gerekirdi. Dün bu yazımdan sonra, ender görülür “kabalıkta” bir tepki ile karşılaştım. Odatv’nin başına gelen eski Hürriyet çalışanı bir meslektaşımız, bu haberin kendisine ait olduğunu yazdı ve “Haberimizi alıp kendi hezeyanlarını eklemiş. Bizden bahsetmemiş” diye manasız bir saldırganlık içine girdi. Açıkçası haberin söz konusu internet sitesine ait olduğunu bilmiyordum. Bana bir hukukçu dostum “Bunu duydun mu?” diye aktarmıştı. Beni okuyan herkes bilir ki, habere saygım vardır. Bir yerden aldıysam mutlaka belirtirim. Bilmiyordum. Bilmeden de olsa haberlerini kullandığım ve onları referans göstermediğim için özür dilerim. Sadece onlardan da değil. Aynı haber belli ki aynı gün Sabah gazetesine de ulaşmış. Onlar da bir gün sonra internette fotoğraflar ve bazı ek bilgilerle kullanmışlar haberi. Yani dediği gibi onlara özel de değil haber. Yok onlara özel olduğunda iddialılarsa Sabah gazetesine "hezeyan" diyememiş, niyeyse. Hadi onu da bırakalım bir kenara. Benim farkında olmadan kaynak belirtmemiş olmamın karşılığı “Haberimizi kullandı ve altına hezeyanlarını ekledi” diye kaba saba bir cümle eklemek değildir. Toygun Atilla adlı bu arkadaşın “hezeyan” diye nitelediği şey benim HSK’ya yaptığım eleştiridir. Bu arkadaş bir nebze nezaket sahibi olsa beni arar veya aratır “Bu haberin kaynağı biziz. Adımızı belirtmenizi rica ediyoruz” derdi. Ben de anında yazıya bunu eklerdim. Patronu dahil Odatv’deki pek çok muhabirde benim numaram var. Hadi bunu yapmadınız. Yapmak zorunda değilsiniz elbet. Sitenizde “Altaylı haberimizi kaynak belirtmeden kullandı” dersiniz. Buna da gıkımı çıkarmam, çıkaramam. Ama o “hezeyan” lafı ne demek arkadaş. Bir durumu eleştirmek “hezeyan” mı oluyor. Bu ne kabalık. Bu ne zarafetsizlik. Bu mudur Odatv! Ülkeyi saran o nadanlığa, o nobranlığa Odatv de mi kendini kaptırdı? Ama ben yine de özür dilerim. Kullandığım haberin size ait olduğunu bilmediğim ve bu yüzden de sizin emeğinize saygısızlık yapmış olduğum için. ***

TFF Anayasa'dan üstün mü!

Daha en başından kendini Alman olarak hissettiğini söyleyen, bu nedenle Alman Futbol Milli Takımı'nı tercih eden, bütün futbol hayatını boyunca Alman Milli Takımı'nın formasını giyen, 92 kez Alman Milli Takımı ile maça çıkan, kaptanlığını yaptığı bu forma altında Dünya Şampiyonluğu yaşayan, çaptan ve formdan düşünce ve Almanya tarafından dışlanınca, İngiltere'de gözden düşünce Türk olduğunu hatırlayarak futbol hayatının en sonunda Türkiye'ye gelen ve futbol oynamadan milyonlarca avroyu cebe indiren Mesut Özil, Türkiye'de Türk futbolcu olarak oynayabiliyor da,  Avusturya Milli Takım oyuncusu 19 yaşındaki Türk Yusuf Demir niye Türk sayılmıyor gerçekten anlamıyorum. Yıllarca kendini Alman hisseden Mesut Özil ne kadar Türk ise, Yusuf Demir de en az onun kadar Türk olmalıdır diye düşünüyorum. Acaba Türkiye'ye gelince sosyal medya hesabına sürekli cami fotoğrafları koymadığı için mi ya da FETÖ ile bir geçmişi olmadığı için mi! Niye? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 66. maddesinin 1. fıkrası çok açık biçimde "Türk ananın veya Türk babanın çocuğu Türk'tür" diye yazarken Federasyon hangi yetki ile Anayasa'yı takmamayı kendinde hak görür. ***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Ekonomide spekülasyonu engellemekle görevli otoriteler, spekülasyon yaptırmadığı zaman.

Ne zaman insan oluruz?

Ekonomide spekülasyonu engellemekle görevli otoriteler, spekülasyon yaptırmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026