İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Baro üyesi olmak için insan olma şartı yok mu!

  • Hamas Türkiye’de üs mü kuracaktı!

  • Renkler bir bir giderken

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Baro üyesi olmak için insan olma şartı yok mu!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mayıs 15, 2024

Yazı İçeriği

  • Baro üyesi olmak için insan olma şartı yok mu!

  • Hamas Türkiye’de üs mü kuracaktı!

  • Renkler bir bir giderken

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Hamas Türkiye’de üs mü kuracaktı!

İstanbul’da zannederim hukuk tarihine geçecek bir iğrençlik yaşandı.

Sultanbeyli’de 13 yaşındaki bir öğrenciye iki okul arkadaşı tecavüz etmiş ve tecavüzü kamera ile kayda almışlar ve bu kaydı yaymışlar.

Daha sonra bu kayıtları ele geçiren 13 kişi daha tehdit ve şantajla 13 yaşındaki kıza tecavüz etmişler.

Tecavüzcüler yakalanmış, 13’ü mahkum olmuş, dava istinafta bozulmuş ve yeniden yargılama başlamış.

Dava buraya kadar yeterince iğrenç diyorsanız yanılıyorsunuz.

İğrençliğin büyüğü mahkeme salonunda, sanıkların avukatının konuşması ile yaşanıyor.

Sanık avukatı “kadın” mahkeme başkanına tecavüze uğrayan kız çocuğunun okulda etek boyu yüzünden uyarılıp uyarılmadığının sorulmasını istiyor.

Bak şu utanmazlığa, bak şu edepsizliğe, bak şu rezilliğe.

Tecavüze uğrayan kız çocuğu etek boyu yüzünden uyarıldıysa eğer tecavüz “meşru” olacak.

Bir avukat, üstelik de bir “kadın” avukat utanmadan bunu soruyor.

Allahtan mahkeme başkanı “aşağılık” biri olmadığı için, avukatın bu “rezil” sualini sanığa sormuyor.

Ancak avukat durmuyor.

Tecavüze uğrayan kız çocuğunun annesine dönüyor ve “Sen kızına sahip çıksaydın bu çocukların başı yanmazdı” diyor.

Avukat kadına bakar mısınız!

Tecavüze uğrayanın değil, tecavüz edenlerin başının yandığını düşünüyor.

Çok insanlık dışı bir soru, çok insanlık dışı bir itham değil mi bu!

Üstelik de bunu soran bir kadın, bunu söyleyen bir kadın.

Belli ki, psikolojide en olumlu yaklaşımla “sosyopat” olarak tanımlanabilecek, empati yeteneğinden yoksun ama asıl olarak “insan olma” yeteneğinden yoksun biri.

Şimdi ben bu sözde avukatın kayıtlı olduğu baroya sormak istiyorum.

Bu yapılanın, mağdur annesine yönelik insanlık dışı bu saldırgan tutumun bir yaptırımı yok mu!

Baroya kayıt olmak için hukuk fakültesi mezunu olma şartınız var, biliyorum.

Peki insan olma şartınız yok mu!

Varsa, temize çekilmemiş sözde avukatı, baroda nasıl tutacaksınız!

Eskiden Cumhurbaşkanı Erdoğan uçakta gazetecilerle sohbet eder, gazeteciler sohbet konularında not tutar ve sohbette konuşulanlar ortak bir metin haline getirilirdi.

Ancak genelde Erdoğan’ın anlattıkları arasındaki bazı bölümler o sıradaki basın danışmanı tarafından düzeltilir, “Beyefendi bunu söylemek istemedi. Bu söylediğini yazmazsanız seviniriz çünkü kastı o değildi” gibi cümlelerle Erdoğan’ın anlatımları danışmanları tarafından düzeltilirdi.

İlk iktidar yıllarında Ahmet Tezcan, sonrasında Akif Beki, kısa bir süre Kemal Öztürk, sonrasında uzun yıllar boyunca Lütfullah Göktaş yerine getirdi bu “düzeltme” ya da “tevil” görevini.

Sonrasında ise durum değişmiş.

Cumhurbaşkanı’nın söyledikleri hazır metin olarak dağıtılmaya başlanmış ve istenmeyen sözlerin söylenmesinin önüne geçilmiş.

Tabii söz konusu basın toplantıları olunca durum pek de böyle olamıyor.

Önceki gün Yunanistan Başbakanı ile yapılan ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan “1000 Hamas militanının Türkiye’de tedavi gördüğünü” açıklayınca şaşırmadım ama kulaklarıma da inanamadım.

Böyle bir şey yapılması beni şaşırtmazdı ama böyle bir şeyin açıklanması akıl alır gibi değildi.

Nitekim Erdoğan’ın bu sözlerinin hemen ardından bir düzeltme geldi.

“Bir yetkili” uluslararası ajanslara Erdoğan’ın Hamaslı değil Gazzeli demek istediğini söyledi. Neyse ki “Gazneli” demedi 

Ancak aynı gün, İngiliz The Times gazetesinde bir haber yer aldı.

Habere göre, İsrail Ordusu Hamas’ın Gazze’deki en üst düzey yöneticisi Yahya Sinvar’ın özel kalem müdürü Hamza Ebu Shanab’ın evinde bir takım önemli belgeler ele geçirmiş. (Hamza Ebu Shanab, Hamas’ın 2 numaralı kurucusu İsmail Ebu Shanab’ın oğlu)

Belgelere göre HAMAS, Türkiye’de bir üs kurma hazırlığında imiş.

Belgelerde Türkiye’de kurulacak üssün nasıl finanse edileceğinden tutun da, bu üste görev alacak personelin kimler olacağına kadar detay bilgiler varmış.

Bu haber karşısında Türkiye’nin ne diyeceğini doğrusu merak etmiyor değilim.

Renkler bir bir giderken

Birkaç gün önce İstanbul’daki yeni favorilerimden Komedi Club’taydım. 

Ali Poyrazoğlu sahneye çıkacaktı, kaçıramazdım. 

Ali Abi gerçekten şahane bir sahne şovu yaptı. 

Bizi 30-35 yıl geriye götürdü, bir bölümüne tanık, bir bölümünün içinde olduğumuz olayları yeniden yaşattı, kimini tanıdığımız, kimi ile arkadaş, ahbap olduğumuz geçmişin güzel insanları arasında dolaştırdı. 

Yerine yenilerini koyamadığımız güzel insanların. 

Hiçbiri kusursuz değildi, hiçbiri hatasız değildi ama hepsi kendine özgü, hepsi özel, hepsi farklı Türkiye’yi Türkiye yapan renkli, özgün insanlardı. 

Hepsi hayatımıza ayrı tatlar katmıştı.

Gece geç saatte kulüpten çıktığımda eşim ile ele ele eve doğru yürürken giderek ne kadar çorak, giderek ne kadar kısır ve ne yazık ki tatsız ve renksiz bir ülke haline gelmeye başladığımızı düşündüm. 

Ali Poyrazoğlu'nu düşündüm, gösterisinde sıkça andığı Müjdat Gezen’i düşündüm. Pek azı hâlâ aramızda olan ama onlarcası yüzlercesi artık fotoğraflarda, anılarda kalan o insanları düşündüm.

Yenileri, benzerleri pek gelmiyordu artık. 

Yerine koyacak kimsemiz yoktu onların da. 

Muhterem bir kuşağın son temsilcileri idi. 

Ve sabah erken saatlerde kötü bir haber aldım. 

O rengarenk insanlardan biri daha aramızdan ayrılmıştı. 

Ayten Gökçer. 

Ayten Hanım gece kötüleşmiş, birkaç saat önce bambaşka bir konu için aradığım canım arkadaşım kızı Aslı yanına koşmuş ama Ayten Hanım sabahı çıkaramamıştı. 

Uzun süredir Ayten Gökçer’e hiç de uymayan, savaşılması mümkün olmayan hastalıklarla yaşıyordu. 

Ve sonunda pes etti. 

O belki çok sevgili Cüneyt’ine kavuştuğu için mutludur, bilmiyorum. 

Ama memleketim ona rengini veren muhteşem insanlarından birini daha kaybetti. 

Onu biliyorum. 

Zaten yaşasaydı giderek bozlaşan bu ülkede çok mutlu olamazdı. 

Ama onun hayat veren enerjisini özleyeceğiz. 

Başın sağ olsun Aslıcığım.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Siyasetçiler hatalarına aşık olmadığı zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gazeteci ile kavga edilir mi!
Köşe Yazıları
Gazeteci ile kavga edilir mi!

Fatih Altaylı

Nisan 6, 2026

Bu benzetme haksızlık
Köşe Yazıları
Bu benzetme haksızlık

Fatih Altaylı

Nisan 5, 2026

Uğurcan
Köşe Yazıları
Uğurcan

Fatih Altaylı

Nisan 3, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026