İstanbul 11°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

MAHÇUPolmaYAN

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ekim 18, 2022

MAHÇUPolmaYAN

Etyen Mahçupyan ismi, Türkiye’de siyasetle biraz ilgili pek çok kişi için tanıdık bir isim. Ne ifade ediyor diye soracak olursak yanıt vermek bir miktar güçleşebilir. Çok fazla bir şey ifade etmiyor çünkü. Daha çok fikri tutarsızlıklar, siyasi yalpalamalar geliyor insanın aklına. Biraz da bir Anayasa oylamasında kullanılacak oyun ötesinde bir anlam içeren “Yetmez ama evet”. Kimileri için de “Liboş-Band” orkestrasında davulculuk. Şimdilerde ise Ahmet Davutoğlu’nun “Partiye biraz da laikçi alalım” derinliğindeki danışmanlığı ve Gelecek Partisi'nin kurucu üyeliği. Bu Mahçupyan, eski ama şimdilerde AK Parti’ye bozuk AK Partililerin “Karar”gahında bir yayına katılmış. Demiş ki, “İkinci turda Mansur Yavaş ile Erdoğan karşı karşıya gelse oyumu muhtemelen Erdoğan’dan yana kullanırım” Gerekçesi ise hayalinde Putin ile Mansur Yavaş’ı bir araya getirmesi ve bunu Putin ile bir araya gelen Erdoğan ile kıyaslaması. Ve Putin’in yanına Erdoğan’ı daha fazla yakıştırması. Tüm bir siyaseti bir ikili görüşmeye endeksleme sığlığı.
Bahanesi çocukça ve ciddiyetsiz olsa da aslında önemli bir gösterge. Muhçupyan’ın bu kıyaslama sonrasında verdiği karar, muhalif herkesi kızdırmış görünüyor. Oysa ortada şaşırtıcı hiçbir şey yok. Gelecek ve hatta DEVA Partisi’nin seçmeni açısından hiç de şaşırtıcı olmayan bir durum bu ve bunun böyle olmasının çok muhtemel olduğunu burada daha önce yazdık. Her iki partinin seçmeni için, söz konusu olan Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunda bu davranış biçimi beklenmedik değil tam aksine beklendik bir durum. Hele hele söz konusu olan Kılıçdaroğlu olduğunda. Sizce Gelecek’in ve DEVA’nın seçmeni, söz konusu olan Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunda karşısına Kılıçdaroğlu ve Erdoğan seçenekleri çıksa hangisini tercih eder? Mahçupyan, liberal olma iddiası ile Mansur Yavaş’ı örnek göstermiş ama asıl olarak muhafazakar olmayan bir adayın DEVA ve Gelecek tabanından ve hatta İyi Parti’nin milliyetçi tabanından ve muhtemelen muhafazakar Kürt seçmenden oy alamayacaktır. Bu çok açıktır. Ve Etyen Mahçupyan kendisininki de dahil bunun nedenini geçmiş yazılarından birinde “Neye maruz kalırsak onu az çok kanıksıyor ve zihnimizde ‘normal’ durum olarak tanımlıyoruz. Aksi halde zorluklara katlanmak, hayatı verimli bir şekilde sürdürmek çok güç olurdu. Daha güzel hayatların varlığının farkında olmamız bu durumu değiştirmiyor” diye tanımlamıştı. Buna da işine gelen bir örnek bularak tercihini rasyonelize etmesi tam da onun gibi birine yakışacak bir tavır olmuş.
Yine de kızmayın. Çünkü aslında doğru söylüyor. Ve ben kendi adıma katre şaşırmadım. Siz de şaşırmayın. ***

Sizin değil yüzde 100’ü bizim

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın orada olmasını kendimce önemserim. Bürokratik geçmişi nedeniyle, mevcut sistemde devletin çivisinin tam olarak çıkmasının önündeki son engel olarak görürüm kendisini. Başbakanlık müsteşarlığı ile noktaladığı bir devlet terbiyesi nedeniyle oradaki varlığı önemlidir. Ama yine de onun da zaman zaman “Bu da ne demek” dediğimiz çıkışları oluyor. Dün de onlardan biri ile karşı karşıya kaldık. Fuat Bey, “Ödenen her 100 TL’lik doğalgaz faturasının 80 TL’sini devlet olarak, hükümet olarak bizler ödüyoruz” demiş. Cümleyi okuyunca insan şöyle zannediyor: Hükümet üyeleri her kabine toplantısında kendi aralarında para topluyor ve milletin doğalgaz faturalarının yüzde 80’ini ceplerinden karşılıyorlar. Hayır Fuat Bey, siz falan ödemiyorsunuz. Tam aksine yine biz ödüyoruz. Biz kim miyiz! Vergi veren vatandaşlar. Sizin hükümetinizin ekonomi politikalarındaki yanlışlıktan dolayı aşırı artan enerji fiyatları seçimlerde size fatura ödetmesin diye bizim vergilerimizle doğalgaz fiyatlarını sübvanse ediyorsunuz. Bunun parasını da cebinizden değil, bizden alıyorsunuz. Eğitime, tarıma kaynak olması gereken vergilerimizle seçmeninizi finanse ediyorsunuz. O para “sizin” paranız değil. “Bizim” paramız. O doğalgazın yüzde 100’ünü biz ödüyoruz. ***

Cinayetler kusursuz değil, Emniyet kusurlu

İçişleri Bakanlığı ne kadar övünürse övünsün, Türkiye’de ne yazık ki, bazı cinayetlerle ilgili ortada çok kuşkulu durumlar var. Bunlardan biri üzerinden 22 yıl geçmiş olan Çağla Tuğaltay cinayeti. 5 Haziran 2000 tarihinde Şişli’de 14 yaşında bir kız çocuğu tecavüze uğradı ve boğazı kesilerek öldürüldü. Geçen zaman içinde sürekli yeni deliller ve son olarak da ciddi DNA bulguları elde edildi. Hatta birtakım zanlılar da var. Ama kimse kılını kıpırdatmıyor. Zanlının kimliğinden ötürü korunduğu vehmi giderek gerçeklik kazanıyor. Benzer bir olay ise Dorukhan Büyükışık cinayeti. Bu öyle 22 yıllık da değil. Dorukhan, emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu. Dorukhan Büyükışık İzmir’de evlerine yakın bir inşaat alanında ölü olarak bulunuyor. Adli Tıp, yüksekten düşerek öldüğü yolundaki iddiaları baştan çürütüyor. Ancak Emniyet’in incelemesi ya da incelememesi tam bir rezalet. Bölgedeki 19 güvenlik kamerasının kayıtlarına doğru düzgün bakılmıyor. Olay yerinde bulunan cep telefonundaki parmak izlerinin polis tarafından silindiği Jandarma raporu ile ortaya çıkarılıyor. İnşaattaki bekçilerin ve olay yerine çok yakın bir konteynırda yatan işçilerin ifadesine bile başvurulmuyor. Mobese kayıtları 2 yıl boyunca incelenmiyor, güvenlik kamerası kayıtları ise siliniyor. Olay yeri inceleme raporları dosyaya iki yıl boyunca koyulmuyor. Dosyayı okudukça bir cinayet nasıl karartılar ya da polis bir cinayeti nasıl soruşturursa çözemez dersi gibi tam bir felaket ortaya çıkıyor. Bu ikisi bildiğimiz, duyduğumuz, basına yansıyan olaylar. Kim bilir başka nerelerde, hangi suçlar araştırılmıyor ve hatta belki örtbas ediliyor. Asayişi ve güvenliği sadece bir terör örgütü karşısında elde edilen başarılara bağlamak ne yazık ki, milletin güven duygusunu tatmin etmeye yetmiyor. ***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Durumlara değil ilkelere bağlı olduğumuz zaman.

Ne zaman insan oluruz?

Durumlara değil ilkelere bağlı olduğumuz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026