İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Yavaş'ın tavırsızlığı İyi Parti'yi usandırdı

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Kasım 9, 2022

Yavaş'ın tavırsızlığı İyi Parti'yi usandırdı

Cumhur İttifakı, ayakta kalmak ve gücünü koruyabilmek için anlaşılması en güç konularda bile anlaşma zemini yaratır, ilkelere en aykırı tutumlarda bile anlayışlı olma çabası güderken, Millet İttifakı temelli altılı masa, en basit konularda bile tartışıyor, restleşiyor. Taraflar birbirini eleştiriyor, tutum ve tavırlara karşı çıkabiliyor. Üstelik de masanın oy oranı en düşük üyesi, masanın oy oranı en yüksek üyeleri çatır çatır pazarlık ediyor. Kimilerine göre bu bir zaaf. Bana göre ise bu altılı masanın en güçlü yanı bu tartışma ortamı. Gençler pek hatırlamaz ama biz buna eskiden “demokrasi” derdik. “Çoğunlukçuluğa” alıştırılmış bir toplumun unuttuğu bir kavram olan “çoğulculuk” tam da bu. Güçlü olanın, sayısı çok olanın istediği yapması ve yaptırması değil, sayısı az olanın haklarının sayısı çok olan karşısında korunması. Bu durum aslında gelecek açısından teminat. Seçim sonrası 6’lı masanın kazanması halinde, masadaki partilerin her birinin hassasiyetlerinin dikkate alınacağı, buna bağlı olarak da kazanılmış haklardan da, Cumhuriyet’in temel ilkelerinden de geri adım atılmayacağının da garantisi.

Cumhur İttifakı'nın yapısının da, Millet İttifakı ya da 6’lı masa yapısının da kendine göre avantaj ve dezavantajları var. Cumhur İttifakı tek karar alıcı ile uyum hızlı hareket etmenin avantajına sahip ama bu aynı zamanda yanlış yapma ve rabbim bizi affetsin noktasına gelip, çark etme dezavantajını da beraberinde getiriyor. Millet İttifakı ise diğeri kadar hızlı hareket edemiyor ama yanlış karar alıp, kırıp döküp başa dönme olasılığı daha düşük. Biri çoğunlukçu, diğeri ise çoğulcu. Tabii bu yapılar pek tartışılmıyor Türkiye’de ve her şey Cumhurbaşkanı’nın kim olacağı üzerinden konuşuluyor. Kılıçdaroğlu adının yavaş yavaş geri çekildiğini, diğer isimlerin yeniden gündeme geldiğini hissediyoruz. Dün de Meral Akşener’in Mansur Yavaş’a “Aday olduğunuzu söyleyin, biz de destekleyelim” dediği iddiası ortaya atıldı. Peki bu doğru mu! Büyük oranda doğru ama tam olarak böyle değil. Millet İttifakı’nda ciddi bir Mansur Yavaş rahatsızlığı var. Yavaş’ın isminden, kimliğinden, güçlü aday olarak gösterilmesinden kaynaklanan bir rahatsızlık değil bu. İttifak, özellikle de İyi Parti, Mansur Yavaş’ın “bekleyen” tavrından rahatsız. Yavaş’ın “Ben talip değilim ama siz bana gelirseniz bakarız” tavrının alçakgönüllü bir kabullenişten çıkıp “kibirli bir beklentiye” dönüştüğünü düşünüyorlar. Meral Akşener bu durumdan artık sıkıldı ve Mansur Yavaş’a “Mansur Bey, biraz sorumluluk alın ve eğer bir adaylık arzunuz var ise bunu dile getirin. Siz bir şey söylemeden ne biz ne de bir başka parti sizi aday göstermek için harekete geçemez. Siz Başkanlığı istediğinizi en azından beyan edin. Biz de sizin isminizi masada tartışalım. Bizim size gelip biz sizi uygun gördük dememizi beklemeyin” mesajı iletti. Kelimeler tam bu olmayabilir ama mesaj tam bu. Anlayacağınız Mansur Yavaş’ın nazı aşık usandırma noktasına gelmiş olabilir. Ama ben şahsen Yavaş’ın tavrının gerçek olduğunu, Cumhurbaşkanlığı için çok hevesli olmadığını düşünüyorum. ***

HDP'ye meşruiyet verilmiştir

Adalet Bakanı başkanlığındaki AK Parti heyetinin, HDP’lilerle neşeli görüşmesinin Cumhur İttifakı’nda çatlağa neden olabileceği düşüncesi, Devlet Bahçeli’nin dünkü konuşması ile yerle bir oldu. HDP ile PKK’yı aynı kefeye koyan partinin genel başkan olarak “Görüşülebilir” diyerek raconu kesti. “Görüşmek uzlaşmak değildir” diyerek de gerekçelendirdi. Yarın bu uzlaşma olursa ne der onu kestirmek zor. Bu durumun doğal sonucu şudur. HDP’ye meşruiyet verilmiştir. Her siyasi oluşum, HDP ile görüşebilir. Artık Millet İttifakı’na yönelik olarak HDP ile görüşüyorlar suçlaması yapılamaz, “CHP-HDP-PKK” demek artık mümkün değildir çünkü bunu dediğiniz anda “AKP-HDP-PKK” da demek olur. ***

Bahçeli AK Parti'nin içini dizayn ediyor

Peki Bahçeli, kendi seçmeninin olası tepkisine rağmen nasıl böyle bir tavır aldı? Nedeni çok basit. Bahçeli, "milli beka" ittifakı olarak gördüğü Cumhur İttifakı’nı bozmak istemiyor. Bahçeli çok iyi biliyor ki, AK Parti içinde çok güçlü bir “Anti MHP” grup var. AK Parti’nin en çekirdek kadrosunu oluşturan bu grup, AK Parti-MHP ittifakından çok rahatsız. Bu ittifakın partinin ilkelerine aykırı olduğunu, AK Parti’yi milliyetçi bir çizgiye oturttuğunu, bu durumun partinin “Milliyetçiliği ayaklar altına alan” kuruluş felsefesine aykırı olduğunu düşünüyorlar. Bunu da sık sık, her ortamda dile getiriyorlar. Ama aşırı güçlü lider Erdoğan partisindeki bu yaygın düşünceye karşın, MHP ile işbirliğini sürdürüyor. Cumhur İttifakı aslında bir AK Parti-MHP ittifakı değil. Bir Erdoğan-Bahçeli ittifakı. Bahçeli de aslında AK Parti içindeki bu milliyetçilik karşıtı kliğin galip gelmesini istemiyor. Bu yüzden de sürekli olarak “kızılcık şerbeti” içiyor. Buradaki son noktanın neresi olduğunu tahmin etmek ise zor. ***

Çetin Altan'dan bir tahılla beslenme hikayesi

Ekmek Üreticileri Sendikası Başkanı Cihan Kolivar’ın Habertürk ekranında programın sahibi Afşin Yurdakul dahil herkesi şoka uğratan sözleri beni 40 yıl öncesine, talebelik günlerime götürdü. Galatasaray Lisesi’ni yeni bitirmiş, Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyorum. Mektepten ağabeyim, rahmetli Çetin Altan’ı ziyarete gittik. Yanlış hatırlamıyorsam şimdi yayıncılık yapan Alpagut Gültekin’le beraber. Galiba Nilgün Uysal da orada. Çetin Abi’nin ofiste oturuyoruz, o da bize anlatıyor. Türkiye eleştirileri yapıyor. Lafı bir ara 1. Dünya Savaşı günlerine getirdi. Liman Von Sanders’in 1. Ordu Komutanlığına gelişine. Kendine özgün ses tonu ve anlatımıyla başladı anlatmaya, hiç unutmuyorum, unutmak ne kelime gözümün önünden sahne gitmiyor. Liman Paşa gelmiş Selimiye Kışlası'nı geziyor. Askeri kıtaları denetleyecek, silahları görecek, askerin durumu hakkında bilgi alacak. Herkes hazır, Babası Yahudi olan Prusyalı Paşa’yı bekliyor. Liman Von Sanders geliyor arabadan iniyor ve “Bana önce askerlerin kullandığı helaları gösterin” diyor.
Herkes şaşırıyor. Kimsenin aklına tuvaletleri görmek isteyeceği gelmediği için helaları bok götürüyor. “Efendim pistir” diyorlar. “Daha iyi. Göreyim” diyor. Önde Prusyalı, arkada Osmanlı paşalar helaya dalıyorlar. Prusyalı Paşa ilk helada gördüğü dışkıya uzun uzun bakıyor, elindeki tahta çubuk ile şöyle bir karıştırıp kıvamını kontrol ediyor. Sonra diğer tuvaletleri geziyor. Çıkıyor. Ve herkesi toplantıya çağırıyor. “Beyler” diyor, “Helalara bakmama şaşırdınız. Ama o hela çok şey anlatıyor. Bakın gördüğüm kadarı ile sizin asker tahılla besleniyor. Üç boğumlu kule gibi yapıyorlar. Tahıl ile beslenen asker iyi savaşamaz. Askere protein vermek lazım. Bu askerin tayınına et katın. Yoksa savaşı kaybederiz.” Bu hiyakeyi ben Çetin Altan’dan dinledim. Sonra kendisine “Ama abi Savaşı Almanlar kaybetti. Filisin Cephesi'nde Liman Von Sanders’in hataları ile mağlup olduk. Çanakkale’de ise tahıl ile beslenen çocuklar, etle beslenen Prusyalıya rağmen savaşı kazandılar” dedim. Haliyle okkalı bir küfür etti. Onu da yazmayayım. Yani Kolivar aslında Liman Von Sanders'in izinden gitmiş. Sözleri zırvalık. Bu sözlerden dolayı gözaltına alınması ise zırvalığın zirvesi Her saçmalayanı gözaltına alsak, bırak sokağı siyasette kimse kalmaz. ***

Bayağı bir sektör

İçişleri Bakanı Soylu, uyuşturucu ile mücadeleyi anlatırken her hafta 5 bin uyuşturucu satıcısının yakalandığını söyledi. Müthiş bir sayı. Haftada 5 bin. 52 hafta ile çarparsak yılda 260 bin uyuşturucu satıcısı eder. Sektör hala ayakta olduğuna göre en az bir bu kadarı da hala işbaşında demektir. Bu durumda Türkiye'deki uyuşturucu sektöründe üç aşağı beş yukarı 500 bin kişinin istihdam edildiğini varsayabiliriz. Bu ne demek biliyor musunuz! Türkiye'de uyuşturucu sektörünün boyutu otomotiv sektörüne eşdeğer. Otomotiv Sanayicileri Derneği OSD'nin verilerine göre Türkiye'de otomotiv sektöründe çalışanların toplam sayısı 500 bin civarında. Uyuşturucu sektörü de hemen hemen aynı büyüklükte. Tabii muhtemelen uyuşturucu satıcısı olarak yakalananların büyük bölümü tutuklanmayıp serbest bırakılıyordur. Bunun oranını da sayısını da tam olarak bilmiyoruz. Ama yine de yarı yarıya olsa bile sektör 390 bin civarında bir istihdama sahip olur ki, bu bile felaket demektir ***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Duydum diye değil okudum diye eleştirdiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026