İstanbul 24°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • İktidarımız bu çocukları merak etmiyor mu!

  • Gazeteciler ve iktidar kafası

  • Faruk Turgut: Devam ediyoruz

  • Sizce?

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

İktidarımız bu çocukları merak etmiyor mu!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ocak 11, 2024

Yazı İçeriği

  • İktidarımız bu çocukları merak etmiyor mu!

  • Gazeteciler ve iktidar kafası

  • Faruk Turgut: Devam ediyoruz

  • Sizce?

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Gazeteciler ve iktidar kafası

Epstein sapıklığının Türkiye’yi de etkilediği kimin aklına gelirdi. 

İddialara göre etkilemiş. 

Hem de olabilecek en kötü şekilde. 

Sosyal medyada dolaşan iddialara göre, 1999 Depremi sırasında Türkiye’den kaçırılan çocuklar, Epstein’in sapık organizasyonuna dahil edilmiş. 

Doğru mudur bilemem ama bir de korkunç bir video dolaşıyor ortalıkta. 

İşkenceye uğrayan bir çocuk, Türkçe özür diliyor. 

İnsan izleyemiyor bile. 

Çocuğun kimliği açıkça ortada. 

O günlerde sadece çocukların değil, organ ticareti için başkalarının da kaçırıldığı haberleri konuşulmuş ve çok derinine inilmemişti. 

Devlet kendince sorumlu davranmaya çalışıyordu. 

Hatta Amerikalı bir kumarhane kralının Türk eşinden 3 çocuğu Gölcük’te anneannelerinin evinde enkaz altında kalıp hayatını kaybedince aile depremde yetim kalmış üç çocuk evlat edinmek istemiş ancak kabul edilmemişti, hatırlıyorum. 

6 Şubat Depremi’nde de benzer dedikodular dolaştı, pek çok kayıp çocuk hikayesi kulaktan kucağa yayıldı. 

Bazıları için sosyal medyada yardım çığlıkları atıldı. 

Mesela Hatay’da ambulansa koyulan bir çocuğun izi Ankara’ya kadar sürülüp sonra kayboldu. 

Bu konudaki iddialar ise idare tarafından hiç ciddiye alınmadı, hatta bunları yazıp söyleyenler için “Toplumda infial yaratarak hükümeti yıpratmayı amaçlayan teröristler” suçlaması yapıldı. 

İktidarın hoşuna gitmeyen her şey halkı kin ve düşmanlığa yöneltmek için yapılıyordu zaten. 

Ve şimdi Epstein rezaletine ek olarak, Hollanda’da bir çocuk sokakta tek başına dolaşırken bulundu.

Tek kelime Felemenkçe bilmeyen çocuğun tek bildiği 6 Şubat Depremi’ni yaşadığı ve sonra da kendini Hollanda’da sokakta bulduğuydu.

Ortalık bu haberlerle yıkılırken, olaya kayıtsız kalan tek grup ise iktidar partisi. 

Ne bir ses, ne bir nefes, ne de bir araştırma, soruşturma gereği. 

Derin bir sessizlik ve yok sayma, umursamama. 

Bir yandan dört çocuk talebi ile çocuğa verildiği söylenen değer. 

Diğer yanda kayıp çocuklar ile ilgili böyle bir rezalet ortaya çıkmışken, bu rezaleti görmezden gelme. 

Tutarlılık diye buna derim.

İktidarın gazetecilere bakış açısının ne olduğunu ya da gazetecileri ne zannettiğini, yerel seçimlere giderken yaşadığımız iki örnekle daha iyi anlamış olduk.

Önce AKP’nin Eskişehir Belediye Başkan adayı, eski İYİ Parti, şimdi AK Parti milletvekili Nebi Hatipoğlu’nun seçim vaadine girdi gazeteciler.

Nebi Hatipoğlu seçimi kazanıp ve Eskişehir Belediye Başkanı olması halinde tüm Eskişehirli gazetecilere belediyeden asgari ücret bağlayacağını açıkladı.

İşin ahlaki tarafını geçtim, zaten bir siyasetçiden ahlaki tarafı düşünmesini beklemeyi bırakalı epey oldu ama bunun yasal imkansızlığı bile Hatipoğlu’nu durdurmuyordu. Ona göre gazeteciler satılık insanlardı ve onları belediye kaynakları ile satın alabilirdi. 

Bu satın alma yasal olsun olmasın yapılmalıydı. Bu aynı zamanda belediyeyi yönetme üslubunun da ön gösterimiydi.

Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti kendisine bilezik gibi bir yanıt verdi, şimdi koluna takmış oturuyordur herhalde.

Şimdi de iktidarın İstanbul Belediye Başkan adayı Murat Kurum, gazetecilere yönelik bir söz vermiş.

O da İBB Başkanı seçilir ise eğer, gazetecilere Marmaray dahil olmak üzere belediye tarafından işletilen tüm ulaşım araçlarında bedava yolculuk sözü vermiş.

Belediyenin parası babasından, belediye imkanları da ana tarafından miras ya, canının istediğine vermeye özgür.

Gazeteciler ise zaten satılık. Bas parayı, al desteği.

Zaten kimin gazeteci olup olmadığına da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı karar veriyor, kıyak da yabancıya gitmeyecek.

Murat Kurum gibiler bilmez ama ben sırf bu nedenle, yani gazetecilere böyle ayrıcalıklar sağlıyor diye Basın Kartı sahibi değilim.

Bizim gazeteciliğe başladığımız zamanlarda, İstanbul’da eve telefon bağlatmak 20 yıl falan sürerdi. Basın kartın varsa bu süre 1 yıla falan düşerdi. Üstelik hem bağlatma fiyatı hem de konuşma bedeli yarı yarıya indirimli olurdu.

Basın Kartı’nın sağladığı tek avantaj bu değildi.

Otobüs, vapur, tren yolculukları bedava, THY uçak biletleri ise yarı fiyatınaydı.

Sırf bu nedenle, yani ayrıcalıklı bir zümre yaratıyor ve kamu kaynaklarından haksızca pay sağlıyor diye Basın Kartı sahibi olmayı reddettim. Birkaç meslektaşım daha, galiba biri de Can Kozanoğlu idi, bu nedenle Basın Kartı almak için başvurmadık.

42 yıldır da almıyorum.

Ve şimdi biri çıkmış, “Beni seçtirirseniz size otobüsü, vapuru, treni, Marmaray’ı yine beleş yapayım” diyor.

İlle birilerini bedava taşıyacaksanız gazetecileri değil, öğrencileri bedava taşıyın.

Onlara göre herkes ve her şey satılık ya.

Ama etiği, ahlakı boş verseniz bile, “Bedava peynirin sadece fare kapanında olduğunu” bilmeyecek kadar da aptal değildir herhalde bu gazeteciler.

İktidar olarak gazetecilere ille bir şey vermek istiyorsanız, biraz özgürlük verin özgürlük.

Faruk Turgut: Devam ediyoruz

Kızıl Goncalar’ın yapımcısı Faruk Turgut aradı.

Faruk Turgut’u ve ailesini uzun yıllardır tanırım.

Türkiye’nin önde gelen yapımcılarındandır.

Siyasi bir yönü ön planda olmayan, Cumhuriyet değerlerine bağlı, düzgün bir adamdır.

Kızılcık Şerbeti’nin de yapımcısıdır ve büyük ihtimalle Kızılcık Şerbeti’nin başarısı üzerine, buradaki toplumsal meseleye farklı bir açıdan değinecek bir başka projenin de iş yapacağını düşündüğü için Kızıl Goncalar’ı da yapmayı planlamıştır.

Arkasında derin niyetler falan yoktur.

Bilirim.

Faruk Turgut, öncelikle Kızıl Goncalar’ın yayınına son vermediklerini belirtme ihtiyacı duymuş.

“Böyle haberler çıktı ve senin yazın da bunu pekiştirdi. Ama durmuyoruz. Kızıl Goncalar yayına devam edecek’” dedi ve anlattı.

“Dizi tamamen bitmedi. RTÜK iki bölüm durdurma verdi. Biz de İdare Mahkemesi’ne başvurduk. Ancak mahkeme de RTÜK paralelinde karar verdi ve yayın durdurma cezasını kaldırmadı, yürütmeyi durdurma kararı da vermedi. Yani karar bizim ve televizyon kanalının aleyhine çıktı. İlk bölüm cezamızı geçen pazartesi çektik. 15 Ocak’ta da 2. yayın durdurma cezamız tamamlanmış olacak. Bu durumda 22 Ocak’ta 3. bölümümüzü yayınlayacağız. Sonrasında başımıza bir şey gelmez ise yayına devam edeceğiz. Niyetimiz bu. Şartlar ne getirir tabii ki bilmiyoruz.“ dedi.

Bu durumda yayını sürdürme kararlılığı gösteren kanalı da, yapımcıyı da kutluyorum.

Umarım yeni “adaletsizliklerle” ve “baskılarla” karşı karşıya kalmazlar.

Sizce?

Akıl almaz vahşeti sosyal medyada gördüm.

Bir eşek.

Dört ayağından boynuna bağlanmış.

Hareket edemez hale getirilmiş ve araziye öylece terkedilmiş.

Ölümü bekliyor.

İhbar üzerine 112 ekipleri gelmiş ve hayvancağızı mutlak bir ölümden kurtarmışlar.

Zavallı eşek, kimbilir kaç gündür o şekilde hareketsiz bağlı durduysa, hareket edemiyor, zorlukla bacaklarını oynatmaya çalışıyor.

Anlaşılıyor ki, birisi ya da birileri eşeği bağlamış, tecavüz etmiş ve öylece bırakıp gitmiş.

Bunu yapan kişinin yarın öbür gün bir kentte LBGT karşıtı bir gösteride yer alacağını düşünen, bırakın düşünmeyi bundan neredeyse emin olan tek kişi ben miyim acaba!

Sadece bizde değil, dünyanın hemen her yerinde genelde böyle oluyor da!

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

İnsanlığımızdan utanmak zorunda bırakılmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Ahmet Davutoğlu ve iç bükey aynasının vedası
Köşe Yazıları
Ahmet Davutoğlu ve iç bükey aynasının vedası

Fatih Altaylı

Temmuz 31, 2026

“Baba Ocağı” hikaye
Köşe Yazıları
“Baba Ocağı” hikaye

Fatih Altaylı

Temmuz 30, 2026

Beklenen şarkı
Köşe Yazıları
Beklenen şarkı

Fatih Altaylı

Temmuz 29, 2026

  • Videolar

Tümü
Bir kitapla hayat değişir mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapBir kitapla hayat değişir mi?Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 02:50 Puslu Kıtalar Atlası 16:15 Duygular Sözlüğü 20:25 1977 - Bugünün Bir Kısa Tarihi 37:06 Odysseia 41:58 Emma 44:19 Bizi Sürükleyen Nehir 45:17 İçimdeki Sen 51:24 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Temmuz 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Funda ArarFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:10 Hayatı sakin mi? 07:23 Müziğe ilgisi nereden başladı? 13:46 İlk sahne ne zaman? 15:51 Televizyon programlarına neden çıkmıyor? 20:14 Eşiyle nasıl tanıştı? 25:18 Eşiyle dışarı çıkıyorlar mı? 28:20 Eşi iyi bir baba mıdır? 29:25 Eşiyle beraber çalışmak zor mu? 32:38 Oğlu Aras 35:50 Necip Fazıl Kısakürek’in şiirini şarkı haline getirmek nereden aklına geldi? 38:30 İptal edilen konserinden sonra geri dönüşler nasıldı? 44:55 Yeni albümü 47:35 AHBAP ve Haluk Levent 55:50 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 26, 2026
Homeros'un üç bin yıllık Odysseia destanı görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erman Gören & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimHomeros'un üç bin yıllık Odysseia destanıTemmuz demek SharkNinjadan indirim demek. Fanlarda %33'e varan indirim fırsatı için tıkla stoklar bitmeden fırsatı yakala! https://www.sharkninja.com.tr/collections/temmuz-firsatlari?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=sponsorluk&utm_campaign=shark_ninja_temmuz_kampanyasi_july26 00:00 Giriş 02:09 Homeros kimdir? 04:16 İlyada ve Odysseia nedir? 06:12 İlyada ve Odysseia bağlantısı nedir? 08:38 Odysseus destanı 12:07 Savaşın bitimi ve Odysseus'un geri dönüşü 19:42 Bu destanlar hangi zaman dilimlerinde geçti? 22:21 Odysseus Cyclops'u kör etmeseydi seyahati bu kadar uzun olur muydu? 30:08 Odysseus'un eşi kim ve neden bu kadar uzun süre eşini bekliyor? 35:43 Filmde kullanılan demir zırhlar o dönemde gerçekten var mıydı? 38:09 İzleyici bu filmden keyif alır mı? 40:04 Kendi yaptığı Odysseia çeviri kitabının benzer kitaplardan ne farkı var? 51:09 Kapanış #işbirliği
Temmuz 26, 2026