İstanbul 14°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Polis katili bir yargı anlayış

  • Telefondaki mesajlar kimden!

  • Süper Kupalı Bir Savarona hikayesi

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Polis katili bir yargı anlayış

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 29, 2024

Yazı İçeriği

  • Polis katili bir yargı anlayış

  • Telefondaki mesajlar kimden!

  • Süper Kupalı Bir Savarona hikayesi

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Telefondaki mesajlar kimden!

Polis katili 19 yaşındaki suç makinası Yunus Emre Geçti’nin 26 suç kaydına ve bu suçların ağır suçlar olmasına rağmen nasıl hâlâ serbestçe gezdiği sorusu akılları kurcalıyordu.

Belli ki, polis tarafından defalarca yakalanmış, mahkemeye çıkarılmış ve her seferinde gerekli cezaya çarptırılmadan salıverilmişti.

Çeşitli suçlardan, tam 26 kez.

Bu “cezaya çarptırılmama” öykülerinden birini anlatınca nasıl olduğunu ya da niye olduğunu belki biraz daha iyi anlayabiliriz.

Yunus Emre Geçti, birkaç yıl önce 16-17 yaşlarında iken, bir kadını alıkoymak ve darp etmek suçlarından hakim karşısına çıkarıldı.

Hakkındaki suçlama şuydu.

2021 yılı kasım ayında, Ümraniye’de bir galeride 34 yaşındaki bir kadın işkenceye uğramış ve darp edilmiş halde bulunmuştu.

Kadını bu hale getiren Geçti idi.

Kadına “Paranı verdim benimle birlikte olmak zorundasın” diye işkence etmiş, oto galeride bir odaya kilitlemiş ve rehin almıştı.

Bu arada polis çağıramasın diye kadının telefonunu da elinden alıp kırmıştı.

Daha sonra başkalarının yaptığı ihbar üzerine olay yerine gelen polis kadını kurtarmış, Yunus Emre Geçti’yi de yakalamış ve yargı karşısına çıkarmıştı.

Ancak çıkarıldığı mahkeme Yunus Emre Geçti’nin “Asıl o beni darp etti” şeklindeki savunmasını geçerli bulmuş ve savcının “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve darp” suçlarından talep ettiği 14 yıl hapis cezası istemine rağmen Geçti’nin cezalandırılmasına gerek görmemişti.

Savcılık itiraz etmiş, İstinaf yaralanma izlerinin kadının ifadesi ile uyumlu olduğuna karar vererek, yerel mahkemenin kararını bozmuştu.

Ancak aradan geçen sürede Geçti elini kolunu sallayarak geziyor, suç listesine yenilerini ekliyordu.

Mahkeme muhtemelen kadının “seks işçisi” olduğunu düşünmüş ve en ilkel zihniyetle seks işçilerine yönelik şiddeti mazur gören bir karar imza atmıştı.

27 yaşında bir kadın polis memurunu öldüren elbette Yunus Emre geçti idi ama kadın polisimizin ölümüne sebebiyet veren muhtemelen bu mantığa sahip o hakimdi.

Bir yandan Timur Soykan’ın dediği gibi artık “Mafyanın polisleri, hakimleri, savcıları vardı” ama en az onun kadar tehlikeli olan hakimlerin bu gibi önyargıları vardı.

Mafya ile ilişkiyi kırmak kabildi.

Ama önyargıları kırmak atomu parçalamaktan zordu.  

Spor yorumcusu Serhat Akın’ın vurulması dahi spor camiasında sessizlikte geçiştirilmeye çalışılıyor.

Spor medyası da, polis adliye medyası da konu karşısında suskun.

Sanki korku içindeler.

Yazmamayı, konuşmamayı, haber yapmamayı tercih eder bir görüntü veriyorlar.

Bahis mafyası tarafından zaten kirletilmiş olan Türk sporu, bu sessizlikle daha da kirli hale getiriliyor.

Ancak olayın meydana geldiği gün de yazdığım gibi spor camiasında herkes Serhat Akın’ın yayın yaptığı Sports Digitale kanalının sahibinin bazı Fenerbahçeli yöneticilerle sorun yaşadığını ve hatta tehdit edildiğini biliyor, konuşuyor.

Kendisi de oldukça fanatik bir Fenerbahçeli olan Murat Zorlu’nun telefonu, olayı soruşturan ekipler tarafından incelemeye alınmış durumda.

Ve kendisine tehdit olarak algılanabilecek mesajlar gönderen kişilerin mesajları inceleniyor.

Öğrenebildiğimiz kadarı ile bunlar arasında Fenerbahçeli iki yöneticinin adları öne çıkıyor.

Bunların kamuoyunda da en çok bilinen ve tanınan yöneticiler olduğu söyleniyor.

Tehdit değilse bile, öfke dolu olarak nitelendirilebilecek mesajlardan biri “Az kaldı” şeklinde.

Bir gece geç saatte atılmış bir mesaj.

Bana sorarsanız, adı geçen iki yönetici de bu işleri yapacak ya da yaptıracak kişiler değil.

Ancak birilerinin bu işi yapıp, yöneticilere “Abi hallettik” diyerek para isteme olasılıkları çok yüksek görünüyor.

Süper Kupalı Bir Savarona hikayesi

Bana göre dünya denizlerinde dolaşmakta olan binlerce yatın en güzeli olan Savarona, bir kez daha Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devredildi.

Bundan önce de yatı envanterine alan Deniz Kuvvetleri, emanete gerekli özeni göstermemiş, dünyalar güzeli yat soyulup soğana çevrilmiş ve sonunda da suç izlerini ortadan kaldırmak için insafsızca ateşe verilmişti.

Kahraman Sadıkoğlu olmasa, Savarona çoktan yok olup gitmiş olacak, ancak fotoğraflarına bakıyor olacaktık.

Kahraman Sadıkoğlu’nu tanır mısınız bilmem ama İstanbul’un en renkli, en eğlenceli, en çılgın insanlarından biridir.

Çalkantılı hayatı iniş çıkışlarla geçmiş ama bir o kadar da dolu ve heyecanlı yaşamıştır.

Zaman zaman başı yargı ile derde girse de biz onu deli dolu hayatıyla bilir, hatırlarız.

Boğaz sahilinde karada giden bir VW otomobilin tamponuna bağladığı kayak ipiyle denizde kayak yaparken, ABD’yi America’s Cup’ta temsil eden Stars and Stripes yatlarından biriyle Göcek’te yelken yaparken, vale kılığında New York Yacht Club’a sızarken gözümüzün önündedir.

Bugün size Savarona yatı ve Kahraman Sadıkoğlu ile ilgili eğlenceli bir hikayeyi anlatayım da hem Savarona’yı hem de bu tekneyi yok olmaktan kurtaran adamı birlikte analım.

Sene 2000.

Galatasaray futbol takımı Monaco’da Real Madrid ile Süper Kupa finalinde karşı karşıya gelecek.

Bu vesile ile Kahraman Sadıkoğlu da Savarona’yı Monaco’ya getirmiş ama ünlü Port Hercules’de 125 metrelik tekneyi bağlayacak yer olmadığı için açıkta demirlemiş, alargada duruyor.

Savarona’nın marinaya girebilmesi için içerdeki benzer boyutta en az birkaç teknenin dışarı çıkması gerek ki bu pek de mümkün görünmüyor.

Teknede Sadıkoğlu’nun yanı sıra bazıları Sadıkoğlu ile hısım olan Galatasaraylı yöneticiler de var.

Tekneyi limana bağlamak ve olası bir galibiyet sonrası teknede bir parti düzenlemek istiyorlar. Ancak olasılık yok gibi.

Ne var ki, Sadıkoğlu kolay pes eden bir adam değil.

Eline telsizi alıyor ve liman başkanına Monaco Sarayı’nın telefonunu soruyor.

Ardından telefonla sarayı arayarak kendini tanıtıyor ve Prens ile görüşmek istediğini, kendisine Galatasaray Kulübü Başkanı ile birlikte getirdikleri bir hediyeyi sunmak ve akşam Savarona’daki partiye davet etmek için Haşmetmeapları ile görüşmek istediklerini belirtiyor.

Teknedeki herkes gülüyor. Monaco Prensi Kahraman ile görüşecek. Daha neler…

Sadıkoğlu ise kendinden emin, “Görürsünüz” diyor.

Gerçekten 20 dakika sonra Prens arıyor ve Sadıkoğlu’na sarayda beklediğini söylüyor.

125 metrelik Savarona adı ve “hediye” sözcüğü kapıyı açıyor.

Hemen bir hediye aramaya başlıyorlar.

Neye ellerini atsalar tarihi, neye ellerini atsalar önemli.

O Atatürk zamanından kalma, diğeri çok pahalı, öbürü müzayededen alınmış eşsiz.

Sonunda Kahraman Sadıkoğlu tarihi değeri olmayan bir ipek halıyı gözüne kestiriyor, sardırıp paketletiyor, önce bota indiriyorlar, kıyıya çıkarıyorlar.

Önde Kahraman Sadıkoğlu ve Faruk Süren, arkada halıyı taşıyan denizciler yola koyuluyorlar.

Ancak halı hiçbir yere sığmadığı için Saray’a kadar tırmanacaklar.

Tam asansörün önüne geldiklerinde bir minibüs geliyor, halıyı ve ekibi alıyor. 

Saray’dan durumu görüp, minibüs yollamışlar.

Halı, Sadıkoğlu ve yöneticiler Prens’in karşısına çıkıyor. İpek halıyı veriyor ve akşam tekneye davet ediyorlar.

Kahraman Sadıkoğlu “Limanda olmayı çok isterdik. Hepimiz için çok kolay olurdu ama ne yazık ki liman bizi almadı. Oysa sadece bir gece için yer istedik. Ne yazık ki sizi tender’la alıp, tekneye götürmek zorunda kalacağız. İnşallah akşam çok dalgalı olmaz deniz” diyor.

Prens “Olur mu öyle şey. Hemen sizi marinaya aldıralım” diyor ve talimatı veriyor.

Ekip yarım saat sonra Savarona’nın kaptan köşkünde telsizi dinliyor.

Port Hercules’ün komodoru marinadaki gemilere emirler yağdırıp, bir gece için marinadaki yerlerini terk etmelerini istiyor.

Yatlar teker teker çözülüp ayrılıyor ve Savarona’ya yer açmaya çalışıyorlar.

Bir tekne, Omega isimli yat “Ben bir yıllık paramı peşin verdim. Kıpırdayamam” diyor.

Muhtemelen Yunanlı patronun gemisi Türk teknesine yer vermek istemiyor.

Marina komodoru “Anladığım kadarı ile Monte Carlo’daki son senen bu sene olacak. Bir daha burada yer alamazsın”’ diye tehdidi savurunca o da ayrılıyor ve Savarona, kıçında dev Türk bayrağı, direğinde Galatasaray bayrağı ile Monte Carlo’ya yanaşıyor.

Bu, o günün ilk mucizesi.

İkinci mucize ise akşam gerçekleşiyor.

Galatasaray Real Madrid’i yenerek Süper Kupa’yı kaldırıyor.

Eğlencesi ise Savarona’da yapılıyor.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Vazgeçince kaybettiğimizi bildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Fon operasyonu aslında ne zaman başladı?
Köşe Yazıları
Fon operasyonu aslında ne zaman başladı?

Fatih Altaylı

Eylül 23, 2026

Duayen bankacıdan fonzedeler için kurtarma önerisi
Köşe Yazıları
Duayen bankacıdan fonzedeler için kurtarma önerisi

Fatih Altaylı

Eylül 22, 2026

Solcu Türk kadın kazandı, Yahudiler rahatsız oldu
Köşe Yazıları
Solcu Türk kadın kazandı, Yahudiler rahatsız oldu

Fatih Altaylı

Eylül 21, 2026

  • Videolar

Tümü
"Müzeler siyasetin etkisi altındadır!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Müzeler siyasetin etkisi altındadır!"00:00 Giriş 05:49 Trump’ın Smithsonian’a Amerikan tarihi açıklaması 12:45 F1 nasıl geçti? 18:15 Hayko Cepkin müziği bırakmaya karar verdi 19:03 Anyma konseri iptal edildi 21:01 Celine Dion sahneye çıktı 22:08 Venedik Film Festivali 27:27 Prenses Diana’nın kıyafeti satışa çıktı 29:38 Erol Evgin konseri 31:07 Hangi ayda nereye gidilir? 41:08 İş Sanat’ta görev değişikliği 42:27 Don Kişot geliyor 43:09 İstanbul Tiyatro Festivali başlıyor 44:36 Şabanoğlu Şaban tekrar çekiliyor 45:34 Venedik Film Festivali’nde Penélope Cruz ve Javier Bardem imza attılar 47:04 Ekran süresinin 2 saatle sınırlanması 47:27 Yapay zekâ tehdidi 49:47 Nijerya’nın British Museum’dan eserlerini alması 53:10 Kapanış
Eylül 21, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Gençler okumaya devam ediyor!” görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Mark FikriFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Gençler okumaya devam ediyor!”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:35 İnkılâp Yayınevi ile alakası nedir? 02:17 İnkılâp Yayınevi nasıl kuruldu? 05:34 Hangi tür yayınlar vardı? 09:50 1927’den sonra çıkan kitapların tümü arşivlerinde var mı? 11:43 Görgü kitapları neden yok? 12:54 Akılda kalan büyük isimlerden kimler vardı? 14:47 Yayınlara baktığımızda yerli mi, yabancı mı revaçta? 17:07 Dijital yayıncılık bir tehdit mi, fırsat mı? 22:04 Kitabı yayınlarken ne tür evrelerden geçiyor? 25:38 Eski bir kitabın tekrar basılması süreci nasıl ilerliyor? 27:48 Satış noktalarından neden çıktılar? 33:46 Yayıncılıkta fiyat politikası nasıl gelişiyor? 35:57 Bundan sonraki hedefleri neler? 38:08 Türkiye’de yazarlık nereye gidiyor? 42:26 Önümüzdeki dönemde yayınlanacak kitaplar 44:10 Yayınlarını duyurmak için nasıl bir yol izliyorlar? 46:04 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 20, 2026
Çocukluk çağı kanserleri genetik mi? görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Müge Gündoğdu & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimÇocukluk çağı kanserleri genetik mi?00:00 Giriş 01:14 Make-A-Wish derneği nedir? 02:24 Çocukluk çağı kanserleri 04:19 Çocukluk çağı kanserlerinde en sık rastlanan türler hangileri? 05:52 Çocukluk çağı kanserleri, ileri yaşlardaki kanserlerden daha mı tehlikeli? 08:19 Çocuklarda kanserlerin erken teşhis yöntemleri neler? 10:25 Milli Eğitim Bakanlığı'nın kanserler ile ilgili bir farkındalık çalışması var mı? 11:42 Sinsi ilerleyen kanserlere önlem almak için ailelerin ne yapması gerek? 12:16 Dünya geneline bakıldığında Türkiye'de çocuk kanserlerlerine yakalanma oranı nasıl? 13:02 Kanser tanısı konmadan kaybedilen çocuklar var mı? 13:32 Yaş gruplarına göre kanser belirtilerinde farklılıklar var mı? 14:26 Çocukluk kanserlerinde en zor teşhis edilen kanser hangisi? 16:50 Kök hücre tedavisi için göbek bağının saklanmasının bir faydası var mı? 17:36 Kök hücre ve ilik nakli için uluslararası bir sistem var mı? 19:01 Bu tedavilerde devlet desteği var mı? 19:53 Avrupa'da kullanılan tedavi yöntemleri ile Türkiye'de kullanılan yöntemler arasında farklılıklar var mı? 21:59 Çocuklardaki kanserlerin nüksetme olasılığı daha mı yüksek? 24:08 Kadınların ileri yaşta doğum yapması çocuklarda kansere yakalanmasında etken mi? 25:46 Lösemi hastalıklarının hangi boyutunda çocuklara kemik iliği nakli gerekir? 26:00 Kemik iliği nakil operasyonu riskli midir? 27:44 Kemik iliği nakillerinde başarı oranı yükseldi mi? 28:43 Kemik iliği hangi kemikten alınıyor? 29:51 İki kardeşte aynı kanserin olma ihtimali nedir? 30:51 Down sendromu ile lösemi ilişkisi var mı? 31:58 Çocuklarda HPV aşıları olması gerekiyor mu? 33:30 Obezite ve kanser ilişkisi 36:10 Hematoloji ve onkoloji arasındaki bağlantı nedir? 38:14 Çocuklarda ve yetişkinlerde yapılan lösemi tedavisinde farklılıklar var mı? 39:23 İleri yaşlarda çıkan kanserler çocuklarda görülebilir mi? 40:29 Ailelere tavsiyeleri neler? 42:00 Kapanış #işbirliği
Eylül 20, 2026