İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı

Yazı İçeriği

  • Kılıçdaroğlu’nun merhemi

  • Yolun sonu yumuşaması mı!

  • Boğaziçi İmar Müdürlüğü kapatıldı mı!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Kılıçdaroğlu’nun merhemi

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Mayıs 6, 2024

Yazı İçeriği

  • Kılıçdaroğlu’nun merhemi

  • Yolun sonu yumuşaması mı!

  • Boğaziçi İmar Müdürlüğü kapatıldı mı!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Yolun sonu yumuşaması mı!

Kemal Kılıçdaroğlu konuşmaya, eleştirmeye devam ediyor.

Kimi?

Partisini.

Daha doğrusu 13 yıl genel başkanlığını yaptığı partinin yönetimini eleştiriyor ve partiyi yönetenlere akıl veriyor.

Zannedersin, o 13 yılda seçim üstüne seçim kazanmış, başarıdan başarıya koşmuş, iktidarı doğduğuna pişman etmiş ve şimdi de eski başarılı bir genel başkan olarak yol ve yordam gösteriyor!

Huuuu, Kemal Bey, Sayın Kılıçdaroğlu siz bu partide genel başkanlık yaptığınız 13 yıl boyunca 13 seçim kaybettiniz, hatırlıyor musunuz!

3 Cumhurbaşkanlığı seçimini, biri bizzat kendiniz olmak üzere kazanamadınız!

Türkiye’yi, şimdi sözde şikayet ettiğiniz karanlığa sürükleyen 2 referandumda Anayasa değişikliklerinin ülkeyi mahvedeceğine ikna etmeyi beceremediniz.

Partiye doldurduğunuz Saray uzantılarının ve genel başkan yalakalarının gazıyla ya da belki de bile isteye aday olduğunuz seçimde neredeyse imkansızı başararak Saray rejimi dediğiniz rejimin devam etmesinin yolunu açtınız.

Size doğruyu göstermeye çalışanlara kulak vermemek bir yana, çirkin iftiralar attınız.

Bugün Saray rejimine koltuk değneği olmaktan çekinmeyeceğini açık açık gösterenleri ve şahsi çıkarları için Saray rejimini övmekten çekinmeyenleri CHP’lilerin oyları ile Meclis’e sokarak Saray rejiminin dalkavukluğuna ve hizmetkarlığına devam etmelerine imkan sağladınız.

Genel Başkanlığınız süresince partinizin oy oranını bir puan dahi arttıramadınız!

Ve şimdi 50 yıldır ilk defa bir seçimden 1. parti olarak çıkmayı başarmış, yenilmez zannedilen Erdoğan’ı yenmeyi becermiş, alınmaz denilen illeri çok partili rejim tarihimizde ilk kez almış bir parti yönetimini ve bir genel başkanı eleştiriyor, yol göstermeye kalkışıyor, akıl veriyorsunuz.

Sayın Kılıçdaroğlu, madem bu kadar siyasi aklınız vardı da, 13 yıl boyunca niye kullanmadınız!

Madem bu işi bu kadar biliyordunuz da 13 kez niye peş peşe yenildiniz!

Kemal Bey, o Saray sizin genel başkanlığınız sırasında yükseldi.

O rejim sizin genel başkanlığınız sırasında tahkim edildi.

CHP’ye akıl verdiğiniz son manifestonuzda yer alan ve hepsi de doğru olan 10 madde, sizin gözlerinizin önünde, sizin genel başkanlığınız döneminde hayat buldu.

İlk ikisi neyse ama Erdoğan’ın üçüncü Başkanlık dönemi sadece ve sadece sizin şahsi hatalarınız, AKP yandaşı çevrenizde şişirilmiş egonuzun sonucudur.

O yüzden bence oturun oturduğunuz yerde ve artık akıl vermeye kalkışmayın.

Komik olmayın.

Bizi “Madem merheminiz vardı, niye başınıza sürmediniz” demek zorunda bırakmayın.

Ben dahil pek çok kişi, Erdoğan’ın “yumuşama sürecini” çok da samimi bulmuyor.

Bunun arkasında başka bir hesap, CHP içinde karışıklık yaratmak, CHP’de bir liderlik ya da adaylık kavgası başlatma arzusu olduğunu düşünüyor.

Ancak ya böyle değilse!

Ya Erdoğan başka bir nedenle daha yumuşak bir siyaset arayışı içine girdiyse!

Erdoğan’ın kötü bir yönetici ama çok iyi bir siyasetçi olduğu konusunda zannederim hem fikiriz.

“O ne demek?” diyenlere anlatayım.

İyi siyasetçilik halkı ikna etmek ve seçim kazanmaktır.

Erdoğan bunu 25 yıl boyunca çok iyi yaptı.

Yönetmek ise bambaşka bir şeydir.

Seçimi kazanabiliyor olmak, iyi yönetebilmek anlamına gelmez.

“Kötü yönetici” ise yönetmesi için kendisine verilen şeyi iyi yönetemeyip sonunda batırandır.

Erdoğan’ın çeyrek asırlık yönetimi, sonuç olarak kötü yöneticiliktir.

Ancak Erdoğan yine de siyaseti iyi okuma yeteneğine sahiptir, muhtemelen bu konuda hepimizden daha başarılıdır.

Ve belki de, “yumuşama süreci” de bu okumanın sonucudur.

Belki de Erdoğan, “bu işin sonuna gelindiğini” görmüştür.

Ve bu yüzden de “postcumhurbaşkanlığı” dönemi için yumuşama sürecini başlatmıştır.

Finişe toplumun giderek artan bir bölümü tarafından güvenilmeyen, yüzde 50’ye yakın bir bölümü için ise nefret objesi haline gelmiş, kavgacı, dışlayıcı, ayrımcı bir Cumhurbaşkanı olarak girmenin kendisi için pek de iyi olmayacağını görerek “hoş bir seda” ve “hoş bir veda” arayışında da olabilir.

Yumuşama dediğimiz mesele, bir ihtimal böyle bir niyetin sonucunda ortaya çıkmış da olabilir.

Elbette niyet okuyuculuğu gibi bir vasfımız yok.

Ancak verilere bakarak sonuç çıkarmaya çalışmak da siyasetin bir parçası.

Durum buysa bile, bu plan tutar mı!

Bunun için Erdoğan’ın önce çevresinin önemli bir bölümünü değiştirmesi gerek.

Altunlarla, Erbaşlarla, Şahinlerle bu iş olmaz.

Trolleşmiş gruplarla hiç olmaz.

Erdoğan eğer bu yumuşamayı yolun sonunu gördüğü için yapıyorsa çözmesi gereken muhalifleri değil, yanındakilerdir.

Boğaziçi İmar Müdürlüğü kapatıldı mı!

Boğaziçi’nde pek çok tarihi yalının yanı sıra sayıları hiç de az olmayan Cumhuriyet dönemi yalıları ve apartmanları da var.

Bunların bazıları mimari açıdan çöpler ve hiçbir anlamları yok.

Bazıları ise Cumhuriyet dönemi mimarisini yansıttıkları için, döneminin mimari özelliklerine katkıda bulunacak niteliklere sahip oldukları için “tescilli” eserler.

Ve ister tescilli olsunlar, ister tescilsiz olsunlar Boğaziçi’ndeki bu yalılara dokunmak, yıkmak, görünüşünü değiştirmek, rengini değiştirmek yasak ve hatta içinde boya badana yapmak bile izne tabii.

Tüm bunları takip eden, izin veren ve de vermeyen 18 Kasım 1983 yıl ve 2960 sayılı özel bir Boğaziçi Kanunu ve bu kanuna bağlı olarak oluşturulmuş bir de kurum var.

Boğaziçi İmar Müdürlüğü.

Ve şimdi bir kez daha Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün gözleri önünde bir kıyım yaşanıyor.

Cumhuriyet döneminin en önemli mimarlarından Sedat Hakkı Eldem çizimi olan “tescilli” Şemsettin Sirer Yalısı, yeni sahibi tarafından baştan aşağı yenileniyor.

Yenilemekten çok yeniden yapılıyor.

Binanı tüm görünümü değişmiş, tüm orantıları bozulmuş, yalıya önemini veren tüm detayları paramparça edilmiş durumda.

Ve siz Boğaz’daki evinizin arka odasını boyayacak olsanız kapınıza dayanacak olan Boğaziçi İmar Müdürlüğü bu katliamı seyrediyor.

Başta Emre Arolat olmak üzere mimarların “feryatları” arasında bir bina katlediliyor, Cumhuriyet mimarlık tarihinin bir parçası “yasalar çiğnenerek” yok ediliyor.

Ve herkes Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün nerede olduğunu merak ediyor.

Ya da bu katliamın inşaat işleri hariç “Kaç liraya mal olduğunu”!

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Küçüğün büyüğe bakarak öğrendiğini unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026