İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı

Yazı İçeriği

  • AKP Gazze için artık gık diyemez 

  • Edepsiz ve izansız bir yasa teklifi

  • Sahte içki her ay bir uçak düşürüyor

  • Bu tahmin tutmaz dedik mi demedik mi!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

AKP Gazze için artık gık diyemez 

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Şubat 9, 2025

Yazı İçeriği

  • AKP Gazze için artık gık diyemez 

  • Edepsiz ve izansız bir yasa teklifi

  • Sahte içki her ay bir uçak düşürüyor

  • Bu tahmin tutmaz dedik mi demedik mi!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Edepsiz ve izansız bir yasa teklifi

21 Ocak günü yazdığım “Meşruiyet arayışının sonu mu?” başlıklı yazımda şu düşüncelerimi paylaşmıştım:  

“Peki ya demokrasi, peki ya hukuk, peki ya adalet, peki ya fikir hürriyeti diyenleriniz olacaktır.

AKP iktidarı düne kadar siyasal ve toplumsal muhalefetin varlığını meşruiyetinin temeli olarak görüyor ve iktidara yöneltilen “diktatörlük’ suçlamalarına “Hangi diktatörlükte böyle muhalefet görülmüş. Bakın, her türlü eleştiri serbestçe yapılıyor” diyerek savuşturuyordu.

Böylelikle uluslararası meşruiyet de sağlanmış oluyor, bir demokrasinin temel unsurlarının pek çoğundan mahrum olsak da, sandığın ve muhalefetin varlığı ile özellikle Batı’ya “Burası bir demokrasidir” mesajı veriliyordu.

Anlaşılan o ki, iktidar dünyanın bu yeni döneminde artık buna ihtiyaç duymayacağını düşünüyor.

Şu anda kendi derdine düşmüş olan Avrupa ile “göçmenleri Türkiye’de tutarak”, Trump ile yepyeni bir döneme hazırlanan ABD ile de “Trump’ın politikalarına yakın durarak” yeni bir “uluslararası meşruiyet” kazanmayı planlıyor.

Uluslararası konjonktür bu politika değişikliğine çok uygun görünüyor.” 

Kimileri anladı ne demek istediğimi ve korktu, kimileri ise anlamadı ve geçti.

Sonrasında olanlar malumunuz.

Tutuklamalar, gözaltılar, siyasetçilere açılan davalar, Silivri’ye tıkılan genel başkanlar, tutuklanan genel yayın yönetmenleri.

 Geçmişte gazeteci tutuklamalarını dönemin Başbakanı Erdoğan “Onlar gazeteci değil, terörist” diye geçiştirirdi. Şimdi artık marjinal yayıncılıkla ilgisi olmayan, merkez medyanın yayın yönetmenleri içeri tıkılıyor.

Ana muhalefet partisi ise AKP iktidarına “Trump Gazze’yi önce ABD sonra İsrail toprağı yapmaya hazırlanıyor, bunu açık açık söylüyor. Filistinliler adı Filistin olan topraklardan sürülüyor, niye bir şey söylemiyorsunuz” diyor.

Belli ki, benim yazıyı okumamışlar.

Bu saatten sonra AKP iktidarı ABD’ye hiçbir şey söyleyemez. Şaşırtıcı olan, AKP’nin ABD’ye bir şey söyleyemiyor olması değil, Dışişleri Bakanı Fidan’ın cılız bir sesle de olsa Filistinlilerin bölgeden sürülmesine itiraz etmesiydi. Nitekim o da hemen sustu ve ertesi gün bir grup Gazzeli Türkiye’ye getirildi.  

Bakın CHP’nin Gazze’nin ABD tarafından ilhakına karşı düzenlemek istediği mitinge bile izin verilmiyor, iki yıldır AKP ailesine açılan Galata, muhalefete kapatılıyor. İktidarın artık “göstermelik” bir demokrasi şovuna bile ihtiyacı olmadığını görüyoruz, görmekten öte yaşıyoruz.

İçerde bu denli sertleşen bir AKP, bundan böyle ABD’ye “gık” bile diyemez.

ABD ile bu tarz bir ilişki kuran başka ülkeler de olmadı değil.

Keşke onlara bakarak bu oyunun sonunu tahmin edebilselerdi.

Türkiye’de beni en çok rahatsız eden meselelerden biri “milletvekillerine ballı emeklilik” konusudur.

Beni yıllardır okuyanlar bilir, milletvekili maaşlarına asla laf etmedim.

Milletin vekilidir, verilebilecek en yüksek maaş verilmelidir, derim.

10 bin dolar, 20 bin dolar verilsin. Hiç itirazım olmaz.

Ama vekillik bitti mi, maaş da biter.

Milletvekili emekliliği diye bir şey olamaz. Demokrasilerde ayrıcalıklı bir sınıf olmaz, yasa yapmakla mükellef bir kurumun mensupları, kendilerini ayrıcalıklı bir sınıf, üstün bir grup haline getirecek bir yasal düzenleme yapamaz.

Bana göre “milletvekili emekliliği” denilen ballı emeklilik türü “haramdır”.

Bu rezillik yetmezmiş gibi, şimdi bir de “Milletvekilleri ve milletvekilliği yapmış kişiler trafik cezası ödemesinler, gıyaplarında kesilmiş cezaları da TBMM ödesin” şeklinde “ahlak, edep ve izan” dışı bir teklifi TBMM’ye teklif diye getiriyorlar.

Yuh ki, yuh artık.

Bu teklife evet diye kalkacak her el, sahibine utanç getirmelidir.

Sahte içki her ay bir uçak düşürüyor

AKP’nin alkollü içeceklere getirdiği her oransız ve akıl dışı verginin iki sonucu oluyor.

1.     Türkiye’de uyuşturucu kullanımı artıyor.

2.     Sahte alkolden ölümler tavan yapıyor.

İstanbul’da yılbaşından bu yana sahte içkiden ölenlerin sayısı 100’e yaklaştı.

İki gün içinde Ankara’da 30 kişi öldü. Ben bu yazıyı yazarken 23 kişi de yoğun bakımda idi.

Bir uçak dolusu insan, sahte içkiden ölüyor, iktidardan tık yok.

3 liralık ürüne 30 lira vergi koyarsanız olacağı budur.

İnsanlar kafa bulmak için başka şeylere yönelirler.

Ya da bu denli yüksek fark, sahte ürünlerin piyasaya sürülmesine neden olur çünkü sahtecilik çok kârlı olur.

Bugün Türkiye’de sahte içki üretip satmak, sahte dolar üretmekten daha kârlı bir iş haline gelmişse bu ölümlerin nedeni budur.

Ama iktidardın belli ki umurunda değil.

Sahte içki her ay bir uçak düşmesine bedel insan öldürüyor, kılları kıpırdamıyor.

Belli ki, ölenler için “Nasıl olsa bizden değil” diye düşünüyorlar.

Bu tahmin tutmaz dedik mi demedik mi!

Merkez Bankası enflasyon tahminini yukarı doğru revize etti ve 21’den 24’e çıkardı.

İlk günden beri 2025 enflasyonu 35’ten aşağı olmaz diyordum.

Tüm çok bilmiş ekonomistler ise Merkez Bankası’na güveniyorlardı.

Bunun iki nedeni var.

Birincisi, sizin tarafsız ekonomist diye okuduklarınızın, bir iki istisna hariç hepsi, bir bankada, bir aracı kurumda danışman veya rapor satıyorlar.

İkincisi, hepsi MB Başkan yardımcısı Cevdet Akçay’ı tanıyor ve güveniyorlar.

Merkez Bankası Başkan yardımcısı olmadan önce Akçay’a ben de güvenirdim ama bugün artık o Akçay yok, siyasi bir koltuğa oturmuş bir Akçay var.

Ve karşımda söylediklerinin tam tersini söyleyen bir pozisyonda.

Şu kadarını söyleyeyim.

2024 yılı için Merkez Bankası’nın enflasyon tahmini yüzde 33 idi.

Sonra bu 36’ya ve Kasım ayında 44’e yükseltilmişti.

Bu durum tam bir déja vu’dür.

Kamu harcamaları kısılmadıkça, ABD’ye 5 uçakla uçuldukça, çok para harcamak itibar, bunu azaltmak itibardan tasarruf zannedildikçe, evde borç bini aşmışken, her tarafında LV yazan kıyafetlerle gezerek hava atanlar gibi davranıldıkça enflasyon falan düşmez.

İster Cevdet Akçay, olsun ister Mehmet Burhaniye fark etmez.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Haklı çıkmaktan korkmak zorunda kalmadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026