İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Kabile devletinde bile olmaz

  • Şerefsizlerin korunduğu ülke

  • Yat sektörü artık parlamıyor Bakan Bey

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Kabile devletinde bile olmaz

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Aralık 11, 2023

Yazı İçeriği

  • Kabile devletinde bile olmaz

  • Şerefsizlerin korunduğu ülke

  • Yat sektörü artık parlamıyor Bakan Bey

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Şerefsizlerin korunduğu ülke

Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlunun bir motosiklet sürücüsüne çarparak ölümüne neden olması, haftasonunun en çok konuşulan gündemiydi herhalde.

Elbette mesele kaza değil, kazadan sonra olanlar.

Çünkü kaza herkesin başına gelebilir ama sonrasında olanlar için “Cumhurbaşkanı çocuğu” olmak gerekir.

Cumhurbaşkanı oğlu kazayı yapıyor.

Olay yerine gelen iki polis memuru o an için ağır yaralanmalı kazayı yapan “yabancı şahsı” serbest bırakıyor.

İddiaya göre, ilk hazırlanan bilirkişi raporunda Cumhurbaşkanı çocuğu “suçsuz” görünürken, daha sonra savcının istediği bilirkişi raporunda “tam kusurlu” olduğu anlaşılıyor.

Bu arada daha da garip bir şey oluyor, hayatını kaybeden motosiklet sürücüsünün eşine “Kocanız intihar etti” deniyor.

Bunların tümü “garabet”.

En başta iki polisin Cumhurbaşkanı çocuğu sürücüyü serbest bırakması çok garip. Çünkü yasal olarak ölümlü kazaya karışan bir sürücüyü serbest bırakmaya hakları yok.

Eğer söylendiği gibi kazaya ilk intikal eden polislerin hazırladığı bir rapor olsa bile sürücüyü serbest bırakmaları görülmüş şey değil.

Ben olaya müdahale eden ilk polislerin bunu “kimden aldıkları” talimat doğrultusunda yaptıklarını çok merak ediyorum.

Bu öyle durduk yere, nedensiz, talimatsız yapılacak bir şey değil.

Ve tabii hemen akla çeşitli sorular geliyor.

1. Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlu kazayı yaptığı sırada yanında birisi var mıydı?

2. Bu kişi Türkiye’de korunuyor mu, Merkez Koruma Şube Müdürlüğü’nün bu kişiyi korumak için tahsis ettiği bir veya birkaç koruma var mı?

3. Somali Cumhurbaşkanı’nın çocuğu Türkiye’de diplomatik dokunulmazlık altında mı? Eğer diplomatik dokunulmazlığı var ise, bunu hangi görevi nedeniyle elde etmiş?

Şimdi iki polis hakkında soruşturma başlatılmış.

Ben bu rezaletin iki polis memurunun tek başına, kaza yerinde alacağı bir kararla olabileceğini düşünecek kadar saf değilim.

Bu mesele bu kadar basit değil.

Cumhurbaşkanı çocuğunun diplomatik dokunulmazlığı var ise serbest kalabilir ama onun da yöntemi bu değildir.

Böylesine hukuksuz, baştan savma, ilkel bir anlayışla bir olası suçlunun serbest bırakılması hukuk devleti ile hiçbir ilgisi kalmamış, 3. sınıf kabile devletlerinde olabilecek bir şeydir.

Ne yazık ki durum tam da budur.

Yine soruldu, yine net bir yanıt yok.

“Tek Yürek” kampanyasında yapılan bağışlardan 30 milyarı hâlâ ödenmedi.

Ödemeyen şerefsiz, haysiyetsiz, onursuz reziller hâlâ gizleniyor.

O gün hatırlayacaksınız kamu veya kamu yönetimindeki şirketler toplam bağışın yüzde 80’den fazlasını yapmışlardı.

Kamu bankaları, sermayelerinden daha fazla miktarda yardım vaadinde bulunmuşlardı.

Merkez Bankası 30, Ziraat 20, Vakıfbank 12, Halkbank 7 milyar yatıracaktı.

TMSF bile 2 milyar yardım vaadinde bulunmuştu.

Turkcell, THY gibi kamu yönetimindeki şirketler de milyarlık yardımlarla kuyruğa girmişlerdi.

Ben de başından beri yardımların akıbetini soruyorum.

41 milyar eksik varken sorduğum soruya bazı şirketlerden “Genel kurullarımızı yapmadık. Yapalım hemen ödeyeceğiz” yanıtları gayriresmî yoldan iletilmişti.

Aradan 3 ay geçince sorduğumuzda ödenmeyen miktar 30 milyardı ve hâlâ 30 milyar.

Genel kurullar yapıldı, sözde ödemeler takside bağlantı ama ödenmeyen miktar azalmıyor.

Ve söz verilen yardım enflasyonla, kur artışı ile eriyip gidiyor.

Ve Devlet’i idare edenler, bu şerefsizlerin hangi şirketler, hangi şirketlerin yöneticileri olduğunu açıklamıyor.

Bu ülkede her zaman olduğu gibi “şerefsizler” korunuyor.

Niye olduğunu merak ediyorsanız üstteki yazının son paragrafını tekrar okuyun.

Beni yeniden yazmak zorunda bırakmayın.

Yat sektörü artık parlamıyor Bakan Bey

Ulaştırma Bakanı Uraloğlu, Türkiye’nin uluslararası mega yat sektörünün parlayan yıldızı olduğunu söylemiş.

Hangi zaman kipini kullandı bilmiyorum ama zannederim bu söylediği cümle biraz “di”li geçmiş zaman olmalı.

Çünkü gerçekten de bir ara müthiş parlayan Türk yat üretim sektörü ve yat üreten tersanelerimiz şu an aynı durumda değil.

Ve ne yazık ki, bunun nedeni sektördeki oyuncular değil, Türkiye’yi yönetenler.

Türkiye bir dönem 30 ila 80 metre arasındaki süper yat ve mega yat olarak tanımlanan boyutlardaki yat üretiminde gerçekten çok ciddi bir pay edindi.

Hollanda ve İtalya’nın ardından üçüncü sıraya yerleşti.

Bazı Türk tersaneleri, üretim kaliteleri ve fiyat/performans orantısında elde ettikleri başarı ile çok ciddi siparişler almaya başladılar.

Tuzla, Antalya Serbest Bölge, Bodrum İçmeler gibi üretim merkezlerinde siparişlere yetişemez hale geldiler.

Kalite çıtası giderek yukarı çekiliyor, fiyatlar da Avrupalı rakiplerine yaklaşmaya başlıyordu.

Bu arada daha küçük boy tekne üretiminde de giderek başarılı olan ve tecrübe kazanan markalar da ortaya çıkmaya başlamıştı.

Ancak sayın bakan benden duymuş olmasın ama artık durum bu değil.

Bu yıl tekne üreticilerimizin katıldığı iki fuardan da gelen haberler çok olumlu değil.

Fransız ve İtalyan Rivieralarında yapılan üç önemli yat fuarı Türk yat üreticileri için beklentinin çok altında kaldı.

Yabancı müşteriler artık Türkiye’de yat yaptırma konusunda çok da istekli değiller.

Bunun temelde iki nedeni var: imaj ve hukuk.

En önemli neden Türkiye’nin imajı.

Türkiye’nin özellikle Avrupa ve ABD’deki imajı nedeniyle Türkiye imalatı bir teknenin çok da “cool” ya da “havalı” olduğunu düşünmüyorlar.

Buna takılmayanlar, Türkiye’ye sık sık gelerek teknelerinin imalat aşamalarını görecekleri seyahatlere Türkiye’nin imajı nedeniyle çok hevesli değiller.

Siparişlerinin imalat aşamalarını izlemek için İtalya, Hollanda ve hatta Dubai’ye gitmeyi daha çok tercih ediyorlar.

Türk hukuku ile ilgili sorun ise şu.

On milyonlarca dolarlık imalat sırasında bir sorun çıkması halinde Türk yargısına güvenmiyorlar, yüksek maliyetli hakemlik müessesesine de girmek istemiyorlar.

Buna bir de Türkiye’nin çarpık ekonomisi nedeniyle, maliyet konusunda eskisi kadar avantajlı olmaması da eklenince sektör artık pek de parlamıyor.

Ancak fiyat ile rekabet edebiliyor.

Bu da tersaneleri zorluyor.

Gemi inşa tarağını bilmem ama yat tarağında durum budur.

Bakan Bey’in haberi olsun.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

İşimize geleni duymakla yetinmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
CHP, beis ve yeis
Köşe Yazıları
CHP, beis ve yeis

Fatih Altaylı

Temmuz 6, 2026

Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!
Köşe Yazıları
Fikir açıklamama özgürlüğü yok mu!

Fatih Altaylı

Temmuz 5, 2026

Deniz Göktaş KKK’na ne dedi
Köşe Yazıları
Deniz Göktaş KKK’na ne dedi

Fatih Altaylı

Temmuz 4, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026