
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Beklenen şarkı
Kalan tek iyi vekil
Denizlerdeki tehlike: jet ski
Şampiyonluk istemiyor olabilir mi!
Beklenen şarkı
Fatih Altaylı
Temmuz 29, 2026
Yazı İçeriği
Beklenen şarkı
Kalan tek iyi vekil
Denizlerdeki tehlike: jet ski
Şampiyonluk istemiyor olabilir mi!
Beklenen operasyon bugün sabah erken saatlerde yapıldı. Üsküdar Belediyesi Operasyonu.
2025 yılının Mart ayından yani İBB’ye yönelik ilk operasyon yapılıp Ekrem İmamoğlu tutuklandığı günden bu yana, Üsküdar Belediyesi Operasyonu ha bugün ha yarın diye bekleniyordu.
Sinem Dedetaş’ın Ekrem İmamoğlu tarafından Şehir Hatları Genel Müdürlüğü’ne getirilip, sonra da Üsküdar Belediye Başkan adayı yapılmış olması, Dedetaş’ın İmamoğlu’na yakın bir isim olduğu inancını pekiştirmişti.
Ama asıl olarak AK Parti, Üsküdar gibi “kale” olarak gördüğü ve yıllardır zaman zaman zorlansa da kimseye kaptırmadığı bir belediyeyi CHP’ye kaptırmış olmaktan çok rahatsızdı. Üsküdar’ı kaptırmak Esenler’i, Bağcılar’ı kaptırmak kadar acı vericiydi.
Tüm bunlar üst üste koyulunca Üsküdar’a bir operasyon kaçınılmaz bir son olarak görülüyordu ve o yüzden de bir yıldır bekleniyordu.
Hatta o kadar ki, Üsküdar Belediye Başkanı bir operasyona maruz kalmadığı ve hatta görevden alınmadığı için “Acaba AK Parti ile pazarlık mı yapıyor, acaba AK Parti’ye mi geçecek?” yorumları yapılıyordu bir süredir.
Sonunda beklenen oldu. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş da aylar önce tutuklanan ekibinin ardından gözaltına alındı.
Muhalefet açısından bu iş Çin işkencesine dönüşmüş durumda.
Şimdi sırada muhtemelen Eyüpsultan Belediyesi var. Çünkü Eyüpsultan’ın kaybının da iktidar partisi tarafından sindirilemediğini tahmin etmek zor değil.
Oranın da önündeki iki seçenek belli.
Muhalefet partilerine mensup tek bir belediye başkanının geceleri rahat uyuyamadığını, her sabah yatakta kapı zili beklediğini tahmin etmek zor değil.
Merak ettiğim ise şu: Bütün belediye başkanları hep beraber AK Parti’ye geçerlerse ne olur!
Çok eğlenmez miyiz!
Kalan tek iyi vekil
“Yeni Parti’deki vekiller Türkiye’yi yönetebilecek kapasiteye sahip mi?” sorusu iktidar yanlısı muhalifler tarafından çokça sorulur oldu.
Bu soru daha önce sorulmadığı için insan şöyle bir hisse kapılıyor.
Demek ki, iyiler CHP’de kaldı.
Peki, öyle mi!
Tabii ki değil.
Tam aksine bilinen, iş yapan, çalışan, çalışmaya çalışan isimlerin hemen hepsi Yeni Parti’ye geçti.
CHP’de kalanlar arasında geçmişte parti içi çekişmeler nedeniyle adı duyulmuş birkaç kişi var.
Kılıçdaroğlu'na ailece yakın olan, hakkında çeşitli şaibeler bulunan bazı belediye başkanları; bu başkanların önce belediyede çalıştırıp ardından evlendikleri ve daha sonra Kılıçdaroğlu sayesinde milletvekili yaptırdıkları eşleri...
Kamudan ihale alabilen birkaç CHP’li müteahhit vekil…
CHP’de kalanlar arasında gerçekten faydalı işler yapan, çalışkan, halk için çaba gösteren bir tek kişi var.
Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer.
Ömer Bey gerçekten çok çalışkan, çok ehil, kendi alanında fark yaratan bir isim.
Tarım konularında yıllardır canla başla emek harcayan benim bildiğim tek CHP milletvekili.
O CHP’de kaldı.
Büyük ihtimalle Özgür Özel’e kırgın olduğu, tarımdan sorumlu gölge bakan olarak kendisi yerine parti dışından Sencer Solakoğlu atandığı için biraz buruk olduğunu tahmin ediyorum.
Sırf bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun yanında kaldığını ve kalan tek işe yarar adam olduğunu söyleyebilirim.
Denizlerdeki tehlike: jet ski
Ulaştırma Bakanlığı teknelerde bulunması zorunlu ekipman listesinde değişiklik yapan yeni yönetmeliği kısa süre önce yayınlayıp yürürlüğe soktu.
Denizciler değişikliklerin kimini makul, kimini saçma, kiminiyse komik buldular.
Hatta “Acaba bu yönetmeliği hayatında hiç deniz görmemiş biri mi hazırladı?” yorumları bile yapıldı. Can yelekleriyle ilgili bölüm ise hayatını denizde geçirenleri epey güldürdü.
Önemli değil; tekne sahipleri, balıkçılar, denizciler yeterince masraf ettikten sonra nasılsa bir daha değiştirilir.
Ancak zaten mesele yönetmelik değil, uygulama ve denetim.
Yönetmelik dünyanın en iyisi de olsa, uygulama ve denetim yoksa tehlike var demektir.
Bunun denizdeki en iyi ya da en kötü örneği, jet skiler.
Jet ski hiç kuşkusuz denizlerdeki en tehlikeli ulaşım aracı. Bunu, bundan 32 yıl önce, bir jet ski kazasında, üç omurunu kırmış biri olarak, o tecrübeye istinaden söylüyorum.
Ki bugünün jet skileri o günlerin jet skilerine oranla çok daha güçlü.
300 kilo civarında bir jet ski, 350 beygire yaklaşan güç üretebiliyor ve saatte 80 mile varan hızlara ulaşabiliyor.
Ve sahillerde neredeyse sıfır denetimle fink atıyorlar.
Yönetmeliğe bakarsan son derece yerinde. Avrupa standartlarında. Ama denetim olmayınca yönetmelik kimin umurunda.
Sahillerde, kıyıda, teknelerin arasında her tarafta son gaz giden onlarca jet ski.
Birine ya da birbirlerine çarpsalar ölüm kaçınılmaz.
Bakan, denetleyen yok.
Sahil Güvenlik sorumlu ama onların da ekipmanları bu denetime uygun değil.
Koca koca teknelerle bu işi yapmaları imkansız gibi.
Bu denetimler için küçük, güçlü botlarla donatılmış ekipler lazım.
Sahil Güvenlik ekipleri büyük tekneleri, balıkçıları “Düdük var mı, fener var mı, her odada 2 litrelik yangın söndürme cihazı var mı, at nalı şeklinde can simidi var mı?” diye denetliyorlar. Denetlesinler ama çok daha büyük tehlike yaratan jet skilere bakan yok.
Sonuç: Her yıl onlarca ölümlü kaza, yüzlerce yaralanma.
Denetim!
Sıfır.
Şampiyonluk istemiyor olabilir mi!
Galatasaray’da transfer döneminin en kritik haftaları boşa harcanınca herkes “4 yıllık tatil bitti, Dursun Başkan aslına rücu etti” demeye başladı.
Haksız da değiller.
Önce herkes şöyle düşündü; Dünya Kupası nedeniyle transferler bekletiliyor, Dünya Kupası sona erince bombalar patlatılacak.
Çünkü geçen sene rekor gelir elde etmiş, harcama limitleri en yüksek takım, Şampiyonlar Ligi’ne direkt gideceği için hem yabancılar açısından cazip hem de yapacağı masrafı geri alma olasılığı yüksek.
Ve tabii bir de ihtiyaç var. Geçen yıl şampiyon olunmuş ama Fenerbahçe şampiyon olmak istemediği için olunmuş. Talisca o penaltıyı atsa belki de bambaşka bir senaryo ile karşı karşıya kalınacak. Üstelik Osimhen dışındaki geçen yılın tüm transferleri sorunlu. Takımda oyun kurucu yok, savunmada yedek yok, santrforda yedek yok. Takım delik deşik.
Zaten hazırlık maçları da alarm vermiş; beş gol yemiş, gol atamamış bir takım.
Takımda asla oynatmayı düşünmediği oyuncuları niyeyse hazırlık maçlarında uzun süre oynatan bir teknik direktör.
Ve hâlâ bir transfer yok.
Tabii şimdi birilerini alacaklar. Hep yaptıkları gibi son dakika.
Ama son dakikada alınan oyuncu ligin anca ikinci yarısında performans vermeye başlıyor.
Ve taraftar da haklı olarak merak ediyor, “Ne bekliyorsunuz” diye.
Üstelik bu yıl karşınızda çoluk çocuk yok, Aziz Yıldırım gibi sisteme hakim, başarı için ne yapması lazımsa yapacak biri var.
Evet, Aziz Bey en fazla Galatasaray şampiyonluğu gören Fenerbahçe başkanı ama öyle veya böyle Fenerbahçe son şampiyonluğunu da onun zamanında görmüş.
Üstelik bu yıl taraftarın beklentisi, beş yıl üst üste şampiyonlukla yeni bir rekorun kırılmasıyken yönetim sanki şampiyonluğu istemiyormuş ve hatta şampiyon olmamak için emir almış gibi davranıyor.
Kimbilir belki de gerçekten istemiyorlardır.
Futboldaki bu gerginlik, bu stres bitsin istiyor olabilirler.
Ne zaman insan oluruz?
Zorla güzellik olduğuna inandırılmadığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







