Vermeyince mabud
Fatih Altaylı
Şubat 23, 2026
Yazı İçeriği
Vermeyince mabud
Maliyet hesabı
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Muhalefet, iktidarın köprü ve otoyolları yabancılara satacağını söylüyor ve bunu yaptırmayacağız, diyor.
İktidar ise sessiz ama hepimiz biliyoruz ki, satacaklar.
Daha doğrusu daha önce de yazdığım gibi bu otoyol ve köprülerin 25 yıllık gelirlerini peşin alıp, 25 yıl süreyle gelir temliki yapacaklar.
Bu yöntem yeni bir icat değil.
Osmanlı’nın çok uyguladığı bir sistem. Adı iltizam. Devlet gelirlerinin, belli bir bedel karşılığında başkasına devri. Bu devri alanlara da mültezim denirdi.
Tabii köprü ve otoyolların devri iltizama göre çok daha garantili bir yöntem.
İltizamda geliri toplayamama riski var, burada öyle bir risk yok.
İyi bir yöntem olup olmadığı tartışılabilir.
Osmanlı’nın bu yöntemi en nihayetinde Düyun-u Umumiye ile sonuçlandığına göre, uzun vade itibarıyla pek de faydalı bir yöntem olmasa gerek.
Ama uzun vadeyi kim düşünecek.
Siyasette en uzun vade bir sonraki seçim oluyor genelde.
Sonrası Allah kerim.
Nasreddin Hoca’nın fil hikayesi gibi.
Muhalefetin eleştirisindeki kilit nokta ise “yabancılara satış”.
Ne yazık ki artık Türkiye’ye doğru düzgün yabancı sermaye girişi olmuyor.
Yüksek faiz için gelen sıcak para dışında, bazı KOBİ ölçeğinde satış veya yatırımlar dışında bir yabancı sermaye yok.
Avrupa’nın “Made in Europe” uygulaması başlamadan, Hindistan anlaşması Türkiye’yi vurmadan önce bile yatırımlar kesilmeye başlamıştı.
Bakın bundan hemen hemen 1 yıl önce ne yazmışım, 2025 Nisan ayında.
“Çin artık Türkiye’ye yatırım falan yapmaz. Sermaye getirmez. Biz hep Çin’in Avrupa Birliği’ne atlama taşı olarak Türkiye’yi kullanacağını, Gümrük Birliği’nden ötürü avantajlı olduğumuzu düşündük. Bu yüzden çok sermaye geleceğine inandık. Ama şunu söyleyebilirim. Türkiye bugünkü yönetim anlayışına sahip olduğu müddetçe Çin’den artık tek kuruş yatırım gelmez. BYD geri dönülmeyecek noktada ise fabrikasını kuracaktır. Geri dönüşü varsa bence vazgeçer ya da sınırlı bir yatırımla kalır. Chery’nin ise geleceğini hiç zannetmiyorum. Şundan eminim. Çin artık Türkiye’ye yatırım yapmaz. Doğu Avrupa ülkelerini tercih eder. Benim bunca yıllık tecrübem bunu gösteriyor…”
Bu satırlar yazıldığında, Çinli BYD’nin Türkiye’ye müthiş bir yatırım yapma karşılığı ithalatta vergi indirimi almasının heyecanı ve yine Çinli Chery’nin fabrika arazisi aramasının mutluluğu vardı ülkede.
Bakın son yıllarda “kaçan” yatırımları sıralayayım.
2019’un son günlerinde Volkswagen’in Manisa’ya yapacağı yatırım konuşuluyordu. Şirketi kurmuş, fabrika arazisini aramaya başlamışlardı. Alman firma yatırımdan vazgeçti. Üstelik araziyi aldığı halde.
Koç Grubu, Ford’un elektrikli araç üretimi için Türkiye’yi merkez üs haline getirecekti. Ama Ford Otosan asıl yatırımını Romanya’ya yaptı. Ford için ürettiği yeni elektrikli araçlarını Romanya’da tanıttı.
Hal böyle olunca, yani gerçek yabancı sermaye gelmeyince geriye ya yüksek faiz ile yurt dışından para getirmek kalıyor ya da uzun vadeli gelirleri peşin fiyatına satmak yani iltizam.
Maliyet hesabı
Bu köşenin okurları ya da Youtube’daki dinleyicilerim bilir, CHP içinde en beğendiğim, çalışmalarını ve açıklamalarını yakından izleyip takdir ettiğim milletvekillerinin başında Deniz Yavuzyılmaz gelir.
Şov yapmadan, bağırıp çağırmadan, kendini oradan oraya atmadan sayılara ve verilere dayalı eleştiriler yapar, önemli bilgileri gün yüzüne çıkarıp paylaşır. Ben de izler ve saygı duyarım. Deniz Bey’e Suat Özçağdaş ve Murat Bakan’ı da ekleyebilirim, konularına hakimiyetleri açısından.
Ancak bu kez Yavuzyılmaz’a çok katılamıyorum.
Deniz Yavuzyılmaz, Rusya’nın Türkiye’de yapmakta olduğu Akkuyu Nükleer Santrali ile yine Rusya’nın Mısır’da yapmakta olduğu iki nükleer santrali karşılaştırmış.
İki santralin maliyetinin hemen hemen aynı olmasına karşın, Mısır’ın santralin mülkiyetine sahip olduğunu ve santral için ödeyeceği yaklaşık 28 milyar doları yüzde 3 faiz ile ödeyeceğini, Türkiye’deki santralin ise Ruslara ait kalacağını ve Türkiye’nin 60 yıl boyunca bu santralin ürettiği elektriği satın almak zorunda olduğunu yazmış.
Haliyle ortaya çok farklı iki maliyet çıkmış, Türkiye Mısır’ın 6 katı fatura ödeyecek gibi görünüyor.
Ancak bu hesap tam doğru değil, hesap yöntemi de tam doğru değil.
Bu aslında otomobil almak ile uzun dönemli kiralama arasındaki tartışma gibi.
Hangisi daha avantajlı?
Türkiye, Akkuyu Nükleer Santrali’ni Rusya’ya yaptırıyor. Ruslara 100 yıllığına bir arazi tahsis etti ve buraya santral yapılıyor.
Ancak 100 yıl boyunca alım garantisi yok.
İlk 15 yıl kilovat saati 12,5 centten burada üretilen elektriği almak zorunda Türkiye.
Yılda yaklaşık 7800 saat üretim yapılacak. 4800 megavat çarpı 7800 saat, çarpı 12,5 cent, çarpı 1000 diye basit bir hesap yapabilirsiniz.
Finansmanın yanı sıra, santralin çalıştığı süre boyunca yakıt, yani nükleer çubuklar, eleman, bakım, onarım gibi tüm masraflar Rusya’ya ait.
15 yıl sonra garanti bitiyor ve Rusya’nın Akkuyu’da üreteceği elektriğin fiyatı bir anda düşüyor. En ucuz elektrik haline geliyor. 15 yıl boyunca yatırımın maliyetini ödüyoruz Rusya’ya ama sonra durum öyle değil. Kilovatını bugünün değeri ile 1,1 cente bile alabiliriz.
Elbette bu yatırım böyle mi yapılmalıydı, diğer yöntem mi daha iyiydi, yaklaşık 12,5 centlik fiyat daha aşağı çekilebilir miydi, bugün için bu yatırım akıllıca mı, bu kadar gecikme normal mi, tüm bunlar tartışılabilir.
Ama Deniz Yavuzyılmaz’ın hesabı tam doğru değil.
Mısır’daki santralin uzun vadeli maliyeti ile bizimkinin uzun süreli maliyeti arasındaki fark o kadar da vahim değil.
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Empati olmadan siyaset yapılmadığı zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar





