İstanbul 23°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Kılıçdaroğlu oksijensiz de kalıyor

  • Sadece ekonomide liyakat yetmez

  • Hedef 58, artış 25 ya da el kesesinden cömertlik

  • Göçmenler krizden etkilenmiyor mu!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Kılıçdaroğlu oksijensiz de kalıyor

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ağustos 1, 2023

Yazı İçeriği

  • Kılıçdaroğlu oksijensiz de kalıyor

  • Sadece ekonomide liyakat yetmez

  • Hedef 58, artış 25 ya da el kesesinden cömertlik

  • Göçmenler krizden etkilenmiyor mu!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Sadece ekonomide liyakat yetmez

Ekrem İmamoğlu’nun “kentli beyaz Türklerin” haftalık gazetesi Oksijen’e bir köşe yazısı yazması ve CHP içindeki tutumunu, gelecekle ilgili öngörülerini anlatması yeterince değerlendirilmedi, yeterince anlaşılmadı.

Bahsettiğim şey İmamoğlu’nun kaleme aldığı ya da imzasını koyduğu yazının içeriği değil.

İçerikte fazla tartışılacak, değerlendirilecek bir şey yok.

Zaten tartışılmadı da. Ya yazı Oksijen’in tirajı nedeniyle çok yaygınlaşamadı ya da içeriği Oksijen okurları için bir anlam ifade etmedi. Bilemem.

Zaten ben işin orasında değilim.

Benim önemli bulduğum içerik değil, bu yazının yayınlandığı mecra.

Yani “OKSİJEN”

Oksijen’in sahibi yılların gazetecisi, Sabah’ın eski genel yayın yönetmeni, gazetenin sahibi Dinç Bilgin’in akıl hocası, Vatan gazetesinin kurucusu ve sahibi, yıllar süren rekabetten sonra geçtiği Doğan Grubu’nda Aydın Doğan’ın sağ kolu olmayı başarmış önemli bir medya yöneticisi Zafer Mutlu.

Zafer Mutlu’nun bir diğer özelliği ise özellikle son yıllarda CHP ile olan yakın ilişkisi. CHP yönetimleri üzerindeki etkisi. Bunda Aydın Doğan’ın etkisinden de faydalandığı sır değil.

Kılıçdaroğlu döneminde, Zafer Mutlu’nun CHP içinde varlığı bilinen ve zaman zaman gücü abartılan bir etkisi var idi.

Aday listelerinin belirlenmesinde, en azından bazı isimlerin CHP listelerine koyulmasında Mutlu’nun dahli olduğu parti içinde de, Doğan Grubu içinde de konuşulurdu.

Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylık sürecinde Kılıçdaroğlu’nu aday olmaya ikna eden, adaylığını destekleyenler arasında da Tuncay Özkan ve Enis Berberoğlu ile birlikte Zafer Mutlu’nun adı hep geçerdi.

Mutlu’nun, Kılıçdaroğlu ile “hemşehri” olması da bu yakınlık içinde etkili görünürdü.

Anlayacağınız, Mutlu iyi bir yönetici olarak iktidar partisi ile arayı bozmadan, CHP’ye yakın olmayı başarmış ve muhalefet partisi içinde Kılıçdaroğlu ile yakın ilişkisi sayesinde etkili olmuştu.

Her ne kadar parti içinde bazıları “Yok canım o kadar da etkili değil” deseler de algı bu etkinin hayli yüksek olduğu idi.

İşte bu yüzden İmamoğlu’nun CHP’de Kılıçdaroğlu karşıtlığının en net sesi olarak Oksijen gazetesinde yer bulması ve benimle yaptığı sohbetten sonra medyadaki ilk somut hareketini Oksijen üzerinden gerçekleştirmesi önemlidir.

Üstelik İmamoğlu, Zafer Mutlu’nun gazetesini tercih ederek, CHP içinde Kılıçdaroğlu’na karşı gelişen hareketin, bazılarının propagandasını yaptığı gibi mezhepsel bir tavır olmadığının da altını çizmek istemiş gibi görünüyor.

Görünen bir diğer gerçek ise artık Zafer Mutlu gibi bir hemşehrisinin bile Kılıçdaroğlu’nu terk ettiği.

Mehmet Şimşek ve H. Gaye Erkan’a iktidarın daha önce atadığı bakan ve bürokratlardan daha fazla güvendiğimizi söylemiş olmamız ya da bu ikilinin Merkez Bankası’na son yaptığı üç atamada, liyakatin bir nebze bile olsa önemsenmiş olmasını alkışlamamız, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözdüğü ya da çok kısa sürede çözeceği anlamına gelmiyor.

Bu atamaların tek manası “Sıkışan iktidarın mecburen de olsa liyakate önem vermiş” olması.

Nasıl ki, “nas”dan vazgeçildi ise “Cahil olsun bana yakın olsun” ya da “Yetkin olması şart değil, kulluk etsin yeter” anlayışından da vazgeçilmiş gibi görünüyor.

Eğer kalıcı olur ve genele yansırsa bu olumlu bir adımdır, doğru bir adımdır.

Doğru bulduğum bu değişimdir. Arzu ettiğimiz bu değişimin kalıcı olmasıdır.

Yeter mi!

Tabii ki yetmez.

Bir ülkenin gelişmesinin, güçlenmesinin, saygınlık elde etmesinin ve tüm bunlara bağlı olarak yatırım almasının, kaynak bulmasının, ekonomik olarak büyüyüp, zenginleşmesinin en önemli ayağı “hukuk”tur, “adalet”tir.

Yıllardır söylemekten dilimizde tüy biten şey, Merkez Bankası’nın yeni başkan yardımcısının da defalarca söylediği gerçek bir ülkenin ekonomik kalkınmasında Hazine Bakanı, Merkez Bankası kadar hatta onlardan daha etkili olan kişinin Adalet Bakanı olduğudur.

Bir ülkede güvenilir bir adalet mekanizması, adalet arayışında bir hukuk anlayışı, öngörülebilir bir yasama sistemi yok ise, maç başladıktan sonra kurallar değişebiliyorsa, kurallar adamına ve adamın iktidara yakınlığına göre eğilip bükülebiliyor baştan aşağı değişebiliyorsa o ülkede ekonomik kalkınma olmaz.

Böyle durumlarda yatırım ancak “krallar arası ilişki” yöntemi ile gelir ve bu ilişkinin geleceğine bağlı olarak sürer veya sürmez.

Gerçek sermaye ise kaçar. İktidara yakın olsa bile kaçar.

İktidarın en yakın adamı gibi görülen müteahhitlerin Londra’da mahalle almasının, iktidarın parçası gibi görünen kişilerin oğullarının uçakla para kaçırırken yakalanmasının, saray inşaatçılarının bile varlıklarının ve işlerinin yüzde 70’ini yurt dışına taşımalarının nedeni olan bir sistem, ekonomiyi kurtaramaz.

Ekonomi yönetiminde liyakatin “şimdilik” önem kazanması yetmez. Adaletin liyakat kazanması daha önemlidir.

Hedef 58, artış 25 ya da el kesesinden cömertlik

Ekonomiden söz etmişken, enflasyon hedefi değişikliğinden söz etmemek olmaz.

Merkez Bankası Başkanı H. Gaye Erkan enflasyon hedefini yüzde 22,3’ten yüzde 58’e çıkardıklarını açıkladı.

Artış oranı hemen hemen yüzde 160.

Bu çok ciddi bir oran. Aynı oranı gerçek enflasyona yansıtırsanız, ortaya korkunç bir tablo çıkıyor.

Sadece geçen ay yüzde 10’a yaklaşan bir enflasyon olduğu bilir ve yaz aylarının gıda enflasyonu üzerindeki olumlu etkisinin biteceğini, enerji fiyatlarındaki artışların ise süreceğini göz önüne alırsanız yüzde 58’in bile aslında “iyi niyetli bir tahmin” olduğunu anlarsınız.

Hadi her şeyin Şimşek-Erkan ikilisinin öngördüğü gibi gideceğini varsaysak dahi, enflasyon tahminindeki yüzde 160’ı bulan bu artışın ücretlere nasıl yansıyacağı ile ilgili bir açıklama, bir öngörü var mı!

Enflasyonun yüzde 58 olarak öngörüldüğü bir ülkede kira artışlarını yüzde 25 ile sınırlamanın nasıl bir mantıkla izah edileceğini bilen var mı!

Göçmenler krizden etkilenmiyor mu!

Çok merak ettiğim bir konu var.

Türkiye ağır bir krizin içinde, ücretliler yokluğun pençesinde.

Her gün kirasını ödeyemeyen, çocuklarının ya da anasının babasının ilacını katkı payı veremediği için alamayan vatandaşlarımızın haberlerini görüyoruz ve gözlerimiz doluyor.

Ama aldığı ücretten memnun olmayan, kira parasını denkleştiremeyen, bunlardan dolayı muzdarip olan bir tek göçmenin haberini duymuyoruz.

Acaba bu göçmenler bilmediğimiz birtakım kaynaklardan gelir elde ettikleri için ve keyifleri yerinde olduğu için mu hiç seslerini çıkarmıyorlar?

Yoksa ses çıkarma, itiraz etme konusunda biz Türklerden bile daha çekingen oldukları için mi sessizler ve bu yüzden iktidar tarafından Türklere tercih ediliyorlar?

Bir bilen var ise söylesin. Hiçbir kötü niyetim yok.

Sadece merak ediyorum.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Kötülüğün egemen olduğu toplumların iyi bir şeye kavuşma ihtimalinin olmadığı anlaşıldığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Eklemek için tehlikeli kelime
Köşe Yazıları
Eklemek için tehlikeli kelime

Fatih Altaylı

Eylül 15, 2026

Madring’i görünce İstanbul Park’ın kıymeti anlaşıldı
Köşe Yazıları
Madring’i görünce İstanbul Park’ın kıymeti anlaşıldı

Fatih Altaylı

Eylül 14, 2026

Ağırel üzerinden “Ahlaki sınırımız yok” mesajı
Köşe Yazıları
Ağırel üzerinden “Ahlaki sınırımız yok” mesajı

Fatih Altaylı

Eylül 13, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Yaprak Dökümü hayatımı değiştirdi" & Toygar Işıklı görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Videolar yorumluyorFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Yaprak Dökümü hayatımı değiştirdi" & Toygar IşıklıTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:39 Toygar Işıklı müziğe nasıl başladı? 06:57 Ay Yapım ile işbirlikleri 08:04 Şimdiye kadar kaç diziye müzik yaptı? 08:38 Dizi müzikleri dışında çalışıyor mu? 11:50 Dizi müzikleri sahnelere göre mi yapılıyor? 16:10 Dizi yönetmeni müziklere karışıyor mu? 21:07 "Ezel" dizi müziğinin Galatasaray marşı olarak uyarlanması 22:48 Gölcük depreminde Gölcük'te miydi? 24:14 Grammy nedir? 24:46 Kaç dalda ödül verilmekte? 25:34 Toplam kaç jüri var? 26:50 Grammy jüriliği nasıl oluyor? 30:43 Toygar Işıklı'nın global işleri 32:56 Grammy Ödülleri'nde aday göstermek nasıl oluyor? 35:47 Para kazanabiliyor mu? 37:28 Güncel hedefleri neler? 44:03 Müziği basite indirgemek 46:24 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 13, 2026
Hücreler neden yaşlanır? görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimHücreler neden yaşlanır?00:00 Giriş 02:43 Trump ve Amerika'daki üniversiteler arasındaki son durum ne? 13:06 İnsan vücudundaki moleküler mimari 16:15 Hücre restorasyonu nasıl başlıyor? 19:02 Mitokondri nedir? 23:33 Endoplazmik Retikulum nedir? 28:24 Bu bilimsel çalışmalardan ne öğreniyoruz? 30:40 Obezite ve yaşlanma ilişkisi 35:16 Oksidatif stres nedir? 41:29 Koenzim Q10 molekülü ve takviyesi 45:11 Koenzim Q10 obeziteyi engelleyebilir mi? 51:26 En karmaşık organ karaciğer midir? 54:26 İnsan doğasında aç kalmak 1:00:05 Yaptıkları işten kazançları ne? 1:06:25 Şeker vücuda ne kadar zararlı? 1:07:23 Zayıflama iğneleri ile ilgili ne düşünüyor? 1:10:43 Zayıflama ilaçları hücreleri düzeltme açısından vücuda katkı sağlıyor mu? 1:19:55 Kapanış #işbirliği
Eylül 13, 2026
Dünyada IQ sorunu var! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapDünyada IQ sorunu var!Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 01:56 Dünyada IQ problemi var! 05:24 Medrese V. Üniversite 21:58 Hangi Liberal Demokrasi 24:38 Konuşulmayan Erkeklik 26:27 Odysseus 28:50 Girne'deki gemi faciası 33:03 Altın Günlerden Kurşun Gecelere 36:06 Clara'ya Mektuplar 38:08 Hermeneutik Dersleri 40:16 A Line In The Sand 43:12 Fatih Altaylı'nın anjiyo hikayesi 48:00 Bilim Tarihi 52:51 Dış haberler servislerine ne oldu? 55:37 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Eylül 9, 2026