İstanbul 9°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazılarıFatihAltaylı
detail banner reklam

Silivri Günlüğü - 3

FatihAltaylı
Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Haziran 27, 2025

Silivri Günlüğü - 3

Sevgili Emre, umarım iyisindir. Beni merak etme, gayet iyiyim. Her gün daha iyi oluyorum çünkü eksiklerim azalıyor. 

Önceki gün televizyonum geldi, dün de buzdolabım. Artık sebzelerimi ve diğer gıdaları saklayabiliyorum. 

Çayımı demleyebiliyorum. 

Çayımı içerken avukatıma yazdıracağım bu mektubun başlıklarını not alıyorum.

Bu arada boş sandalyenin benden daha çok izlendiğini söylüyorlar. 

Umarım çıktığımda hala bir programım olur ya da boş koltuk senin kadar izleniyor diye beni kovmazsın. 

Şaka bir yana o boş koltuğa gösterilen teveccüh aslında halkımızın iktidarın adaletsizliğine salladığı parmak. 

‘’Haksız ve hukuksuzluğunuzun farkındayız ve kabullenmiyoruz’’ mesajı, hem de milyonla. İktidarın tüm mecralarının toplamından fazla…

Adalet kavramının parmaklıklar arkasına tıkıldığı Silivri’de haksız ve hukuksuzyere yatanlar arasında bence en büyük haksızlığa uğrayan kişi Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı ama galiba adaletsizlik gebelik gibi. Azı çoğu yok. Ya var ya yok. Burada görüyoruz ki yok…

AKP adında olan her şeyi yok ederek siyaset sahnesine veda edecek gibi.

Lider bağımlılığı partileri de, ülkeleri de yıkıma götürebiliyor. 

Dün avukatlarla görüşme yaptığımız bölümde genç bir avukat kapıyı aralayıp‘’Fatih Abi güldüğünüzü görüyorum hep. Haksız yere tutuklu olmanıza rağmen neşelisiniz.’’ dedi. 

‘’Haklı yere tutuklu olsaydım neşem o zaman kaçardı.’’ dedim.

Burada neşesini kaybetmeyen ve hatta inadına keyfini kaçırmayanlar da var,bunalıma girenler de. 

Neşesini koruyanlar arasında ilk sırayı Resul Emrah Şahan alır herhalde.

En keyifsiz ise galiba Ayşe Barım. 

Dün Barım’ı ilk kez gördüm. 20 kiloya yakın zayıflamış. 

Türlü hastalıktan muzdarip ve içerden sağ çıkacağına ilişkin inancını kaybetmiş gibi. 

İlk duruşmasında tahliye olmalı çünkü aksi gerçekten insafsızlık.

Emre, belki sana garip gelecek ama cezaevinin kendine özgü konforu var. 

Evet belki tek bir plastik sandalye, plastik bir masa, minik bir televizyon, bir mini buzdolabı, her türlü ürüne kısıtlı erişimin nesi konforlu olabilir diyeceksin fakat kendi açımdan şunu konfor olarak görüyorum. 


1- Telefonum çalıp durmuyor çünkü yok. 

2- Günde 200 tane yanıt vermem gereken mesaj gelmiyor. 

3- Son 40 yıldır ilk kez sürekli bir yere yetişme telaşı içinde değilim, bir yere geç kaldım stresi yok, çok da gidesin olmayan davetlere katılmak zorunda değilsin, evin anahtarını yanıma aldım mı, sabah ne giysem gibi şeyleri düşünmek zorunda değilsin. 

Tek sıkıntı sevdiklerinden, dostlarından ve en önemlisi ailenden uzak olmak. Yine de onların iyi olduğunu bilmek yetiyor. 

Hele hele eşimin ve kızımın dik duruşu beni hem gururlandırıyor hem de bana güç veriyor. 

Gündemdeki bazı konuları sormak istediğini tahmin edebiliyorum. 

Mesela CHP’nin sabık genel başkanının, kendisi ile görüşen belediye başkanı ve parti yöneticilerine söylediği ‘’Butlan kararı çıkarsa genel başkanlığı kabul ederim. Ne yapayım partiyi kayyuma mı bırakayım’’ cümlesi. 

Sen bu yanıta şaşırdın mı! Beklemiyor muydun!

Ben tam da  bu yanıtı vereceğinden zerre kuşku duymadım.

Butlan davası nasıl ki iktidarın planı ise bu adam da iktidarın planının bir parçası. 

Kayyum gelse daha mı iyi demiş!

Net söyleyeyim, daha iyi. 

Kayyum, partiye Kılıçdaroğlu kadar zarar veremez, korkar, çekinir. 

Ve zaten hızla Kurultay’a götürür. 

Kılıçdaroğlu ise 2028 Mart’ında erken seçime evet der, Anayasa değişikliğine destek verir, Erdoğan’ı bir kez daha Cumhurbaşkanı yapmak için her şeyi yapar. 

Şunu da söyleyeyim, AKP bu mahkeme kararını daha kritik bir anda çıkartır, 30’unda değil. 

Bir kez daha söyleyeyim. 

Kayyum dahil her olasılık Kılıçdaroğlu’ndan iyidir. 

Cezaevindeyim diye dedikodular bana gelmiyor zannetme. 

Duyduğum kadarı ile Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’e ‘’İmamoğlu’nun arkasında durma. Cumhurbaşkanı olarak Mansur Yavaş’ı ya da kendini göstermeyi gündemine al, ben de o zaman Kurultay davasında sana destek vereyim.’’ mesajı iletmiş.
Bunu iki ayrı yerden duydum. Ama dediğim gibi, dedikodu.

Muharrem İnce’nin CHP’ye dönüşü güzel haber. 

Keşke Ümit Özdağ ve hatta Yavuz Ağıralioğlu da İYİ Parti’ye dönse ya da en azından bir seçim işbirliğini konuşuyor olsalar. Çünkü ortak potansiyelleri en az 15 puan gibi.

Bir diğer mesele Erdoğan’ın açtığı ‘’İç cephe’’ konusu. 

Cumhurbaşkanı ‘’İç cepheyi güçlendirmeliyiz.’’ demiş.
Güldüm.

2008’den bu yana iç cephenin yarısına her türlü hakareti serbest bırakan, toplumun partisine destek vermeyen kesimini yok sayan, toplumun bir bölümünü neredeyse düşman gören, muhalifleri ve kendisi için siyasi tehlike olarak gördüğü herkesi hapse attıran sözde yargı süreçlerini keyifle izleyip, kendisinin darmadağın ettiği iç cepheyi güçlendirmekten bahsetmesi ancak bir fıkranın konusu olabilir. 

Bir başka fıkra ise Ömer Çelik’ten geldi.

İşlerine gelmeyen anketle ağzına geleni söyleyen AKP sözcüsü, bir anket sonucu paylaşarak ‘’Toplum kriz anlarında ülkenin başında Erdoğan’ı görmek istiyor.’’ dedi.

Bir tür itiraf gibiydi. ‘’Baktın oylar düşüyor, kriz yarat’’ diye anladım söylediklerini. 

Ve 2015 Haziran’ına döndüm. 

Herhalde İran-İsrail savaşında ateşkese de epey üzülmüştür iktidarımız.

İsrail demişken, iktidar kanadından kendi zayıf ama siyasi yanı güçlü biri İsrail'in Türkiye için tehdit oluşturduğunu söylemiş yine.

Keşke ortağı ile oturup bir karar verseler. Biri “İsrail, Türkiye için tehdit.” diyor, diğeri İsrail’i “Bir gece ansızın gelebiliriz.” diye Karabağ örneği üzerinden korkutuyor.

İki ortak bu kadar farklı düşünüyorsa o ortaklıkta bir sorun vardır. 

Bana sorarsan ne biz İsrail’e saldırırız ne de İsrail bize. Tabii İsrail’in bize zarar vermek için saldırması gerekmiyor zaten.

Bu arada Sayın Cumhurbaşkanı’nın İran’ı bombalayan ülkenin başkanı ile mutlu mesut fotoğrafını gördüm.

Hoşuma gitti. 

Dün ABD’yi kınarken bugün mutluluk pozu…

Dün dündür, bugün bugündür diyen Demirel’i hatırladım.

Emre’cim ben daha anlatırım ama Rezzan’ın eli yoruldu.

Yarın görüşmek üzere. 

Temizliği bitirip kitap okumaya geçmek gerekiyor.

Herkese selam, sevgi…

İzleyenlere milyonla teşekkür…

Bunları söylerken bir büyük teşekkürü de anneme yollamak istiyorum.

Burada her işi yapmayı ondan öğrendim.

Bana ev işi yaptırıp “Kadınlara saygı duyman için onları anlaman lazım.” diye her şeyi öğrettiği için şu an rahatça her şeyin üstesinden geliyorum. 

Emeği büyük.

Çok üzgün biliyorum. Ama üzülme anne. Beni sen ve babam böyle biri olmam için yetiştirdiniz.

İyi ki de öyle yapmışsınız.

Bugün yapmaya çalıştığım şeyin özünde size layık bir evlat olma arzusu var.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

FatihAltaylı
  • Geçmiş yazılar

TümüFatihAltaylı
217
Köşe Yazıları
217

Fatih Altaylı

Şubat 20, 2026

Mevzu bahis
Köşe Yazıları
Mevzu bahis

Fatih Altaylı

Şubat 19, 2026

Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı
Köşe Yazıları
Anayasa değişikliği ve başkan yardımcılığı

Fatih Altaylı

Şubat 18, 2026

  • Videolar

TümüFatihAltaylı
"İnsanın kendini izlemesi kolay değil" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Ayça Bingöl"İnsanın kendini izlemesi kolay değil"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:43 Setlerdeki çalışma koşulları ve kendisinin yaptığı işlere ara vermesi 02:48 Üniversitede kimya bölümünden oyunculuğa geçişi 05:31 Çocuklarında sanata dair ilgi ve istek görüyor mu? 09:00 Tiyatroda seyirci bazında nasıl değişimler var? 10:51 Pandemi sonrası tiyatrodaki değişimler? 12:54 Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan oyunu 15:40 Oyunlardan önce yaptığı bir şey var mı? 16:54 Cici filmi 18:09 Kendi oynadığı dizileri izleyebiliyor mu? 18:44 Oynayacağı dizi veya filmleri seçerken nelere bakıyor? 20:32 "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisi hayatında neleri değiştirdi? 21:47 Sanat ile ilgilenen insanlara tavsiyeleri neler? 26:16 Teknoloji ile ilişkisi nasıl? 28:02 Tek kelimelik soru-cevap
Şubat 13, 2026
"Sanatçının bitti demesi zor" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Zekiye Sarıkartal"Sanatçının bitti demesi zor"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:12 Bir günü nasıl geçiyor? 01:45 Yönünü sanata nasıl çevirdi? 12:01 Öğrencilerine hep neyi anlattı? 16:42 Soru-Cevap 17:56 Kapanış
Şubat 6, 2026
"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Nilgün Öneş"Senaryo yazmak bir dünya kurmaktır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 01:10 Süper Baba hikayesi nasıl başladı? 02:14 Kendi görsel dünyasını nasıl geliştirdi? 04:37 Geçmişten günümüze senaryolarda yazılan hikayelerde ne gibi değişiklikler oldu? 07:14 "Ağlamak Yok" kitabı 09:13 Uzun yazılan senaryolar ve hikayeleri insanlara ne katıyor? 11:33 Günümüzde senaryolardaki hikayelerde nasıl değişimler oldu? 13:02 Senaryo yazarken unutamadığı anıları var mı? 15:05 İyi bir senaryo yazarı nasıl çalışır? 18:06 Belirli bir dönemin ya da bir olayın hikayesini yazmak ister miydi? 19:18 "Ayrılık da Sevdaya Dahil" dizisi 23:50 Önümüzdeki süreçte planları neler? 24:29 Senaryo yazarı olarak yapay zekadan faydalanabiliyor mu? 27:12 Sinemada büyük ve uzun hikaye anlatım dönemi bitiyor mu? 28:50 Tek kelimelik soru-cevap 30:32 Kapanış
Ocak 30, 2026