İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı

Yazı İçeriği

  • GSS borçlularına tavsiye: Suriye vatandaşlığına geçin

  • Bitmeyen santral Akkuyu

  • Bu politika bizim paramızla Batı’ya sübvansiyon

  • Terbiyesizlik

  • RTÜK haklı

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

GSS borçlularına tavsiye: Suriye vatandaşlığına geçin

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Eylül 12, 2024

Yazı İçeriği

  • GSS borçlularına tavsiye: Suriye vatandaşlığına geçin

  • Bitmeyen santral Akkuyu

  • Bu politika bizim paramızla Batı’ya sübvansiyon

  • Terbiyesizlik

  • RTÜK haklı

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Bitmeyen santral Akkuyu

Anladığımız kadarı ile ülkenin emeklilik ve genel sağlık sistemi çöktü de şimdilik çaktırmamaya çalışıyorlar.

Beklenen sondu.

Geldi çattı.

Emeklilik sisteminin çökmesi sürpriz değil.

Siz ülkeye milyonlarca Suriyeliyi doldurur, bu Suriyelileri kayıt dışı biçimde çalıştırıp bir yandan modern köle ticareti ile üretim maliyetlerini düşürdüğünüzü zannederken, diğer yandan emeklilik sisteminizi yok etmeye başlarsınız.

Milyonlar kayıt dışı çalışmaya başlayınca, SGK’ya prim yatmaz, çalışan başına düşen emekli oranındaki tüm dengeler alt üst olur ve sistem çöker.

Sonra belediyelere borcunu öderse sanki sistem kurtulacakmış gibi muhalif belediyelere yönelik bir saldırı başlatır ve yakında tümden patlayacak olan sistemin suçunu CHP’ye atmanın ön hazırlığını yaparsınız.

Diğer yandan aynı şekilde patlayan sağlık sistemi için de vatandaşınıza saldırırsınız.

Biliyorsunuz, Türkiye’de Genel Sağlık Sigortası (GSS) diye bir sistem var.

Özeti şu.

Eğer çalışmıyorsanız, SGK çatısı altında değilseniz, işsizseniz, işinizden çıkartıldıysanız sağlık hizmetlerinden faydalanmayı sürdürmeniz için GSS priminizi devlet ödüyor ama sizi de borçlandırıyor.

Ve şimdi belli ki para tükendiği için iktidar borçlandırdığı vatandaşların kapısına dayandı.

Zaten işsiz olan, zaten geçinemeyen vatandaşlara haciz ve icra uygulamaya başladı.

Borcu olanlara “Genel Sağlık Sigortası kapsamında prim borcunuz bulunmaktadır. Borcunuzu e-Devlet üzerinden sorgulayabilir ve yine e-Devlet üzerinden veya anlaşmalı bankalar aracılığı ile ödeyebilirsiniz. Aksi takdirde yasal takip başlatılacaktır. Borcunuzu ödemiş olmanız halinde bu mesajı dikkate almayınız. B002” şeklinde mesajlar geliyor.

Her gün zaten geçim sıkıntısı içinde bunalan ve işsizlikten kıvranan binlerce vatandaş, devletin “tehdit” mesajlarını alıyor.

Bunların bazıları bu mesajları bize ileterek seslerini duyurmamızı istiyor.

Seslerini duyurmamızın bir faydası olacağını zannetmiyorum.

Kendi yakın çevresi dışından gelen seslere duyarsız bir iktidar var.

O yüzden seslerini duyurmaya çalışmalarına gerek yok. Boşa nefes tüketmek olur.

Yapmaları gereken çok basit bir şey var.

Hemen Suriye vatandaşlığına geçsinler.

Sonra da göçmen olarak Göç İdaresi Başkanlığı'na başvurup kayıtlarını yaptırsınlar.

Çünkü Türk vatandaşlarına paralı olan sağlık hizmetleri Suriyelilere bedava.

Onları tehdit edip, yasal işlem uygulayacağını söyleyen bir iktidarımız da yok.

İhalesi 2007 yılında yapılan Akkuyu Nükleer Santrali hâlâ çalışmaya başlamadı.

Planlamaya göre santral 2020 yılında Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin yüzde 8’ini üretiyor hale gelecek, 2030 yılında Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin yüzde 20’si nükleer santrallerden yapılacaktı.

Santral hedeflenen üretimin çok gerisinde şu anda 0 üretim yapıyor.

Santralin üretime başlamasında yaklaşık 10 yıllık bir gecikme var.

Bu gecikme Türkiye’nin aleyhine mi, lehine mi o da ayrı konu.

Ancak gecikti.

Son olarak Putin 2023 yılında üretimin başlayacağını söylemişti ama bugün ilk ünite bile üretime başlamaktan hayli uzak.

Ve şimdi öğreniyoruz ki, santralin şu sıralar teslim edilmesi gereken önemli parçalarından biri Almanya tarafından verilmiyor.

Üretici firma parçayı bitirip, teslime hazır hale getirdiği halde, teslimat yapılamıyor.

Ve konunun Türkiye ile alakası yok.

Niye biliyor musunuz!

Çünkü bu santral bir Türk santrali değil.

Akkuyu Nükleer Santrali Türkiye topraklarında inşa edilen bir “Rus santrali”.

Bu yüzden de Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara takılıyor ve Almanya santralin Rusya’ya teslim edilmesine izin vermiyor.

Şimdi o parça Çin’den tedarik edilmek isteniyor.

Galiba Akkuyu Nükleer Santrali bitmek istemiyor.

Bu politika bizim paramızla Batı’ya sübvansiyon

Akkuyu diyerek enerjiden bahsetmişken, Enerji Bakanı’ndan bahsetmemek olmaz.

Bakan Bayraktar aslında enerji konularında bilgili ve geçmişi olan bir isim.

Mühendislikten sonra hukuk ve enerji alanlarında yüksek lisans yapmış, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu üyeliğinde bulunmuş, Damat Bakan döneminde Enerji Bakanlığı’nda müsteşar yardımcılığı yapmış ve aslında liyakat olarak AKP’de çok da sık rastlamadığımız kadar göreve uygun bir profile sahip.

Ancak enerji konularına hakimiyeti ile diline hakimiyeti arasında bir bağlantı ya da orantı yok.

Bakan Bayraktar dün “Doğalgaz ve elektrik fiyatlarının yüzde 60’ını devlet karşılıyor” diyerek biz kullarına nasıl bir kıyak yaptıklarını yüzümüze vurdu, hepimizi ezdi.

Bu yüzde 60’lık kıyağı babasının Trabzon’daki tarlasını satarak ödediği için kendisine minnettar olmamız lazım herhalde. (Evet, o da Trabzonlu)

Yahu kardeşim, kendinize oy toplamak için ve üretim maliyetleri iyiden iyiye uçmasın diye yaptığınız o sübvansiyonun parasını da yine biz ödüyoruz, niye ısrarla bizi salak yerine koyuyorsunuz demeyeceğim.

Bakan Bey bunu bize söylemiyor.

Buna inanacak olanlara, yani salaklara söylüyor.

Ancak ben başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum.

Enerjide böyle bir sübvansiyonun nereye kadar sürdürülebileceğini falan da sormayacağım.

Böyle aşırı sübvansiyonlar sonunda ülkeyi batırır, bunlar da oraya kadar sürdürecekler, belli!

Ben şunu sormak istiyorum.

Türkiye zaten katma değeri çok düşük bir ihracat ülkesi.

AKP döneminde yüksek teknolojili ürün ihracatımız düştü.

Emek yoğun ya da enerji yoğun sektörlerde Batı’ya hamallık yapıyoruz.

Enerji fiyatlarında bu oranda bir sübvansiyon uygulanınca ortaya şu çıkıyor.

Biz aslında zararına ihracat yapıyoruz.

Amerikalı ucuz demir çelik, Avrupalı ucuz tekstil ürünleri kullanabilsin diye onların yerine Türk halkı vergileri ile enerji sübvanse ediyor.

Anlayacağınız orada da AKP iktidarı Batı’ya çalışıyor.

Salaklar ise bize kayık yapıldığına inanıyor.

Terbiyesizlik

Türkiye Güzellik Yarışması’nın adayları açıklandığı zaman ‘Memleketin haline bak. Tıp Fakültesi’ni bitirecek olan kız bile geleceğini güzellik yarışmasında arıyor” diye serzenişte bulunmuştum. 

O kız Türkiye güzeli seçilmiş.

Ve zannederim seçildiğine, hatta bırakın seçilmeyi doğduğuna pişman olmuştur. 

Dün geceden beri 24 yaşındaki gencecik bir kıza olmadık hakaret ediliyor. 

Ne jurinin körlüğü kaldı, ne juri başkanlığını Metin Şentürk’ün yaptığı şakaları, ne de ’Türkiye’nin en güzel kızı bu mu?” hakaretleri…

Her şeyden önce o kız Türkiye’nin en güzel kızı olmadı, yarışmaya katılanlar arasındaki en güzel kız seçildi. 

Hadi onu da geç, siz kimsiniz ki 24 yaşındaki bir kıza böylesine hakaret etme hakkını kendinizde görüyorsunuz. 

Birisi size, sizin sevdiğiniz birine, sizin kızınıza, eşinize, annenize böyle hakaretler etse ne düşünürsünüz. 

Ayıp değil mi! 

Terbiyesizlik değil mi! 

Zannedersiniz ki, o hakaretleri edenlerin hepsi birer güzellik muskası. 

Önce bir aynaya bakın. 

Hele hele o hakaretleri sıralayan kadınlar, kızlar. 

Onları anlamak hiç mümkün değil. 

Hemcinslerine karşı gaddarlık özeti bir tutum. 

Ayrıca size şunu da söyleyeyim. 

Birinci seçilen kız gayet de güzel.

1.80 cm boyunda, endamlı, hoş bir genç kız. 

Daha yaşına uygun bir saçla, çok daha güzel de olabilir. 

Üstelik de olsa ne, olmasa ne! 

Ayıp değil mi yaptığınız! 
 

RTÜK haklı

RTÜK, bir konuğun yorumuna tebessüm eden sunucusundan ötürü Halk TV’ye bir kez daha ceza vermiş.

Herkes kızıyor ama bence RTÜK haklı.

“Memlekette kimsede gülecek hal bırakmadık siz hâlâ niye gülüyorsunuz” diye düşünmüş olmalılar.

Bence haklılar.

Ağlanacak halimize gülmek neyin nesi!

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Vatandaşlarımızı RTÜK ve Diyanet İşleri Başkanı’na tahammül etmek zorunda bırakmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026