İstanbul 29°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Toplumu birleştiren iki dava

  • Tam doğru yorum yapmaya başladı derken

  • Pollyanna

detail banner reklam

Toplumu birleştiren iki dava

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 28, 2026

Yazı İçeriği

  • Toplumu birleştiren iki dava

  • Tam doğru yorum yapmaya başladı derken

  • Pollyanna

Türkiye’deki toplumsal ve siyasal bölünmüşlüğün yansımalarını yargı kararlarına ve uygulamalarına yönelik eleştirilerde de görüyoruz.

Yargının aldığı ya da almadığı hemen her karar farklı kesimler tarafından farklı biçimde eleştiriliyor.

Aynı kararı toplumun bir kesimi olumlu bulurken, bir diğer kesimi olumsuz buluyor.

Hatta oran vermek gerekirse yargının aldığı bir kararı toplumun yüzde 25’i olumlu bulurken, bir diğer yüzde 25 olumsuz buluyor. Yüzde 20 kadarı “Aman hedef olmayayım” diye bu konulardaki olumlu veya olumsuz görüş bildirmekten kaçınırken yüzde 30’unun da, konu ne olursa olsun, bu konudan haberi bile olmuyor.

Ancak son zamanlarda birkaç soruşturma ve yargının bu soruşturmalardaki tutumu, toplumun neredeyse tamamı tarafından, neredeyse yüzde 100’e varan oranda destekleniyor.

Bunlardan biri AHBAP soruşturması, diğeri ise Gülistan Doku soruşturması.

Birinde şarkıcı Haluk Levent, diğerinde vali Tuncay Sonel.

Bu ikisi üzerinde çok geniş bir fikir birliği var.

İkisi de güvenin kötüye kullanılması ile ilgili.

Biri devletin kendisine verdiği yetkiyi ve devletin güvenini kötüye kullanarak mafyavari bir sistem kurarak oğlunun işlediği bir cinayeti ve nice başka suçu örtbas etmiş, bizzat suç işlemiş, çeteleşmiş, zenginleşmiş.

Diğeri hem halkın hem de devletin kendine duyduğu güveni ve verdiği izni kötüye kullanarak belki de tarihin gördüğü en büyük vicdansızlığa imza atmış.

Depremzedeler için toplanan yardımları cebellezi ederek bu paralarla kumar oynamış, dolandırıcılığını bir üst boyuta taşımak için bu paraları sermaye yapmış.

Bu ikisinin ve çevrelerindeki suç ortaklarının tutukluğu için olumsuz düşünen tek bir Allah’ın kuluna rastlamadım.

Konudan haberi bile olmayan elbette bir kesim var. Meseleye az veya çok hakim olan herkes, ama herkes savcılıkların yaptığı operasyonları sonuna kadar destekliyor, operasyonlar toplum vicdanında görülmemiş derecede olumlu bir karşılık buluyor.

Bu ikisinin bir daha gün yüzü görmemesi gerektiğini söyleyen o kadar çok kişi ile karşılaşıyor, bu yönde o kadar çok yorum alıyorum ki, saf kötülüğe karşı hâlâ bu denli bir tepki olması, ne yalan söyleyeyim, hoşuma gidiyor.

Açık söylemek gerekirse ben de Haluk Levent’in bir daha gün yüzü görmemesi, demir parmaklıklar dışına çıkmaması ve asla toplumu bir daha zehirlememesi için alabileceği en ağır cezayı alması gerektiğini düşünüyorum. Sadece üç beş kişinin, Haluk Levent ile karşılaştırılmayacak miktardaki parasını, o da açgözlülükleri nedeniyle kaybetmesine neden olan ve kendisi bu işten asla zenginleşmeyen Seçil Erzan eğer 100 yıl hapse mahkum olduysa Haluk Levent’in 100 bin yıl hapse mahkum olması gerektiğine inanıyorum.

Ayrıca bir 100 bin yıla da toplumdaki güven duygusunu öldürdüğü için mahkum olması gerek, o da ayrı.

Vali Sonel ise milletin devlete olan güvenini ortadan kaldırdığı için, devlet mekanizmasını bir suç örgütü oluşturmak amacıyla kullandığı için en ağır cezaya çarptırılmalı. Tabii var ise devletteki iş birlikçileriyle beraber.

Ve biliyorum ki, bu konularda toplumun tamamı benim gibi düşünüyor.

Böylesi ender görülür.

Böyle bir konsensusa bir tutuklamada daha rastlandı galiba ama o bile bunlar kadar kötü olmayabilir.

Tam doğru yorum yapmaya başladı derken

Biliyorsunuz, Cem Küçük’ün adını yıllarca ağzıma almadım.

Muhatap olabileceğim biri olarak görmüyordum. Yok hükmünde gördüklerimdendi. Aptal ya da cahil olmadığını İlber Ortaylı’dan ötürü bilirdim, bu yüzden de kötülüğü benim için daha kabul edilemez bir durumdu.

Son zamanlarda TGRT’deki yayınlarında daha makul, daha akılcı ve belki de bir nebze vicdanlı bir yorumculuğa evrilmişti.

Bu yüzden de adını belki de ilk kez birkaç ay ya da hafta önceki bir yazımda andım. Hatırlamıyorum tam olarak.

Butlan kararı sonrası da doğru yorumlar yaptığını gördüm.

Ve dün TGRT Haber ile ilişiğinin kesildiği duyuruldu.

Hayatım boyunca bir gazetecinin kovulmasını, işinden olmasını istediğimi hatırlamıyorum. Kim olursa olsun bir gazeteci kovulunca da üzülürüm.

Küçük’ün kovulduğunu iktidara yakın bir ismin mesajından öğrendim, “Cem Küçük de adaya veda etti” diye.

Daha sonra Küçük açıklama yapmış, “Ayrılığımın nedeni butlan kararı ve Yeni Parti konusundaki farklı tavrım değil” diye. Bana gelen bilgiler de, Küçük’ün ayrılığının Barış Yarkadaş ile farklı düşünüyor olması ve CHP’ye yönelik eleştirileri ya da CHP’yi küçümsemesi olmadığı yönünde.

Ayrılığın daha köklü, daha eskiye dayalı bazı konular nedeniyle, özellikle de Küçük’ün bir dönem kendini “devlet ve derin devletin temsilcisi” gibi göstermesinin yarattığı giderek artan rahatsızlık nedeniyle olduğu söyleniyor.

Öyle ise yakında başka yansımalarını da görürüz.

Pollyanna

Yeni Parti’nin özellikle muhalif kesimde yeni bir heyecan yarattığı kesin.

Günlük siyasete mesafeli ve siyasi partilerle ilişki kurmaktan kaçınan “monşer” diyebileceğimiz gruplarda bile “İyi geliyorlar, toplumsal bir dalga yakaladılar” havası hakim.

Şu ana kadar görebildiğim, Özgür Özel’in yeni oluşumuna sadece yabancı misyonlar pek ilgi göstermediler.

Okuyamadıklarından, siyasi körlük içinde olduklarından olduğunu zannetmiyorum. Büyük ihtimalle ölçüp biçiyorlar. Belki de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kızdırmak ya da kırmak istemiyorlar.

Ancak genel olarak Yeni Parti ile ilgili olumlu bir hava ve bir iyimserlik var.

Macaristan’da olanlar da bu iyimserliği körüklüyor.

Ben ise ne yazık ki, o kadar da iyimser olamıyorum.

Herkes gibi ben de yapılacak bir seçimde iktidarın iktidarını koruyabileceği inancında değilim.

Bunu herkes görüyor ise siyaseti hepimizden daha iyi okuyan AK Parti yönetiminin de görmemesi mümkün değil.

Rüya görüyor ve gördükleri rüyaya inanıyor olamazlar.

Bu durumda ellerindeki kozları oynamaya ya da güçlerini koz haline getirmeye devam edeceklerinden korkuyorum.

Yazmaya elimin bile varmadığı gelişmeler olabilir.

Uzak bir tehlikeye karşı yapılanları görünce, yakınlaşan bir tehdide karşı yapılabilecekler sizi de ürkütmüyorsa doğrusu şaşarım.

Ne zaman insan oluruz?

Başkalarının felaketine sevinmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
“Fatih bu kez yanılıyorsun”
Köşe Yazıları
“Fatih bu kez yanılıyorsun”

Fatih Altaylı

Temmuz 27, 2026

Masamızda bir köpek
Köşe Yazıları
Masamızda bir köpek

Fatih Altaylı

Temmuz 26, 2026

Yeni Parti programı
Köşe Yazıları
Yeni Parti programı

Fatih Altaylı

Temmuz 25, 2026

  • Videolar

Tümü
Bir kitapla hayat değişir mi? görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapBir kitapla hayat değişir mi?Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 02:50 Puslu Kıtalar Atlası 16:15 Duygular Sözlüğü 20:25 1977 - Bugünün Bir Kısa Tarihi 37:06 Odysseia 41:58 Emma 44:19 Bizi Sürükleyen Nehir 45:17 İçimdeki Sen 51:24 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Temmuz 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Funda ArarFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:10 Hayatı sakin mi? 07:23 Müziğe ilgisi nereden başladı? 13:46 İlk sahne ne zaman? 15:51 Televizyon programlarına neden çıkmıyor? 20:14 Eşiyle nasıl tanıştı? 25:18 Eşiyle dışarı çıkıyorlar mı? 28:20 Eşi iyi bir baba mıdır? 29:25 Eşiyle beraber çalışmak zor mu? 32:38 Oğlu Aras 35:50 Necip Fazıl Kısakürek’in şiirini şarkı haline getirmek nereden aklına geldi? 38:30 İptal edilen konserinden sonra geri dönüşler nasıldı? 44:55 Yeni albümü 47:35 AHBAP ve Haluk Levent 55:50 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 26, 2026
Homeros'un üç bin yıllık Odysseia destanı görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erman Gören & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimHomeros'un üç bin yıllık Odysseia destanıTemmuz demek SharkNinjadan indirim demek. Fanlarda %33'e varan indirim fırsatı için tıkla stoklar bitmeden fırsatı yakala! https://www.sharkninja.com.tr/collections/temmuz-firsatlari?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=sponsorluk&utm_campaign=shark_ninja_temmuz_kampanyasi_july26 00:00 Giriş 02:09 Homeros kimdir? 04:16 İlyada ve Odysseia nedir? 06:12 İlyada ve Odysseia bağlantısı nedir? 08:38 Odysseus destanı 12:07 Savaşın bitimi ve Odysseus'un geri dönüşü 19:42 Bu destanlar hangi zaman dilimlerinde geçti? 22:21 Odysseus Cyclops'u kör etmeseydi seyahati bu kadar uzun olur muydu? 30:08 Odysseus'un eşi kim ve neden bu kadar uzun süre eşini bekliyor? 35:43 Filmde kullanılan demir zırhlar o dönemde gerçekten var mıydı? 38:09 İzleyici bu filmden keyif alır mı? 40:04 Kendi yaptığı Odysseia çeviri kitabının benzer kitaplardan ne farkı var? 51:09 Kapanış #işbirliği
Temmuz 26, 2026