
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Özel İmamoğlu’nu satar mı!
Kabine
Az mı, çok mu!
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Özel İmamoğlu’nu satar mı!
Fatih Altaylı
Mart 16, 2026
Yazı İçeriği
Özel İmamoğlu’nu satar mı!
Kabine
Az mı, çok mu!
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Özgür Özel’in işi zor.
Aynı anda hem İmamoğlu uğruna partiyi harcamakla ve fazla İmamoğlucu olmakla suçlanıyor, hem de İmamoğlu’nu harcayıp İmamoğlu’ndan gizli iş çevirmekle.
Bu birbirine taban tabana zıt iki suçlamayı yapanlar ise hem CHP’deki “parti içi muhalefet” denilen grup, hem de iktidar yanlısı gazeteciler ve siyasetçiler.
Özgür Özel, birbirine zıt bu iki tavrı aynı anda gösterebiliyorsa büyük siyasetçi demektir.
Oysa durumun bu olmadığını hepimiz biliyoruz.
Özel, yasal durum kesinleşinceye kadar İmamoğlu’nu satmaz.
Çünkü biliyor ki, elindeki en güçlü Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu.
Organizasyon gücü, toplumda yarattığı etki, kişisel karizması, ekip çalışması konularında İmamoğlu CHP’nin bugüne kadar gördüğü en iyi aday. Özgür Özel bunu hepimizden daha iyi biliyor.
Mansur Yavaş da iyi aday ama yukarıda saydığımız başlıkların hepsinde İmamoğlu önde.
Yavaş organizasyon konusunda bir İmamoğlu değil. Ekip konusunda yanına bile yaklaşamıyor. Kişisel karizması var ama Erdoğan’la karşılıklı sahaya çıktığı zaman bunu ne kadar koruyabilir bilinmiyor.
Dahası Mansur Yavaş aday olarak ortaya çıkar mı kimse bilmiyor.
Özgür Özel kendisinin aday olmayacağını zaten kırk kere söyledi. Bu söz konusu bile değil.
Bu yüzden de YSK “Ekrem İmamoğlu aday olamaz” demedikçe ya da İmamoğlu’nun adaylığını engelleyecek mahkumiyetler kesinleşmedikçe Özgür Özel İmamoğlu’ndan vazgeçmez.
Eğer İmamoğlu’nun aday olamayacağı yargı kararı ile netleşirse ve Mansur Yavaş “Ben varım” derse CHP’nin adayı Mansur Yavaş olur.
Mansur Yavaş kendi “İstemiyorum” demedikçe durum budur.
Özgür Özel bu konuda nettir.
Peki parti aynı oranda net midir!
İşte asıl mesele orada.
Cezaevinde olduğum müddette şunu gördüm.
Göz ardı edilemeyecek sayıda CHP’li Ekrem İmamoğlu’ndan çok da hoşlanmıyor.
Herkesi ziyaret edip, Ekrem İmamoğlu’na uğramayan, cezaevine neredeyse her hafta gelip, bir kez bile Ekrem Bey ile görüşmeyen CHP’li vekiller vardı.
Ki bunların hepsi de Kılıçdaroğlu’nun adamları değildi.
Özgür Özel’in asıl sorunu bence bu olacak.
Ki zaten bugün ortaya çıkan dedikoduların kaynağı da bu milletvekilleri olsa gerek.
Kabine
Medyamız sürekli kabine değiştirmekten sıkılmadı.
Ve 2 yıl boyunca her gün yazdıktan sonra kabinede iki bakanın değişmesi üzerine şimdi yine ve yeniden kabinede revizyon haberleri ortalıkta dolaşmaya başladı.
Her seferinde ilk sıraya Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’u, arkasına Milli Eğitim Bakanı Tekin’i ve onun ardına da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’ı yazıyorlar “Gidiciler” diye.
Doğrusu ben pek bu kanaati paylaşmıyorum.
“Turizm Bakanı gidecek” diyenler bu tezlerini Kartalkaya’daki yangına bağlıyorlar.
Geçiniz.
Bakan başka bir AK Partili olsa can kaybına sebep olduğu iddia edilen denetimler yapılmış mı olacaktı! AK Parti’nin yapacağı denetimi Bakan mı engelledi!
Bunun böyle olmadığını, bakan kim olursa olsun sonucun değişmeyeceğini en iyi Cumhurbaşkanı Erdoğan biliyordur. Bu gerekçe ile Bakan’ı değiştirmez. Hele hele turizmde rekorlar kırılır, gelirler artarken ve en başarılı ve hatta belki de sayılara bakarak tek başarılı bakan Turizm Bakanı gibi görünürken bence bu değişiklik olmaz. AK Parti içinde bazıları çok istese de olmaz. En azından yangın nedeniyle olmaz.
“Milli Eğitim Bakanı gidecek” diyenlerin gerekçesi ise Bakan Yusuf Tekin’in fazla ideolojik davranması ve bu nedenle yapılan eleştiriler.
Bu tez iyice komik.
Türkiye’de AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan daha ideolojik biri var mı Allah aşkına.
Sizce Yusuf Tekin, patronu Erdoğan’a rağmen mi ideolojik bir yönetim anlayışı sergiliyor yoksa onun gözüne girmek için mi ideolojisini milli eğitime yansıtıyor?
Tekin’in güçlü yönü ideolojisi. Büyük ihtimalle koltuğunu koruyorsa ideolojisine bağlılığı nedeniyle koruyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın görevden alınacağını söyleyenlerin net bir gerekçesi yok. Genel olarak başarısız olduğunu söylüyorlar.
Ancak Curriculum Vitae’sine baktığınız zaman eğer eğitime ve geçmişe bağlı bir liyakat söz konusu ise AK Parti içinde bu işe Bayraktar’dan daha uygun biri yok gibi görünüyor. Hani neredeyse bir head hunter’a “Bana buraya uygun birini bulun” deseniz ve Bayraktar’ın CV’si önünüze koyulsa, işe alacağınız türden biri.
Kendisini şahsen hiç bilmediğim için bir şey söyleyemem ama görevden alınması için parti içi dengeler dışında bir gerekçe olduğunu zannetmiyorum.
Ki zaten medyamız kabine değişikliği dediği sürece Cumhurbaşkanı Erdoğan kabine falan değiştirmez.
Kabine değişse değişse seçime kısa süre kala değişir. Orada da kimlerin gideceğine anketler karar verir.
Eğer seçim riskli görünüyorsa Mehmet Şimşek gider.
Seçim kazanılır gibi duruyorsa Mehmet Şimşek bile gitmez.
Az mı, çok mu!
Bugünlerde yine THY üst yönetimin maaşlarını tartışıyoruz.
Kimi diyor ki “Bu maaşlar Türkiye şartlarında çok yüksek”, kimi diyor ki, “THY bir uluslararası dev şirket. Elbette yüksek maaş alacaklar. Dünyadaki benzerlerine göre az alıyorlar”. Bunu söyleyenlere karşı çıkanlar da “İyi de oraya gelenler liyakatle mi geliyor, siyasi atamalarla geliyorlar. Başka ülkelerde başka havayollarında durum bu değil.”
Biraz Nasreddin Hoca gibi olacağım ama bana göre bunları söyleyenlerin hepsinin kendine göre haklılık payı var.
Önce şunu soralım.
THY başarılı bir şirket mi?
Sayılar yalan söylemiyorsa ya da açıklanan veriler doğru ise başarılı. Sürekli büyüyen kârlı bir şirket. Demek ki atamalar siyasi de olsa, gelenler işlerini kötü yapmıyorlar.
Peki maaşlar yüksek mi?
Genel müdür ayda 2,5 milyon TL’ye yakın bir maaş alıyor. Diğer tepe yöneticiler de o civarda. Yani Türkiye şartlarında epey yüksek. En üst düzey bürokrattan da, milletvekillerinden de, Cumhurbaşkanı’ndan da yüksek maaş alıyorlar. Ki bu da normal, British Airways’in CEO’su İngiltere Başbakanı’ndan yüksek maaş alıyor.
Ancak ben bire bir karşılaştırmaları doğru bulmam. İlla bir kıyas gerekir.
Nasıl kıyaslayabiliriz!
Basit, THY yöneticilerinin maaşlarını yabancı ülkelerdeki benzer büyüklükteki şirketlerin yöneticilerinin maaşlarıyla, Türkiye’deki asgari ücreti de o ülkelerdeki asgari ücretle kıyaslayarak.
Madem British Airways dedik. Oradan gidelim.
British Airways CEO’nun geçen yılki maaşı bonuslar dahil yaklaşık 2 milyon 750 bin dolar.
Bunun yüzde 45’ini vergi olarak ödeyince eline kalan yaklaşık 1 milyon 515 bin dolar.
İngiltere’de asgari ücret yıllık 26 bin 400 dolar.
CEO’nun yıllık kazancı, asgari ücretin 56 katı.
Bizim THY’nin genel müdürünün yıllık maaşı dolara çevirince yaklaşık 750 bin dolar.
Türkiye’deki yıllık asgari ücret dolar cinsinden yaklaşık 6 bin 600 dolar.
THY genel müdürünün kazancı asgari ücretin 113 katı.
Karşılaştırmayı Air France-KLM üzerinde de yapalım.
Avrupa’da en yüksek gelir elde eden havayolu CEO’su Air France’ınki.
4,5 milyon dolar civarı bir geliri var. Vergiden sonra eline kalan 2 milyon 450 bin dolar.
Fransa’da net asgari ücret yıllık 20 bin 400 dolar.
Air France CEO’sunun maaşı 120 asgari ücret ediyor.
Yani böyle bakınca THY genel müdürü Air France CEO’suna göre az, British Airways CEO’suna oranla çok kazanıyor.
Az mı, çok mu, kararında mı?
Kararı siz verin.
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Al birini vur öbürüne dedirtmedikleri zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar





