İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı

Yazı İçeriği

  • Çocuklarımızı zehirliyoruz

  • ABD Kamboçya’da kullandı biz kendimize kullanıyoruz

  • Peki ya uyuşturucu!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Çocuklarımızı zehirliyoruz

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Kasım 19, 2024

Yazı İçeriği

  • Çocuklarımızı zehirliyoruz

  • ABD Kamboçya’da kullandı biz kendimize kullanıyoruz

  • Peki ya uyuşturucu!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

ABD Kamboçya’da kullandı biz kendimize kullanıyoruz

Bugün kötü siyasetten bahsetmeyeceğim ama siyasetin ve yönetimin bu denli berbat hale gelmesinin toplumsal sonuçlarından söz etmek istiyorum.

Liyakatsizlik adam kayırma, partizanlık gibi devleti çürüten hareketlerin sonuçlarını her yerde görüyoruz.

Bu kez toplum sağlığındaki sonuçlarını göreceğiz.

Sıklıkla yurt dışına gönderilen kimi tarımsal ürünlerin gittikleri ülke sınırından geri çevrildiğine ve Türkiye’ye geri yollandığına ilişkin haberler okuyoruz.

Bu haberleri gören herkesin aklına “Peki bu geri gönderilen ürünleri bize mi yediriyorlar” sorusu geliyor.

Ancak soru yanlış.

Soru şöyle olmalı: “Özenle hazırlanıp yurt dışına gönderilen ürünlerde durum bu ise acaba bize ne yediriyorlar”

Ve bu sorunun yanıtı çok basit.

Büyük oranda “zehir” yiyorsunuz.

Sofranıza kadar gelen, sadece kendinizin değil, çoluk çocuğunuzun, torunlarınızın yediği pek çok gıda ürünü sizi zehirliyor, hasta ediyor, kansere yol açıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Türkiye’deki gıdaların ve gıda takviyelerinin denetiminden sorumlu.

Bu sorumluluk kapsamında zaman zaman “tağşiş” listeleri yayınlıyor.

Zeytinyağında fındık yağı, çift tırnaklı etinde tek tırnaklı ya da domuz eti var mı, peynir ne kadar peynir gibisinden listeler.

Bu önemli ama bundan daha önemlisi tarım ürünlerindeki pestisit yani tarım ilacı artıklarının tespit edilmesi.

Asıl büyük zarar bunlarda.

Kimse etine karışmış milyonda bir domuz etinden ölmez ya da kanser olmaz ama her gün yediği meyve sebzeyle birlikte vücuduna giren tarım ilacından kanser olur, hasta olur, ölür.

Ölmekle kalmaz bu ilaçların bozduğu DNA’sını gelecek nesillere aktararak sakat ve genetik olarak bozuk bir soy oluşturur.

Elimde bir grup “analiz” sonucu var.

Bunlar Türkiye’nin önemli bir market zincirinin raflarından alınmış ürünler.

Üstelik bu market zinciri “kendi alacağı ürünlere analiz yaptığını” iddia eden ve gerçekten de diğer pek çoğuna göre daha dikkatli davranan bir zincir.

Elimdeki sonuçlara göre raflardan alınıp test edilen ürünler arasında AB standartlarına uygun olmayanlar şöyle:

-Kıvırcık marul

-Dereotu

-Nane

-Fesleğen

-Armut

-Çeri domates

Uygun olanlar ise

-Salatalık

-Çarliston biber

-Maydanoz

-Üzüm

-Kırmızı elma

Tabii yarın yapılacak başka bir analizde tam tersi de çıkabilir.

Çünkü denetim yok.

Denetim olmayınca standart yok.

Tamamen üreticinin insafına kalmışız.

Daha çok ihracata çalışan ve ürünlerini markalı bir biçimde pazarlayan bazı üreticiler son derece dikkatli ama markalı olmayan ürünler de ne çıkarsa bahtımıza durumu var.

Tarım Bakanlığı ne hallerde ne marketlerde doğru düzgün denetim yapıyor.

Dostlar alışverişte görsün tarzı yapılan bir iki denetimle durum idare ediliyor.

Liyakatsiz personel meselenin öneminin farkında değil. Farkında olsa da umurunda değil. Yapmadığı denetimin kendi çoluk çocuğuna hastalık olarak döndüğünü, kanser olarak döndüğünü anlayacak düzeyde hiç değil.

Tabii tek mesele halde, son üründe yapılacak denetim de değil.

Denetim daha tarlada başlamalı, köyde, çiftlikte başlamalı.

Çiftçi, köylü ürün bozulmasın, böceklenmesin diye bilinçsizce ilaç alıyor, ilaç kullanıyor.

Ürün piyasaya verilmeden çok önce kesmesi gereken ilaç kullanımını, fire olmasın diye son ana kadar devam ettiriyor ve hal böyle olunca üzerinde bolca tarım ilacı bulunan ürün soframıza kadar geliyor.

Ama ne Ziraat Odaları ne Bakanlık bu konuda bir duyarlılığa sahip.

Bu yüzden de kanser vakaları, özellikle de çocuklardaki kanserlerde patlama yaşanıyor.

Peki bu durum bilinmiyor mu!

Elbette biliniyor ama göz yumuluyor.

Siz başka ülkede Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bahçesinde meyve sebze yetiştirilen sera gördünüz mü hiç!

Bilinmese, gerek duyulur muydu!

Birazcık tarım ilacını abartıyor musun diyen aklıevveller veya siyasetçiler çıkabilir.

Hayır abartmıyorum.

Birazcık tarım ilacı dediğinize her gün düzenli olarak maruz kalırsanız o birazcık olmaktan çıkar epeyce olur.

Bugün engelli oranı ve sakat doğum oranı en yüksek ülke hâlâ Kamboçya.

Bunun nedeni, ABD Ordusu’nun Vietnam Savaşı sırasında bu ülkede Vietkong’a karşı kullandığı “Agent Orange” adlı kimyasal silah.

Agent Orange etkisiyle aradan yarım asır geçtiği halde hâlâ sakat doğan bebekler var.

Peki Agent Orange ne!

Bir tarım ilacı.

Zararlı otlarla mücadele etmek için bulunmuş bir ilaç.

Ama yüksek miktarda kullandığında kimyasal silah oluyor ve nesilleri yok ediyor.

Bunu ilk olarak İngilizler Malaya’da kullanmışlar.

Etkisi beğenilince medeniyet ve demokrasi şampiyonu ABD Kamboçya’da kullanmış.

Bizde ise düşmana gerek yok.

Kendi kendimize kullanıyoruz.

Agent Orange değilse de başkalarını.

Sonra ürünler AB kapılarından dönünce “Aaa, bunları şimdi kim yiycek!”

Çoktan yediniz arkadaşlar.

Çoktan!

Peki ya uyuşturucu!

Bir süre önce Youtube’da söyledim ama burada yazılı olarak kayda geçirmek isterim.

Devlet Bahçeli, Öcalan’ın affedilmesini, TBMM’ye gelip konuşmasını ve bu yolla PKK’yı tasfiye etmesini talep etti.

Öcalan’a af, TBMM’de konuşturulması ve hatta belki bir sonraki seçimde milletvekili yapılmasına kadar varacak olası bir süreç konusunda iktidarın iki ortağının anlaştıkları da artık sır değil, Bahçeli’nin Erdoğan ile görüşmesinde “her konuda ve tam” bir mutabakat içinde oldukları açıklandı.

Ancak konu bu şekilde çözülse bile bir nokta benim için hâlâ karanlık.

PKK sadece bir terör örgütü değil.

Dört başı mamur bir suç örgütü.

Bugün Avrupa’da uyuşturucu dağıtım ve satışında çok etkili ve hatta kilit konumda oldukları biliniyor.

Kuzey Irak ve Suriye’deki üretimden Avrupa’daki son kullanıcıya kadar tüm zincirde hakimiyetleri çok açık.

Eğer Öcalan affedilir, TBMM’ye gelir ve PKK Öcalan’ın sözünü dinleyip kendini lağvederse uyuşturucu ticaretini kim yapacak, üretim ve tedarik zinciri kime devredilecek.

O da YPG’ye mi geçecek, yoksa başka bir düşünce var mı!

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Yönetenler yönettiklerine örnek olmayı tercih ettiği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026