İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı

Yazı İçeriği

  • Her ölüm erkendir, bu çok erken

  • FETÖ işine bu kadar mı benzer!

  • Şu dosyaları bize bir anlatın

  • Bu kadar stadyum niye!

  • Umarım görmeyiz

  • Kitap yurdu ile işbirliğimiz ve tavsiyelerim

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Her ölüm erkendir, bu çok erken

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Mart 31, 2025

Yazı İçeriği

  • Her ölüm erkendir, bu çok erken

  • FETÖ işine bu kadar mı benzer!

  • Şu dosyaları bize bir anlatın

  • Bu kadar stadyum niye!

  • Umarım görmeyiz

  • Kitap yurdu ile işbirliğimiz ve tavsiyelerim

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

FETÖ işine bu kadar mı benzer!

Büyük bir vatansever olduğunu düşündüğüm ve ne yazık ki yüz yüze tanışma şans ve onuruna hiç sahip olamadığım, bir program yapma konusunda bir türlü bir tarih belirleyemediğimiz büyük vatansever, örnek sanatçı Volkan Konak’ı sahnede, konser sırasında geçirdiği bir kalp krizi nedeniyle kaybetmişiz.

Çok üzüldüm. 

Türkiye’nin bu badireyi atlattığını, yeniden güzel Türkiye’ye dönmeye başladığını göremeden gitti. 

Bir eksiğiz artık ama çok önemli bir eksik.

Karadeniz’in bu yiğit evladını saygı ve sevgi ile uğurluyoruz. 

Ve galiba artık vatanseverlerin bir görevi daha var. 

Sağlıklarına dikkat etmek, sağlıklı olmak. Galiba sağlığını korumak da artık devrimci bir eylem. 

Nur içinde yat vatansever adam. 

İBB’ye yönelik operasyonlar başladığında “Tam da FETÖ taktikleri” diye yazdım, söyledim.

Her geçen gün biraz daha haklı çıkıyoruz.

Olaylar tam da “FETÖ işi” gibi ilerliyor.

Önce bir siyasetçi bir kılçık atıyor.

O dönemde Abdullah Gül atmıştı kılçığı, 2007 yılında, “Bunun arkası gelecek” demişti.

O zaman şimdiki gibi bir sosyal medya yoktu ama bu iş için kullanılan aparat gazeteciler ve sağa sola yerleştirilmiş troller vardı.

Onlar gaza basmış ve sonradan kumpas olduğu anlaşılan davalar dönemi başlamıştı.

İddianameler emniyette yazılıyor, savcılıkta devreye sokuluyor, insanlar toplanıp hapse atılıyordu.

Şimdi hapiste olan dönemin İstihbarat Müdürü, havalimanında zamanın en yetkili ismine rapor veriyor, dosya sunuyordu.

Bugün de siyasetin ve trollerin tutumu aynı.

Sistem aynı işliyor.

Ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’a yapılanlar da FETÖ dönemini anımsatıyor.

Mahir Polat aslında klasik bir CHP’li profili değil.

Sanat tarihi eğitiminin ardından Vakıf Uzmanı olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışmış bir isim.

Dinsel Kültürel Miras üzerine doktorasını sürdürüyor ve “Ecdad yadigarı” denilen eserlerin ayağa kaldırılması konusunda gerek Vakıflar bünyesinde, gerek belediyede önemli işlere imza atan derinlikli bir entelektüel.

Hatta ne yalan söyleyeyim, bir sol entelektüelden ziyade, bir sağ entelektüel gibi görünüyor.

2019 yılına kadar da zaten belediyede değil, Vakıflar’da ve üniversitede görevli.

Hani AKP’de görev alsa şaşırmazsınız.

Ancak ilkeleri ve muhtemelen vicdanı onu CHP’ye getirmiş ve İmamoğlu ile birlikte çalışmış.

Mahir Polat da, Belediye’de İmamoğlu ile çalışan pek çokları gibi bir operasyonla gözaltına alınıp tutuklandı ve hakkındaki suçlamaların ne olduğunu tam olarak bilmiyor bile.

Bilinen kadarı ise tutuklu olmasını pek de açıklamıyor.

Ancak tutuklu.

Üstelik de genç sayılabilecek yaşında kendisine musallat olmuş sayısız sağlık sorununa rağmen.

Kalbinde çeşitli sorunlar var.

Daha önce 6 stent takılmış.

Yüksek tansiyon sorunu var.

Kolesterol sorunu var.

Tiroid kanseri sorunu var. Tedavisini yeni tamamlamış, kontrol altında olması gerek.

Kalbinde tıkalı damarlar var.

Ve hepsinin üzerine bir de klostrofobisi var.

Hal bu olduğu halde tutuklu.

Bu da bana aynı FETÖ dönemini hatırlatıyor.

Mesela Kuddusi Okkır’ı.

Ergenekon’un kasası olduğu iddiası ile tutuklanan ve Ergenekon’u finanse eden iş adamı olarak lanse edilen Kuddusi Okkır’ı.

Cezaevinde farklı kanser türlerinin doğru düzgün tedavi edilememesi nedeniyle hayatını kaybetmiş ve Ergenekon’un kasası olduğu iddia edilen adamın cenazesini parası olmadığı için belediye kaldırmıştı.

Keza bir başka Ergenekon tutuklusu, eski MİT mensubu K.K., kalp hastası olduğu biline biline tıkıldığı cezaevinde, kalp yetmezliğinden hayatını kaybetmişti.

AKP eski ortağı olan bu örgütle bağlantısı kalmadığını söylüyor ve örgütü sözde lanetliyor ama o örgütün tüm yöntemlerini hâlâ uygulamakta hiçbir beis görmüyor.

Sanki AKP’de birileri “FETÖ ölmedi, içimizde yaşıyor” demeye çalışıyor.

Şu dosyaları bize bir anlatın

İBB ve ABB’de yani İstanbul ve Ankara belediyelerinde AKP dönemine ait yüzlerce yolsuzluk iddiası içeren dosyaya AKP’li bakanlıklar tarafından el koyulduğu, suç duyularına ilişkin hiçbir işlem yapılmadığı, bazılarında ise soruşturma ve yargılama izni bile verilmediği bilinen bir gerçek.

Daha doğrusu çok gündeme gelen bir mesele.

Bunlardan bazılarını biliyoruz.

Mesela İstanbul’da bir park inşaatında yaklaşık 16 milyon TL’lik bir yolsuzlukla ilgili suç duyurusunda bakanlık soruşturma izni vermiyor.

Ancak bu bir tanesi.

Böyle çok daha fazla dosya ve çok daha büyük miktarlar söz konusu.

Merak ettiğim şu.

Bu dosyaların içerikleri ve dökümleri söz konusu belediyelerde mevcuttur.

Bunları çıkıp kalem kalem, dosya dosya niye anlatmazlar.

İktidarın hangi yolsuzluklarının soruşturulmasını engellediğini millete niye net bir şekilde izah etmezler.

Kimse buna cesaret edemiyorsa bana yollasınlar.

Hiç çekinmem yazarım.

Bu kadar stadyum niye!

Şimdi de Karagümrük’e büyükçe bir stat yapılacakmış. Stadyumlar yapıldıkça benim içim sızlıyor.

AKP, Anadolu’nun her kentine hatta bazı ilçelerine dev statlar yapıyor.

Her biri 30, 40, 50 bin kişilik statlar.

Bu statlarda senede 20 kadar maç oynanıyor.

Yani iki haftada bir maç.

Ve 2 bilemedin 3 maç hariç tümü boş tribünler önünde.

Her biri en az 30 bin kişilik, lüks statlara sahip Anadolu takımlarının yıllık seyirci ortalaması 3, bilemedin 5 bini geçmiyor.

Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş maçları dışında tribünler bomboş.

Üç büyükler dahil geçen sezonun ortalama seyirci sayısı 8 bin 904.

Üç büyüğü çıkarsan bu sayı 3 bine falan gerileyecek.

Ve hâlâ stat yapıyoruz.

Hep Zafer Havalimanı’nın hesapsız kitapsız yapılmasından, geçilmeyen yollara, köprülere para ödenmesinden bahsediyoruz.

Peki, saçma sapan gereksiz stadyum yatırımlarına niye kimse bir şey demiyor.

Yazık değil mi paraya.

Umarım görmeyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan müebbete mahkum iki Hizbullahçı’yı affetmiş. 

Açık söyleyeyim. 

İster Hizbullahçı olsun, ister DHKPC’li ya da PKK’lı. 

Gerçekten kocamış, kendine bakamayacak hale gelmiş, aklî ve bedensel melekelerini yitirmiş birinin cezaevinde kalmasından yana değilim. 

Affedilebilir. 

Umarım kocadıkları için cezaevinden salıverilen bu iki katliam sanığını yarın Cumhuriyet karşıtı mitinglerde, HÜDA PAR’ın milletvekili aday listesinde ya da bir toplantıda laikliğe, Cumhuriyete, Atatürk’e söverken ya da bölünmeyi överken görmeyiz. 

Kitap yurdu ile işbirliğimiz ve tavsiyelerim

Türkiye’nin en önemli on-line kitap sipariş platformu Kitapyurdu.com ile bir süredir sosyal sorumluluk kapsamında bir işbirliği yapıyoruz.

İşbirliğimiz Yılın Kitapları seçimi ile başladı.

Şimdi de kitap tavsiyelerimiz ile devam ediyor. Her pazartesi günü Fatih Altaylı Yorumluyor programında açtığımız özel bir bölümde, tamamen benim zevkime göre bir veya birkaç kitabı tanıtıyoruz.

Bu iş kısa sürede o kadar tuttu ki, aynı işi aynı gün köşemde de yapmaya karar verdim.

Bu hafta yayında Thomas Bauer’in Neden İslam’ın Orta Çağı Yoktu adlı kitabını tavsiye ediyorum.

Alman yazar, Arap Dili ve Edebiyatı eğitimli ve İslam tarihi üzerine araştırmalar yapıyor.

Kitabı, tarihe Batı anlayışlı bakmanın zaman zaman nasıl yanlış yargılara neden olabileceği ile ilgili olarak çok önemli buldum.

Orta Çağ aslında bir Avrupa kavramı ve Avrupa’nın Orta Çağı’nı anlatıyor.

Aynı tarihte Doğu’da Çin’de, İran’da, Mağrip’de bir Orta Çağ söz konusu değil.

Tam aksine bir aydınlanma çağı söz konusu.

Bauer bunu edebi metinlere dayalı olarak fikir özgürlüğü ve cinsel özgürlükle anlatıyor. Kısa ama şahane bir kitap.

Okuyunca anlıyorsunuz, aslında İslam’ın Orta Çağı o gün değil, bugün yaşanıyor.

Yayında bir kitap tavsiye ettim ama burada bir kitaba daha değinmek istiyorum.

Slavoj Zizek’in Uyanmak İçin Çok Geç adlı kitabını.

Sloven filozof gelecekle ilgili çok ilginç bir tür manifesto kaleme almış.

Kitap 2023’te yayınlandı ve 2024’ün son aylarında Türkçe baskısı İş Bankası Yayınlarından piyasa çıktı.

Bu kitabı da hararetle tavsiye öneririm.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Yasa dışı bahis reklamları yayınlayan TRT’ye de dava açabildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026