İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı

Yazı İçeriği

  • İktidarı övseydi soruşturma açar mıydınız?

  • Şarj kavgası kaçınılmaz

  • Bir umut

  • NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

detail banner reklam

İktidarı övseydi soruşturma açar mıydınız?

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Ekim 31, 2023

Yazı İçeriği

  • İktidarı övseydi soruşturma açar mıydınız?

  • Şarj kavgası kaçınılmaz

  • Bir umut

  • NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Şarj kavgası kaçınılmaz

Antalya’da, özel bir okulda, bir öğretmen, Emine Karakaş, Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bir konuşma yapıyor.

İktidarı, iktidar politikalarını eleştiriyor.

Türkiye Yüzyılı söylemini eleştiriyor.

Küfür yok, hakaret yok.

Konuşma sosyal medyada popüler olunca, savcılık harekete “geçiyor” ve “geçiriliyor.”

Antalya Emniyeti hemen gelip öğretmeni gözaltına alıyor.

Gerekçe, halkı kin ve düşmanlığa tahrikmiş.

Anlamadım.

İktidarın politikalarını eleştirmek, içinde ne olduğu belirsiz bir Türkiye Yüzyılı söylemine katılmamak halkı kin ve düşmanlığa tahrik mi oluyor!

Öğretmen hanımefendinin bu konuşmayı okulda yapmasını “yer ve zaman” açısından eleştirebilirsiniz.

Bu konuşmanın yeri okul bahçesi değildir diyebilirsiniz.

Orada her görüşten öğrenci, her görüşten veli var, burası ideolojik bir konuşma için uygun olmadı diye bakabilirsiniz konuya.

Farklı düşünen bir veli sertçe itiraz etse, bayrama gölge düşecek, bu konuşmayı yapmanız uygun olmadı diye de düşünebilirsiniz.

Hatta Milli Eğitim Bakanlığı kendi içinde bir soruşturma açabilir, hatta belki bir disiplin cezası da verebilir.

Bunların hiçbirine itiraz etmem.

Ama bir şartla.

Tersini yapan, yani okul bahçesinde hükümet politikalarını destekleyen, Türkiye Yüzyılı söylemini övene de aynı tepkiyi göstermek, öğrencilerin ve velilerin tepki göstermesi muhtemel söylemleri okula sokmamak gerekir anlayışı ile iktidar yanlısı söylem bile olsa soruşturma açmak kaydı şartı ile.

Ama öğretmen hanımefendinin söylediklerine savcılık soruşturması da neyin nesi!

Hele hele “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” adı altında iktidar politikalarının eleştirisini suç haline getirmek, iyiden iyiye zıvanadan çıkmaktır.

Bugün Türkiye’nin en az yüzde 48’i iktidar politikalarını eleştiriyor, bu politikalar değişsin diye sandığa koşuyor.

Ne yapacaksınız bir daha sefere?

Muhalefeti toptan “suçlu” mu ilan edeceksiniz? Muhalif olmayı, iktidarı kayıtsız ve şartsız desteklememeyi kin ve düşmanlık mı ilan edeceksiniz?

Milyonları mı tutuklayacaksınız, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ediyor diye, yoksa sadece gözdağı vermek için bir bölümünü mü?

Peki sorarım size.

Sosyal medyada Anıtkabir fotoğrafına füze saldırısı fotoğrafı yayınlayıp altına “Bir gün mutlaka” yazar piç mi halkı kine ve düşmanlığa tahrik ediyor yoksa iktidar politikalarını eleştiren mi?

Elektrikli araç sayısı artmaya başladıkça bizim yıllar öncesinden işaret ettiğimiz sorunlar da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

Tesla, Porsche, Mercedes, BMW, Skoda, VW, Subaru, FIAT, Renault, Ford derken yollarda elektrikli araç sayısı giderek artıyor.

Üstelik henüz Togg tam kapasiteye geçip yılda 175 bin araç üretmeye başlamadı. Bir de onlar akın akın gelince seyreyle sen gümbürtüyü.

Gümbürtü dediğim şarj istasyonu meselesi.

Şimdiden şarj istasyonu kurmayı akıl eden sitelerde bile “Sen şarj edeceksin ben şarj edeceğim” kavgası başlamış, şarj istasyonu kurmak isteyen site ve apartmanlarda ise “Kimde elektrikli araç varsa parasını o versin” tantanası var.

Bununla ilgili yasal bir alt yapı olmadığı için de sorun daha epey kavgaya neden olacak gibi duruyor.

Ama turbun büyüğü ise heybede.

Araç sayısı arttıkça hızlı şarj ihtiyacı da artacak.

Hızlı şarj kullanmak isteyen araçların sayısı arttıkça ne binaların, ne de kentlerin alt yapısı yetecek.

Hızlı şarjın yüksek güç talebine, hiçbir alt yapı yetmez.

Tek çözüm, bu tip şarj istasyonlarının olduğu yerlerin altına ya da yanına bir “batarya” sistemi kurmak.

Yani şebeke elektriği bu bataryaları yavaş yavaş şarj edecek, bataryalar ise kendilerine bağlanan araçları hızlı şarj edecek.

Bunların her birinin maliyeti ise gücüne ve kapasitesine göre en az 100 bin dolar.

Ev müstakil ise sorun yok. Bağla gece, sabaha kadar ağır ağır şarj olsun.

Yok eğer apartman ise, site ise yandın.

Hele bir de sitedeki 100 otomobil aynı anda bağlanırsa, ne şebeke kalır, ne alt yapı, ne trafo.

Merak ediyorum, acaba pek yakınımızdaki bu soruna kafa yoran belediye ya da bakanlık var mı?

Uzun yolda, mola yerlerine şarj istasyonu kurmak kolay.

Şehirlerde ne yapmayı planlıyorsunuz, ya da bir planınız var mı?

Bir umut

Bugün Youtube kanalımda Özgür Özel’le bir söyleşi yaptım.

Aday olacağını açıkladığı sırada konuşmuş ve Kurultay haftasında bir program yapmak üzere anlaşmıştık.

Kalktı geldi. Aklımdaki tüm soruları sordum.

Doğrusunu isterseniz dersine Kemal Kılıçdaroğlu’ndan hakim olduğu aşikar.

Kılıçdaroğlu gibi, Özal ve Demirel tarzı sağ politikacıların gözbebeği bir bürokrat değil, Eczacılar Odası Genel Sekreterliği’nden gelen bir sivil toplum gönüllüsü olduğu ilk andan anlaşılıyor.

Niyetinin CHP’yi aşırı sağın bastonu olan “ılımlı sağ” bir parti olmaktan çıkarıp, merkez sol bir alternatif yaratmak olduğu belli.

Kılıçdaroğlu’na göre çok daha içten, çok daha ne dediğini bilen bir hali var.

Kemal Bey’in Ümit Özdağ ile yaptığı gizli anlaşmalara da, DEVA partililerle yaptığı sözde gizli buluşmalara da ağır eleştiriler getiriyor.

İYİ Parti ile her iki tarafın da haklarının korunacağı bir adil seçim ittifakı için elinden geleni yapacağını anlatıyor.

2028’den önce olacağından emin olduğu Cumhurbaşkanlığı seçiminde anketlerin gösterdiği kazanacak adayı aday göstereceğini ve asla kendi adaylığını dayatmayacağını açıkça ifade ediyor ve seçimin kaybedilmesi halinde ertesi gün istifa edeceğini açıkça belirtiyor.

Kılıçdaroğlu’nun sanki tek seçici imiş gibi “Kafamda görevi devredeceğim bir isim var ama toplum onu tanımıyor henüz” demesini sert biçimde eleştiriyor.

Özgür Özel ile konuşunca, bir değişim olması halinde CHP’nin ve toplam muhalefetin bir şansı olabileceğini düşünmeye başladım.

Kendini olumlu yönde değiştirebilenin Türkiye’yi de değiştirebileceğine ancak değişim ikna eder.

Çok açık.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Hırsıza kapı açanın hırsız kadar suçlu olduğunu idrak edebildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026