İstanbul 27°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Bakanlığın halk plajı 400 TL olur mu!

  • Haluk Levent’ten teşekkür

  • Muhalif seçmen apolitikleşirken

  • Demirtaş yanıltmıyor

  • Terim federasyon başkanı olur mu?

detail banner reklam

Bakanlığın halk plajı 400 TL olur mu!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 24, 2026

Yazı İçeriği

  • Bakanlığın halk plajı 400 TL olur mu!

  • Haluk Levent’ten teşekkür

  • Muhalif seçmen apolitikleşirken

  • Demirtaş yanıltmıyor

  • Terim federasyon başkanı olur mu?

Aşağıdaki satırları okuyacak olanların bazıları “Memleketin bu durumunda senin derdin bu mudur?” diyeceklerdir muhtemelen.

Biliyorsunuzdur, yaz aylarında Bodrum’a gittiğim zaman denize girmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın işlettiği plajları tercih ettiğimi daha önce yazmıştım.

Bu tercihi yapmamın birkaç nedeni vardı.

Birincisi, Bodrum sahillerindeki “lüks beach’lerden” çok daha ucuzdu.

İkincisi, bu plajların müşteri profili bana çok daha uygundu. Görgüsüzce bir lüks, havada uçuşan şişeler, yanar döner meyveler, Şeyma Subaşı tarzı profiller yoktu.

Ne var ki, bu yıl bu plajları kullanmak pek de yukarıda söylediğim gibi olmayacak galiba.

Dün mail kutuma bir mail düştü.

Aktarayım:

“Sevgili Fatih Bey, öncelikle yaşadıklarınız için geçmiş olsun diyeyim. Her ne kadar zorunlu nedenlerle geçen yaz size rastlayamamış olsak da, daha önce sizinle zaman zaman Bodrum İçmeler’deki Kültür ve Turizm Bakanlığı halk plajında karşılaşıyorduk. Hatta bir keresinde büfenin önünde kısa bir sohbet de etmiştik.

Ben emekli bir silahlı kuvvetler mensubuyum. Zannederim Bodrum’da sizinle komşu olan minik bir evimiz var, yılın hemen hemen yarısını burada geçiriyoruz. Zaman zaman çocuklarımızı, torunlarımızı burada ağırlıyoruz.

Bu yıl da sizinle henüz karşılaşmadık. Zannederim yazlığa gelmediniz.

Geldiğiniz zaman sizi bir sürpriz bekliyor olacak.

Kültür Bakanlığı’nın işlettiği plaja geldiğiniz zaman artan fiyatlara şaşıracaksınız.

Burası sözde bedava. Ancak sizin de bildiğiniz gibi girişte şezlong ücreti adı altında bir ücret alınıyor.

Bu ücret bu yıl kişi başı 400 TL olmuş ve daha önce bizim gibi emeklilere uygulanan indirim de kaldırılmış.

Eşimle beraber her gün bir iki saat denize geliyoruz ve önce otopark parası altında bir ücret ödüyoruz, sonra da 800 TL plaj ücreti.

Bu da ayda 30 bin TL sadece denize girme parası demek.

Çocuklar, torunlar gelirse zaten yandık.

Üstelik ben nispeten daha iyi bir emekli maaşı alıyorum.

Bu çok açık biçimde emekliler denize falan gelmesin demek.

Temizlik, bakım gibi giderler için cüzi bir ücret elbette alınabilir. Ama bu kadarı artık ayıp. Sadece giriş için 400 TL bana ve bu plajı kullanan benim yaşıtlarım için oldukça fazla.

Bakanlığımız burada sadece zenginlerin yaşadığını düşünmesin.

Onlar da var elbet ama çoğunluk bizim gibi orta halli emeklilerden oluşuyor.

Bu satırlar size ulaşıp okuduysanız çok teşekkür ederim.

Bu yaz belki yine karşılaşırız. Ama bu fiyatlarla her gün gelme ihtimalimiz azalıyor, haliyle karşılaşma şansımız da!

İyi yazlar diliyorum.”

Emekli okurum haklı.

Devlete ait, kamu hizmeti vermek için var olan bir bakanlığın halk plajı böyle yüksek fiyata olamaz.

Sadece denize girebilmek için kişi başı 400 TL almak adil değildir.

Her ne kadar Bodrum lüks tatilin adresi gibi algılansa ve bu tür yerler giderek artsa da, halk için açılan ve bakanlığa ait bir tesiste vatandaştan bu para alınamaz.

4 kişilik bir aile günde 1600 TL denize girme parası veremez, vermek zorunda da değildir.

Kendinizi zenginin iktidarı zannedebilirsiniz.

Ama herkesi zengin zannetmeyin.

Haluk Levent’ten teşekkür

Dün Haluk Levent’in Ahbap Derneği’nin deprem ertesinde halktan topladığı o günün parası ile 3 milyar ya da 158 milyon doları nasıl harcadığı ile ilgili bağımsız denetim raporlarını sunması ve bu raporları derneğin internet sitesinde sürekli açık tutması gerektiğini yazdım.

Haluk Levent’ten bir yanıt geldi.

Ahbap Derneği’nin başkanı olarak şöyle yazmış:

“Sevgili Abim, sana çok çok teşekkür ediyorum. Çok çok haklısın. 10 ay kadar önce denetim geçirmiştik. Düzenli denetleniyoruz. Yakında başlayacak denetim sonrası canlı yayında tek tek kuruşuna kadar hesap vereceğim. Sana sözüm söz. Bu mesaj burada kalsın.

Bu konudaki hassasiyetin ve duyarlılığın için sana minnettarım.”

Ben de Haluk Levent’e kibar ve sorumlu yanıtı için teşekkür ediyorum.

Deprem sırasında kendisine ve Ahbap Derneği’ne destek verdiğimiz sırada bize ve daha önemlisi topluma söz verdiği üzere sadece “kamu denetimi” değil, bağımsız denetim kuruluşlarına da denetim yaptırmasını ve bu denetim raporlarını halka açıkladıktan sonra derneğin internet sitesinde de sürekli açık halde tutması gerekiyor.

Hatta tüm mali tablolar da burada açık olmalı.

Bu denli halk desteğine mazhar olmuş bir organizasyondan ve kurumdan beklenen budur.

Başkalarına da iyi bir örnek olur.

Muhalif seçmen apolitikleşirken

İki şey vakayı adiye haline geldi.

Birincisi, CHP’li belediye başkanlarının tutuklanması, ikincisi de CHP’li belediye başkanlarının AK Parti’ye katılması.

Hatırlayın, ilk olarak Esenyurt Belediyesi’ne operasyon yapılıp, Belediye Başkanı Ahmet Özer tutuklandığı zaman kıyamet kopmuş, günlerce manşet olmuştu.

Sonrasında giderek alıştık ve 1,5 yıla yaklaşırken tutuklanan belediye başkanlarına değil, tutuklanmayan belediye başkanlarına şaşırır olduk. Artık haber değeri bile kalmadı “Silifke Belediye Başkanı tutuklandı, Adalar Belediye Başkanı tutuklandı” diye kıyıda köşede minik bir haber oluyor.

Bunun böyle olacağını da zannederim söylemiştik.

Sabah haberleri açtığımızda bir operasyon yapılmamışsa şaşırır olduk.

Diğer konu da farklı değil.

CHP’nin adayı olarak seçilen, muhaliflerin oyları ile seçilen belediye başkanları birer ikişer iktidar partisinin “güvenli çatısı” altına geçiyorlar. Bu artık çok sıradan bir hal aldı. Zannederim AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla Erdoğan bu yeni gelenlere rozet takmaktan yoruldu.

Bu durumun ortaya çıkardığı sonuç ise şu: “Muhalif seçmen giderek apolitik hale gelmeye başlayacak.”

“Benim gibi düşünüyor diye oy verdiğim kişi aslında benim gibi düşünmüyormuş, kandırılmışım.” diyecek, verdiği oyun bir işe yaramadığını düşünecek ve sandıktan uzaklaşacak. “Sahtekarlar için niye kendimi yorayım” diyecek.

Aday seçimindeki yanlışlıktan ötürü parti yönetimine de güvenini kaybedecek.

Muhalefet saygın olmaktan uzaklaşacak.

Basitçe düşünelim.

Muhalif seçmenin en kızdığı, en sevmediği siyasetçi, mesela diyelim ki Melih Gökçek.

Bugün muhalif seçmene “Melih Gökçek’e mi daha çok güvenirsin yoksa Mehmet Ali Çelebi’ye mi?” diye sorsanız bence büyük çoğunluk Melih Gökçek’i daha güvenilir bulacaktır. “En azından ne olduğu belli” diye, muhalif seçmeni kandırmadığı için.

Buna bir de Butlan Davası nedeniyle ortaya çıkan durumu ve Kılıçdaroğlu ve çevresince işgal edilmiş ana muhalefet partisini de eklerseniz bunun doğal sonucu muhalif seçmenin “apolitizasyonudur”.

İtiraf edin, iktidara ne kadar kızgın olursak olalım, sizin de içinizde böyle bir muhalefete karşı kırgınlık, böyle bir aldatılmışlık hissi yok mu!

Demokratik ülkelerde seçimlere katılımın temelinde “Kim kazanırsa kazansın sistem çok da değişmez” düşüncesi vardır.

Bizde ise katılım “Kim kazanırsa kazansın iktidar kazanıyor. Al birini vur öbürüne” düşüncesi olacaktır.

Demirtaş yanıltmıyor

Bugün muhalif seçmenin en tutarlı bulduğu ve zannederim en sevdiği politikacılardan biri Selahattin Demirtaş.

Gıkını çıkarmadan 10 yıldır cezaevinde.

Demirtaş’ın cezaevinde olmasının müsebbiplerinden biri olan ve bundan en ufak bir pişmanlık duymadığını pişmiş kelle gibi sırıtarak ekranlarda tekrarlayan Kayyum Kılıçdaroğlu, yediği haltın sonradan farkına “vardırılınca” bu kez de Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret edeceğini açıkladı.

Bunun üzerine ben de dün “Ben olsam Kayyum’un ziyaretine izin vermem. Kendisi ile görüşmem.” dedim.

Demirtaş’ın bu ziyareti kabul etmesinin aşırı bir nezaket ve zarafet olacağını yazdım.

Dün Demirtaş bir açıklama yaparak “Kayyum’un kendisini ziyaret etmesini istemediğini, kendisiyle görüşmeyeceğini” açıkladı.

Helal olsun diyorum.

Bu arada birkaç gün önce TBMM’deki “Terörsüz Türkiye Komisyonu”nda yer alan iktidar partisinden bir dostuma “Terörsüz Türkiye sürecini devam ettirme arzunuz var ise Selahattin Demirtaş içerde iken genç Kürtleri ikna edemezsiniz. Öcalan geçmişi temsil ediyor ama Demirtaş geleceği” demiştim.

Bunu daha önce defalarca söyledim ama son bir kez burada da yazmış olayım.

Terim federasyon başkanı olur mu?

Fatih Terim’in açıklamaları ve federasyon başkanlık koltuğunu işgal eden kişinin kendisine verdiği yanıtlar sonrası kafalarda “Terim federasyon başkanlığına mı talip?” sorusu oluşmuş.

Öyle ki, Fenerbahçe yöneticisi Mahmut Uslu “Sicili bozuk birisi federasyon başkanlığına aday olamaz” demek zorunda hissetmiş kendini.

İlginç buldum, garipsedim.

Ben futbolu, futbolun içinden gelen kişilerin yönetmesi gerektiğini savundum hep ve son dönemde birkaç kez “Aziz Yıldırım federasyon başkanı olsun” diye yazdım.

Buna karşılık Fenerbahçeli dostlarımızın bu denli Terim karşıtlığı akıl alır gibi değil.

Hakem odası basıp, hakem rehin alan bir sicile ses çıkarmayıp, futbol dışı nedenlerle basit bir kavgadan kaynaklanan sicile bozuk demek her şeyden önce haksızlık.

Mahmut Uslu gibi birine yakışmayan bir mantık hatası.

“Biz Terim’i istemeyiz” diyebilirsiniz ve hakkınız da olabilir ama sicil micil demek yanlış olmuş.

Beni bilirsiniz, Terim aşığı Galatasaraylılardan değilim. Terim’i 50 yıldır tanırım.

Aramızın iyi olduğu zamanlar da olmuştur, kötü olduğu zamanlar da. Son olarak davalık olmuştuk ama bu durum benim Terim’in mevcut şahıstan milyon kere daha iyi bir federasyon başkanı olacağı gerçeğini görmemi engellemez. Üstelik de uluslararası tanınırlığı, bilinirliği olan biri olarak çok da iyi olur.

Ancak zaten böyle bir şey olmayacak. Terim federasyon başkanı falan seçilmeyecek hatta aday bile olmayacak.

Şu anda duyduğum kadarı ile uzun zamandır hazırlanan ve bu koltuğa en azından müktesebat olarak yakışacağını düşündüğüm bir aday var.

Kayınpederi Fenerbahçe başkan adaylığından çekilmeyip, seçilseydi o da federasyon başkanlığına aday olmayacaktı.

Ama şu anda bildiğim kadarı ile aday.

Yakında siz de kendisini tanırsınız.

Zannederim Fenerbahçeli, ama önemli olan hangi takımı tuttuğu değil, o koltuğa layık olması.

Ne zaman insan oluruz?

Kırıcı olmak zorunda olmadığımızı bildiğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Ahbap çavuş
Köşe Yazıları
Ahbap çavuş

Fatih Altaylı

Haziran 23, 2026

Kesici: Kemal Bey, Özgürgiller’in ayrılmasını ister
Köşe Yazıları
Kesici: Kemal Bey, Özgürgiller’in ayrılmasını ister

Fatih Altaylı

Haziran 22, 2026

Üzülmeyin, zaten orada olmamamız lazımdı
Köşe Yazıları
Üzülmeyin, zaten orada olmamamız lazımdı

Fatih Altaylı

Haziran 21, 2026

  • Videolar

Tümü
"Utanma duygusunu kaybettik" görseli
FatihAltaylı
Bugün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek Kitap"Utanma duygusunu kaybettik"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 06:15 2026 Dünya Kupası 16:18 "Osmanlı İmparatorluğu'nda Duygular" kitabı 35:34 "Maddenin Evrimi" kitabı 36:42 "Altı Bardakta Dünya Tarihi" kitabı 56:03 Kapanış #işbirliği
Haziran 24, 2026
"Din duygusunun temelinde korku var!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Ahmet Arslan & Fatih Altaylı - Teke Tek Bilim"Din duygusunun temelinde korku var!"Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 02:20 Din nedir, felsefe nedir? 14:24 Hristiyanlık neden tek tanrılı bir din? 19:06 Çok tanrılı pagan dinleri neden felsefe değil de din? 25:41 Buda neden filozof değil de Thales filozof? 32:58 Filozof kimdir, Marx filozof mudur? 38:49 Sanat bir felsefe türü sayılır mı? 42:02 Einstein'ın "Tanrı'ya inanıyor musun?" sorusuna cevabı 46:40 Cübbeli Ahmet'in Göbeklitepe açıklaması 51:07 Kapanış
Haziran 21, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Keşke Ali Cabbar için dava açsalardı!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Emir Can İğrekFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Keşke Ali Cabbar için dava açsalardı!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:54 Kilo verme süreci 05:31 Spor yapması kadınların ona ilgisini artırdı mı? 06:41 Dijitaldeki şarkılarından para kazanıyor mu? 09:18 İlk şöhreti olduğnunda kaç yaşındaydı? 09:50 Müziğe olan merakını nasıl keşfetti? 12:03 İlk müzik eğitimini nasıl aldı? 12:29 Ailesi ne yapıyor? 13:35 Ünlü olma süreci nasıl gelişti? 16:40 Yılda kaç konser veriyor? 24:07 Nasıl Galatasaray'lı oldu? 27:14 Bestelerini kendisi mi yapıyor? 31:04 Ali Cabbar müziğinin çalıntı olduğu iddiası 34:47 Fiyakalı albümü ve albüm filmi 37:05 İdol olarak gördüğü sanatçı var mı? 37:56 Rap yapmayı bıraktığı için mutlu mu? 38:35 Kanye West konseri 41:22 Sanatçıların politik görüşlerine göre sınıflandırılması 45:42 Gelecekteki hedefleri neler? 46:50 Albüm ve single'ların farkı 48:49 Yakın tarihte konserleri var mı? 49:19 Dünya Kupası'nı takip ediyor mu? 50:57 Futbola bu kadar meraklıyken ileride yöneticilik yapmayı düşünür mü? 52:29 Konser vermeyi seviyor mu? 53:05 Ya birgün beni sevmezlerse korkusu var mı? 53:36 Dinleyici profilini inceliyor mu? 56:42 Sevgilisi var mı? 57:38 Gelecek planlarında evlenmek var mı? 1:00:10 Hiç aşık oldu mu? 1:03:07 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Haziran 21, 2026