İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Yabancı sermaye peşkeş ise

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Aralık 9, 2022

Yabancı sermaye peşkeş ise

CHP Genel Başkanı’nın İngiltere ziyareti sonrası yabancı sermaye ve seçimden sonra iktidar değişikliği olması halinde Türkiye’ye Batı’dan ciddi sermaye ve kaynak akışı olacağını söylemesine oluşan tepkileri anlamakta zorlanıyorum. Dünyadaki bütün ülkeler, Batı dahil, ABD dahil, hatta İsviçre dahil, yabancı sermaye girişini teşvik ederken, Türkiye’de iktidara talip bir siyasetçinin “Büyük sermaye girişi olacak” demesi nasıl olur da eleştirilir! Bunu anlamak, bunu akılla bağdaştırmak mümkün değil. CHP’nin içindeki aşırı sol kanadın bu konudaki söylemi ve tepkisi ilkesel açıdan haklı olabilir, buna bir şey diyemem ama özellikle iktidar partisinin ve iktidar partisi destekçilerinin Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasına “Memleketi peşkeş mi çekiyorsun” demesi çok açık bir tutarsızlıktan başka hiçbir şey değildir. Bunu da benim söylememe gerek yok sayılar söyler. Şöyle ki, AK Parti iktidarı döneminde yani 2003 ila 2021 yılları arasındaki 19 yıllık dönemde Türkiye’ye giren yabancı sermaye miktarı tam tamına 239 milyar dolardır. Ve bunun büyük bölümü AK Parti’nin ilk 15 yılı içinde giren yabancı sermaye yatırımıdır.

Buna karşılık AK Parti iktidarının sürekli kötülediği önceki dönemde, yani 1980-2002 arasındaki 23 yıllık dönemde Türkiye’ye giren yabancı sermaye tutarı 15 milyar dolardır. Ülkeye yabancı sermaye girmesi ülkeyi satmak diyecek olan bir AK Partilinin yukarıdaki sayılara bakıp biraz dikkatli konuşması gerekir. Hele hele bu sermayenin Batı ülkelerinden gelecek olmasını, Kılıçdaroğlu’nun ülkeyi Batı’ya peşkeş çekeceği iddiası ile ilişkilendirmek, bunu iddia eden iktidar açısından komedi ötesi bir durumdur. Çünkü AK Parti dönemindeki bu toplam 239 milyar dolarlık yabancı sermaye girişinin dağılımına baktığınız zaman yüzde 15,7’sinin Hollanda, yüzde 8,1’inin ABD, yüzde 7,5’nin İngiltere, yüzde 6’sının Lüksemburg, yüzde 5,6’sının İspanya, yüzde 5,2’sinin Belçika, yüzde 4,4’ünün ise Fransa kaynaklı olduğu görülür. Daha küçük oranlıları da eklediğiniz zaman toplam yabancı sermaye girişinin 3’te ikiye yakınının Batı kaynaklı olduğunu görürsünüz. Körfez ülkelerinin tamamından gelen sermayenin toplama oranı ise yüzde 7,1’dir. Diğer ülkelerin toplama oranı ise yüzde 19,8 olarak görülür. Yani AK Parti döneminde giren yabancı sermaye de Batı kaynaklıdır. Ve yine AK Parti döneminde giren yabancı sermayenin üçte bir finans, yüzde 10’u enerji, yüzde 24'ü ise imalat sektörüne yönelmiştir. BİT hizmetlerine gelen yabancı kaynak ise sadece yüzde 8,8’dir. Bu yüzden CHP liderinin yabancı sermaye sokma ile ilgili taahhüdüne kendi partisinden gelen tepkiler bir ölçüde doktiriner nedenlerle kabul edilebilir olsa da, iktidardan gelen tepki komiktir. Eğer bir ülkeye yabancı sermaye girişi sağlamak ülkeyi peşkeş çekmek ise, o zaten çoktan yapılmıştır. Ki zaten yabancı sermayeyi düşman görmek aptallıktır. Yanlış olan yabancı sermayenin hangi sektörlere yatırım yapmasının ülke yararına olduğunu hesaplamadan iş yapmaktır. ***

Baykalgiller

Başlığa bakınca, yeni bir canlı türünden bahsettiğimi zannetmeyin. Giller'den kastım genetik yakınlıkla ilgisi olan veya olmayan bir davranış biçimi bozukluğunun, belli bir kişi etrafında şekillenmiş olması ve bunun zaman içinde ortaya çıkan semptomları. Mesela bu familyanın genetik bağı olan kesiminden birini, partiye ait televizyonu üzerine geçirip, sonra da satarak milyonlarca doların üstüne yatmakta hiçbir beis görmeyen Aslı Baykal’ı üzülerek izliyorum. Bunun hesabını vermektense, zeytinyağı gibi üste çıkarak, o partiye saldırması ve "Baykalgiller" familyasında asla var olmamış olan birtakım ilkelerden bahsetmesi ise ayrı bir sendrom olarak karşımıza çıkıyor. Türk siyasi hayatına damga vurmuş bir ailenin sonu böyle olmamalıydı diye düşünüyorum. Ama bu düşünce kafamdan hızla uzaklaşıyor. Çünkü belki de bu hikaye tam da böyle bitmeliydi diyorum. Çünkü "familya"nın davranış biçimi aslında tam da böyle. Niye mi! Basit. Aslı Baykal’ın babası Deniz Baykal’ın son yıllardaki siyasi çevresinin bugünkü durumuna bakıyorum. O gün en yakınında kim var ise bugün ya AK Parti’den belediye başkanı, ya AK Parti Genel Başkanı’na danışman ya da AK Parti övücüsü haline gelmiş vaziyette. İsim isim sayarak bunları üzerime sıçratmak istemiyorum ama tüm Baykalgiller aynı durumda ve hepsi şimdi iktidar çevresine yamanıp nemalanma peşinde. Sözde bir sosyal demokratlıktan, İslamcı aşırı milliyetçi bir düşünce anlayışına doğru hızlı bir geçiş. Bu tabloya bakınca Deniz Baykal’ın 2002 yılındaki Anayasa değişikliğini desteklemesinin arkasındaki gerekçenin pek de öyle “Demokrasiye yol verme” masumiyetinde olmadığını düşünenleri haklı görmemek mümkün değil. En azından Baykalgiller’in bu köklü savruluşu o günlerin komplo teorisyenlerini haklı çıkarmış gibi görünüyor. ***

Haksız olmaları hukuksuzluğu mazur göstermez

Ucuzluk market zincirlerinden pek hazzetmediğimi, bunlarla ilgili geçmiş yıllarda yazdıklarımdan, Habertürk gazetesini yönettiğim yıllardaki haberlerimizden, ekonomi sayfalarımızdaki analizlerden anımsar eski okurlarımız. Hazzetmememin nedeni elbette ki yaptıkları iş değildi. Ben kontrolsüz piyasalarda, hakim durum oluşturan oligopollerin, uzun kısa ve orta dönemde halka büyük zararlar verdiğini, ekonomiyi bozduğun düşünürüm. Hele bir de bunların arkasında ciddi bir siyasi destek var ise bir süre sonra bunların kamu düzenine tehlike oluşturdukları da aşikardır. Üstelik de bu tip yapılar otoriter siyasi yapılara can suyu da oluştururlar başlangıçta. Sonrasında ise aralarında güç savaşı başlar o ayrı. Rusya’da Putin’in zaman zaman kendi yarattığı “Oligarklara” yaptıkları bunun en iyi örneğidir. Ancak benim böyle bir düşünce içinde olmam bugün bu marketlere ve bu marketlerin yöneticilerine yönelik durumu kabul etmem anlamına da gelmez. Bugün birtakım karanlık tipler, birtakım mafyatik organizasyonlar, birtakım suç örgütü lideri ya da mensubu kişiler, kafalarına estiği gibi bu şirketlerin yöneticilerini, çalışanlarını, ortaklarını tehdit edemezler. Bunlara karşı şiddet kullanacaklarını ima edemezler. Açık açık saldırganlığı teşvik edemezler. Ederlerse karşılarında Cumhuriyet’in savcılarını bulmaları gerekir. Eğer bulmuyorlarsa o ülkede sadece Adalet değil, hukuk da bitmiş demektir. Hukukun da bittiği bir devlet. Zaten çoktan bitmiştir. Ama zaten bu tehditler devletin ajansı, devletin televizyonu aracılığı ile savruluyorken bizim yazdığımız olsa olsa hikayedir. Hani şu annesi ile kadı arasındaki ilişkiden şikayet eden vatandaşın hikayesi gibi. ***

Elektrikli traktör ne oldu!

Türkiye'de elektrikli otomobil konusunda öncü bir isim vardı. Mühendis Önder Yol. Yol daha sonra çalışmalarını elektrikli traktör üzerinde yoğunlaştırdı. İyi bir fikirdi. Tarımsal üretimde maliyetleri aşağı çekecek, çiftçinin mazot yarasından inlemesini bir nebze olsun azaltacak bir proje idi. Yol'un bu projesine devlet de ilgi gösterdi. Ziraat Bankası'nın girişim sermayesi kanadı olan Ziraat Girişim, Önder Yol'un şirketine ortak oldu ve elektrikli traktör çalışmaları başladı. Kısa süre sonra ilk prototip ortaya çıktı. Traktör seri üretime hazır hale geldi. İlk 25 traktör imal edildi. Fabrika yatırımı büyük oranda tamamlandı, tip onay belgesi için tüm hazırlıklar tamamlandı. Hatta iktidar yanlısı medya "Sipariş alımına başlandı" diye duyurdu haberi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da gidip traktörü arazide denedi, kullandı, boy boy fotoğraflar yayınlandı. Tüm bunlar olurken sene 2019'du. Aradan üç sene geçti ortada ne traktör var ne de bununla ilgili bir haber. İktidara yakın bazı kalemler bu işle ilgili soru sorunca bakanlardan ağır azar işitip sustular. Ama doğrusu ben merak ediyorum. Ne oldu bu elektrikli traktör işi? Eski Bakan Bekir Pakdemirli'nin işi olduğu düşünüldüğü için çöpe mi atıldı, Ziraat Girişim’in parası battı mı! Cumhurbaşkanı Erdoğan boşuna mı denedi o traktörü? ***

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Kaynağı az olanın bolca akla ihtiyaç duyduğunu unutmadığımız zaman.

Ne zaman insan oluruz?

Kaynağı az olanın bolca akla ihtiyaç duyduğunu unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026