İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı

Yazı İçeriği

  • Ağlarım kime ne!

  • Karşılaştırmaya var mısınız!

  • Bizim için değil, para için adil olmaya çalışın

  • Ne çirkin bir tavır

  • Eğitim ve aptallık

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Ağlarım kime ne!

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Kasım 10, 2024

Yazı İçeriği

  • Ağlarım kime ne!

  • Karşılaştırmaya var mısınız!

  • Bizim için değil, para için adil olmaya çalışın

  • Ne çirkin bir tavır

  • Eğitim ve aptallık

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Karşılaştırmaya var mısınız!

10 Kasım, kurucu önderimizin hayatını kaybettiği gün.

86 yıl olmuş.

Hâlâ önder, hâlâ en etkili lider.

Ona karşı devrim yapmaya çalışanların mezarına sokak köpeklerinden başkası uğramazken, hâlâ milyonlar onu ziyaret ediyor, ona sevgisini, minnetini, bağlılığını gösteriyor.

Ve pek çoğumuz hâlâ onu anarken, onun adı geçtiğinde gözyaşlarımızı tutamıyoruz.

Belki onu kaybettiğimiz için değil de, ona yapılan ihanete yeterince güçlü karşı çıkamadığımız için ağlıyoruz, belki mirasına yapılan saygısızlıktan ötürü gözümüzden yaşlar boşalıyor.

Murat Bardakçı benim ve bizim bu durumumuzu “hastalıklı bir sevgi anlayışı” olarak yorumladığı için bizim taraftan epey tepki, diğer taraftan ise epey takdir aldı.

Ona diyeceğim pek bir şey yok.

Çünkü Bardakçı’nın Atatürk’e sevgi değilse de saygı duyduğunu, en azından saygısızlık yapmadığını biliyorum.

Hatta fesli veya fessiz birtakım aşağılıkların iftiralarına karşı Atatürk’ü savunan, anlatan yazılar kaleme aldığı için hakkını da teslim ediyorum.  

Ama bizim Atatürk’e olan sevgimizi ve özlemimizi de saygıyla karşılamasını bekliyorum.

Bana “Acemler gibi oldunuz, her şeye ağlıyorsunuz” diyor.

Ben de ona “Sen git onu kendilerini Araplaştırdıkları yetmiyormuş gibi memleketi de Araplaştırmaya çalışan dostlarına söyle” diyorum.

Bugün yine Atatürk’ü anıp ağlayacağım.

Ama muhtemelen gözyaşlarımın sebebi o değil, ona yapılan ihanet olacak.

Ama emin olun bir yandan da çok mutluyum.

Böylesine bir lider bize nasip olduğu için.

En azından yıkmaya çalıştıkları şahane bir ülke kurdu ve 86 yıldır hâlâ yıkamadılar.

O olmasa idi eğer, bugün emin olun Afganistan’dan beter olurduk.

Ankara Belediyesi’nin konserler için ödediği para hâlâ gündemde.

İktidar partisi ve trolleri meseleyi köpürtüyor.

Açıkçası bir israf var ise bunun eleştirilmesi normal.

Ancak ben herhangi bir sayının, tek başına bir anlam ifade etmediğini düşünürüm hep.

Yapılması gereken şudur: Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin geçmiş dönemlerde yaptığı benzer harcamaları çıkarırsınız.

Konser, tanıtım, etkinlik, kültürel faaliyet, kültür ve eğlence yatırımı adı altında neler yapılmış, nerelere ne kadar para harcanmış.

O parayı o günkü kurdan dolara çevirirsiniz.

Bugün yapılan harcamaları, tüm konser, tanıtım, kültürel faaliyet harcamalarını da çıkarır dolar cinsinden ortaya koyarsınız.

Karşılaştırırsınız.

Sonra da az mı çok mu, dün mü daha çok israf yapılmış, bugün mü görürsünüz.

Bunu diğer belediyeler için de yapabilir ve bunun da o her belediyenin bütçesine oranını belirlersiniz.

Bizim için değil, para için adil olmaya çalışın

İktidar borazanları “Basın özgürlüğünü biz getirdik” diye bağıradursunlar, bir gazeteci daha tutuklandı.

Furkan Karabay.

Yayınlanmış bir haberini, sosyal medyadan da paylaştığı için hakkında suç duyurusunda bulunuldu ve sonrasında da tutuklandı.

Gerekçesi, sürmekte olan ve üzerinde gizlilik kararı bulunmayan bir dava ile ilgili detayları paylaşmak. Yargı karar ve süreçlerinin halka açık olduğunu unutmuşa benzeyen bir sözde adalet mekanizmasının iyi eğitimli, başarılı genç muhabirin tutuklanmasına neden olan iddiaları komik.

Aslında ortada bir iddia da yok.

Akla gelen ne varsa suç olarak yöneltilmiş.

Halkı yanıltıcı bilgi yayma, terörle mücadelede görev alan kişileri hedef gösterme, kamu görevlisine hakaret.

Halkı yanıltıcı bilgi dedikleri, aleni mahkeme tutanakları ve savcılık iddianameleri…

Terörle mücadelede görev alan kişileri hedef gösterme dedikleri herkesin rahatça öğrenebileceği davaya bakan savcı ve hakimlerin gizli olmayan kimlikleri…

Kamu görevlisine hakaret ise zaten yok…

Nasıl olduysa “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”i koymamışlar, muhtemelen unutmuşlar.

Yasalaşınca “etki ajanlığı” iddiasını da iddianameye eklerler.

Bakın dava açılamaz demiyorum.

Herkes, her şey için şikayetçi olabilir.

Uygun bir savcı bulunduysa ya da itiraz edilecek uygun bir üst mahkeme bulunduysa dava da açılabilir.

Buna da itirazım yok.

Ama kaçma, zaten bir yazıdan ibaret olan delilleri karartma, ortadan kaldırma ihtimali olmayan birini, hele hele hakkındaki suçlamaya verilecek ceza hapis yatmayı gerektirecek bir ceza dahi olmayan birini tutuklayamazsınız.

Yasanın bir önlem olarak öngördüğü bir şeyi, bir ceza, bir tehdit gibi kullanamazsınız.

Eğer kullanıyorsanız, kalkıp “Basın özgürlüğü var, içerde yatanlar terörist” falan de diyemezsiniz.

Derseniz gülerler.

Derseniz Hazine Bakanınız tüm dünyayı gezse, beş kuruş yatırım getiremez.

Milleti sevmediğinizi biliyoruz ama en azından parayı seviyorsunuz, ihtiyacınız var.  

Bari onun için biraz adil olun.

Ne çirkin bir tavır

Murat Kurum’un İzmir Belediye Meclisi’ndeki tavrından bir Türk vatandaşı olarak utanç duydum.

Devletin “atanmış” bakanı, İzmir Körfezi’nden aldığını söylediği bir şişe kirli suyu almış gelmiş Meclis’e.

Belediyenin CHP’li üyelerine ve kentin belediye başkanına atarlanıyor.

“Bu suyu körfezden aldım. Bu sizin eseriniz” gibisinden saçmalıyor.

Bu nasıl bakan, bu nasıl bakanlık anlayışı.

Eğer o su gerçekten İzmir Körfezi’nden alındıysa, gerçekten İzmir halkı o suya bakıyorsa elbette belediyelerin bunda kusuru, hatta suçu vardır.

Ama Devlet’in bakanına düşen bu tavır değildir.

Bu tavır ayıptır, vatandaşa karşı terbiyesizliktir.

Sorumluluk hisseden, gerçek bir Bakan eğer o suyla belediyeye geldiyse demesi gereken “Arkadaşlar, bu suyu ben İzmir Körfezi’nden aldım. Sizin de gördüğünüz gibi pek de hoş görünmüyor. Bunu elbirliği ile İzmirli’ye yakışacak bir temizliğe getirmemiz lazım. Bunu belediye imkanları ile yapamıyorsanız, belediye kaynakları yetmiyorsa bir proje yapın getirin Bakanlık olarak destek verelim elbirliği ile Körfez’i temizleyelim. Ya da projeyi biz Bakanlık olarak yapalım, siz de belediye olarak destek verin bu işi bitirelim.”

Doğru olan, adam olanın yapması gereken budur.

Sonuçta İzmir de Türkiye’nin bir vilayetidir.

İktidarın da sorumluluğu altındadır.

İzmir’i Binali Yıldırım belediye başkan adayı olduğu zaman hatırlayan sonra unutan iktidarın da sorumluğu vardır.

Eğitim ve aptallık

Ben sıklıkla liyakatten söz edince, iktidarı seven bazı okurlar sağa sola atanan adının önünde profesör unvanı olan kişilerden söz edip “Al sana liyakat” diyorlar.

Ya da televizyon kanallarında her boku bilen edasıyla dolaşan “prof” ünvanlı kişileri eleştirdiğim zaman “Koskoca profesörü eleştirmek sana mı kaldı” diye atarlanıyorlar.

Ben de onlara bugün kullandığımız nükleer santralleri geliştirmekle tanınan, büyük fizikçi Richard Feynman’ın bir sözü ile yanıt vermek istiyorum.

“Eğitim ile zekayı asla birbirine karıştırmayın. Adınızın önüne profesör doktor yazdırmış olmanıza rağmen hâlâ bir aptal olabilirsiniz”

Gerçi Feynman’dan önce bizim atalar da söylemiş.

“Eğitim cehaleti alır. Eşeklik baki kalır” diye.

Ne yazık ki, artık bizdeki eğitim cehaleti de alamıyor.

Eşeklik konusu ise olduğu yerde duruyor.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Sevgi ile alay etmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026