İstanbul 10°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Başlıyor

  • Hemşehri zaafı

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Başlıyor

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Mart 9, 2026

Yazı İçeriği

  • Başlıyor

  • Hemşehri zaafı

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının üzerinden tam 355 gün geçtikten sonra bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın “başsanık” olduğu İBB Davası başlıyor.

O gün dün gibi aklımda.

O gece evde misafir odasında uyumuştum ve hiç yapmadığım bir şeyi yaparak cep telefonumu da baş ucuma almıştım.

Saat 6 gibi bir WhatsApp mesajı geldi.

O saatlerde genelde Mekteb-i Sultani’den arkadaşlarımın oluşturduğu gruba mesaj gelir.

Ama bu sefer mesaj Prof. Dr. Adem Sözüer’dendi.

Benim uyanık olduğumu anlayınca aradı hemen.

“Ekrem İmamoğlu’nun evine yüzlerce polis gelmiş. Gözaltına alıyorlar. Ben de oraya gidiyorum.” dedi. “Kesin bilgi mi?” diye sordum.

“Kesin” dedi.

Zannederim, Türkiye haberi benim sosyal medyaya koymamla duydu.

İki dakika geçti geçmedi, Adem Hoca bir daha aradı.

“Necati Bey’i de gözaltına almışlar.”

“Necati Bey kim?” diye sordum. Uyku sersemi aklıma gelen tek Necati Bey Karaköy’deki caddeydi.

“Özkan” deyince kafam yerine geldi.

Bir yıldan 10 gün eksik.

355 gün.

Dile kolay.

Ha bugün ha yarın derken iddianame Kasım ayında hazırlandı, 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve duruşma başlangıcı olarak 9 Mart belirlendi.

Sayılı gün çabuk geçer derler ama içeride öyle çok da çabuk geçmediğini biliyorum ve sonunda dava bugün başlıyor.

İddianame 3 bin 739 sayfa.

İmamoğlu için istenen ceza 2352 yıl.

Birisi şahane bir hesap yapmıştı.

“Eğer İmamoğlu Hazreti İsa ile birlikte yargılanıp mahkum olmuş olsaydı bugün hâlâ hapiste olurdu” diye. 326 yıl daha yatarı vardı.

3 bin 739 sayfalık iddianameyi de büyük oranda okudum. Vaktimin bol, işten güçten, sosyal hayattan kopuk olduğum bir ara okudum. Okurken de “Allah hem mahkeme heyetine ama asıl olarak sanık avukatlarına yardımcı olsun” diye geçirdim içimden.

İlk intibam şu olmuştu.

“Bu dava bitmez.”

12 Eylül sonrası MHP Davası’nı izlemiştim. İki dev cilt iddianamesi vardı.

Rahmetli Nahit Duru vermişti o iddianameyi bana. Dava bitmemiş, zaman aşımına uğramıştı.

İBB Davası’nın akıbeti de öyle olur diye düşünüyordum.

402 sanığın her biri en az 1 saat savunma yapsa, avukatlar bir o kadar konuşsa, tanıklar en az 2 saat çapraz sorguya çekilse.

Sonunda mütalaaya karşı birer saat ek savunma yapılsa.

Her celse 8 saat sürse.

Yaklaşık 250 celse yapar.

Bizim mahkemeler iki bazen üç ayda bir celse yapar. Hadi sık yaptı diyelim. Ayda 1 celse.

Eder kabaca 20 yıl. Ayda 2 celse yapsa eder 10 yıl.

Daha istinaf, Yargıtay yok.

Neyse sonra anlaşıldı ki, özel mahkemede görülecek ve mahkeme tam mesai bu davaya bakacak.

Bir iki yıl içinde bitecek.

Yargıtay aşamasını Allah bilir.

Şimdi soracaksınız, “İddianameyi okudun, ne düşünüyorsun?”

Hukukçu değilim.

Ancak şu kadarını söyleyebilirim.

İddianame ne bazılarının söylediği kadar boş, ne de başka bazılarının söylediği kadar dolu.

Bazı isimler var ki, niye tutuklu olduklarını hatta niye iddianamede isimlerinin geçtiğini anlamak mümkün değil.

Onların hızla salıverileceğini düşünüyorum.

İddialar çok ama hepsi aynı oranda delillendirilememişler.

Çokça paradan bahsediliyor. Yüzlerce milyar TL.

Ancak sözü edilen miktarların nerede olduğu bulunamamış.

İddianame o kadar uzun ve o kadar fazla tekrar var ki, insan bir süre sonra içinde kayboluyor.

Birisi alıp özetini çıkarsa bana göre 70-80 bilemedin 150-200 sayfada meramını anlatır.

Sanıklar için de öyle 2 bin yıl falan değil, toplamda 70-80 yıl ceza istesen çok daha kolay, çok daha inandırıcı bir dava ortaya çıkardı. Ve yine siyasi amaca hizmet eder, bunu çok daha gerçekçi biçimde yapardı.

Hele öyle siyasi girizgahlar yapıp, davanın siyasi bir dava olduğunu bas bas bağırması iddianamenin en zayıf yanı.

Bana sorarsanız, Beşiktaş ya da Aziz İhsan Aktaş iddianamesi diye bilinen iddianame bu iddianameden daha sağlam, daha güçlü.

Ama zaten önemli olan iddianame değil.

Burada İmamoğlu ile Devlet karşı karşıya.

Zaten yargı sürecinin yanı sıra ima edilen de bu: “Devlet İmamoğlu’na teslim edilemez.”

Bu cümleyi ilk defa duymuyoruz, ilk kez İmamoğlu için duymuyoruz. Hiçbir şeyden ders almadığımız için muhtemelen son kez de duymuyoruz.

Bunların hepsi belki de aksi mümkün olmadığı için yaşamak zorunda kaldığımız süreçler.

Keşke izleyebilsek, keşke ders alabilsek.

CHP bu davanın canlı yayınlanmasını istedi.

Türkiye’nin güçlü adamı Devlet Bahçeli “Yayınlansın” dedi.

En güçlü kişisi, Cumhurbaşkanı “Neden olmasın, olabilir” dedi.

Ama olamadı.

Zannederim Ekrem İmamoğlu’nun son birkaç davasındaki “siyasi savunmaları” canlı yayının önündeki engel oldu.

İnşallah dava hızlı tahliyelerle başlar diye diliyorum.

Hemşehri zaafı

İBB Davası sürecinin ortaya koyduğu bence en önemli şey, Ekrem İmamoğlu’nun adam seçme konusunda zafiyeti olduğu.

Ekrem İmamoğlu iyi bir siyasetçi. Güçlü bir figür, çalışkan, dirayetli.

Ancak çevresini oluşturma konusunda başarısız olmuş.

Siyasi hiçbir yönleri olmadığı halde yanına hemşehrisi ve yakın dostu diye aldığı kişiler tarafından satılmış.

Cezaevinde kendisi ile yaptığım röportajda bunu kendisine sordum.

Yanıt vermediği tek soruydu galiba.

Bunun en açık örneği Ertan Yıldız.

Söyledikleri doğru mudur, değil midir, bilemem.

Yargı sürecinde ortaya çıkacak umarım.

Ama ister itirafçı olsun, ister iftiracı Ertan Yıldız İmamoğlu’nun en yakını olarak belediyeye soktuğu bir isimdi. Yıldız kadar önemli pozisyonda olmasa da başka böyle isimler de var ve neredeyse hepsinin ortak noktası “hemşehricilik” ürünü olmaları.

Bu da galiba İBB Başkanı’nın en büyük zaafı.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Hiç değilse çoğunu tutuksuz yargılayabildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kullanan çokmuş, bırakın baronu, torbacı bile yokmuş
Köşe Yazıları
Kullanan çokmuş, bırakın baronu, torbacı bile yokmuş

Fatih Altaylı

Nisan 12, 2026

Korkmayın, artık ABD’nin hedefi değiliz!
Köşe Yazıları
Korkmayın, artık ABD’nin hedefi değiliz!

Fatih Altaylı

Nisan 10, 2026

Bu kadarı “normalleştirme” olmuyor mu!
Köşe Yazıları
Bu kadarı “normalleştirme” olmuyor mu!

Fatih Altaylı

Nisan 9, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Mert Ramazan DemirFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Oyunculuk para için yapılacak iş değil!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli 00:00 Giriş 01:29 Yeni aldığı motoru 04:14 Hayatının göz önünde olmasından rahatsız mı? 06:10 Karşı cinsin ilgisinden rahatsız mı? 07:10 Oyunculuğa ne zaman başladı? 14:19 Ailesi neler yapıyor? 15:42 İstanbul'daki ilk günleri 22:15 Dijital platform işlerini özellikle mi seçti? 26:23 Disney'deki yeni işi onu tatmin etti mi? 27:30 Yapım işlerine dahil oluyor mu? 28:01 Tiyatro hakkında ne düşünüyor? 29:33 Kazandığı parayı nasıl değerlendiriyor? 33:15 Ailesi dizilerine dair yorum yapıyor mu? 33:56 Evlilik düşüncesi var mı? 35:06 Gelecek planları neler? 36:58 Oyunculuğu nasıl öğrendi? 38:28 Spor yapıyor mu? 46:24 Kapanış Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Nisan 5, 2026
Geçmişten günümüze kütüphaneler görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Oğuz Selim Başar & Fatih AltaylıGeçmişten günümüze kütüphanelerhttps://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-temizleyicisi?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_hava_temizleyici_kampanyasi_march26 https://www.sharkninja.com.tr/collections/kablosuz-supurgeler?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_kampanyasi_march26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:50 Kütüphane nedir? 06:06 Bir yerin kütüphane olması için kaç kitap barındırması gerekli? 11:50 Parşömen nedir? 22:16 Eski kütüphaneler 27:19 İskenderiye Kütüphanesi 31:36 İskenderiye Kütüphanesi nasıl yok oldu? 35:46 Bergama Kütüphanesi 42:56 Celcus Kütüphanesi 44:13 Beytü'l Hikme 45:39 Joanina Kütüphanesi 47:03 Bodlean Kütüphanesi 58:43 Düşes Anna Amalia Kütüphanesi 1:01:49 Klementinum Kütüphanesi 1:04:02 Avusturya Milli Kütüphanesi 1:06:04 Bibliothèque nationale de France 1:06:45 Kitaplar nasıl muhafaza edilmeli? 1:13:25 Britanya Milli Kütüphanesi 1:15:58 ABD Kongre Kütüphanesi 1:17:58 Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi 1:21:03 Oğuz Selim Başar'ın kütüphane merakı nereden geliyor? 1:24:08 Efemera nedir? 1:29:21 Bir kütüphane nasıl kullanılmalı? 1:32:50 Kapanış
Nisan 5, 2026
"Her sanatçı çağının tanığıdır" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Bedia Ceylan Güzelce & Fırat Engin"Her sanatçı çağının tanığıdır"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 02:32 Heykel bölümü nasıldı, imkanlar neydi? 03:11 Heykel bölümünde öğrenciyken hangi malzemeleri sevdi? 08:33 Sanatçının yolculuğunda farklı dönemler nasıl belli oluyor? 11:13 "Bu iş oluyor" dediği nokta neresiydi? 12:10 Bugünün dünyası sanatını nasıl etkiledi? 14:33 Yeni hangi projelerle uğraşıyor? 15:12 Teknolojinin heykele katkısı nasıl? 17:26 Kapanış
Nisan 3, 2026