İstanbul 16°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Yeni bir tartışmaya çeyrek asırlık bir katkı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 17, 2023

Yeni bir tartışmaya çeyrek asırlık bir katkı

Genç bir kadın sanatçının Yılmaz Güney hakkındaki sözlerinin ardından “bir kez daha” bir Yılmaz Güney tartışması başladı.

Bir kez daha diyorum, çünkü bu tartışma, biraz daha derinlikli bir biçimde ve tartışmanın daha mümkün olduğu bir dönemde bir kez daha yapılmış, bir kez daha sonuçsuz kalmıştı.

Hemen hemen çeyrek asır önce yapılan bu tartışmanın fitilini ateşleyen ya da kuyuya taşı atan ise bendenizdim.

Yeni milenyumun ilk yılıydı.

Yılmaz Güney’in hayatı film haline getirilecekti. Ki, getirilmeliydi. İlginç, tartışmalı bir kişilikti. Hikaye olmaya değer bir yaşamı vardı.

Senaryoyu değerli sanatçı İnci Aral yazmıştı ve Hürriyet’in Pazar ilavesine bir röportaj vermişti.

Bu röportaj üzerine o zaman yazdığım Hürriyet gazetesinde bir yazı kaleme aldım.

Ve 23 yıl önce şöyle yazdım:

“Pazar günü Hürriyet Pazar'da bir röportaj. Konu Yılmaz Güney.

Yılmaz Güney'in ülkesinde sinema yapma olanakları elinden alındığı için yurtdışına kaçmak zorunda kaldığı, büyük bir sinemacı ve düşünce adamı olduğu, bu yüzden Türkiye'yi terk etmek durumunda bırakıldığı anlatılıyor sayfalarda.

Güney'in hayatı film olacakmış. İnci Aral da senaryoyu yazıyormuş. Filme bir itirazım yok da, İnci Aral'ın söylediklerine itirazım var. Yılmaz Güney'in ne olduğunu yeni nesiller bilmediği için bu yutturmacaları yazıp duruyorlar.

Yılmaz Güney kadın döven, entelektüel yönü zayıf, maço bir adam aslında.

İlk eşi Nebahat Çehre'yi dayaktan geçiren, Çehre'nin kaçıp kurtulduğu bir adam.

Hapisten kaçıp yurtdışına gitmesinin ise fikirle mikirle alakası yok.

Adam katil. Bayağı bir katil.

İçki masasında Yumurtalık Hákimi’ni vurmuş.

Siyasi yön falan yok olayda.

Adi bir katil. Sonra hapisten kaçıp yurtdışında tutunmak için kendine siyasi bir hava yaratmış.

Sanki düşünce suçlusu gibi.

Senaryoyu yazan İnci Aral, röportajda bu cinayetten hiç söz etmiyor. Üzerinden, ‘‘Yumurtalık olayı!’’ diye geçiyor. Yumurtalık olayı denen mesele, Yılmaz Güney'in basit bir katil olduğunu ortaya çıkaracağı için atlanıyor.

Kadın döven bir katilden, bir mit yaratmak için gerçekler saptırılıyor.

Benim için Yılmaz Güney, Türkiye'nin Avrupa'daki imajını yerle bir eden, bunu da kendi menfaatleri için yapan bir katildir.

Bugün hâlâ Avrupa'da Yılmaz Güney'in mirasıdır başımıza bela olan...

Gerisi palavra”

Bunun üzerine Türk basınında bir tartışma başladı ve farklı görüşlerden farklı yazarlar ve Yılmaz Güney’in yakınları farklı görüşler dile getirdi. 

Bakın Güney hakkında 23 yıl önce neler demişler:

DÜNYA KARARINI VERMİŞ

Güney lumpen miydi? Marksist terminolojiyi hatmetmiş değilim, ama sanırım evet. Kökenleri, eğitimi ve yaşam serüveni onu kaçınılmaz olarak lumpen yapmıştı. Bu bir suç mu? Güney katil miydi? Orada değildim, ama büyük bir olasılıkla evet. Ama bu cinayet zaten onun lumpenliğinin ve kamudaki imajının kaçınılmaz sonucuydu.

(...) Peki biz toplum olarak, Güney'i hangi kimliğiyle hatırlamalıyız? “Lumpen katil” olarak mı? Yoksa o birbirinden güzel filmlerin, bunca yıl sonra hâlâ insanın gözünden yaş getiren senaryoların yaratıcısı olarak mı? Dünya bu konuda kararını çoktan vermiş. Larousse'dan Halliwell Filmgoer's Companion'a tüm ansiklopedik kaynaklarda yer alan hemen tek Türk sinemacısı o. Filmleri Film Guide'lara girmiş tek sanatçımız. Peki Nazım üzerine artık oluşmuşa benzeyen ‘‘consensus’’ Güney'den niye esirgeniyor? 

Atilla Dorsay (27 Ocak 2000, Sabah) 


O SADECE BİR LÜMPENDİ

Dün Fatih Altaylı çok güzel yazdı, Yılmaz Güney'in bireysel yaşamındaki yanlışlarının memleketimizdeki sol düşüncede itibar görmesi ve onun teoride anlatılan ‘‘sosyalist birey’’in neredeyse gerçek yaşamdaki saf hali şeklinde sunulmasıydı.

(...) Güney sadece bir lumpendi. Yaşam ideolojisi de yaratsa yaratsa ancak lumpen sosyalistler yaratabilirdi, zaten öyle de oldu. Sol düşüncede bir zamanlar (ben de dahilim buna) ARKADAŞ filmi, bence film tarihinde insani ilişkiler hakkında en acımasız, en tehlikeli ve en yanlış mesajları veren filmdi. Emeğiyle para kazanan orta sınıf insanlarına karşı kin yaratan, silaha tapan, kişilere uzaktan haince bakan insanları Türkiye'nin geleceğinin sahipleri olarak sunan bu film, normal bir ülkede bence sosyalizmin yüz karası olurdu.

Serdar Turgut (26 Ocak 2000, Hürriyet) 


HEPTEN YOK SAYAMAYIZ

Fatih Altaylı, yazısının bazı bölümlerine katılmamama rağmen, bir tabuyu yıkarak, önemli bir işlevi başlatmış oluyor.

Evet, insanları ve kurumları kutsallaştırmayı pek seven geleneğimizi sorgulamanın tam zamanı! Ancak bazı düzeltmeler yapmak gerekiyor. Kutsallaştırmanın karşıtı yerme, ele alınan insanların katma-değerlerini hepten yok saymak olmamalı. Ayrıca, kutsallaştırma geleneğini de sadece Türk soluna ait bir bağnazlık olarak görmek resmin sadece bir yönüne işaret etmektir.

Yılmaz Güney bir cinayet sanığı! Donanımı da oldukça şüpheli bir kişi. (...) Ancak Turgut'un bugün beğenmediği ‘‘Arkadaş’’ adlı filmi, sinemalara yansıdığı dönem itibarıyla, bence önemli bir mesaj taşıyordu. Orta sınıfı rahatsız eden bu film o tarihte, bu sınıfın aymazlığından dem vuruyordu. Bugün yine orta sınıfa marka özlemi, gösteriş merakı gibi nedenlerle içerlemiyor muyuz? 

Cüneyt Ülsever (27 Ocak 2000, Hürriyet) 


GÜNEY PKK YANLISIDIR

Yılmaz Güney belki yetenekli ama eğitimsiz, tipik bir ‘‘lumpen sinemacıydı’’. (...) Yılmaz Güney de kadın döven, adam öldüren, kumarhane işleten, tipik bir maçoydu, Beyoğlu'nun yan sokaklarının bir unsuru... “Siyasi baskılardan” falan değil hapishaneden kaçıp Fransa'ya gitmişti, suçu da politik falan değil, düpedüz adam öldürmekti, cinayet işlemekti yani. Yılmaz PKK yanlısıydı. Apo ne kadar devrimciyse, Yılmaz da o kadar devrimcidir.

Engin Ardıç (27 Ocak 2000, Star) 


100 YILA YAKIN CEZASI VARDI

Yılmaz Güney adı son günlerde başlatılan haksız ve çirkin bir kampanyayla kirletilmeye çalışılıyor. Bir eleştiri üslubu ve sınırlarından uzak biçimde Yılmaz Güney'in kişiliği üzerine yapılan hakaretler olarak gelişen kampanyaya inanıyoruz ki başta okuyucuları, seyircileri, sanatçı dostları ve en önemlisi onun eserleri yanıt verecektir.

Ölümünden onyedi yıl sonra Yılmaz Güney'in belli bir dönemi ve özel hayatının bazı ayrıntılarının öne çıkarılmasının ve ‘‘lumpen katil’’ gibi nitelemeler yapılmasının, yazılarının, filmlerinin hatta fotoğraflarının bile uzun yıllar yasaklı kalmasından dolayı onu tanımayan genç kuşaklara 12 Eylül generallerinin mantığı ve dili doğrultusunda bir imaj empoze etmeyi amaçladığı ortadadır.

Yılmaz Güney yurtdışına yalnızca Yumurtalık Olayı nedeniyle kaçmış değildi. Düşünceleri yüzünden 100 yıla yakın ceza almıştı. O bir düşünce suçlusudur.

Bugün yapılan eleştiriler, soğuk savaş döneminin McCarthy'ci anlayışından kalma ilkel ve art niyetli açıklamalardır. Basın ahlak ilkelerine ve etiğine aykırıdır. Altaylı, Ardıç, Turgut hakkında şahsım adına avukatım hukuki işlem başlatacaktır.

Eşi Fatoş Güney


ALTAYLI’YI YANLIŞ TANIMIŞIM

Yılmaz Güney her şeyden önce iyi bir yazar, iyi bir öykücü, 1970 yılında Orhan Kemal Ödülü almış bir yazar. Bütün yaptıklarına ve yazdıklarına bakınca onun kesinlikle bir entelektüel olduğunu görüyorum. Fatih Altaylı'nın yazısını, üslubunu ona hiç yakıştıramadım. Ben onu yanlış tanımışım. Yılmaz Güney hakkında ‘‘eli kanlı katil’’ şeklinde bir tanım kullanmasını kınıyorum.

Filmin senaristi İnci Aral


HEM ONA HEM HALKINA HAKSIZLIK

Yılmaz Güney, halkın değerli bir evladıdır. Onun zulüm düzenine karşı hıncı, halkın kıvılcımıdır. Altın yeteneği insanlığın zenginliğidir.

Bence hem ona, hem onun canıyla bağlı olduğu halkına yapılan en büyük haksızlık ve yanlışlık, efsaneleştirilmesi olmuştur. Bu, onun yanlışlarını da görmezden gelme, giderek savunma sonucunu doğurmuştur. Mitosculuk-efsanecilik, bilim öncesi çağın tutumudur.

Bence yanlışlık, kendi değerlerimize, yanlışlarının altını çizerek sahip çıkmadığımız noktada başlıyor. Şimdi üstünde tartışılan ‘‘hakim öldürme olayı’’ zamanında soğukkanlı değerlendirilmiş olsaydı, bugün hortlamazdı. Yanlış bakış, karşı kutba taşımıştır. Olay sıcağı sıcağına eleştirilmiş olsaydı, hem Yılmaz Güney kârlı çıkacaktı hem devrimci düşünce. Yılmaz Güney'e yaklaşımdaki yanlışlığın iki kutbu var: Biri, toptan yok sayma, saldırı, kara çalmadır. Diğer kutbu, efsaneciliktir. Bu da, gerçeğe karşı körlüğü besliyor. Yılmaz Güney'i mitos elbisesinden çıkarırsanız, yanlışları ve doğrularıyla fakat insan güzelliğiyle ortaya çıkar.

Arkadaşı Nihat Behram

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Golü ye, tehlikeyi atlat
Köşe Yazıları
Golü ye, tehlikeyi atlat

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2026

Dostu olmayan adam
Köşe Yazıları
Dostu olmayan adam

Fatih Altaylı

Mayıs 21, 2026

Hiçbir şey yeni değil
Köşe Yazıları
Hiçbir şey yeni değil

Fatih Altaylı

Mayıs 20, 2026

  • Videolar

Tümü
"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 03:27 Atatürk hakkındaki kitaplar 05:52 Lord Kinross'un "Atatürk" kitabı 11:13 Nutuk 12:38 Afet İnan'ın "Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler" kitabı 20:25 Edward Casey "Mekânın kaderi" kitabı 21:26 Turan Farajova'nın "İstanbul Apartmanları" kitabı 24:21 Fabio Grassi'nin "Atatürk" kitabı 26:07 Ahmet Kuru'nun "İslam" kitabı 34:29 19 Mayıs 36:56 Şiir kitapları 39:12 Kapanış #işbirliği
Mayıs 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum” görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Alper KulFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:22 Trabzonlu olması 05:10 Amerika'da neden tiyatro okumaya gitti? 07:34 Boş vakitlerinde hammallık mı yapıyordu? 11:23 Ferzan Özpetek'le Hamam filmindeki rolü neydi? 13:00 BKM'nin kuruluşundan beri orada mı? 19:50 Oynadığı diziler neler? 23:49 Askerlik anıları 29:00 Güldür Güldür'de oynamak yorucu değil mi? 33:53 Güldür Güldür'den neden ayrıldı? 35:33 Barselo oyunu nedir? 38:15 En sevdiği branş hangisi? 39:38 Çocuklarının isimleri 40:27 “Erkekler kendini ifade etmekte zorlanıyor” cümlesi 43:43 Evlilik nasıl gidiyor? 48:21 Ticari girişimlerindeki başarısı? 1:00:11 Şu anda olan oyunları neler? 1:01:09 Ortam sanatçı açısından zorlayıcı mı? 1:04:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 17, 2026
Hantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi? görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Önder Ergönül & Fatih AltaylıHantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:08 Hantavirüs nedir? 08:22 Hantavirüs türleri 10:29 Hantavirüs yayılan gemideki ilk vakalar ve dünyadaki geçmişi 24:01 Türkiye'deki hantavirüs vakaları 27:22 Hantavirüsün belirtileri 31:49 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 37:58 Hantavirüs yayılan gemideki insanların karantinaya alınması gerekiyor mu? 39:26 Bu gemideki hantavirüs solunum yolu ile mi yayılıyor? 40:26 Dünya Sağlık Örgütü gemideki insanların durumlarını tek tek takip ediyor mu? 41:38 Koç Üniversitesi'ndeki çalışmaları nasıl gidiyor? 44:38 Hantavirüs ismi nereden geliyor? 45:33 Önümüzdeki dönemlerde korkmamız gereken yeni virüsler olacak mı? 46:27 Grip ve zatürre aşıları 47:46 Aşıların kalp krizi yapma riskleri var mı? 51:03 Kapanış
Mayıs 17, 2026