İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Kabile devletinde bile olmaz

  • Şerefsizlerin korunduğu ülke

  • Yat sektörü artık parlamıyor Bakan Bey

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Kabile devletinde bile olmaz

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Aralık 11, 2023

Yazı İçeriği

  • Kabile devletinde bile olmaz

  • Şerefsizlerin korunduğu ülke

  • Yat sektörü artık parlamıyor Bakan Bey

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Şerefsizlerin korunduğu ülke

Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlunun bir motosiklet sürücüsüne çarparak ölümüne neden olması, haftasonunun en çok konuşulan gündemiydi herhalde.

Elbette mesele kaza değil, kazadan sonra olanlar.

Çünkü kaza herkesin başına gelebilir ama sonrasında olanlar için “Cumhurbaşkanı çocuğu” olmak gerekir.

Cumhurbaşkanı oğlu kazayı yapıyor.

Olay yerine gelen iki polis memuru o an için ağır yaralanmalı kazayı yapan “yabancı şahsı” serbest bırakıyor.

İddiaya göre, ilk hazırlanan bilirkişi raporunda Cumhurbaşkanı çocuğu “suçsuz” görünürken, daha sonra savcının istediği bilirkişi raporunda “tam kusurlu” olduğu anlaşılıyor.

Bu arada daha da garip bir şey oluyor, hayatını kaybeden motosiklet sürücüsünün eşine “Kocanız intihar etti” deniyor.

Bunların tümü “garabet”.

En başta iki polisin Cumhurbaşkanı çocuğu sürücüyü serbest bırakması çok garip. Çünkü yasal olarak ölümlü kazaya karışan bir sürücüyü serbest bırakmaya hakları yok.

Eğer söylendiği gibi kazaya ilk intikal eden polislerin hazırladığı bir rapor olsa bile sürücüyü serbest bırakmaları görülmüş şey değil.

Ben olaya müdahale eden ilk polislerin bunu “kimden aldıkları” talimat doğrultusunda yaptıklarını çok merak ediyorum.

Bu öyle durduk yere, nedensiz, talimatsız yapılacak bir şey değil.

Ve tabii hemen akla çeşitli sorular geliyor.

1. Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlu kazayı yaptığı sırada yanında birisi var mıydı?

2. Bu kişi Türkiye’de korunuyor mu, Merkez Koruma Şube Müdürlüğü’nün bu kişiyi korumak için tahsis ettiği bir veya birkaç koruma var mı?

3. Somali Cumhurbaşkanı’nın çocuğu Türkiye’de diplomatik dokunulmazlık altında mı? Eğer diplomatik dokunulmazlığı var ise, bunu hangi görevi nedeniyle elde etmiş?

Şimdi iki polis hakkında soruşturma başlatılmış.

Ben bu rezaletin iki polis memurunun tek başına, kaza yerinde alacağı bir kararla olabileceğini düşünecek kadar saf değilim.

Bu mesele bu kadar basit değil.

Cumhurbaşkanı çocuğunun diplomatik dokunulmazlığı var ise serbest kalabilir ama onun da yöntemi bu değildir.

Böylesine hukuksuz, baştan savma, ilkel bir anlayışla bir olası suçlunun serbest bırakılması hukuk devleti ile hiçbir ilgisi kalmamış, 3. sınıf kabile devletlerinde olabilecek bir şeydir.

Ne yazık ki durum tam da budur.

Yine soruldu, yine net bir yanıt yok.

“Tek Yürek” kampanyasında yapılan bağışlardan 30 milyarı hâlâ ödenmedi.

Ödemeyen şerefsiz, haysiyetsiz, onursuz reziller hâlâ gizleniyor.

O gün hatırlayacaksınız kamu veya kamu yönetimindeki şirketler toplam bağışın yüzde 80’den fazlasını yapmışlardı.

Kamu bankaları, sermayelerinden daha fazla miktarda yardım vaadinde bulunmuşlardı.

Merkez Bankası 30, Ziraat 20, Vakıfbank 12, Halkbank 7 milyar yatıracaktı.

TMSF bile 2 milyar yardım vaadinde bulunmuştu.

Turkcell, THY gibi kamu yönetimindeki şirketler de milyarlık yardımlarla kuyruğa girmişlerdi.

Ben de başından beri yardımların akıbetini soruyorum.

41 milyar eksik varken sorduğum soruya bazı şirketlerden “Genel kurullarımızı yapmadık. Yapalım hemen ödeyeceğiz” yanıtları gayriresmî yoldan iletilmişti.

Aradan 3 ay geçince sorduğumuzda ödenmeyen miktar 30 milyardı ve hâlâ 30 milyar.

Genel kurullar yapıldı, sözde ödemeler takside bağlantı ama ödenmeyen miktar azalmıyor.

Ve söz verilen yardım enflasyonla, kur artışı ile eriyip gidiyor.

Ve Devlet’i idare edenler, bu şerefsizlerin hangi şirketler, hangi şirketlerin yöneticileri olduğunu açıklamıyor.

Bu ülkede her zaman olduğu gibi “şerefsizler” korunuyor.

Niye olduğunu merak ediyorsanız üstteki yazının son paragrafını tekrar okuyun.

Beni yeniden yazmak zorunda bırakmayın.

Yat sektörü artık parlamıyor Bakan Bey

Ulaştırma Bakanı Uraloğlu, Türkiye’nin uluslararası mega yat sektörünün parlayan yıldızı olduğunu söylemiş.

Hangi zaman kipini kullandı bilmiyorum ama zannederim bu söylediği cümle biraz “di”li geçmiş zaman olmalı.

Çünkü gerçekten de bir ara müthiş parlayan Türk yat üretim sektörü ve yat üreten tersanelerimiz şu an aynı durumda değil.

Ve ne yazık ki, bunun nedeni sektördeki oyuncular değil, Türkiye’yi yönetenler.

Türkiye bir dönem 30 ila 80 metre arasındaki süper yat ve mega yat olarak tanımlanan boyutlardaki yat üretiminde gerçekten çok ciddi bir pay edindi.

Hollanda ve İtalya’nın ardından üçüncü sıraya yerleşti.

Bazı Türk tersaneleri, üretim kaliteleri ve fiyat/performans orantısında elde ettikleri başarı ile çok ciddi siparişler almaya başladılar.

Tuzla, Antalya Serbest Bölge, Bodrum İçmeler gibi üretim merkezlerinde siparişlere yetişemez hale geldiler.

Kalite çıtası giderek yukarı çekiliyor, fiyatlar da Avrupalı rakiplerine yaklaşmaya başlıyordu.

Bu arada daha küçük boy tekne üretiminde de giderek başarılı olan ve tecrübe kazanan markalar da ortaya çıkmaya başlamıştı.

Ancak sayın bakan benden duymuş olmasın ama artık durum bu değil.

Bu yıl tekne üreticilerimizin katıldığı iki fuardan da gelen haberler çok olumlu değil.

Fransız ve İtalyan Rivieralarında yapılan üç önemli yat fuarı Türk yat üreticileri için beklentinin çok altında kaldı.

Yabancı müşteriler artık Türkiye’de yat yaptırma konusunda çok da istekli değiller.

Bunun temelde iki nedeni var: imaj ve hukuk.

En önemli neden Türkiye’nin imajı.

Türkiye’nin özellikle Avrupa ve ABD’deki imajı nedeniyle Türkiye imalatı bir teknenin çok da “cool” ya da “havalı” olduğunu düşünmüyorlar.

Buna takılmayanlar, Türkiye’ye sık sık gelerek teknelerinin imalat aşamalarını görecekleri seyahatlere Türkiye’nin imajı nedeniyle çok hevesli değiller.

Siparişlerinin imalat aşamalarını izlemek için İtalya, Hollanda ve hatta Dubai’ye gitmeyi daha çok tercih ediyorlar.

Türk hukuku ile ilgili sorun ise şu.

On milyonlarca dolarlık imalat sırasında bir sorun çıkması halinde Türk yargısına güvenmiyorlar, yüksek maliyetli hakemlik müessesesine de girmek istemiyorlar.

Buna bir de Türkiye’nin çarpık ekonomisi nedeniyle, maliyet konusunda eskisi kadar avantajlı olmaması da eklenince sektör artık pek de parlamıyor.

Ancak fiyat ile rekabet edebiliyor.

Bu da tersaneleri zorluyor.

Gemi inşa tarağını bilmem ama yat tarağında durum budur.

Bakan Bey’in haberi olsun.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

İşimize geleni duymakla yetinmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kurşun atana af, saçını örene ihraç
Köşe Yazıları
Kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı

Ağustos 20, 2026

Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”
Köşe Yazıları
Güzelaydın: “Ali Dürüst Sportif A.Ş.’nin başına geçmeli”

Fatih Altaylı

Ağustos 19, 2026

Yapay zeka tartışmaları
Köşe Yazıları
Yapay zeka tartışmaları

Fatih Altaylı

Ağustos 18, 2026

  • Videolar

Tümü
Osmanlı'da modernleşme görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimOsmanlı'da modernleşmeShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:55 Modernleşme nedir? 12:00 Osmanlı'da modernleşmenin ilk adımları 18:40 Modernleşme ve gelenekçilik 23:32 Osmanlı'da bankacılık sistemi neden kurulamadı? --shorts 26:45 Osmanlı'nın zengin tebaası var mıydı? 39:29 Türk aydınları kendi çağdaşları arasında geride mi? 52:25 Batı’nın teknolojisi hariç başka bir şeyini almamak mümkün mü? 56:07 Mısır modernleşmesi niye durdu? 1:03:21 İran modernleşmesi 1:16:48 Kore modernleşmesi 1:21:15 Kapanış #işbirliği
Ağustos 16, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Faruk SabancıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Plajlarda çalmayı sevmiyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:04 Neden sanayici olmadı da DJ oldu? 07:46 Zengin bir aileden gelmek bu işte avantaj mı? 09:55 Tiësto onu nasıl keşfetti? 12:29 Nasıl bir hayat geçirdi? 15:16 DJ'liğe nasıl başladı? 17:36 Parçaları sürekli değiştiriyor mu, yoksa aynı parçaları mı çalıyor? 21:47 Günde kaç saat müzik dinliyor? 23:18 Hangi ülkelerde konser verdi? 24:11 Örnek aldığı DJ'ler var mı? 25:28 DJ'likte hedefi ne? 27:07 Türk sanatçılarla projeler düşünüyor mu? 30:15 Canlı orkestrayla birlikte çalmayı planlıyor mu? 30:43 Yapay zekânın DJ'liğe etkisi 35:57 DJ'likte para var mı? 38:05 DJ'likte telif meselesi nasıl oluyor? 38:41 Bir DJ en çok nerede çalmak ister? 42:42 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 16, 2026
Üniversiteye gitme isteği azalıyor mu? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erhan Erkut & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÜniversiteye gitme isteği azalıyor mu?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 03:26 Üniversite tercihleri ve önemleri 09:49 Üniversitelerin 3 senelik eğitime düşmesi planlanması 13:00 Üniversite kontenjanlarının dolmaması ve sonrasında azaltılması 17:44 Yapay zeka ile birlikte açılan bölümler 21:48 Üniversite sınavına giren kişi sayısının azalması 26:29 Üniversite fiyatlarının artışı 38:29 Sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısının artması ve eğitime etkisi 41:11 Yurtdışına eğitime gidenlerin sayısı artıyor mu? 43:18 Türkiye'deki öğrenci kalitesi düşüyor mu? 49:58 Devlet üniversitelerinin düşüşü, özel ve vakıf üniversitelerinin yükselişi 53:02 Bugünkü bilgi birikimi ile bir tercih yapacak olsa hangi bölüm ve okulda okumak isterdi? 55:13 Kapanış #işbirliği
Ağustos 9, 2026