FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • İktidar hangi hakimi sever, hangisini sevmez

  • Asıl o kılıç kime ya da neye çekildi!

  • İktidar yandaşından cep doldurma itirafı

  • Gölge kabinenin OVP’ı yok mu!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

İktidar hangi hakimi sever, hangisini sevmez

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 8, 2024

Yazı İçeriği

  • İktidar hangi hakimi sever, hangisini sevmez

  • Asıl o kılıç kime ya da neye çekildi!

  • İktidar yandaşından cep doldurma itirafı

  • Gölge kabinenin OVP’ı yok mu!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Asıl o kılıç kime ya da neye çekildi!

Türkiye’nin bugün en büyük sorununun adalet olduğunu, milyarlarca liralık kara para operasyonunun baş sanıklarının tahliyesi ile bir kez daha görmüş olduk.

Gerçi, işin bu noktaya varacağı baştan belliydi.

Ortalıkta kara para yıkayanlar vardı ama bu kara paranın kime ait olduğu ile ilgili hiçbir bilgi verilmiyordu, iddianame bu soruya yanıt aramaktan özenle kaçıyordu.

Zaten en başından “sınırlı” bir operasyondu.

Çok da derine gitmesi istenmiyordu.

Ve zaten muhtemelen kara paranın sahiplerinin devreye girmesi ile tutuklu sanıklar salıverildi, muhtemelen “konuşmalarının” önüne geçildi.

Onlar da bıraktıkları yerden aynen devam ediyorlar; pişmanlık, ders alma, vazgeçme emaresi göstermiyorlar.

Tam bu döneme uygun bir tavır aslında.

Buna karşın iktidar yargıyı silah veya kalkan olarak kullanmaya tüm hızıyla devam ediyor.

Şimdi size anlatacağım yargı rezaleti biraz de kendimle ilgili.

Ama dört dörtlük rezalet.

Ya da dört başı mamur bir yargı iktidar ilişkisi.

Biliyorsunuzdur, ocak ayının başında bir sosyal medya paylaşımım nedeniyle hakkımda iki iddianame hazırlandı.

Bu iddianamelerden ötürü, nöbetçi mahkeme adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı getirdi.

Bunlardan birinin davası hemen açıldı ve o dava ile ilgili adli kontrol kararı ve yurt dışı çıkış yasağı hızla kaldırıldı.

Diğeri ile ilgili ise dava henüz açılmadığı için kontrol ve yasak sürüyordu.

Bu kadar basit bir davada birkaç gün, bilemedin bir ay içinde açılması gereken dava aylarca açılmadı.

Belli ki, dava açılınca istenecek cezaya göre otomatik olarak kalkacak olan yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartının devam etmesi isteniyordu.

Dava 5 ay boyunca açılmayınca, ben haftada 3 gün imzaya gitmek ve yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle hem yöneticisi olduğum Uluslararası Otomobil Federasyonu’ndaki toplantılarına katılamaz, hem de yurt dışında yüksek lisans yapan kızımı göremez hale geldim.

Kaçırdığım başka uluslararası toplantılar cabası.

Bu arada bizim dava dosyası mahkeme mahkeme geziyor, hiçbir mahkeme davayı görmek istemiyordu.

Muhtemelen ortada ciddi bir suç olmadığı için hafif bir ceza vererek iktidarın şimşeklerini üzerlerine çekmek istemiyorlardı.

Çünkü hep söylediğim gibi, yargının büyük bölümü hâlâ bağımsız olma, iktidarın emrine girmeme çabasında idi ama bunun da bir bedeli vardı.

Sonunda avukatım Rezzan Aydınoğlu, Yargıtay’a başvurarak bu davayı görecek mahkeme hakkında Yargıtay’ın karar vermesini talep etti.

Yoksa bu dava belki de yıllarca görülemeyecekti.

İki ay da böyle geçti.

Bu arada yurt dışı seyahat etmem serbestti ama bunun için gereken izni bile bin bir zorlukla alabiliyorduk.

Sonunda Temmuz ayı içinde, Yargıtay karar verdi.

Dosyam İstanbul’a geldi.

Dava açıldı ve benim de yasağım kalktı.

Peki sonuç ne oldu dersiniz!

Benim yasağım kalkınca iktidar bundan memnun olmadı.

Ve bu kararları veren hakimler hakkında soruşturma başlattı.

Hayatımda görmediğim, adını dahi bilmediğim, bir kez bile konuşmadığım bu hakimlerin tek günahı yasaya uygun hareket ederek, en fazla birkaç ay hapis cezası alacağım bir dosya ile ilgili olarak “hukukun gereğini” yerine getirmiş olmaları.

Bu arada ben birkaç kez yurt dışına gittim geldim.

Hani kaçsam, yurt dışına yerleşsem “Niye kaçmasına imkan sağladınız” desinler.

O da yok.

Bir hakim, sadece ve sadece hukuka, yasaya uygun bir karar aldı ama bu karar iktidarın hoşuna gitmedi diye soruşturma geçiriyor ve belki de sürülecek hatta belki de görevinden atılacak.

Tabii hal böyle olunca insan merak ediyor.

Kara para aklayıcılarını serbest bırakan hakimlere de soruşturma açacak mısınız!

Binlerce kişinin ölümüne neden olan binaları yapan müteahhitleri gözümüzün içine baka baka serbest bırakan hakimleri de soruşturacak mısınız!

Uyuşturucu kaçakçılarını tutuksuz yargılama kararı alıp, kaçmalarına imkan sağlayan hakimleri inceleyecek misiniz!

Yoksa o kararlar iktidarın hoşuna giden kararlar olduğu için sorun yok mu!

Tam kapandı derken, genç teğmenlerin yemini yeniden mesele haline geldi.

Başta bu konuyu tam olması gerektiği gibi pek de önemsemeyen Reisi Cumhur Hazretleri 8 gün sonra birden celallenerek “Siz o kılıçları kime çekiyorsunuz” diyerek teğmenlerin bazılarının cezalandırılacağını açıkladı.

Anlayacağınız yargılama, adalet arayışı falan olmayacak.

Karar verilmiş, kelleler uçacak.

Çok belli ki, iktidar buradan yürümek istiyor, yeni bir karşıtlık malzemesi bulmaktan, yeni bir mağduriyet yaratmaktan memnun görünüyor.

Gelen bilgiler, olayın bazı üst rütbeli askerler üzerinden FETÖ’ye bağlanacağı ve teğmenlerini bazılarının kellesinin alınacağı yolunda.

Cumhurbaşkanı’nı bu konuda kimin ikna ettiğini, 8 gün sonra aniden fikir değişikliğine gidip sertleşmesini kimin sağladığı meçhul.

Ama belli ki, Saray’daki bazı danışmanları ve Ömer Çelik’i açığa düşürmekten yana bir sıkıntısı yok.

İktidarın iktidarını korumak için itişeceği kimse kalmayınca, teğmenler meselesi ilaç gibi gelmiş olmalı.

Ama merak etmesinler bekledikleri etkiyi yaratmaz.

Cumhurbaşkanı “O kılıçları kime çekiyorsunuz” diyerek konuyu yeniden hortlattı ama biz zaten konunun ilk gününden beri bir başka kılıç çekme olayından söz ediyorduk.

Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğuna oturtulan zatın kılıcından.

Teğmenler o kılıcı kime çektiklerini zaten söylediler.

Anayasa’ya başkaldıranlara, ülkenin vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü hedef alanlara, laik Cumhuriyet’i yıkmak isteyenlere karşı çektiklerini Harbiye’nin kuruluşundan bu yana söylüyorlardı. O törende de söylediler.

Peki Diyanet İşleri Başkanlık koltuğuna oturtulan kişi o kılıcı kime çekiyor, asıl mesele o!

Çünkü kılıç askerlerin üniformasının bir parçası.

Ama Diyanet İşleri Başkanı kıyafetinin ne bir kılıcı var ne de bir kını.

Cumhurbaşkanı, Diyanet işleri Başkanı’nın o kılıcı kime çektiğini merak etse daha iyi yapar.

Çünkü FETÖ tezleri üzerine kitap yazıp, kitaplarına FETÖ kaynaklarını referans gösteren kişi teğmenler değil, Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğuna oturttuğu zat.

İktidar yandaşından cep doldurma itirafı 

Teğmenlerin kılıç meselesi iktidarda ve Saray’da da kılıçların çekilmesine neden oldu.

Jöleli danışman ve Ömer Çelik teğmenleri savunurken, Cumhurbaşkanı’ndan ters köşe yapılınca, iktidar kanadındaki tartışma alevlendi.

Ve ilk günden beri teğmenlere çakan eski HADEP’li yeni AKP’li Mehmet Metiner, Mücahit Birinci gibi isimler jöleli karşıtı tavırlarının ita amiri tarafından onaylanmasının keyfini sürüyorlar.

Bu arada müthiş de bir itiraf geldi iktidar kanadından.

AKP trolü bilmem ne başı diye bir tip var.

Bu trol, jöleliye yönelik şu satırları kaleme almış:

“Artık seni sırtımızda taşımak, cebini doldurup semirtmek istemiyoruz.”

Demek ki, iktidarda olmak ya da iktidarın yakınında olmak bu demek.

“Cep doldurup semirmek”

Bizim zaten bildiğimiz bir gerçeği, iktidarın trolünden duymak iyi oldu.

Gölge kabinenin OVP’ı yok mu!

İktidar yeni OVP’yi açıkladı.

Orta Vadeli Programı.

Son hatırladığım damat bakanın “çokomelli çokomelli” diye anlattığı, iş dünyasının önemli hanımefendilerinden birinin de “Sayın bakanımızın muhteşem programı” diyerek ağzını yamulta yamulta övdüğü OVP idi.

Merak etmeyin, yeni açıklanan OVP ile ilgili bir şeyler yazmayacağım.

İktidarın ekonomik kararlarından hiçbirini ciddiye almıyorum. Herhangi bir hedefi tutturma ihtimalleri yok.

Üzerinde konuşmaya değmez.

Ancak bu vesile ile muhalefeti eleştirmek ya da göreve davet etmek gerek.

İktidar tutması mümkün olmayan OVP’yi açıklar açıklamaz, benim muhalefetten beklentim hemen kendi OVP’sini açıklaması ve iktidarın OVP’sine yönelik ciddi ve tutarlı eleştirilerini sıralamasıydı.

Muhalefetin oluşturduğu gölge kabineden, birkaç gün içinde bir basın toplantısı yapıp sadece ekonomi yönetimi açısından değil, sanayi bakanlığı, tarım bakanlığı, teknoloji bakanlığı gibi ekonomi ve kalkınma ile ilgili tüm birimlerin ortak koordinasyonu ile ilgili bir OVP açıklamalarını ve iktidarın programının aksine ciddi bir program açıklamalarını bekliyordum.

Ne yazık ki yapmadılar.

Açıkçası bu da gölge kabinenin ciddiyeti konusunda ciddi soru işaretleri uyandırdı.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Adaleti kirletenin adalete muhtaç kaldığını unutmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Yakalanan uç tutulmayınca
Köşe Yazıları
Yakalanan uç tutulmayınca

Fatih Altaylı

Kasım 5, 2026

Sadece fonların değil, tüm kayıpların hesabını vermeliler
Köşe Yazıları
Sadece fonların değil, tüm kayıpların hesabını vermeliler

Fatih Altaylı

Kasım 4, 2026

Hacıosmanoğlu’nun UEFA torpili eş üzerinden
Köşe Yazıları
Hacıosmanoğlu’nun UEFA torpili eş üzerinden

Fatih Altaylı

Kasım 2, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Bağımlılığı saklamak en büyük yanlış!" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Dr. Esra ÇavuşoğluFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Bağımlılığı saklamak en büyük yanlış!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:29 Ayık Kafa podcast'i nasıl doğdu? 03:43 Neden çoğunlukla yabancı konuklar? 04:24 Esra Çavuşoğlu'nun bağımlılık hikayesi 05:21 Amerika'daki rehabilitasyon süreci 06:40 Bağımlılıktan psikoloji eğitimine 08:00 Bağımlılık nedir, neler bağımlılığa girer? 09:36 Antep'teki tedavi merkezi 11:27 Türkiye'de neden yeterince tedavi merkezi yok? 13:48 Bağımlılık sadece psikolojik mi? 14:43 Din ve "yüksek güç" bağımlılıktan kurtarır mı? 15:50 Bağımlılığın ilacı var mı? 16:49 "Ayık Kafa" kitabı 17:11 Biohacking nedir? 19:05 Vücudu sürekli ölçmek doğru mu? 21:37 Kadınlar neden son yıllarını hasta geçiriyor? 23:15 İnsanlar zarar gördüğünü bile bile neden bağımlı kalır? 26:27 Fatih Altaylı 40 yıllık puroyu bir günde nasıl bıraktı? 27:32 Bağımlılık beyne ne yapıyor? 27:59 Psikoterapi ne kadar sürer? 29:28 Bağımlılık genetik mi? 31:06 Anoreksiya ve beden algısı 33:07 Her bağımlılığın kökü çocuklukta mı? 34:46 Bağımlılık nasıl anlaşılır? 35:26 Bağımlılık bir aile hastalığı 37:02 Bırakmak bağımlılığın bittiği anlamına gelir mi? 39:20 En tehlikeli bağımlılık hangisi? 40:43 Bağımlılıktan longevity'ye 42:43 Uzun yaşamın psikolojik tarafı 45:35 Hedef ve plan sahibi olmak gençlik iksiri mi? 47:40 20 yıllık ayıklık 49:21 Boşanma çocukları nasıl etkiler? 50:00 Ailelere ve gençlere tavsiyeler 52:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Kasım 1, 2026
"Cumhuriyetin amacı bir millet yaratmak" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı"Cumhuriyetin amacı bir millet yaratmak"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:24 Cumhuriyet bize ne öğretti? 03:38 Atatürk'ü diğer paşalardan ayıran neydi? 09:36 Samsun'dan Büyük Millet Meclisi'ne 12:17 Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü Kurtuluş Savaşı'na nasıl katıldı? 14:24 Atatürk Anadolu'ya İngilizlerin izniyle mi geçti? 18:22 Nutuk neden bu kadar önemli? 20:50 Sakarya Meydan Muharebesi 25:27 Büyük Taarruz'a hazırlık 28:41 Atatürk bir diktatör müydü? 29:21 Atatürk neden bir Türk tarihi yazdırmak istedi? 36:02 Harf devrimi 39:50 Soyadı Kanunu neden önemliydi? 43:42 Cumhuriyet iyi insan yetiştirdi mi? 44:46 Cumhuriyet Anadolu'ya ulaşabildi mi? 47:16 Tek parti dönemi daha mı iyiydi? 51:11 Cumhuriyetin en önemli devrimi hangisi? 54:14 Kadın hakları ve Medeni Kanun 56:04 Cumhuriyet Osmanlı'yı reddetti mi? 58:08 Atatürk döneminde bankacılık 1:00:44 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ekim 29, 2026
Denizlerimizi koruyabiliyor muyuz? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Zafer Kızılkaya & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimDenizlerimizi koruyabiliyor muyuz?00:00 Giriş 02:48 Akdeniz'de korunan alanlar 05:10 Türkiye'de ki özel çevre koruma bölgeleri 09:34 Gökova'daki balıkçılığa kapalı alanlar 17:44 Ekosistem restorasyonu 26:50 Deniz kestaneleri de istilacı bir tür mü? 33:36 Deniz çayırı ile yosunun farkı nedir? 44:52 Mercanlar yok oluyor mu? 46:38 Bu mercanların evrim geçirip hayatta kalma ihtimalleri var mı? 47:30 Trol teknesi belgeseli 51:39 Türkiye'de tutulan hamsiler 54:09 Balık çiftliklerini açık denizlere kuramaz mıyız? 1:02:44 Norveç somonu ve orkinosların ağır metal içerdikleri doğru mu? 1:05:07 Çekilen belgeseller maliyetleri karşılayabiliyor mu? 1:06:48 Mühendislik okuyup neden bu işi yapmayı tercih etti? 1:12:10 Med Sea Alliance ne yapıyor? 1:13:33 Devlet ile nasıl işbirliği yürütüyor 1:14:56 Türkiye'de kaç deniz koruma alanı var? 1:17:04 Koruma alanlarının kıyılarında imar yasağı var mı? 1:19:02 Kapanış #işbirliği
Ekim 25, 2026