İstanbul 22°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • İlahi tartışma

  • 102 yıl mı, daha neler!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

İlahi tartışma

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Şubat 27, 2026

Yazı İçeriği

  • İlahi tartışma

  • 102 yıl mı, daha neler!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Manasız tartışmaların ülkesi olduk diyeceğim ama çoktan olduğumuz için aşırı geç kalmış bir tespit olacak.

Ama burada geri dönüşü olmayan bir yola girdiğimiz anlaşılıyor.

Ki şimdi de bir ilahiyi tartışıyoruz.

Asıl mesele ilahi değil elbet.

Milli Eğitimin içine düştüğü durum.

İstanbul’da bir okulda IŞİD marşı okutuluyor, bir diğerinde bir ilahi ders zili yapılıyor.

Belli ki, Tevhidi Tedrisat Kanunu’nu giderek ortadan kaldırmaya, başka türlü bir eğitimi ülkede tatbike sokmaya çalışanlar var.

İyi de bu çaba Türkiye’yi ne kadar çağdaş uygarlık seviyesine taşır, Türkiye’nin 2071 yılına ertelediği “yüksek gelişmişlik” seviyesine ulaşmasını ne kadar sağlar.

Bugün milli eğitimin derdi, tasası, sorunu bu mudur!

Kapısının önünde uyuşturucu satılan, uyuşturucu kullanma yaşının ilkokul seviyesine düştüğü bir ortamda zili ilahi yapsan ne olur, yapmasan ne olur!

İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı’nın verdiği sayılarla 100 bin kadın ve kız çocuğunun fuhuş batağına düştüğü bir ortamda mesele “ilahi” olmaktan çok uzaktır.

Bu dertleri bu sorunları ilahi okutarak çözemezsiniz, ilahi üzerinden tartışarak bir yere varamazsınız.

Çözülüyor olsaydı, bugün babası radikal İslamcı, kendisi medreselerde eğitim görmüş televizyon sunucu ve yöneticisi ya da aynı operasyonda tutuklanan genç spiker kadın hapiste olmazdı.

Mehmet Akif Ersoy, tutuklu olmasa idi eğer bugün katıldığı programlarda, güzel sesiyle bugün tartıştığımız ilahiyi okuyor, milyonlar da keyifle dinliyor olacak, ideal damat adaylığını sürdürüyor olacaktı.

Demek ki mesele ilahi ile çözülmüyor, sadece din öğretmekle ahlaki bir yaşam tarzı kendiliğinden gelişmiyor.

Asıl tartışılması gereken bu.

Tartışılan ilahiye gelirsek.

Bu tartışma öncesi hiç haberim yoktu varlığından.

Haliyle dinledim.

Bu vesile ile adını öğrendiğim Celal Karatüre’nün Roman kimliği nedeniyle olsa gerek son derece keyifli, dinlemesi kolay, akılda kalır bir ilahisi... Bir kere dinledim, dilime dolandı.

Beğendim mi!

Hayır.

Çok daha duygulu, İslami bir kimliğiniz olmasa bile insanın tüylerini diken diken eden çok daha güzel ilahiler dinlemişliğim vardır.

Ama Karatüre’nin söylediği ilahi bugünün tarzına uygun olduğu için çok popüler olmuş anladığım.

Tabii İslamcılar arasında bir başka tartışma daha var.

İlahide müzik olur mu, olmaz mı!

Yaklaşımlar farklı.

Azımsanmayacak bir kesim “Müzik haramdır. Çalgı ile söylenen ilahi de haramdır” diyor.

Bir kısım ise “Günaha teşvik eden müzik haramdır. İlahilerde musiki olabilir” diyor. Diyanet İşleri’nin yaklaşımı daha çok bu görüşe yakın.

Sonuç olarak meselemiz ilahi değil.

Mesele bir ilahi tartışması ile çözülmesi mümkün olmayan milli eğitimdeki ve sosyal hayattaki diğer sorunlarımız.

102 yıl mı, daha neler!

Silivri’de cezaevinde bulunduğum günlerde beni en çok üzen konulardan biri Seçil Erzan’ın durumuydu.

Diyebilirsiniz ki, “Orada suçsuz yere yatan onca siyasetçi, onca belediye başkanı, bürokratı varken sen üzüle üzüle bir banka dolandırıcısına mı üzüldün”.

Ne yalan söyleyeyim evet.

Elbette Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın orada olmayı hiç mi hiç hak etmediğini, keza Buğra Gökçe’nin orada tutulmasının yargı adına büyük bir ayıp olduğunu görüyordum. Yargı süreçleri ile aklanacağını düşündüğüm daha pek çok kişi vardı orada.

60 ile 70 arasındaki yıllarını haksız yere bir hücrede tüketen Osman Kavala için, her şeye rağmen neşesini kaybetmeyen Can Atalay için, sağlık sorunları ile boğuşan Tayfun Kahraman için de üzülmemek mümkün değildi.

Seçil Erzan için üzüntümün nedeni “sahipsiz” olması idi.

Diğer herkesin uğradığı haksızlığın farkında olan, onlar için sesini yükselten birileri, hatta büyük kalabalıklar vardı ama Seçil Erzan kimsenin umurunda değildi.

Oysa onun uğradığı haksızlık da az uz değildi.

Ünlü ve güçlü isimlerin çekimine kapılmış, onlara güvenmiş, onları hoş tutmak, yıllara sari parasal ilişkilerini sürdürmek için büyük yanlışlar yapmıştı.

Ama hak ettiğinden çok daha ötede bir cezaya çarptırıldı.

Cezaevinde yan yana avukat görüşünde olduğumuz zaman hikayesini kendisinden dinledim.

Sonrasında avukatı aracılığı ile bütün öyküyü bana bir mektupla iletti.

Mektubun bir bölümünü Timur Soykan Birgün gazetesinde aktardı.

Savcı Erzan için 300 yıldan fazla ceza istediği gün gördüm Erzan’ı.

102 yıla mahkum olduğunda ise korktum, kendine zarar verebilir diye.

Suçsuz muydu!

Hayır elbette.

Birkaç futbolcuyu ve teknik adamı hoş tutmak için bir Türk saadet zinciri oluşturmaya çalışmış, sonunda patlamıştı.

Evini, barkını, aile varlıklarını her şeyi elden çıkarmış, kendisinden faydalananların paralarını ödemeye çalışmıştı.

Kendisinden davacı olanların önemli bölümü paralarını fazlasıyla geri almış, tüm saadet zincirlerinde olduğu gibi zincire son eklenenler paralarını kaybetmişti.

Suç elbette vardı ama cezası bu olamazdı, olmamalıydı.

Erzan’ı bu duruma düşürenlerin açgözlü vicdansızlıklarının bedelini 102 yıl hapisle ödüyordu.

Bir ceza almalı mıydı!

Elbette almalıydı.

5 yıl, 10 yıl olabilir ama 102 yıl!

Silahla banka soysa, iki kişiyi öldürse bu kadar ceza almazdı.

Yanlış yönlendirilmiş, güvenmemesi gereken kişilere güvenip yanlış savunma yapmıştı.

Sonuç felaket olmuştu.

Önümüzdeki günlerde Seçil Erzan’ın durumunu anlattığı mektubu burada yayınlayacağım.

Belki adaletin tecelli etmesinde bir faydası olur.

En azından sizler de bu davaya farklı bir açıdan, güçsüzlerin bakış açısından da bakmış olursunuz!

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Utanmamız gereken şeylerden utanmayıp, utanmamamız gereken şeylerden utandığımızı söylemediğimiz zaman!

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Masamızda bir köpek
Köşe Yazıları
Masamızda bir köpek

Fatih Altaylı

Temmuz 26, 2026

Yeni Parti programı
Köşe Yazıları
Yeni Parti programı

Fatih Altaylı

Temmuz 25, 2026

Kalanların hepsi Kemalci mi!
Köşe Yazıları
Kalanların hepsi Kemalci mi!

Fatih Altaylı

Temmuz 25, 2026

  • Videolar

Tümü
Bir kitapla hayat değişir mi? görseli
FatihAltaylı
Bugün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapBir kitapla hayat değişir mi?Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 02:50 Puslu Kıtalar Atlası 16:15 Duygular Sözlüğü 20:25 1977 - Bugünün Bir Kısa Tarihi 37:06 Odysseia 41:58 Emma 44:19 Bizi Sürükleyen Nehir 45:17 İçimdeki Sen 51:24 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Temmuz 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum!" görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Funda ArarFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:10 Hayatı sakin mi? 07:23 Müziğe ilgisi nereden başladı? 13:46 İlk sahne ne zaman? 15:51 Televizyon programlarına neden çıkmıyor? 20:14 Eşiyle nasıl tanıştı? 25:18 Eşiyle dışarı çıkıyorlar mı? 28:20 Eşi iyi bir baba mıdır? 29:25 Eşiyle beraber çalışmak zor mu? 32:38 Oğlu Aras 35:50 Necip Fazıl Kısakürek’in şiirini şarkı haline getirmek nereden aklına geldi? 38:30 İptal edilen konserinden sonra geri dönüşler nasıldı? 44:55 Yeni albümü 47:35 AHBAP ve Haluk Levent 55:50 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 26, 2026
Homeros'un üç bin yıllık Odysseia destanı görseli
Dün
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Erman Gören & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimHomeros'un üç bin yıllık Odysseia destanıTemmuz demek SharkNinjadan indirim demek. Fanlarda %33'e varan indirim fırsatı için tıkla stoklar bitmeden fırsatı yakala! https://www.sharkninja.com.tr/collections/temmuz-firsatlari?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=sponsorluk&utm_campaign=shark_ninja_temmuz_kampanyasi_july26 00:00 Giriş 02:09 Homeros kimdir? 04:16 İlyada ve Odysseia nedir? 06:12 İlyada ve Odysseia bağlantısı nedir? 08:38 Odysseus destanı 12:07 Savaşın bitimi ve Odysseus'un geri dönüşü 19:42 Bu destanlar hangi zaman dilimlerinde geçti? 22:21 Odysseus Cyclops'u kör etmeseydi seyahati bu kadar uzun olur muydu? 30:08 Odysseus'un eşi kim ve neden bu kadar uzun süre eşini bekliyor? 35:43 Filmde kullanılan demir zırhlar o dönemde gerçekten var mıydı? 38:09 İzleyici bu filmden keyif alır mı? 40:04 Kendi yaptığı Odysseia çeviri kitabının benzer kitaplardan ne farkı var? 51:09 Kapanış #işbirliği
Temmuz 26, 2026