İstanbul 14°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları
detail banner reklam

Silivri Günlüğü – 5

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 1, 2025

Silivri Günlüğü – 5

Günaydın Emre,

Nasılsın, herkes iyi mi?

Size, bizi izleyen herkese selamlar, sevgiler…

Emreciğim, umarım bu mektubu rahat bir koltukta, ayaklarını uzatmış okuyorsundur…

O koltuğun, o divanın kıymetini bil. Basit bir koltuğun bir divanın bırak onları bir yastığın, bir minderin kıymetini bil.  Günlük hayatta farkına bile varmadığımız basit konforlar Silivri’de o kadar önemli ve değerli ki! Ama anlamak için bazen uzaklaşmak, kaybetmek gerekiyor.

Günlerdir plastik tek bir sandalyede oturmak, plastik bir masada yazmak, mavi, açık mavi ve beyaz dışında bir renk görmemek pek kolay değil. Ve en basit konforun nasıl bir lüks olduğunu burada anlıyorsun.

Çıplak duvarlarda bir resim, bir minik tablo, yerde küçük bir halı parçası, masanın ya da yüksekçe bir sehpa olarak değerlendirdiğim mini buzdolabının üzerinde bir vazo içinde birkaç çiçek, avluda bir saksı içinde bir minik ağaç arıyor gözlerim.

Avukatım aracılığıyla öğreniyorum ki okurlar, izleyenler cezaevinde keyfi yerinde gibi görünüyor demişler. 

Evet, yerinde doldurmaya çalışıyorum.

Su bardağına koyduğum maydonoz demetini çiçek diye dolabın üzerine koyuyorum. Yanına renk olsun diye limonları diziyorum. Karavanaların dağıtıldığı metal tasa domatesleri, hıyarları, biberleri, yerleştirip bir natürmort gibi masanın arkasına yerleştiriyorum. 

40 bin yıl önce, ilkel insanlar mağaralarını duvar resimleriyle süslerken ben dayatılma çalışılan mutsuzluğa ve umutsuzluğa boyun mu eğeceğim.

Şunu anladım ki, burada yani cezaevinde kendimize meşgale yaratmak ve bir rutin oluşturmak gerekiyor. Ben de yavaş yavaş bunu yapıyorum. 

Dışardayken de olduğu gibi her sabah 6 gibi uyanıyorum. 

Pencereyi açıp odayı havalandırırken yatağımı topluyor, dolabımı elden geçiriyor, üst katı süpürüp aşağı iniyorum.

Çayımı demliyor, ilaçlarımı almadan önce hafif bir kahvaltı yapıyor, 1 saat kadar kitap okuyorum. 

8:30’a kadar televizyon, genelde Halk TV ya da TRT Spor,  izliyorum. 

8:30’da sabah sayımı yapılıyor ve avluya bakan kapım açılıyor. 

Avluda sabah yürüyüşüme başlıyorum ve her gün biraz daha fazla yürümeye çalışıyorum. 

Şu anda sabah 3bin, öğlen 2bin, akşam 3bin adım çıktım. Avluda dönmekten biraz başım dönse de iyi geliyor.

Öğlen 1 gibi tek ve biricik plastik sandalyemi avluya çıkarıyorum ve D vitamini depolamak için 15 dakika kadar güneşleniyorum.

Ortada hukuk olmadığı için burada ne kadar kalacağımı kestirmek zor. 

Kışa D vitamini depolamış olmak lazım.

Burada her şey dilekçeyle oluyor. 

Bugün de berbere götürülmek için dilekçe verdim. 

Bu arada sol orta parmağımdaki sargıyı çıkardım 1,5 ay sonra.

Çokça avukat görüşmesi oluyor. Sağ olsunlar. Tanıdık tanımadık avukatlar geliyor. Ayıp olmasın diye hepsiyle görüşüyorum ama bir sürdürülebilir bir şey değil, buna bir çözüm bulmam gerekecek. 

Sana ilginç gelecek bir şey daha söyleyeyim mi, buradaki eksiklerden biri de güzel koku. Bir parantez açıp söyleyeyim, keşke kantinde en azından bir deodorant olsa.

Sıvı sabun ya da deterjan koklayarak koku duygumu tatmin etmeye çalışacağım hiç aklıma gelmezdi ya da avlunun gölge kısımlarındaki yosun tutmuş zemine bakarak doğa özlemimi gidermeye çalışacağımı hiç düşünmemiştim. 

Neyse ki bunu tahmin ettiğim için cezaevine getirilirken polis aracının camından beynime epey bir doğa görüntüsü kaydetmişim. Avlumda yürürken o görüntüleri iç ekranıma yansıtıyorum . 

Sakın kimse burayı CHP’li siyasetçilere ve muhalif gazetecilere ayrılmış özel bir cezaevi zannetmesin. Farklı suç ya da suçlamalarla burada bulunan tutuklu ya da hükümlüler var. 

Birkaç FETÖ mahkumu, uyuşturucu baronları mali suçlardan yatanların yanı sıra sol örgüt mensupları ile beraberiz. 

Sol örgüt militanları şahaneler. Gün boyu bakıp usanmadan sloganlar atıyor, avukat görüşüne giderken direniyorlar. Müthiş. 

Sloganları iman tazeleme ya da koruma çabası olarak hissediyorum.

Bu sabah kahvaltı arkadaşım kuş yoktu. Ama öğlene doğru odama yuvadan yavru bir kuş düştü. Doğru düzgün uçamıyor. Yatağımın altına yerleşti. Şimdilik bisküvi ve su verdim. Umarım uçup gidebilir. Zarar veririm korkusu ile tutamıyorum da… Bakalım… 

CHP Grup Başkan Vekili Murat Emir geldi. İlk kez tanıştık. Daha çok kurultay davası üzerine konuştuk. 

Eski Genel Başkan’a oldukça kızgındı. Anlattıklarını daha sonra paylaşırım. 

İşçi Partili Sera Kadıgil ve İYİ Partili Buğra Kavuncu ile ise geldikleri halde izin alamadıkları için görüşemedik.

Prosedürü bilmediğim için kimseyi suçlamak istemiyorum. 

Neyse, bunları bırakıp gündeme geçelim istersen. 

Halk TV ile başlamak istiyorum. Muhalifi, farklı fikirleri susturma görevi ile kendini tanımlayan RTÜK, Profesör Tolga Yarman‘ın sözleri nedeniyle ışık hızında bir karar alarak Halk TV’ye 10 gün karartma cezası verdi. 

Programı izlemiştim. Sevgili dostum Tolga Yarman, benim Tolga abim atom konusunda uzman olarak davet edildiği programda, bildik heyecanlı tavrıyla ettiği bir iki siyasi kelamın RTÜK tarafından bu kadar ciddi bir suç gibi ele alınmasından şaşkındır. 

Ama üzülmesin, RTÜK Halk TV ve bilimum muhalefeti susturma emri aldığı için o olmasa başka bahane bulurdu. Sözcü, Tele1 ve herkes hedeftir. 

YouTube’daki arkadaşlarımız dahil.

İktidar dikensiz gül bahçesi istiyor ama bu mümkün değil. 

İnandıkları Allah’a isyan etme niyetleri yok ise eğer, gülün doğası gereği dikenli olduğunu bilmeleri ve kabullenmeleri gerek.

Gülde dikene katlanamazsan sonunda kaktüse kalırsın ki bizim memleketin doğasına uygun değil. 

Asıl maksadın Halk TV’yi kapatmak olduğu aşikar. Ama yargının y’sinin yarısı bile varsa bu karar yargıdan döner. 

Ben de sabah İsmail Küçükkaya’yı, öğlen de İbrahim Kahveci ve Cumhuriyet’te gazeteciliğe beraber başladığımız Mehmet Tezkan’ın Seda Selek’le yaptığı şahane programı cezaevi odamda izlemeye devam ederim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi dönüşü “Dostu Trump” ile görüşüp poz vermiş olmaktan çok mutlu idi ve siyasi geleceğini Trump ile ilişkisine endekslemiş görünüyordu. 

Güldüm.

Erdoğan ne yaparsa yapsın Netanyahu kadar yakın olamaz Trump‘a. 

Öyle ki uğruna uçak kaldırıp İran’ı bombalattı. 

Ama hoşuna gitmeyen ilk hareketinde hakaretler yağdırdı. 

Netanyahu’ya bunu yapan bize ne yapmaz.

Tabii “Ben Trump’ı kızdıracak bir şey yapmam” deniyorsa o başka ama Trump’ın Erdoğan’a yazdığı hakaret dolu mektup, New York’ta bir lokantanın duvarında hala asılı duruyor.

Deliyle uzun süreli sağlıklı güvenilir bir ilişki kurmak mümkün değil.

Yürümez!

Karşında oturabiliyor olsaydım muhtemelen bana kurultay davasını da soracaktın.

Açık söyleyeyim, ben artık bu davayı konuşmak istemiyorum. 

AKP’nin arzusu bunun sürekli konuşulması. 

Ben bu tuzağa düşmem. 

Fikrimi ise haftalar önce yazıp söyledim.

Hukuken bu dava yok hükmündedir. Butlan olan kurultay değil bu davadır.

Yasa açık. Kurultay ya da parti kongrelerinde tek yetkili YSK’dır. 

YSK bu kurultayın sonuçlarını onaylayıp itiraz etmediyse konu kapanmıştır. 

Hatırlarsın, 2017 referandumunda Erdoğan’ın dediği gibi atı alan Üsküdar’ı geçmiş, iş bitmiştir. 

Eğer bu kurultay yargı kararıyla iptal edilir diye bir içtihat oluşturulursa, yarın yine bir yargı kararı ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin önünü açan referandum da iptal edilir ya da tüm seçim sonuçları yargıya taşınabilir.

AKP kendi YSK’sını da tanımamaya başladıysa durum felakettir. 

Kılıçdaroğlu da saygın medya diye TGRT‘ye sığındıysa başka veriye hacet yok zaten. 

Az önce sordum, bazı iktidar yancıları CHP liderinin DES toplantısında yaptığı konuşmayı Türkiye’yi Avrupa’ya şikayet olarak anlatmışlar. 

Muhalefetteyken AİHM’de Türkiye’yi hababam dava eden Siyasal İslamcılar bizi bu kadar aptal yerine koymasınlar.

Sevgili dinleyiciler, izleyiciler desteginizi bir kez daha teşekkür.

Moralinizi bozmayın, bozanları dinlemeyin. 

CHP bugün Avrupa’nın oy oranı en yüksek siyasi partisi haline geldi. İ

İktidar giderek zayıflıyor ve bu sürecek. 

Boş tencereden güçlü muhalefet yok.

Haksızlıktan, hukuksuzluktan büyük siyasi zafiyet yok. 

Tüm baskıya tüm güce rağmen %28, ittifak halinde bile %40’ı bulmuyorlar.

Güç sandıkta. Yani sizde. Tadını çıkarın!

Neyse bu kadar, Ömer'in eli yoruldu. Yarın görüşürüz.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
Köşe Yazıları
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı

Fatih Altaylı

Ekim 1, 2026

  • Videolar

Tümü
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026
Yapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emre Onur Kahya & Fatih AltaylıYapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi?00:00 Giriş 01:34 Yapay zeka üzerine çalışma yapmak için yurtdışına gitmesi 04:36 Jacob Coxon'un paylaştığı twit ve yapay zeka tehlikesi 20:51 Hugging Face saldırısı 36:33 Hugging Face nedir? 39:41 Hugging Face bu saldırıyı farketmese ne olurdu? 46:52 Yapay zeka devletlerin elinde daha mı güvenli? 55:41 Yapay zekanın gelişimi insanlara gösterilenin daha mı ilerisinde? 1:13:33 Yapay zeka çok tehlikeli hale gelmesi durumunda fişini çekmek mümkün mü? 1:19:03 Kapanış #işbirliği
Eylül 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ali Türkkan & Fatih AltaylıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:33 Dünya Gençler Şampiyonluğu ne demek? 02:30 Kaç pilot yarışıyor? 03:37 Ralli pahalı bir spor mu? 04:33 Otomobil sporuna nasıl başladı? 06:42 Bu işten ne zaman para kazanmaya başladı? 07:01 Neden ralliyi tercih etti? 08:59 Ralli mi, pist mi daha zor? 10:09 Dünya Şampiyonası’na nasıl katıldı? 11:29 Sponsorları az mı? 13:07 Yarışlarını nasıl izleyebiliriz? 14:37 Bu seneki hedefi ne? 17:57 WRC ile WRC2 arasında ne fark var? 19:18 Rallide araç kullanımında başka bir boyuta geçiliyor mu? 21:22 Dünya şampiyonu olunca ne hissetti? 22:48 Eğitim hayatı nasıl ilerledi? 23:59 Kariyer planlaması nasıl olacak? 25:20 Ford ile şampiyon olmaya devam edebilir mi? 26:55 Bir yıllık çalışma takvimi nasıl ilerliyor? 27:52 WRC2’de hedefi ne? 28:22 Federasyon yeterince destekliyor mu? 30:01 Formula 1 izliyor mu? 30:30 En zor otomobil sporu hangisi? 32:12 Nasıl bir antrenman programı izliyor? 33:14 Özel hayatını nasıl etkiliyor? 34:37 İşin duygusal boyutu nasıl? 38:54 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 27, 2026