
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
“Salı günü Beyefendi rozetini takacak”
Yavaş’a saygı
Para cezası ile kurtulur mu?
“Salı günü Beyefendi rozetini takacak”
Fatih Altaylı
Mayıs 9, 2026
Yazı İçeriği
“Salı günü Beyefendi rozetini takacak”
Yavaş’a saygı
Para cezası ile kurtulur mu?
Akşam Sözcü TV’de Özgür Özel’in açıklamalarını izlediniz mi bilmiyorum.
Oldukça uzun bir programdı ve sonunda ekran karşısında uyuyakalmışım. Bence siyasetçiler bu kadar uzun söyleşiler yapmamalı.
Maksimum 2 saat iyidir. Bu kadar uzun bir röportajda benim gibi meraklısı bile sıkılıp, uyuyakalıyorsa bu konulara çok da meraklı olmayanını siz düşünün.
Sohbetin izleyebildiğim bölümünün önemli konularından biri Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye geçip geçmeyeceği idi.
Anlaşıldığı kadarıyla bu konuda CHP’de bile net bir bilgi yok, Köksal’a ulaşamıyorlar ve “Geçiyorum” ya da “Geçmiyorum” şeklinde net bir yanıt alamıyorlar. Ama “Ulaşamıyorsak, telefonlarımıza dönmüyor ya da açmıyorsa demek ki geçiyor” diyerek geçeceğini düşünüyorlar.
Haklılar.
Dün Faruk Süren’le mutat öğle yemeğimizi yedikten sonra, ceketinin dikişinde yapılan bir küçük hatayı göstermek üzere elbiselerini diktirdiği terziye uğradık. Bizim eski ve efsane Başkan elbiselerinin dikişi konusunda çok hassastır. Terziye milim milim anlatır neyi nasıl istediğini. Buna rağmen arzu ettiği gibi açılmamış bir ilik bile Faruk Bey için hemen düzeltilmesi gereken büyük bir hatadır.
Neyse, terziye girdik ve içerde AK Parti’nin önemli isimlerinden biri ile karşılaştık. Yıllardır tanıdığım, şimdilerde de partinin önemli görevlerinden birini üstlenmiş biri.
Selam sabahtan sonra aklımdaki ilk soruyu sordum.
“Afyon Belediye Başkanı sizin partiye geçiyor mu!”
Aldığım yanıt kısa ve netti.
“Evet”
Sonra ekledi, “Salı günü grup toplantısında Beyefendi rozetini takacak ve Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Hanım AK Partili olacak.”
“Peki, bu geçişlerin partiye bir faydası oluyor mu?”
“Gelmek isteyene kapıyı kapatacak halimiz yok. Mutlaka faydası da oluyor. AK Parti’nin hâlâ güçlü ve cazibe merkezi olduğunu gösteriyor. İktidarı kaybedeceği söylenen bir partiye insanlar niye gelsin. Demek ki, güçlüyüz. Bu onu gösteriyor.”
“Partinin eski MKYK (Merkez Karar Yönetim Kurulu) üyesi avukat Mücahit Birinci bunların partiye fayda değil zarar verdiğini söylüyor. Katılmıyor musunuz?”
“Andığınız isim eski MKYK üyesi. Üyesiymiş. Burada 110 kişi var. Bunların bazılarını Beyefendi tanımaz bile. Bunu şu manada söylüyorum, bazılarının partide bir ağırlıkları yoktur. O kişinin de öyle. Asıl olan Merkez Yönetim Kurulu’dur. Yani eskiden de partide bir ağırlığı bir önemi yoktu. Zaten artık AK Parti’de de değil. İstediğini düşünebilir.”
Faruk Bey terziyi beklerken, sohbet de ister istemez derinleşti.
Konu ekonomiye geldi. Mehmet Şimşek’e yönelik eleştirileri sordum.
“Yanı başımızda bir savaş sürerken ekonomideki sorunları tartışmak için uygun bir zaman değil. Savaş bugün sona erip, ateşkes ya da barış ilan edilse bile büyük zarar verdi. Orta Vadeli Program’ın hedeflerinin şaşması kaçınılmaz. Sadece bizde değil, her yerde ekonomiler ciddi sorunlar yaşadı savaş yüzünden. Mutlaka yeni hedefler açıklanacaktır. Çünkü eski program artık ulaşılabilir bir hedef olmaktan çıktı. Her şey programa uygun giderken birdenbire altüst oldu tüm hesaplar.”
Bu sözlerden ekonomide beklentilerin değiştiğini anlıyorum.
“Seçim yılına giderken sizin için kötü olmuştur.”
“Ekonomi açısından evet ama bir yandan da Türkiye’de güçlü bir liderin olmasının önemini ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanı bu badirenin ortasında Türkiye’yi güvende tutan adam olarak öne çıktı. Evet, savaşın götürüsü oldu ama getirisi de oldu. CHP’nin de dağınık görüntüsü bize yarıyor.”
“O halde bir baskın seçim olabilir.”
“Hiç zannetmiyorum. 2026 yılında bir seçim olmaz.”
Biraz daha sohbet ettikten sonra Faruk Bey’in terziyle işi bitiyor ve terzi de bir şeyler öğrendi, biz de çok öğrenmiş olarak ayrılıyoruz.
Yavaş’a saygı
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Beykoz Belediyesi’nin vekil başkanı Özlem Vural Gürsel ve şimdi de Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın seçildikleri partiyi bırakıp siyaseten tam zıt rakip partiye geçmeleri ülkedeki kadın siyasetçiler açısından hiç de iyi bir intiba bırakmıyor.
Siyasette kadınların daha etkin olmasını savunan ve kadınların erkeklerden daha sağlam durduğunu düşünen biri olarak bende bile hayal kırıklığı yaratıyor bu durum. Tansu Çiller’in Türk kadın siyasetçilere vurduğu darbeden sonra ikinci darbe de bu dönemde geldi.
Ancak bu belediye başkanı transferleri bir şeyi daha ortaya koydu.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “duruşu”…
İster CHP’li olun, ister AK Partili, ya da bir başka partinin mensubu veya seçmeni, Mansur Yavaş’a saygı duyarsınız.
Her gün hakkında soruşturmalar açılıyor. Her gün dava tehditleri, çevresindeki pek çok kişiye uzatılan yargılamalar. Türkiye’nin hukuk ortamında büyük ihtimalle uykuları kaçıyor, her sabah kapısının çalınabileceği tedirginliği içinde.
Ve biliyor ki, Çerçioğlu’nun, Köksal’ın, Gürzel’in, bırakın onları; Keçiören’e belediye başkanı yaptığı yakın arkadaşı Mustafa Özarslan’ın yolunu izlese, bunların hepsi bir anda kesilecek. Ne soruşturma kalacak, ne dava tehdidi, ne görevden alınma tedirginliği, ne de Silivri’deki CHP’lilere katılma korkusu.
Ama yapmıyor.
Gitmiyor, kökten CHP’li olmadığı halde partisinden istifa etmiyor, AK Parti’ye geçmiyor.
Bilmiyor mu bir telefon kadar yakın olduğunu, kendisine verilen huzursuzluğu sona erdirmenin ne kadar kolay olduğunu.
Ama onurlu bir duruşu, onursuz bir huzura tercih ediyor.
Ne diyelim.
Helal olsun!
Para cezası ile kurtulur mu?
Fenerbahçe başkan adayları getirecekleri futbolcular ve teknik direktörler üzerinden propaganda yaparken, Fenerbahçeli medya, kulübün UEFA incelemesinde olduğunu ve transferlerdeki usulsüzlükler ve limit aşımları nedeniyle kulübe bir ceza verilmek üzere olduğunu yazıp anlatıyorlar.
İddia şu: Fenerbahçe, Finansal Fair Play kuralları gereği kendisine tanınan harcama limitlerinin çok üzerine çıkmış ve bu nedenle UEFA incelemesine alınmış. Ayrıca Kerem Aktürkoğlu transferindeki “hülle” veya usulsüzlük nedeniyle de ayrı bir soruşturma yürüyormuş. Çünkü Aktürkoğlu’na verilen para kulüp hesaplarında yokmuş, Aktürkoğlu’nun ücreti açıktan Hakan Safi tarafından ödeniyormuş.
Bu iddialar doğru ise, ki limit aşımı zaten saklanabilecek bir şey değil, soruşturma da beklenmedik bir şey olmaz.
Bununla ilgili bilgi alabilmek umuduyla, böyle bir soruşturma ve iddia edildiği gibi 12 ila 15 milyon euroluk bir ceza olup olmadığını öğrenebilmek umuduyla UEFA’da görevli tanıdığım bir spor hukukçusunu aradım.
“Böyle bir soruşturma olup olmadığını bilmiyorum ki bilsem bile zaten söyleyemem. Ancak Türkiye’de konuşulan iddialar gerçek ise ve bu UEFA’ya bildirilmişse, UEFA bunu önce ülke federasyonuna sorar, aldığı yanıta göre kendisi de bir inceleme yapabilir ya da federasyonun yanıtına dayanarak bir ceza verebilir. Bunlarla ilgili hiçbir fikrim yok. Sadece Türkiye’de konuşulanlara dayanarak bunu söylüyorum. 15 milyon euro para cezası meselesine gelince. Yine Fenerbahçe’nin durumunu bilmediğim için prensip olarak şunu söyleyeceğim. Böyle bir durumda sadece para cezası gelmez, transfer yasağı da gelebilir. UEFA özellikle Avrupa’nın 5 büyük liginde bu konularda çok hassas. Türkiye’de aynı hassasiyeti gösterirler mi bilmem. Aslında biz buna Finansal Fair Play değil, Finansal Sürdürülebilirlik Kuralları diyoruz. Ülkenin ekonomik koşulları, piyasalardaki durum nedeniyle bazen esneklik de olabiliyor bu kuralların uygulanmasında ama hileye göz yumulmuyor, o kesin. Eğer Fenerbahçe’ye bir ceza verilirse, bu para cezasıyla sınırlı olmaz. Transfer yasağı da gelir. Bu daha önce Chelsea’nin başına geldi mesela. Hem para cezası ödediler hem de hatırladığım kadarıyla iki yıl transfer yapamadılar. Çünkü Abromoviç açıktan ödemeler yapmıştı futbolculara. Dahası, Avrupa Kupalarına katılım yasağı ve UEFA’dan gelecek ödül paralarının ödenmemesi gibi cezalar da var. Eğer bir futbolcuya gizli ödeme yapıldıysa, bu açıktan veya menajerler üzerinden olabilir, UEFA’nın en hassas olduğu konu budur. Eğer bu kanıtlanırsa para cezası çok basit kalır. Avrupa Kupalarına katılmama, transfer yasağı eklenir cezaya.”
Buradan anladığım şu.
UEFA incelemesi netleşmeden, başkan adaylarının “transfer vaatleri” hiçbir anlam ifade etmiyor.
Turbun büyüğü UEFA’nın heybesinde olabilir.
Başkan adayı Safi kaş yapayım derken göz çıkarmamıştır inşallah.
Ne zaman insan oluruz?
Başkasının başarısızlığı ile değil, kendi başarımızla yükseldiğimiz zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







